Kitap Tanıtım: Edward Said Oryantalizm


Kitap Tanıtım: Edward Said Oryantalizm

A+ |Normal |A-

Son güncelleme: 23 Temmuz 2017 Pazar 20:24


Bugünlerde ne okuyacağım diye düşünenlere Edward Said'in "Oryantalizm" adlı eserini tavsiye edebiliriz. Öyle ki, okumuş olanların bugün için yeniden okumalarında da fayda görülecektir.

Küre Medya / Haber Merkezi
Batı’nın Doğuya bakışını ve Batı’nın Doğuyu kendi gözünden değerlendirmesini, Batı için Doğu’nun anlamını öğrenmek için, dönüp dönüp baş vurulacak kaynak hangisidir denilse, şüphesiz ki Edward Said’in Oryantalizm adlı eseridir.

Edward Said Oryantalizm Çeviren Nezih Uzel İrfan Yayıncılık 4.Baskı Mart 1998 İstanbul

Genel kültür düzeyine sahip herkes bilir ki, Batı’nın gözünde Doğu her zaman öteki olmuştur. Bunun neden böyle olduğunu, hangi şartlarda bu algının üretildiğini anlamak için şüphesiz ki belli bir araştırma yapmak gereklidir. Üretilen bütün yaklaşımların sebep ve sonuçlarını görebilmek içinde Edward Said’in Oryantalizmi okunmalıdır. Eserin ilk basımından sonra büyük bir yankı uyandırması ve birçok dile çevrilerek, konuyu araştıranlar için başucu kaynak oluşu, eserin muhtevası hakkında kanaati göstermektedir.

Edward Said eserinin giriş bölümünde çok çarpıcı tespitlerde bulunur.

Doğu’nun Bin dört yüz yıldır İslam’la yoğrulduğuna değinen Said, Doğu’nun on dört asrı İslâm ile birlikte geçmiş olduğunu ifade eder. Bu süre içinde bölgede var olmuş bütün eski uygarlıkların yaşamaya devam eden kalıntıları İslâm medeniyetinin üstün vasıfları içinde erimiş ve yeni bir sentez oluşturmuştur. Doğu toprağı, Doğu insanı bu zaman birimi içinde sanki yeniden doğmuş gibidir. İslâm’ın yüksek birleştirici gücü bu sırada hiç kuşkusuz çağlar ötesinde kalmış eski değerleri yeniden gün ışığına çıkarmış ve bunları getirdiği kendi değerleri ile birlikte tekrar insanlığın faydasına sunmuştur.

Edward Said böyle bir eseri neden yazma gereği duyduğunu anlatır ve bu nedenleri üç ana noktada izah eder.

Birincisi saf bilgi ile siyasî bilgi arasındaki farklardır. Said’in ifadeleriyle, “günümüzde Batı'da üretilen bilginin çoğu (özellikle Amerika Birleşik Devletleri’nden bahsediyorum) sağlamca sınırlandırılmıştır. Bu bilginin bilimsel, üniversiter karakterli, tarafsız ve her türlü dar ve taraf tutan doktriner görüşlerden uzak olduğunu belirtmeye özen gösteriyorlar. Belki bu davranışa teoride söylenecek hiçbir söz yoktur, ancak uygulamada gerçek hiç de öyle değildir. Hiç kimse bilim adamının hayatın yaşanan gerçeklerinden nasıl uzak duracağını belirleyememiştir. Hiç kuşkusuz o, bilsin veya bilmesin bir sınıfın insanıdır” der. Sonuçta bilim insanı ne yaparsa yapsın, diğerlerini ait olduğu sınıfın rengine boyamak ister.

Doğu'yu inceleyen kişi ister Avrupalı, ister Amerikalı olsun “kendi” gerçeğinin zorladığı temel kuralların dışına çıkamaz. Şunu bilmek zorundadır ki, Doğu öncelikle Avrupalı veya Amerikalı olsun “kendi” gerçeğinin zorladığı temel kuralların dışına çıkamaz. Şunu bilmek zorundadır ki, Doğu ile öncelikle Avrupalı veya Amerikalı olarak karşı karşıya gelmekte, onu daha sonra tek başına incelemektedir. Bu şartlar altında bir Avrupalı yahut Amerikalı olmak da büsbütün boşuna değildir. Bu oluş vakti ile kişinin sisli dahi olsa Doğu'da kesin çıkarları olan bir toplumun üyesi olduğu bilincine varmış olmamasını gerektiriyordu. Şimdi de aynı gerek duyulmaktadır. Belki bundan da daha önemli olan bir diğer nokta Batılı araştırmacının, Homer çağından beri Doğu ile ilişkiler sürdürmüş bir kara parçasının insanı olduğunu bilmesidir.

İkincisi Metodoloji sorunudur. Said, İnsani bilimler alanında bir hareket noktası bulmak ve formüle etmek, bir başlangıç prensibi yakalamak için metod’un ne ölçüde değer taşıdığına işaret eder. Edward Said,  ilk düşündüğüm konu “Avrupa’nın Doğu fikri”dir. Bu konuda elden geçecek malzeme sınırsızdır” der. Avrupa’nın Doğu’ya yaklaşımının metodolojisine değinir.

İlk ağızda çalışmasının önemli bir bölümünü önce İngiliz ve Fransızların, daha sonra Amerikalıların getirdikleri malzemelerinin üzerinde topladığını ifade eder. İngiliz ve Fransızların biriktirdiklerinin önceliğini ise, üzerinde tartışma yapılamayacak kadar malzemenin bolluğuna işaret eder.

Batılı yazarların Doğuya yaklaşımının tamamen önyargılara dayandığına özellikle dikkat çeken Said, “bütün kaynaklarına referans saydıkları tek ölçü hayalleridir” der.

Oryantalist, Doğu'dan söz açarken onun sırlarını Batı'ya yarar bir biçimde ele almakta ve Batı için konuşturmaktadır. Söylediklerinin içinde Doğu hiçbir zaman ön plana geçmez. Hiçbir zaman ilk sebep olarak görünmez. Bütün anlattıkları, bütün yazdıkları sanki anlatılmak ve yazılmak için düşünülmüş gibidir. Yazar daima Doğu'nun dışındadır, hem maddesi ve hem manası ile anlattığı dünyanın adamı değildir.

Oryantalistin zihninde Doğu kendini taktim edememektedir. Eğer Doğu kendi kendisini takdim edebilseydi herhalde sonuç başka türlü olurdu. Ama yapamamaktadır. Bu çalışma Batılılar tarafından yürütülür. Ve böylece “takdim” Batılıların hesabına çalışır. Marks’ın dediği gibi, “kendilerini taktim edemiyorlar, taktim edilmek zorundalar.” Said Oryantalizmi, çok sıkı dokunmuş kumaşı ile varlığını koruduğunu ve Batı dünyasına hizmetini yürüttüğünü ifade eder.

Üçüncüsü Kişisel Boyutlar: Edward Said’in eserini hazırlamasında belki de en büyük etken kişisel boyutlarıdır diye düşünülebilir. Kendisi bu hassasiyetini şöyle ifade etmekte:  

“Bu incelemenin içinde kendi kişisel duygularım şöylece gelişti: İki İngiliz kolonisinde büyüdüm ve bir “Doğu'lu” olduğumu öğrendim. Filistin ve Mısır olmak üzere bu kolonilerde ve daha sonra Birleşik Amerika’da aldığım kültür tamamı ile Batılı oldu. Bununla birlikte eski duyguları kalbimin derinliklerinde saklamaya devam ettim. Oryantalizmi incelerken biraz da gerilerde kalmış bu izleri hatırlamaya çalışıyorum. Her doğulu üzerinde ağır bir yük olarak sözkonusu kültürel baskıyı taşımaya devam etmektedir. Bu nedenle bütün dikkatimi İslâm Doğu üzerine çevirmiş bulunuyorum.”

Edward Said eserini üç kısımdan oluşturmaktadır.

Said 1 KısımdaOryantalizmin Alanını izah eder ve bu alanı da dört bölümde açıklamaya çalışır.

1. Bölüm “Doğuyu Tanımak”

2- Hayalden doğan coğrafya ve görünümler: Doğuluyu Doğululaştırmak

3-Projeler

4-Kriz

2. Kısımda, Düzenlenen ve yeniden düzenlenen oryantalizmi ele alır. 2. Kısmı da 3 bölümde izah eder.

1-Sınırları yeniden çizme, problemleri yeniden keşfetme, dini lâikleştirme

2-Silvistre de Sacy, Ernest Renan, Kari Marks, Akılcı antropoloji, filoloji laboratuvarı ve etkileri

3-Hristiyan hacıları ve İngiliz-Fransız gezginciliği

 3. Kısım Bugünkü oryantalizm. 3. Kısım da 4 bölümden oluşmaktadır. Dikkatlice okunması gereken çok önemli tespitler bu kısımda yer almaktadır.

1-Gizli oryantalizm - açık oryantalizm

2-Stil, uzmanlık, uzmanın görüşü, dünyada oryantalizm

3-Tam gelişme içindeki modern İngiliz-Fransız oryantalizmi

4-Son safha

(1) Haktan çizgiler ve bilimsel takdim

(a) Kültürel ilişkiler politikası

(b) İslâm... Sadece İslâm

(c) Doğulular... doğulular... doğulular

Kitabın içeriğinden bazı notlar:

-“Doğu'dan söz açan bütün yazarlar (Homere bile...) önyargılarla yola çıkarlar, daima dayandıkları ve bütün referanslarına kaynak saydıkları tek ölçü hayalleridir.” (Sayfa 37)

- “Amerikalılar Doğu'yu geleneksel ve egzotik açıdan değil stratejik ve ekonomik değeri ile görüyorlardı. Elektronik çağın eşiğinde yaşayan Batı vatandaşı için artık Dünya bilinmedik bir gezegen olmaktan çıkacaksa bu çabada Doğu'nun büyük payı bulunacağı anlaşılıyordu. Doğu bir mitolojik varlık olmaktan gittikçe uzaklaşıyordu. Bu varlığın içinde Batılıların ve özellikle Amerikalıların vazgeçilmez çıkarları yer alıyordu.” (sayfa 45)

- “Ortada Batılılar ve Doğulular vardı... Birinciler egemen; İkinciler, üzerinde egemenlik uygulanan kişilerdi. Bir başka anlatımla ülkeleri işgal edilmiş, iç işlerine katı biçimde el konmuş, canları ve malları şu veya bu Batılı gücün emrine bırakılmıştı.” (sayfa 58)

- “Doğulu hareket, söz ve düşünce yönünden bir Avrupalıdan tamamı ile ayrıdır. “Doğulu bir Doğuludur, dolayısı ile belirtildiği gibi Avrupa mantığı ve simetri duygusu kendisinden beklenemez...”(sayfa 62)

-“Dolayısı ile oryantalizm, Doğunun meselelerini bir sınıf, bir mahkeme, bir hapishane, bir el kitabı açısından ele alan, analiz eden, inceleyen, yargılayan, gözeten ve yöneten bir Doğu bilimidir.” (sayfa 65)

- “Burada göstermek istediğim şudur ki oryantalist gerçek aynı zamanda hem insanlık dışı hem de yapışkandır. Bu varlığın sınırları kadar kurumları ve evrensel etkileri de bugüne kadar süregelmiştir.” (sayfa 69)

-“ İktidar sahipleri için, yönettikleri dünya hakkında konuşmak er veya geç kaderlerinin gereğidir.” (sayfa 72)

-“ “Gelişmekte olan dünyayı çekip çevirebilmemiz için bir yol bulmamız gereklidir.”(sayfa 74)

-“Burada önemli olan şudur ki;Asya, Avrupa’nın hayal gücü sayesinde sesini duyurabilmektedir. Kendisini Asya’nın karşısında galip ilan eden dünya “karşı” dünyadır. Denizlerin ötesinde yer alan “düşman” dünyadır. Bu sırada Asya’ya boşluk duygusu, yenilgi ve felaket yakıştırılıyor. Doğu’nun Batı’ya saldırmasının pahasıdır bunlar. Ve ortada bir de şikayet var: Geçmiş şerefli bir devirde Asya’nın çok parlak olduğu, Avrupa’ya karşı daima zaferler kazandığı da unutulmuyor.” (sayfa 87)

-“Avrupa için İslâm devamlı bir felaket konusu idi. Onyedinci yüzyılın sonlarına kadar süren “Osmanlı belası” tüm Avrupa'yı yerinden oynatıyor, Hrıstiyan uygarlığı için aralıksız bir tehlike sayılıyordu. Zaman Avrupa’ya bu tehlikeyi genel hayatın akışı içinde eritmeyi öğretti.” (sayfa 92)

-“İslâm için kullanılan “Muhammedi” kelimesi de çoğu zaman “yalancı” kelimesi ile birlikte kullanılarak Hz. Muhammed’e yakıştırılır.137' Bu yanlış fikirlerden ve diğerlerinden “kırılamayacak bir halka doğmuştur. Hiçbir hayal gücü bu halkayı yok edemez. Hrıstiyan dünyasının İslâm hakkındaki fikirleri sağlam ve kendi kendisine yeterlidir.” (sayfa 93)

-“Oryantalizmi, zorunluluklar, belirgin görüş açıları ve Doğu konusunda ideolojik taraf tutma kuralları ile saptanmış bir görüş veya bir yazılar bütünü olarak düşünmek mümkündür. Doğu öğretilmekte, Doğu üzerinde araştırmalar yapılmakta. Bu sistem içinde Doğu yönetilmekte ve Doğu konusunda sınırları çok belirli konuşmalar yapılmaktadır. Dolayısı ile Oryantalizm penceresinden görünen Doğu, Batı bilimi ile getirilen, Batı bilincinde oluşan ve daha sonra Batı’nın imparatorluğu ile ortaya çıkarılan bir seri kuvvet elemanları ile çerçevelenmiş bir takdim sistemidir.” (sayfa 278)

Çok daha fazlası Edward Said’in Oryantalizm eserinde.

Küre Medya

Yukarı Dön



Etiketler:

Henüz yorum bulunmamaktadır!

Yorum yapyorum

 

Kategoriye Ait Diğer Haberler



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat