Kınama ve İntikam Değil, Af ve Barış Zamanı!


Abdullah YILDIZ, Kınama ve İntikam Değil, Af ve Barış Zamanı!

Abdullah YILDIZ


A+ |Normal |A-


Peygamber Efendimizi (s), "Kutlu Doğum Haftası" vesilesiyle bir kez daha anıyor ve O'na binlerce salât ve selâm ediyoruz. O'nu anmaktan ziyade anlamak zorundayız. Türkiye Müslümanları olarak, O'nun Mekke'yi fethettiğinde yaptığı konuşmaları, sanki bugün söylenmişçesine dinleyip kavramalıyız.
Kâbe'nin kapısında durarak yüzünde tatlı bir tebessümle halka hitap eden Efendimizin (s), Allah'a hamd ve sena ederek başladığı tarihi konuşmalar, ilk gün ve ikinci gün şöyle gerçekleşti:
"Allah'tan başka ilâh yoktur, yalnız O vardır; O'nun şeriki yoktur. O, vaadini yerine getirdi; kuluna yardım etti, (aleyhinde) toplanan düşmanları tek başına perişan etti. Bilmelisiniz ki, Câhiliyye devrine âit olup iftihar vesilesi yapılıp gelinen her şey, kan, mal dâvaları, bunların hepsi bugün şu ayaklarımın altındadır, hepsi kaldırılmıştır. Ey Kureyşliler! Cahiliye çağına ait olan atalarla övünme ve büyüklenme kaldırılmıştır. Bütün insanlar Âdem'den (as), Âdem de topraktan yaratılmıştır. İnsanlar iki kısımdır; bir kısmı Müslüman, diğer kısmı kâfirdir. Müslümanlar Allah katında değerli, kâfirler ise azgın ve yaramazdır. Kâfirlerin Allah katında hiçbir değeri yoktur." (Celaleddin Vatandaş, Hz.Muhammed'in Hayatı)
"Ey insanlar!.. Sizi, bir erkekle bir dişiden yarattık. Hem de sizi soylara ve kabilelere ayırdık ki, birbirinizi tanıyasınız. Biliniz ki, Allah katında en iyiniz, takvası en ziyade olanınızdır. Şüphe yok ki Allah Alîm'dir [her şeyi bilendir], Habîr'dir [her şeyden haberdardır]!" (Hucurat/13)
Efendimiz, bu birinci hitabesinden sonra, halka şöyle sordu:
-"Ey Kureyş topluluğu!.. Şimdi hakkınızda benim ne yapacağımı tahmin edersiniz?" Kureyş halkı:
-"Sen, kerem ve iyilik sahibi bir kardeşsin! Kerem ve iyilik sahibi bir kardeş oğlusun! Ancak bize hayır ve iyilik yapacağına inanırız" dediler. Efendimiz (s) bunun üzerine şöyle konuştu:
"Benim hâlimle sizin hâliniz, Yusuf'un (a.s) kardeşlerine dediğinin tıpkısı olacaktır. Yusuf'un kardeşlerine dediği gibi ben de diyorum ki: "Size bugün hiçbir başa kakma ve ayıplama yok! Allah, sizi bağışlasın. O, merhamet edenlerin en merhametlisidir!" (Yusuf/92) Gidiniz, sizler serbestsiniz!"
Efendimiz, fethin ikinci günü, öğle namazından sonra Kâbe kapısı merdivenine çıkıp, arkası Kâbe'ye dayalı bir hâlde Allah'a hamd ve senada bulunduktan sonra halka şöyle hitap etti:
"Ey insanlar! Şüphesiz Allah göklerle yeri, güneşle ayı yarattığı gün Mekke'yi haram ve dokunulmaz kılmıştır; Kıyamet Gününe kadar da haram ve dokunulmaz olarak kalacaktır. Allah'a ve âhiret gününe inanan bir kimse için, Mekke Hareminde kan dökmek, ağaç kesmek helâl olmaz! Mekke'de kan dökmek benden önce hiçbir kimseye helâl olmadığı gibi, benden sonra da hiçbir kimseye helâl olmayacaktır! Bu söylediklerimi burada dinleyenler, hazır bulunmayanlara duyursun! Şu bulunduğum andan itibaren kim öldürülürse, öldürülenin ailesi için şu iki şeyden birini tercih etmek hakkı vardır: Ya öldürenin kısas olarak öldürülmesini ya da öldürülenin diyetini, kan bedelini ister. Muhakkak ki, insanların Cenâb-ı Hakk'a karşı en hürmetsizi, en taşkını ve azgını, Allah'ın Hareminde adam öldüren yahut kendi katilinden başkasını öldüren veya Câhiliyye intikamını almak için adam öldürendir.
"İslâm'da, insanın babasından veya baba tarafından akrabasından başkasına intisab etmesi diye bir şey yoktur. Doğan çocuk, döşeğin sahibine aittir. İddiasını ispatlamak için delil getirmek davacıya, yemin de inkâr edene düşer! İslâmiyet'te ne Câhiliyyet antlaşması vardır, ne de fetihten sonra hicret!.. Fakat cihad ve cihada niyet vardır.
"Müslüman, Müslüman'ın kardeşidir; bütün Müslümanlar kardeştirler. Müslümanlar, kendilerinden olmayanlara (düşmanlara) karşı tek bir eldirler, el birliğiyle harekete ederler!
"Müslümanların kanları birbirine eşittir. Zimmetlerini, onların en hafifleri, en uzaktakileri bile yerine getirmeye çalışırlar. İyi bilmelisiniz ki, ne bir kâfir için bir mümin, bir Müslüman öldürülür, ne de onlardan taahhüt sahibi olanlar, taahhütlerinden dolayı harbî olan kâfirler için öldürülürler.
"İslâm'da, değiş tokuş yoluyla mehirsiz evlenme yoktur. Kadın, ne halasının, ne de teyzesinin üzerine nikahlanıp bir araya getirilebilir. Kocasının izni olmadıkça, kadının onun malından bir şey dağıtması, vermesi helâl ve caiz değildir. Kadın, yanında bir mahremi bulunmadıkça üç günlük yola gidemez. İyi biliniz ki, vâris için vasiyete lüzum yoktur. Ayrı din sahipleri birbirlerine vâris olamazlar...
"Sabah namazı kılındıktan sonra güneş doğuncaya kadar başka namaz kılınmaz. İkindi namazından sonra güneş batıncaya kadar da bir başka namaz kılınmaz. Sizi, iki günün orucundan nehyederim: Biri Kurban Bayramı günü, diğeri de Ramazan Bayramı günü orucudur.
"Ben size ancak anlayacağınız, tutacağınız yolu gösterdim!" (Salih Suruç, Peygamberimizin Hayatı)
Bugün kınama ve intikam değil af ve bağışlama zamanıdır. Anladık ve tutacağız yâ Rasûlallah (s)!

Yeni Akit


Yukarı Dön

Henüz yorum bulunmamaktadır!

Yorum yapyorum

 

Yazarın Diğer Yazıları



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat