Sol'a Meyleden'Müslümanlar'


Kemal SONGÜR, Sol'a Meyleden'Müslümanlar'

Kemal SONGÜR


A+ |Normal |A-


  Kiliseye kurban edilen Allah’ın kulu ve resulü olan Hz. İsa’nın manevi şahsiyeti, öğretisi/mesajı tersyüz edilerek, tahrif edilerek kurgulanan, üretilen ‘’Tanrı İsa’’ tasavvuru ve yegâne temsilcileri olarak kendilerini gören kilise ve din adamları sınıfının baskılarına, zulümlerine/vahşetlerine tepki olarak Batı, ateizmi üretmiştir ve buradan kalkarak da, faşizmi, kapitalizmi, sosyalizmi, komünizmi, liberalizmi, milliyetçiliği, ulusalcılığı, ve sayılamayacak kadar izm’ler, ideolojiler üretmiştir.
 
    Yunan-Batı aklı ‘’HAKİKATİ’’ önce gözlemlenebilir olana sonra da salt akla indirgeyerek, İlahi öğretiyi, yaratılış gayesini-gerçeğini göz ardı ederek insan ve hayat tanımı yapmıştır. Bu tanımlama sınırsız, doyumsuz, egoist, hedonist, pervasız, ahlaksız, gaddar, cani, dünyaperest, çok yüzlü, bukalemun, yapıp-ettiklerinden dolayı hesaba çekilmeyeceğini zannederek her türlü zulmü ve vahşeti yapabilen katliamcı, zalim insan tipi üreterek insanlığa sunmuştur.
 
    İnsan eli üretimlerin geldiği son nokta da insanın özgürleşmesi yalanıdır. Yaratıcının imtihan gereği insanı, seçimlerinde serbest bırakması ve iradesiyle Allah’a kulluk yapmasını istemesine karşın, tuğyan eden insan yaratıcıya bağlılığı reddederek özgürleşeceği savıyla, batılı insan modeli olan ‘özgür birey ya da özgür toplum’ modelini üretmiştir. Batının artık yeni putu ‘özgürlük’ putu olmuştur.
 
    Özgürlük kavramının sahici hiçbir tarafı yoktur. Buna karşılık İslam’ın kavramı olan ibadet/kulluk insanın eylemlerini, davranış ve tutumlarını sahici/gerçekçi bir şekilde tanımlamaktadır. Bu yüzden insan aslında iki dinlidir, iki yöneliş sahibidir, her insan ibadet/kulluk yapar ve her insanın bir ilaha yönelmesi söz konusudur. Özgürce yaşadığını-yaşadıklarını sananlar gerçekte başka bir şeyin kuludurlar. Kul olmalarına rağmen ilahlık taslayanlar kul edindiklerine zulmetmeleri kaçınılmazdır. Çünkü küfür ve şirk her zaman zulüme/karanlığa gebedir ve doğuracağı da zulüm ve fahşadır.
 
    Emile Durkheim (1858-1917) insanı sosyal boyutuyla sınırlandırarak ‘’insan sosyal hayvandır’’ derken, Albert Camus (1913-1960) insanı bireysel isyanına indirgeyerek-sınırlandırarak, ‘’insan isyan eden canlıdır’’ diyordu. Aristippos’da insanı hazz’la tanımlıyor yani insan için ‘’en üstün iyi hazz’dır diyordu. (geberene kadar yiyip-içmek ve mutlu olarak ölmek). Batının ürettiği insan tanımlarından en küstahçası da, insan cinsiyetine indirgenip erkeklik ve kadınlık öne çıkartılmış ve ötesi cinselliği öne çıkarılan kadının kişiliği yok edilerek yerine dişiliği konulmuş ve alınır-satılır bir ticari meta gibi servis edilmiştir.
 
    İşte yeryüzünde zulmün ve vahşetin kaynağı, üretilen bu insan müsveddeleridir.
  
    Batının çocuğu sol-sosyalizm:
 
    Batı’nın ürettiği ve genelde sol güruhun yakın atalarından olan Karl Marx’ın (1818-1883) insan tanımı ve hayat tasavvurunu şöyle özetleyebiliriz; insanlık tarihini üretime ve üretim araçlarına indirgeyerek, üreten, tüketen, sözümona eşit paylaşan!, eşit yiyip-içen, eşit öğüten ve sonrada eşit tuvalete! giden robotlaşmış, ruhsuz, sadece dünyevi olanla kurgulanmış, yaratılış gayesini-gerçeğini tanımlayan din'i/İslam'ı afyon/uyuşturucu olarak resmeden, bütün felsefesini ‘tarihi materyalizm’ üzerine temellendirmiş ve insan tanımını da ‘’insan alet kullanan hayvandır’’ vecizesiyle! insan ve hayat anlayışını resmetmektedir.
 
    Marx, tarihsel materyalizm savunusunda sosyalizmi toplumun kapitalizmden sonraki, komünizmden önceki aşaması olarak öngörür. Sınırsız, doyumsuz, acımasız ve vahşi olan kapitalizm, devleti küçültüp özel sermayeye-teşebbüsse fırsat-yol vererek, elit-üst sınıf azgın, azınlık, ayrıcalıklı bir sınıf üretme peşindeyken, sosyalizm de devleti önce büyütüp sonra yok etmeyi öngörmektedir. Sosyalizm, bütün topluma sermayenin eşit dağıtılabilmesi için öncelikle sermayenin devletin elinde toplanması ve özel mülkiyetin kaldırılmasının gerekliliğine inanır. Bundan sonraki aşama komünal yaşama yani devlete gerek duyulmayan toplumsal bir yaşama geçmektir. Tabi bunu söylemek fıtratı-insanı tanımamaktır.
 
    Proletaryanın (işçi sınıfı) haklarını, çıkarlarını savunma iddiasında olanlar ve bunun için canla-başla mücadele ettiklerini söyleyenler yönetimi-iktidarı ve sermayeyi ellerine geçirince yeni bir elitist sınıf oluşturmuşlardır. Proletarya yine aynı yerini ve konumunu korumuştur. Yine ezilen, yine yok sayılan ve yine sömürülen-kullanılan durumundadırlar.
 
    Milyonlarca insanın ölümüne neden olan ve bu yönüyle Hitler'i dahi sollayan yakın tarih despotlarından Stalin ve dönemiyle ilgili anlatılanlardan biri, konunun anlaşılması açısından özet mahiyetindedir.
 
    Stalin halka hitap ettiği sırada halka bir soru sorar ve der ki, devrim öncesi durumla devrim sonrası durumu nasıl değerlendiriyorsunuz? Genç bir işçi Stalin’e ‘efendim isterseniz ben izah edeyim’ der. İşçi eline bir asa alır, ‘’efendim der bu gördüğünüz asaya dikkatle bakın. Bu asanın en alt tabakasında komünist devrim için çalışanlar vardı, siyasal suçlular. Onların büyük çoğunluğu Sibirya’da sürgündeydiler. Biz işçiler bu asanın orta kısmındaydık. Konumumuz devrimciler kadar kötü değildi ama açtık, susuzduk, eziliyorduk. Asanın en üst tabakasını çar ve adamları oluşturuyordu. Onlar rahat yaşıyor, lüks içinde keyifliydiler. Sonra devrim oldu. Asa tersine döndü’’ der. Asayı tersine çevirdikten sonra konuşmasına devam eder. 
 
    ‘’Saygıdeğer efendim’’ der devamla ‘’Sibirya’da sürgünde olan siyasi suçlular en alttan en üste geçtiler. Şimdi Çar’ın ve adamlarının yerinde onlar var. Çar ve adamları ise ya sürgünde ya öldürülmüş durumdalar. Biz işçiler ise yine eski konumumuzdayız. Bizim için bir değişiklik yok’’ der. Stalin gence teşekkür ettikten sonra muhafızına gencin öldürülmesini emreder.
    Sosyalizmin tarihsel örnekliklerine bakılırsa Rusya’da, Çin’de, Doğu Almanya’da, Kuzey Kore’de, Küba’da ve sosyalist düşünceden mülhem melez versiyonu olan (Baas partisinin kurucusu bir rum ortodoks olan Mişel Eflak'tır ve 1940 yılında Şam'da temelleri atılmıştır, arap milliyetciliği ile sosyalizmi harmanlayan tam bir melez ideolojidir!) ARAP SOSYALİZMİ/BAASCILIK da, halk yığınları sefalet ve korku içinde yaşarlarken, devrimci efendiler, adeta ilahlaştırılan devrim öncüleri bir eli yağda bir eli balda misali, hep kuş tüyü yataklarda, tam bir aristokrat, elitist ihtişamıyla lüks içinde yaşamaktadırlar. Bizzat kendileri kendi savundukları ideolojilerinin yaşanamaz olduklarının ispatıdır. 
 
    Hatta Romanya’nın Çavuşesku’su ve karısının ile birlikte kurşuna dizilerek idam edilişlerini hatırlıyorum ve yaşadıkları hayata, ihtişama örneklik teşkil etmesi açısından karısının beş yüz çift kadar ayakkabısının olmasının da hatırlanması anlattıklarımıza ışık tutmaktadır.
    Bütünüyle la dini olan, insanlara sayısal bir nesne olarak bakan, sömüren, katleden, korku ve dehşet ile halkları yöneten, robotlaşmış-makineleşmiş bir toplum mühendisliği olan, dahası müslümanları hasım belleyen vedahi katleden bir ideolojiden medet ummak ve onun jargonuyla söylem geliştirmek, en hafif değimle zavallılıktır, kimliksizliktir, kişiliksizliktir, öykünmeciliktir.
     Sol-sosyalist düşüncenin Türkiye versiyonu da farklı tonlarda kendini göstermekte ve en koyusundan en ılımlısına kadar la dini ve zulme ayarlı oluşuyla arzı endam etmektedir. Ortak paydaları İslamı düşman bellemektir ve bütünüyle bu coğrafyadan kazınmasına yönelik politika üretmektir. Koyu olanları işin hızlıca bitirilmesinden yana iken ılımlı olanları da zamana yayarak müslümanları/İslam'ı bu topraklardan def etmektir. Sol-sosyalist kabulün tek ortak paydası ve üzerinde icma(!) ettikleri kriter sekülerlik/la dini'liktir, diğer konularda farklı söylem ve kabulleri, farklı tonlarda mücadele yöntemleri söz konusudur.
 
     Kendilerini sol şemsiyesi altında gören CHP/kemalizm bunların en ılımlılarıdır, M Kemal ve İsmet İnönü'yü banileri olarak kabul eden bu güruhun 1923'ten 1950'ye kadar yaptıkları sürgün, işkence, katliam, alimlerin asılması, kürtlere yönelik asimilasyon politikaları ve katliamları, hayatın bütün alanlarında müslümanlara yönelik dışlamalar/zulümler, kılık kıyafetten harf devrimine! kadar İslama olan hasımlıklarını fasılasız gösteren, elde kalan ve işlevsiz olan ezan'ın asli diline dahi tahammül edemeyenlerin ezanı türkçeleştirmeleri müslümanlara açıktan meydan okumanın ve yok saymanın alçakça ilanı olmuştur, bu tarihten sonrada ladini ve ırkçı olarak kurguladıkları sistemin zulümleri devam etmiştir. 
 
    Bu güruhun fikir babaları ve ilham kaynaklarından biri panteist-pozitivist-deist-batıcı ve hulasa M.Kemal'in aşık olduğu ve düşüncelerini devrimlerine yansıttığı, atatürkçülerin el üstünde tuttuğu ve dahi İslam'a yönelik hışmını şiirlerine taşıyan Tevfik Fikret'tir. Tevfik Fikret der ki; “Ben benim, sen de sen; ne Rab, ne ibâd (kullar)!” Tevfik Fikret’e göre Kur’an-ı Kerim’in fikirleri eskimiş, köhnemiş, boş fikirlerdir. İstikbâlin modern Türkiye’sinde Kur’an-ı Kerim’e yer yoktur. “Yırtılır ey kitab-ı köhne, yarın / Medfen-i fikr (düşünce mezarı) olan sayfaların" diyerek Kur’an'a küfreden bir alçaktır.
 
    Daha geçen hafta Ankara'da bu coğrafyanın başka bir melezi olan "kürt baas'ı" denilebilecek sosyalist/marksist pkk'nın patlattığı canlı bomba neticesinde yitip giden otuzbeş candan birisi olan değerli Feyza Acısu kızımızdı. Feyza müslüman bir ailenin müslümanca hayatı kuşanan bir kızıydı ve üzerinde şerefle taşıdığı tesettürü ile okuyan ve bir sene sonra öğretmen olacak bir evladımızdı (kızımıza Allah'tan rahmet ve cennet duasında bulunuyor ve değerli ailesine sabırlar diliyoruz)..
 
     Her yaklaşımıyla İslama hasım olan ve müslümanlara kan kusan sözcü gazetesinin internet sitesine yine bu sol-sosyalist taifenin tipik örneği olan ve ismini gizleyen bir alçak/namuzsuzun -başörtülü müslüman bir kızımızın vefatı üzerine- düştüğü şu yorum; "Hiç yoksa bunun öğretmen olup bağnaz bir nesil yetiştirme olasılığının ortadan kalkmış olması ufak bir tesellidir. Kimse kusura bakmasın, kafasındaki o çaputla astronot yetiştirmeyecekti." şeklindeydi. İşte bu güruhun elinde imkan olsa müslümanlara yönelik işleyeceği soykırımdan başka bir şey olmayacaktır. Lanet olsun bu yorumu ismini gizleyerek yapan şerefsize ve onun gibi düşünenlere.
 
     Sol'a meyleden ve jargonuna tenezzül eden Müslümanlar!:
 
    "Antikapitalist müslümanlar" olarak kendilerini resmedenlerin geldiği nokta içler acısıdır, gezicileri sahabeye ve verdikleri mücadeleyi CİHAD'a benzetmeleridir, ellerinde bira şişeleri, mabadlarında bulucinler, hedonizmi dibine kadar yaşayanlar, Esed severler, okullarda ve sair yerlerde müslümanlara höykürenleri SAHABEYE benzetebilmek sefaletin dikalasıdır.
 
    Son zamanlarda kimi "radikallerimiz" de salt Tayyip Erdoğan paranoyasından ve hastalık derecesinde düşmanlık beslemesinden dolayı sol/sosyalist cenaha göz kırpmaya başlamışlardır. Bu yeni tip evrilenlerin midesi çok daha geniştir, bunlar için; "Tayyip Erdoğan'a vurmak asıldır ve gerisi tefarruttır" yaklaşımı başat rol oynamaktadır, vuranların kastı-amacı hiç önem arzetmemekte ve önemli olanın vurmak olduğu ön plana çıkmaktadır. Sol-sosyalist güruhun bu radikallerimize zaman zaman gülücükler dağıtmasının TEKORTAK paydası olarak Tayyip düşmanlığı olarak görülmesidir, zira başka ortak paydaları yoktur (inşaallah yoktur), artık iş öyle hale gelmiştir ki, hdppkk ve bileşenleri olan bilumum sol-sosyalist güruhun internet/gazete haberleri doğrulanmakta ve bu yayınları facebook'larına taşıyarak bunlar üzerinden analizler yapılmaktadır.
 
     Örneğin; yazı ve söylemlerinde, facebook'larında salt bu yaklaşımdan hareketle sputnik-T24-sözcü,cumhuriyet,aydınlık gazeteleri- haberdar-rota haber-aktif haber-son dakika-CNN türk gibi yayın organlarından alıntıyı zevkle ve olumlayarak yaparlar, Mirgün Cabas gibi azılı islam düşmanlarına dahi salt Tayyib'e vurduğu için "hoş adam" güzellemesi yaparlar. Hdp/pkk'yı kürtlerin hamisi ve ezilenlerin sığınağı olarak görmeleri, en acınası da İslamcılığın söyleyecek sözü kalmamıştır diyebilecek noktaya evrilmeleridir. Mideleri çok geniş olduğundan dolayı Gülenizmin ve kalemşörlerinin savunuculuğuna kadar soyunabilmektedirler.
 
    Maalesef müşahade ettiğim gerçek şudur ki; sol-sosyalist ve hdp/pkk güruhuna salt Tayyip paranoyasından hareketle göz kırpan kimi eski-yeni radikallerin bu güruha gösterdikleri merhameti!/hoşgörüyü müslüman cenaha göstermemeleridir, öyleki, İHH-HAKSÖZ-ANADOLU PLATFORMU-AKABE VAKFI ve benzeri birçok müslüman cenaha yönelik -salt Tayyip Erdoğan'a yönelik farklı okumaları ve kendileri gibi yaklaşmadıklarından hareketle- kullandıkları hakeratamiz ve bütünüyle ötekileştirici dilin yüzde birini göz kırptıkları Tayyip karşıtlığı üzerinden bir araya gelen gülenizm-hdp/pkk ve bilumum sol-sosyalist cenaha göstermemektedirler. İşte bu çok acınası bir durum arzetmektedir. Ak partiye yönelik ayağı yere basan her türlü eleştiri/reddiye baş tacıdır, lakin bunu yaparken kendi bulunduğumuz tevhidi kaygılarla yapmalı ve asla İslama hasımlıkları üzerinden kusmuklarını Tayyip Erdoğan'a yöneltenlerin kucağına oturmamalı ve onların jargonuyla hareket etmemeliyiz.
 
    Son zamanlarda kimi islamcılık iddiasında bulunanların hdp/pkk severliğini ve hoş görüsünü görmekteyiz. Oysa pkk şiddet sevici, katliamcı, her fırsatta Rasulümüze hakaret etmeyi görev edinmiş marksist bir örgüttür ve bunu da şiddet sevici ve emeline ulaşmak için herşeyi yakıp yıkmaya kendilerini adayan diğer örgütlerle birleşme deklerasyonuyla ispat etmiştir. PKK Yürütme Komitesi üyesi Duran Kalkan “Bugün burada faşizmi kahredecek, halklarımız için ise yeni bir umut ışığı olacak bir bilgiyi paylaşmak üzere toplanmış bulunuyoruz” diyerek FERMAN EYLEMİŞTİR.
 
    Halkların Birleşik Devrim Hareketi şu örgütlerden oluşuyor:
 
PKK (Kürdistan İşçi Partisi)
 
MLKP (Marksist Leninist Komünist Parti)
 
TKP/ML (Türkiye Komünist Partisi/Marksist Leninist)
 
THKP-C/MLSPB (Türkiye Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi / Marksist Leninist Silahlı Propaganda Birliği)
 
MKP (Maoist Komünist Partisi)
 
TKEP-LENİNİST (Türkiye Komünist Emek Partisi / Leninist)
 
TİKB (Türkiye İhtilalci Komünistler Birliği)
 
DKP (Devrimci Komünarlar Partisi)
 
Devrimci Karargâh
 
Proleter Devrimciler Koordinasyonu...
 
    ABD-AB-RUSYA-ÇİN gibi emperyal ülkelerin HDP-PYD-PKK gibi yapılara yönelik çok açık desteğinin başat nedeni seküler/la dini oluşlarıdır ve dahi çok kullanışlı olmaya aday yapılar olduğu bilinmektedir.
 
    Özetle; Müslümanım diyenlerin müslümanları hısım edinmeleri, yanılgılara dahi düşseler uyarılmaları kaydıyla kardeş bilinmeleri ve topluca İslama bariz düşmanlık gösterenlere karşı hareket etmeleri gerekmektedir.
 
    Öykünenler ya da hoş görenler, sol-sosyalist-hdp/pkk ve bileşenleri tarafından bıyık altından gülündükleri gerçeğini unutmamalıdırlar, çünkü dinine, rasulüne, ilahına düşman olanlar seni/sizi asla dost bilmeyecekler ya da bütünüyle kendilerine benzetmenin mücadelesini vereceklerdir.
 
     Samimi, ehli kıble olan, İslamın bariz emirlerini yerine getiren ve nehiylerinden sakınan, istenen bilinç seviyesinden mahrum bile olsa herhangi bir müslümanı yeryüzündeki hiçbir yapıya/söyleme/ideolojiye ve müntesiplerine değişmemiz mümkün değildir, kaldı ki, İslam düşmanlarının söylem ve ideolojilerine meyledelim MAZALLAH.
 
    Biz müslümanlar ne sağcı ne solcu, ne türkçü ne kürtcü olamayız, ırkçılığa lanet edenlerdeniz, Kapitalizmin ağa babaları olan ABD-AB'ye de, sosyalizmin ağa babaları olan RUSYA-ÇİN ve bölgedeki taşaronlarına da hasım olmak zorundayız. Ayrıca artık neredeyse bütün ideolojiler ve ürettikleri kavramların büyük ölçüde içiçe girdiğini ve birleştikleri üst ortak paydaların sekülerizm olduğunu hatırlatarak bitirelim.


Yukarı Dön

Yorum yapyorum

Yorumlar

Kemal Songür
16.04.2016 19:05
selam ile..
Senden de Allah Razı olsun değerli Hamza kardeşim.
Bağdel hakkı illeddalal/"Haktan sonra dalaletten başka ne vardır" 10/32 Allah'ın kitabına dayanmayan, onun gölgesinde kendine yer bul(a)mayan, vahye muarız olan her düşünce/görüş ve yöneliş sapmadır/dalalettir.
Yarası olmayan duru bir zihin ortaya yapılmış uyarıları dikkate alır ve batıl olan her ne varsa karşı çıkar.
Hamza Er
16.04.2016 16:19
İkazlar önemli
Selamlar

Bu kaygan ve geçişli zeminde fayda verici uyarılar için Allah razı olsun Kemal abi...

Müslümanların kendi değerlerinden neşet eden bir kalkışı planlamaları gerekirken beşeri ideolojilerin her tonuna öykünmeleri akıl tutulmasıdır.

Allah razı olsun
Editör
26.03.2016 23:23
Editörün notu:
Yazı sahibinin son yazdığı yorumlarda dikkate alınarak, yazıya yazılmış olan yorumlar editör tarafından silinmiştir.

Muhataplar birbirlerini yakinen tanıdıkları için, konunun karşılıklı görüşerek çözülmesinin maslahata uygun olacağı düşünülmüştür. Tarafların amacının Allah'ın rızasını kazanmak oldukları hususu, İslami camia tarafından bilinmektedir.
Kemal Songür
21.03.2016 20:20
s.a
Evet İlyas kardeşim, en hafif değimiyle akıl tutulmasıdır.
28 şubat döneminde PKK öncüleri askere/orduya hitaben ''siz de biz de seküleriz, gelin dincilere karşı beraber savaşalım'' demişlerdi.
Yani, bütün tonlarıyla sol cenahın ortak paydası İslam'a olan düşmanlıklarıdır.
İslamcı geçinen öykünmecilerin ayıkması temennisiyle.
İlyas Metin
21.03.2016 11:26
!!!
Çin Doğu Türkistandaki müslümanlara zulmederken, Rusya Çeçen müslümanları katlederken sol'a lanet ederken bunların uzantısı türkiyedeki yavşakları kaale alınması akıl tutulmasından başka bir şey değildir
Yorum yapyorum

 

Yazarın Diğer Yazıları



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat