Paris Saldırısı:"Bayım, yardım edin! hamileyim…"


Kemal SONGÜR, Paris Saldırısı:

Kemal SONGÜR


A+ |Normal |A-


    Modernizmin/sekülerizmin başkenti Paris'te 13/11/2015 tarihinde hava karardıktan sonra gerçekleştirilen eylemde 129 kişi öldü. Yedi noktada eş zamanlı gerçekleştirilen katliamın öne çıkan mekanı konser salonuydu ve burada 89 kişi can vermişti. Dünya medyasına yansıyan ve dramatize edilerek sunulan karesi ise ikinci katta pencereden sarkan "Bayım, yardım edin! hamileyim" feryatları ile bir kadının kameralara yansıyan görüntüleri idi. Bu feryada asla duyarsız değiliz ve üzülmekteyiz, fakat, bu feryadın milyon katı ümmet coğrafyasında her gün seslendirilmekte ve dünya üç maymunu oynamaktadır. Son elli yılda Fransa'da böyle katliam olmadığı, olağanüstü hal ilan edildiği ve üç günlük yas tutulacağı duyurusu dünya gazetelerinin manşetlerine taşındı. Oysa her gün Fransız jetlerinin de dahil olduğu ve doğusuyla-batısıyla Suriye semalarından hedef gözetmeksizin ölüm yağdıran ABD'si, Rusya'sı, Esad Rejimi eliyle yüzlerce insan katledilmektedir. İnsanlığını yitirmemiş olan varsa batı halklarına ve onlara öykünenlere DUYURULUR!!

    Başta söyleyelim; yirmi üç yıllık Risalet döneminde kafirlerden ve Müslümanlardan toplam ölenlerin sayısı müşriklerin neden olduğu onca savaşa rağmen Merhum Hamidullah'ın tespitiyle) 600/altı yüz kişi civarındadır, yani çağında ve kıyamete kadar dillere destan olan/olacak bir İslam inkılabı gerçekleşiyor ve buna rağmen ölümlerin azlığı ile de muhteşem bir mesaj veriyor), hayatı bütünüyle değiştirme iddiasının yüreklerde neden olduğu kuvvetli rüzgar ve müşrik önderlerin onca engelleme çabalarına rağmen, yerleşik şirk/zulüm ve dahi bedevi zihinlerin at oynattığı bir ortamı dönüştürerek hayat bahşeden bir vahiyle/mesajla izzetli/şerefli/adil bir vasata taşıyan Resulullah'ın ümmetiyiz. Buradan hareketle baş kesmeye değil, başların secdeye varmasına vesile olmaya, dünyada adaletin hakim olmasına ve zulmün yerle yeksan edilmesi gerektiğine inanan ve bu uğurda cehd etmeye çalışan MÜSLÜMANLARIZ.

    Paris'teki (masum ifadesini kullanmıyoruz, zira hükümetlerinin ümmet coğrafyasındaki işledikleri zulümlere katkı verip vermediklerini bilmiyoruz) savunmasız sivillere yönelik gerçekleştirilen katliamı asla ve kat'a onaylamıyoruz, hem İslami hem İnsani açıdan böylesi bir vahşetin onaylanması mümkün değildir. Bu eylemi yaptığını deklare eden/ettiği iddia dilen Daeş'in İslam’a aykırı tutumlarından ve Müslümanlara yönelik gerçekleştirdiği vahşetinden ve dahi son Paris'teki katliamlarından beri olduğumuzu, şiddetle lanetlediğimizi ifade etmekteyiz.

    Terör: Sözlüklerde; "siyasal amaçlarla savunmasız sivilleri hedef alan ve kaosu/korkuyu hedefleyen şiddet eylemleri" şeklinde tanımlanmaktadır. İnsan eli üretimi olan her kavramda olduğu gibi terör kavramı da gücün/güçlünün ve güç ahlakından yoksun olanlar tarafından manipüle edilerek istedikleri muhatap(lar)a giydirdikleri ve buradan hareketle namlunun ucuna koydukları ve dahi yok edilmesi gereken düşman olarak kodladıkları gerçeğidir.

     Batı; kendi hegemonyasına hizmet etmesi için kavramlar üretir ve albenili paketler halinde satışa sunar, tanımaz tanımlar, iletişimi ve propagandayı şeytanice kullanır, algıları yönetir, hem katildir, hem de maktülün yanında poz verir, köleleştirdiği yığınlara "özgürlük şarkısı!" bestelettirir. Bazen havuç ile bazen sopa ile sömürgeciliğini sürdürür. Dillerine pelesenk ettikleri demokrasinin/insan hakları söyleminin sınırı çıkarlarıyla/çarklarıyla doğru orantılıdır.

     1789 devriminin/dönüşümünün banisi olan ve insanı din'den kurtaran!, sekülerizmin/laisizmin makarrı, sınırsız/doyumsuz/hedonist/ateist/egoist bir hayatı'kutsayan' ve bunu "özgürlük/insan hakları" maskesiyle önce batıya ve sonra bütün yeryüzüne pazarlayan Fransa'nın yakın geçmişine bir göz atalım.

    Fransız canileri insanları toplu kıyıma/SOYKIRIMA tabi tutmuştu:

   Cezayir 1830'dan 1962'ye kadar yani toplam 132 yıl süreyle Fransa'nın işgalinde kaldı.

   Cezayir'de 1 Kasım 1954'te başlayan ayaklanma 19 Mart 1962'de ilan edilen ateşkese kadar devam etti. Yani yaklaşık yedi buçuk yıl. Gün olarak ise toplam 2694 gün. Bu süre içinde bir buçuk milyon Cezayirli KATLEDİLDİ. Yani savaş süresince günde ortalama 557/BEŞYÜZELLİYEDİ Cezayirli hunharca katledildi. Bu rakam Cezayir'deki Fransız katliamının ne kadar vahşice, ne kadar piskopatca oldugunu apaçık bir şekilde gözler önüne sermektedir. Tarihi bilgilere göre Cezayir'in bağımsızlık mücadelesi verdiği dönemde nüfusu 8-10 milyon civarındaydı. Buna göre Fransız işgal kuvvetleri ülkedeki nüfusun % 15'ini öldürmüşlerdi. Yani her 6,6 kişiden 1 kişi 7,5 yıl süren bir bağımsızlık savaşı esnasında öldürülmüştü. Bu ise her aileden en az bir kişinin hayatını kaybetmesi anlamına geliyordu. Bu ise apaçık bir soykırım niteliği taşıyordu.

    Fransız alçakları Cezayirli kadınlara tecavüz ediyordu, belgesellerdeki görüntüler bırakın bir Müslümanı normal bir insanı dahi çıldırtmaya yeter niteliktedir, Fransız askerleri kadınlara tecavüz etmeden önce hortumlarla bir hayvan yıkar gibi tazyikli sularla yıkamakta ve sonra lanet tecavüzlerine başlamakta ve sonra da tecavüz ettikleri çıplak kızcağızlarla poz vererek şerefsizliklerini/hayvanlıklarını resmetmekteydiler. Dolayısıyla batının lanet tarihi vahşetlerle, soykırımlarla, her türlü tecavüzlerle doludur, son yirmi yılda batılının neden olduğu/tetiklediği savaşlarda otuz milyon Müslüman katledilmiştir.

    Fransa örneğini bütün batıya teşmil etmek mümkündür, ikinci dünya savaşına kadar batının baş vampiri İngilizler idi, sonra ABD devreye girdi ve halen de baş drakula ünvanını kimseye kaptırmamaktadır. ABD bunun sinyalini "en iyi Kızılderili ölü olanıdır" diyen ve yetmiş bin Kızılderili nüfusunu dört yılda on bine indiren atalarının sadık takipçileri olduklarını her fırsatta gösteren eylemlere imza atmaktadırlar.

    Bu kısa özet göstermektedir ki; "terör, katliam, vahşet, soykırım, sömürü, yağma, yıkma, ekini ve nesli ifsad" gibi insanlığın düçar olduğu bütün alçaklıkların menşei ABD/BATI'dır. İnsanlık bunu görmelidir/duymalıdır.

Ulan Ey Batı: Sizin gözünüzde bir ayda 2200 kişiyi katleden İsrail terörist değil!, dinlerini/namuslarını/topraklarını/çocuklarını koruyan ve Gazze'lilerin hamisi olan Hamas teröristtir!

    Ulan Ey Batı:  Afrika'nın bütün yeraltı/yerüstü zenginliklerini sömüren ve HIV/AIDS hastalığı dahil bütün birçok mikrobu bilerek/isteyerek insanlara zerk eden, açlığa mahkum eden SİZ TERÖRİST değil!, bütün bu yaptıklarınıza itiraz edenler TERÖRİST öyle mi!?

    Ulan Ey Batı: Coğrafi olarak ismini sizin koyduğunuz ortadoğu'yu ve burada yaşayan müslüman ahalinin sahip oldukları yeraltı zenginliklerini sömüren, fitneye ayarlı sınırları çizen, etnik ve mezhebi farklılıkları fasılasız kaşıyarak/kışkırtarak ve de satın aldığınız öncüler eliyle fitneye dönüştüren, atanız Firavun gibi böl-parçala ve yutarak yönet stratejisini tek politik kalkış noktası kılan SİZ TERÖRİST değil!, bütün bunlara dur demeye çalışanlar TERÖRİST öyle mi!?

    Ulan Ey Batı: Amerikan pilotlarının Irak halkını bombalarken kendi aralarında şakalaşarak lanet ağızlarıyla çığlık atarak sevinenler, sanki bir bilgisayarda oyun oynar gibi eğlenenler, Irak işgalinde Ebu Gureyb'de tecavüz-işkence ile Müslümanlara kan kusturan ve bütün bu vahşetleri petrol için yaptıklarını şerefsizce/küstahça dile getiren SİZ BATILILAR TERÖRİST değil!, bütün bu alçaklıklarınıza itiraz eden ve karşı koyanlar TERÖRİST öyle mi!?

    Yeni bir dünya mümkün diyen ey insanlar ve yeninin eskimeyen yenisi olarak İslam'ı adres gösteren ey dünya Müslümanları şu gerçeği görün ve her yerde haykırın!: Bir Amerikalı, Fransız, İngiliz, Alman, İsraillinin rahat-refah içinde yaşayabilmesi için, üçüncü dünya ülkelerinde binlerce çocuğun ölmesinde, binlerce ananın yüreğinin parçalanmasında, binlerce babanın gözlerinden kan akmasında, binlerce kadının dul kalmasında, binlerce çocuğun öksüz-yetim kalmasında bir beis yoktur.

    Düşünün; özelde Müslümanların yaşadığı topraklarda genelde dünyanın birçok yerinde kendi çıkarları için sürekli ülkeleri talan eden, sömüren, işgal eden… Çoluk-çocuk demeden halkların üzerine bomba yağdırarak katledenlerin, kendi evlerine döndüklerinde hiçbir şey olmamış gibi eşiyle-çocuklarıyla, anne-babalarıyla sofraya oturup hayatlarına kaldıkları yerden devam edenlerin… Çocukları acımasızca katlettikten sonra dönüp kendi çocuklarının gözlerine bakabilenlerin, kendi çocuklarıyla koşup-oynayabilenlerin ve kâbuslar görmeden uyuyabilenlerin normal insan olmaları veya onları normal insan olarak kabul edebilmek mümkün müdür?

Asla değildir!...

     Savaş: Kıtale müsaade eden ve kurallarını belirleyen Allah'ı razı etmek için olmalıdır:

     İlahi öğretiye teslim olan Müslümanın gözünde savaşın-savaşmanın, kavga etmenin bile haklı bir nedeni, haysiyeti ve bir kuralı vardır. Savaş; inancın, onurun, izzetin, neslin, malın, yaşanılan toprağın korunmasına yönelik olmalıdır. Fitneyi, zulmü, insanların hakikate ulaşmasına engel olan müstekbirlerin baskısını, kısaca zulüm çarklarını kaldırmak için savaş verilmelidir.

    Müslüman; zulmetmeyen ve zulme rıza göstermeyen, bir yanağına vurduklarında diğer yanağını gösterme zilletinden beri olan bir kimliğin adıdır.

   Müslüman; Allah için seven, buğzeden, savaşan, öldüren/ölen bir inancın, kimliğin-kişiliğin sahibidir.

    Müslümanın her ne yaparsa yapsın uymak zorunda olduğu kuralları ve hassasiyetleri vardır. Müslümanların sevgisinin de düşmanlığının da sınırlarını ilahi öğretiye göre belirlemesi gerektiği ve dinin çizdiği sınırlara uymak zorunda oldukları gerçeğidir.

   Hz. Peygamber’in (s.a.v.); savaşmak zorunda kalındığında yaşlılara, kadınlara, çocuklara, savaşa katılmayan bugünün değimiyle sivillere, mabetlere, doğaya, hayvanlara dokunulmaması gerektiği ile ilgili nasihatleri, Müslümanların savaşa-savaşmaya dair ölçülerini belirlemektedir. Müslüman, her ne yaparsa yapsın yaptıklarından sorguya çekileceğini bilen sorumluluk sahibidir. Her şartta ve zeminde mü’minlik kimliğine gölge düşürmeyen tavır ve tutumları sergileyendir.

     Merhum Aliya İzzet Begoviç'in "savaştıklarımız bizim hasımlarımızdır, öğretmenlerimiz değil. Onların savaş kuralları/ahlakları yoktur, bizim ise savaş ahlakımız/kurallarımız vardır ve bu savaş ahlakına uymakla yükümlüyüz.

    Özetle: Terörist/terörizm kavramlarını muhataplarına boca ederek namlunun ucuna koyanlar, yani başta ABD/BATI/ÇİN/RUSYA/İSRAİL ve bölgesel diktatörlerin kendileri asıl terörist olanlardır. Onların yaptıkları karşısında yapılanlar okyanusta bir damla mesabesindedir. Tabi ki, haksız yere cana kıyma noktasında zulüm çeteleri olan emperyalistleri de, buna karşılık veriyoruz diye şiddet körü yaklaşım sergileyen örgütleri de reddediyoruz. Ayrıca Daeş ve benzeri sınır tanımaz oluşumlara katılımı tetikleyen ortamın müsebbibi olarak da ABD/BATI'nın başat rol oynadığı tartışma götürmez bir gerçekliktir. Batı şiddet politikalarından vazgeçmediği sürece ateş onlara da dokunacaktır.

     Müslümanların içinden maalesef şiddet körü yaklaşım sahipleri çıkabilmekte ve harici/tekfirci/katilci damarın zihinsel izdüşümü yeryüzü sakinleri nezdinde İslamafobi denilen ürküntüyü/paranoyayı tetiklemekte ve altın tepside sunabilmektedirler. Vahiyle belirlenmiş olan "dinde zorlama yoktur/zorlama münafık üretir ve dininden dönenin hesabı ahirette görüleceği gerçeği" öğretisine rağmen; "mürtedin katli vaciptir" "kafirin kanı/malı helaldir" gibi vahiyle taban tabana zıt olan fıkhi geleneğin ya da gelenekçilerin dar'cı yaklaşımlarının düzeltilmesi gerektiği de ayrı bir konudur. 


Yukarı Dön

Yorum yapyorum

Yorumlar

Yakup Döğer
21.11.2015 01:11
Terörizmin ağa babaları
Kemal abi bu güzel makalen için teşekkür ederim.

Batının mantığı teröre karşı değil, terörün kendilerine bulaşmasına karşı. Küresel emperyalistlerden bir emperyal devlet olan Fransa, Cezayir'de, Mali'de söndürmedik ocak bırakmadı, şimdi kendilerine yaptıklarının milyonda biri isabet edince feryad-u figan ediyorlar. Bizim sözüm ona muhafazakar medya da çanak tutuyor. Her gün sabahtan akşama Paris saldırısını temcid pilavı gibi önümüze sürüyor. Klişe bir söz ama denmeden durulmuyor, Pariste ölen insan ama Afrika'da Fransızların öldürdüğü milyonun üstündekiler insan değil.

Hani Hz. Musa Firavun'a diyor ya, başına gelenler senin kendi yaptıklarından dolayıdır diye. Bu meselede aynı öyle. Başlarına gelenler kendi yapıp ettiklerinden dolayı.

Batı toplumu iktidarlarını yaptıkları hadsiz zulümlerden vazgeçmeye zorlamazsa, gelecek günler de daha da kötülerini yaşayacaklardır. Kendi refahları için başkalarının sömürülmesine, öldürülmesine göz yuman toplumlar, aynısını gün gelir kendileri yaşar. Sizin de yazınızda bahsettiğiniz kadın gibi daha nice kadınlar, çocuklar feryat eder.

Bu minval üzere, Paris'de olan hadiseye sevinmedim ama üzülmedim de.
Kemal Songür
20.11.2015 23:31
selam ile
Aleyküm selam İlyas kardeşim, son paragrafı da unutmayalım.
İlyas Metin
20.11.2015 12:04
Selamun aleykum
Konunun özeti
Batının mantığı, terör kötüdür bize yapılırsa
Yorum yapyorum

 

Yazarın Diğer Yazıları



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat