Kemal Songür: "Müslüman münkeri araç olarak kullanamaz"


Kemal Songür: "Müslüman münkeri araç olarak kullanamaz"

A+ | Normal | A-

Son güncelleme: 09 Mayıs 2015 Cumartesi 21:41


Siyaset üzerine soruşturma dosyamıza sayın Kemal Songür ie devam ediyoruz. Kemal Songür; Yöneticilerin alnı secdeye varanlardan olması, iyi niyetli olması mevcut sistemin meşruiyetini göstermez ve bu gerçeği değiştirmez diyor.

Küre Medya / Haber Merkezi
Soruşturma dosyası: Siyaset, ideal Siyaset, Reel Siyaset

Küre Medya:Siyaset İslami anlamda neye karşılık gelmektedir, yani Müslümanlar, “Siyaset” denince ne anlamalıdır? Tabi aynı zamanda modern devlet, yani laik-seküler manada neye tekabül etmektedir.?

Kemal Songür: Siyaset: İnsanı yönetme/yönlendirme'sanatı'dır. İnsan sosyal bir varlıktır ve bu soyalitesini yaşayabilmesi için ihtiyaç duyacağı çeşitli organizasyonlara girmesi çok tabiidir. Tarihin her döneminde ve insanların bulunduğu her ortamda siyaset var olmuştur, yönetici-lider-öncü seçimi/kabulü insanlık tarihi kadar eskidir, bu ister özgür ortam/ihtiyari seçim olsun, ister zora dayalı ya da şeklen/aldatıcı olsun.  İsteyerek/sevilerek veya korku temelli kabul edilsin ya da içine doğulan siyasal işleyişe boyun eğilsin, "siyasal yönetimin" oluş(turul)ması, belirlenmesi ve ona uyulmasının istenmesi'genel olarak' yaşana gelinmiştir. Siyaset/insan yönetimi ilk çağlarda aşiret, klan ve kabile gibi aynı soydan gelenlerin oluşturmuş oldukları yapılarla dizayn edilmiş, zamanla kendisini şehir devletlerine, imparatorluklara ve modern devletlere dönüşmüştür.

Küre Medya: Aynı şekilde yukarıdaki sorunun benzerini Reel Siyaset hakkında da sorarsak, nasıl bir anlam ortaya çıkar? Yani bir Müslüman, Reel Siyaset denilince ne anlamalı, zihin dünyasında nasıl bir karşılık bulmalıdır?

Kemal Songür: Reel siyaset: Yürürlükte olan ve onun belirlediğine sadakat göstererek siyaset etme biçimi olarak özetlenebilir. Hükümet/devlet politikalarını ahlaki kaygılardan arındırarak siyasal kararların gücün gereklerine göre ayarlanması gerektiğini ve yegane ölçünün başarı olduğunu ileri süren, gözetilen tek hedefin ulusal ya da sınıfsal/gurupsal çıkarların elde edilmesi ve yükseltilmesi olan, insanlık, idealler, din, yardım, paylaşım, adalet, eşitlik vb. kavramları göz ardı ya da tersyüz eden, reel politik' de zayıf olan harcanır ve güç/kazanç/başarı tek ölçüttür yaklaşımını benimsemenin adıdır. Reel siyaset; makyavelist/başarı için her yol kullanılabilir ve her kılığa girilebilir yaklaşımını benimseyen, pragmatist/çıkarına hizmet eden herşey mübahtır ve tek ölçü dünyevi çıkarlardır anlayışını kabul eden, sınırsız/ölçüsüz/değersiz yaklaşımlarla ve hedeflere eldeki olanaklarla, kısa ve emin adımlarla ulaşmayı önceleyen, eldeki olanakların dışına çıkarak ve risk alarak hareket etmeyen, herhangi bir ideale veya kurama bağlanmaksızın mevcut gerçeklere uygun şekilde amaçlarını gerçekleştirmeye çalışan "siyaset etme" biçimidir. Bu coğrafyadaki reel siyaseti/politikayı ve pratikteki görüntüsünü Kemal Sunal'ın başrolde oynadığı "zübük" filmi çok güzel resmetmektedir. Sağ-sol-kemalist-liberal partilerin kahir ekseriyeti ideolojik fotoğraftan çok "zübük" tiplemesini resmetmektediler.

Reel siyasetin içinde olmasına rağmen; islami aidiyet iddiasında bulunan ve yaşamlarıyla "namaz-oruc-hac-zekat-tesettür gibi bariz emirleri önemseyen/yerine getiren ve içki-kumar-zina gibi bariz nehiylerden uzak duran/sakınan" ve ahalinin destek verdiği siyasilerin kahir ekseriyetini ve öncü kadrolarını (mnp-msp-rp-fp-sp-akp) "zübük" tiplemesinde resmedilenden ayrı tutulacağı ve onlara yöneltilecek eleştirilerin ya da reddiyelerin konusunun farklı olduğu gerçeğini (haksızlık etmeme adına) ifade etmek zorundayız. Laik sistemi içeriden dönüştürme, değiştirme ve Müslümanlara yapılan baskıları azaltma, dindarlara alan açma gibi kasıtlarla kurulan ya da iddia edilen partilerin ve kurucularının nihayetinde sisteme eklendikleri gerçeği ortadadır. Halkın görece yararına olacak kimi pratiklere imza atmalarına karşın, İslam noktai nazarından bakıldığında gayri İslami sistem hayatiyetini sürdürmektedir. Yöneticilerin alnı secdeye varanlardan olması ve "iyi niyetli olması" bu gerçeği değiştirmemektedir. Toplumun İslami boya ile değişmesi ve sonrasında yönetimin İslamileşmesi gerçeği zamanlar üstü hakikatin tecellisidir. (13/11) İnsanlık tarihi kadar eski ve eskimeyen nebevi mücadele gerçekliği işte budur. Nebilerin varisleri olan Müslümanların bu gerçekliği göz ardı etmeleri düşünülemez. Mücadelenin Allah için olması gerektiği gibi, mücadele zemininin de Hududullah'a uygun olması gerekmektedir. Sefer ile emrolunan zafer ile yükümlü değildir ve zafer sefere çıkanların payına düşmektedir.

Küre Medya: İdeal Siyaset denildiğinde Müslüman zihinlerde ne canlanmalıdır? Müslüman’ın pratik hayatındaki amel olarak karşılığı nedir?

Kemal Songür:İdeal siyaset: Hayatı/insanı okuma biçimi, değer yüklemeleri, ideolojik kalkış noktası, aidiyet/teslimiyet olarak dayanılan ve refere edilen düşünsel doktrin baz alınarak siyaset etme biçimi olarak özetlenebilir. Her ideolojik yaklaşımın kendince belirlediği "ideal siyaset" yüklemesi vardır ve bunu baz alan her yaklaşım kendi sınırlarını çizmekte ve bu sınırlara uyulmasını istemektedir. İdeal siyaset; sınırları öngören/önceleyen siyaset etme biçimidir.

La'dini/seküler olan insan teki yanılmaya ve önceki tasavvurlarını yanlışlamaya, yanlı davranmaya ve her daim şirkten neşet eden zulmü işlemeye mahkumdur, çünkü şirkten adalet sadır olmayacak ve "ideal siyaset" kabulü zamana/zemine göre değişecek ve bu değişimi de "ideal siyaset" avunusuyla hayata taşıyacaklardır.

Her düşüncenin adalet-meşruiyet-hukuk tanımı farklıdır ve pek tabi Müslümanın da bu kavramlara yüklediği değer farklı olacaktır.

Müslümanın "ideal siyaset" tasavvuru: Sınırlanan/sınırları olan Müslüman’ın siyaset tasavvuru; ilahi değer yüklemesinden neşet ettiği için eskimez/eskitilemez/yanlışlanamaz ve değiştirilemez. zaman/zemin ve realite buna güç yetiremez, çünkü fıtratı-zamanı yaratan unutkan ve yanlışlanan değildir, insanın hayrına yönelik mutlak hakikate mebni kuralları koyan O'dur, yaratıcının bariz emir ve nehiyleri hem bu hayatın huzuru/adaleti için hem de ahiretin felahı için hayat bahşetmeye devam ettiğine teslim olmaktır şeklinde özetleyebiliriz.

Hayata ve işleyişine dair özelden genele/bireyden topluma/en küçük oluşum olan aileden ve en büyük oluşum olan devlete kadar bütün ilişkilerimizi vahyi referans alarak çözümlemeye çalışmak "ideal siyaset" olarak tanımlanır ve bunun zıddı vahyi göz ardı eden çözüm arayışlarını da "müfsid siyaset" olarak görüleceği tartışmadan varestedir.

İslam; hayatın bütün sahalarını/safhalarını kuşatan ve müdahil olan bir Din' dir.  İnsana-hayata-topluma-yönetime ve bunların eşya ile ilişkisine müdahale eden, şahsiyetin, ailenin, sosyal/içtimai hayatın, ekonominin, paylaşımın, devlet yönetiminin, adaletin, özgürlük sınırının, cezai müeyyidelerin, yaratıcı ile yaratılanın ilişkisinin, dünya ve ahiretin nasıl okunacağına yönelik düşünsel/eylemsel yönelişlerin neliğine-nasıllığına dönük önermeleri ve emirleri/nehiyleri vaaz eden bir din'dir. Buradan hareketle siyaset bu dinin özüdür, hayata müdahil olan ve olunmasını mü'minlerine/müslimlerine emreden bu dini siyasetten ayrıştırmak ruh ile bedeni birbirinden koparmak demektir.

Nefes alıp veren, hayatla/eşya ile bağ kurma iradesini yitirmemiş, onur/izzet/şeref ve değer kaygısı taşıyan ve bunu vahyin gölgesinde tanımlayan herkes yaşadığı ortamla ve de ortamın gündemiyle ilgilenecek, şahsının, ailesinin, kardeşlerinin, toplumun geleceğine dönük endişeler taşıyacak, dünya hayatında adaletin tesisi ve ahiretin felahı için mücadele edecek, kısaca insanı yönetme/yönlendirme olarak tanımlanan siyaseti ve bunu yapma nedeni olan kulluğu kuşanacaktır.

Hayatın bütününü tanımlayan ve müdahil olduğunu beyan eden bu dinin mü'minleri/müslimleri dinlerini parçalamaktan Allah'a sığınanlardır ve hayatın tümüne müdahil olmayı ibadi sorumluluk olarak görenlerdir. Siyaseti her alana teşmil eden ve zirvesini de toplumun tümünü etkileyen devlet yönetimi olarak tanımlayanlardır. Emr-i bil'maruf ve nehy-i ani'l münker sorumluluğunun en geniş/kuşatıcı işlevselliğini siyaset etme yeri olarak yönetimde/yönetmede görenlerdir. Hayat bahşeden ilahi hükümlerin, adaleti inşa eden ilahi beyanların icra edileceği yerin İslami siyasal yönetimde olduğu gerçeğini bilenlerdir.

Küre Medya: Üç kavramın anlam dairesinde ortaya çıkan tanımın, total olarak Müslüman kimliğindeki pratik etkisi nedir, kendisini Müslüman olarak vasıflandıran kişinin mevcut laik-seküler düzenlere karşı duruşu nasıl olmalıdır?

Kemal Songür: Reel siyasetin verili realiteye mahkum olduğunu, makyavelist, pragmatist ve tek ölçütünün başarı/kazanç olduğu gerçeğini dile getirmiştik. Reel siyasetin meşruiyet ya da hukukilik tanımı kendinden menkul olacağı ve kendi elleri ürünü olan pozitif hukuktan neşet etmesi gereğidir ve bu gerekliliğe uymayan her ne varsa gayrimeşru olduğu kabulüdür.

Müslümanın düşünsel/eylemsel hayatı ise hududullah ile sınırlıdır ve hayatın özü olan siyaset etme biçimi de bu sınırlara tabidir. Müslüman yalan söyleyemez, kandıramaz, zulmedemez, makyavelist olamaz, bilerek haksızlık yapamaz, münkeri araç olarak kullanamaz. Firavunun koltuğunda oturarak ve kurallarına sadakat göstererek siyaset yapamaz, hedefe ulaşmak için reddettiği batıl yaklaşımları görmezden gelerek ve dahası olumlayarak hakikati erteleyemez/gizleyemez/sündüremez, kimliğini gizleyerek kimlik inşasına giremez.

Müslüman tasavvurundaki siyaset etme biçiminin sacayaklarını şöyle sıralayabiliriz:

1- Hakikat-Tevhid. Vahyin tümü bu temele dayanır.

2- Kitap/Vahiy ve ondan neşet eden Adalet/mizan ve de buna hizmet edecek olan Hadid/Güç (57/25)

3- Merhamet, şefkat.

4- Ehliyet, liyakat. (4/58)

5- Meşveret/şura. (42/38 (3/159)

6- Allah'a masiyette kula itaat yoktur ve kula itaatin kaydı/sınırı Allah'a ve Resulüne sadakat ile sınırlıdır, sadıklara/ululemre itaat. (4/59)

7- Naslar sınırlıdır, olaylar/problemler sınırsızdır, 33/36 ilahi emri gereği hükmü belirlenmiş konularda kullara tercih hakkı bırakmazken, tercih hakkı bıraktığı konularda vahyin gölgesinde aklımızı kullanmamız (10/100) istenmektedir. Nasların metinsel sınırlılığı sınırsız olaylara yönelik hâşâ yetersizliği değil, bilakis nasların formülasyon ve kıstas mercii olarak tanımlanması ve de bir ayet olarak var kılınan aklın bu kıstasa göre işletilmesine duyulan güvenin göstergesidir.

"Hüküm yalnız ALLAH'ındır" (12/40) demek insanların da belirli konularda kurallar koyamayacakları anlamına gelmez. Kur'an bu kaideyi hükmü belirlenmiş konulara/sınırlara yani hududullah'a hasrederken "insanlar arasında hükmettiğinizde adaletle hükmedin" 4/58 ilahi beyanıyla da hududullah'a muarız olmamak kaydıyla insanların kanun/yasa/yasak koyabileceğini anlamaktayız. İnsanın tekamülü ve hayatın gerçekliği bunu zaten doğrulamaktadır. Örneğin; kısa süreliğine trafik kurallarının yürürlükten kaldırıldığını düşünelim, ortaya çıkacak sadece kargaşa değil çokça can kaybının yaşanacağı gerçeğidir, trafik kurallarını takmayan ve memur tarafından durdurulan birinin cevabi olarak bu kurallar Kur'anda yoktur ve bu beni bağlamaz demesi/diyebilmesi artık dinin değil tımarhanenin konusu olacağı tartışmadan varestedir. Bu uç örneği düzenin gerekliliğine vurgu yapmak için verdik, daha somut olarak eğitimden sağlığa, güvenlikten sosyal hizmetlere, ekonomiden siyasal işleyişe kadar teşmil edilebilir. Müslüman toplum düzensizliği/anarşiyi değil, bilakis dertli toplu düzeni temsil eder, düzenin referans kaynağı İslam olması kaydı ile.

Siyasal işleyiş ve yönetimin seçimi de zamana-zemine-şartlara göre belirlenebilir, bu belirleme seleflerimizin (raşid halifeler dönemi gibi) tecrübelerinden yararlanarak ve yeniden üretip ekleyerek yapılabilir, ilahi olanın belirlemediği ve sınırlamadığı ne varsa değişkenlik arzeder ve bu da hayatın tekamülü ve de gerçekliğiyle doğru orantılıdır. Seleflerimizin yaptıklarına şabloncu/şekilci yaklaşarak ayniyle buradaya taşımak hem çok zor hem de gerekli şart değildir, gerekli ve ertelenemez olan usulde ve asılda referansın İslam olmasıdır. Yani, seçilenlerin vahye sadakat gösterenlerden olması ve seçenlerin de adalet zemininde ve de rızasıyla seçmesidir.

Özetle; Yukarıda sıralanan maddelere sadakat göstererek hayatı okuyan ve siyaset biçimini bu kayıtlarla sınırlayan Müslümanlar özgüven içinde üretim yapabilirler ve yapmalıdırlar.

Küre Medya: Bize zaman ayırdığınız için teşekkür ederiz, Allah razı olsun.

Kemal Songür: Ben teşekkür ederim, Allah sizden de razı olsun, çalışmalarınızda başarılar dilerim.

Yukarı Dön


Abdullah Pamuk:"Müslümanlar düşünsel ve siyasal netliğe sahip olmalılar"



Küre Medya olarak açtığımız "Siyaset" üzerine açtığımız soruşturma dosyasına, İktibas'tan sayın Abdullah Pamuk ile devam ediyoruz.

Soruşturma: Mehmet Durmuş; "İslam başlı başına bir siyasettir"



Soruşturma Dosyamıza Venhar Haber'den Mehmet Durmuş ile devam ediyoruz.

Kazım Sağlam: "İdeal siyaset Kur'anın gölgesinde olur"



Küre Medya olarak, "Siyaset" üzerine açtığımız soruşturma dosyamıza sayın Kazım Sağlam ile devam ediyoruz. Röportajımızda üç kavram üzerine durduk, kavramları İslami ve laik-seküler anlamda değerlendirmesini istedik.

Soruşturma Dosyası:İlk konuğumuz Hüseyin Alan



Küre Medya olarak hazırladığımız ve Müslüman ilim adamlarının düşüncelerini aldığımız Soruşturma Dosyamız "Siyaset"in ilk konuğu araştırmacı yazar sayın Hüseyin Alan.

Soruşturma Dosyası: Siyaset



Küre Medya olarak, seçimlerinde yaklaştığı şu günlerde Siyaset, İdeal Siyaset, Reel Siyaset üzerine bir soruşturma dosyası hazırladık.

Etiketler:

Henüz yorum bulunmamaktadır!

Yorum yap yorum

 

Kategoriye Ait Diğer Haberler



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat