Mursi'ler idama götürülürken...


Kemal SONGÜR, Mursi'ler idama götürülürken...

Kemal SONGÜR


A+ |Normal |A-


    Yedi bin Müslümanın katline neden olan kanlı Sisi darbesinin noterliğini icra eden Mısır cunta mahkemesi, Hamas’a istihbarat toplamak ve onun adına çalışmak suçlamasıyla Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi ve Dünya Müslüman Alimler Birliği Başkanı Yusuf el-Karadavi'nin de aralarında bulunduğu 125 kişiye yönelik kararda idam yağdırdı, haklarında verilen idam kararları hakkında görüş alınması için müftülüğe/baş bel'am'a gönderdi. Müftüye kararın gönderilmesi, sanıkların idamı için bir ön adımdır. Müftünün bu konuda vereceği karar sadece tavsiye niteliklidir ve yargıcı bağlamıyor. Müftü reddetse de yargıç istese idamı uygulayabilir.

    Dünya emperyalistleri ve onların güdümlü bölge işbirlikçileri Sisi alçağının arkasında durmakta ve de dünya Müslümanlarına meydan okumaya devam etmektedirler. Öncelikle şunu belirtelim; hayır ile şer, hak ile batıl, tevhid ile şirk ve bunların müntesiplerinin mücadelesi Sünnetullahın yansımasıdır. Dünya hayatının sistemi böyle kurulmuştur. "İşte böyle; biz, her peygambere suçlu-günahkarlardan bir düşman kıldık. Yol gösterici ve yardımcı olarak Rabbin yeter." (Furkan 25/31) Allah, ümmet düşmanlarından bahsetmektedir; "Onlar hep sizle savaşacak ve güç yetirebilirlerse sizi dininizden vazgeçirmek için uğraşacaklar" (Bakara 2/217) Bu ayetlerden hareketle şirkin/küfrün ürettiği zalimler her daim Müslümanlara engel olmaya çalışacak ve bunu başarmak için her yolu deneyeceklerdir, burada şaşılacak hiçbir şey yoktur ve Firavun sembolünde olduğu gibi üzerlerine düşeni ve ellerinden geleni yapacaklardır, dinleri/yolları, çarkları/çıkarları bunu gerekli kılmaktadır, çünkü Müslümanların hakimiyeti zalimlerin bütün edinimlerini yerle yeksan edeceğini çok iyi bilmektedirler.

    Yeryüzü ölçeğinde İhvan'a yönelik yaklaşımları beş başlıkta özetleyebiliriz:

    1- Küresel-seküler dünya ve çarklarını kutsayan bölgesel diktatörler İhvan'ı büyük hasım bellediler, çünkü İhvan'ın ümmet coğrafyasındaki karşılığı tevhid/davet/itidal/adalet/denge/vahdet/ümmet/mücadele/İslami yönetim ve bu kavramlar üzerinden sinelere dokunan ve de hızla Müslüman yüreklerde mâkes bulan "ümmeten vesetan" aidiyeti-teslimiyetidir. İşte bu gerçeklik hem halkların ve Müslüman ahalinin teveccühünü artırmakta hem de küresel zalimleri rahatsız etmektedir.

    Küresel zalimlerin İslam adına görmek istedikleri ya da İslam denilince yeryüzü sakinlerinin belleklerinde olmasını istediği ya "şiddet körü" fotoğraflar ya da "içi boşaltılmış ve yönetme iradesi olmayan" bir islam tasavvurunun yerleşmesidir, çünkü her ikisi de çok kullanışlı ve kendileri için kazançlıdır. İşte, küresel/yerel şerefsizlerin gözünde İhvanı müslimin bu fotoğrafı/görüntüyü vermediği için tarihi süreç içinde sürgünlerle, zindanlarla, idamlarla engellemeye çalıştılar ve şimdilerde de toplu kıyıma/yok etmeye doğru gitmek istiyorlar.

    2- Gelenekçi/muhafazakâr kesim İhvan'ı/Hamas'ı hiç sevmedi, Bennaları/Kutupları/Bediileri/Mursileri hiç benimsemedi ve bu durum o kesimin din algılarının doğal sonucuydu, küresel küfrü ve siyonist çeteyi karşısına alan İhvan'ın söylemleri bu kesimi hep rahatsız etti ve "huzurlarını!" kaçırdı, çünkü bu kesimin lügatinde-özleminde İslami devlet/yönetim gibi kavramlar yoktur, ezanlarına ve dini ritüellerine dokunulmaması ve de canın/malın riske edilmemesi, kısaca, zalimlerin hışmını tetikleyecek her adımdan kaçınılması bu kesim için hayati öneme sahiptir.

    3- Harici, şabloncu, şekilci,'kavram fetişizmi' hastalığına düçar olmuş ve'adeta' psikopatolojik ruh halini taşıyan tekfirciler İhvanı/Haması uzlaşma zilletine düçar olmakla suçladılar, kimileri "Müslüman Kardeşler tağutu" olarak resmettiler ve İhvan'a Müslüman gözüyle bakanları'aforoz' ettiler. Bunlar, Hz. Ali ve sahabeleri tekfir eden haricilerin zihinsel torunlarıdır.

    4- Beğenmezükçü/istemezükçü olan, hayata siyah-beyaz/ya hep ya hiç gözlerle bakan,'keskin sirke' yaklaşımlarıyla küplerine/kardeşliğe zarar veren, doğruların kelek keseni benim edalarıyla herkesi ötekileştiren, geçimsizlikleriyle marjinalliğe hüküm giymiş, merhameti'kör duygusallığa' indirgeyip düşman ilan eden, akıl ve gönül birlikteliğini parçalayan, her olayı komplocu reflekslerle okuyan, etin kemikten sıyrılması gibi vicdanını sıyırıp atan, dini salt cezai müeyyideler üzerinden okuyan ve buna hapseden, indi çıkarımlarını din edinen ve mutlaklaştıran ve de bunu dayatan "Müslüman" tipolojisidir.

    5- Her vakıaya toptancı/genellemeci yaklaşan, nedenini, nasılını, maksadını, getirisini, götürüsünü, şartlarını ve zeminini sorgulamadan okuyan, fail-fiil ayırımını dikkate almayan, içerik yüklemeleri gözardı ederek salt ve yüzeysel kavramlar üzerinden muhatapları resmeden, tarihi buradaya taşıma zahmetine girmeden kutsayan, vahyin gölgesinde inşa olmuş mümeyyiz akılla hayatı/vakıaları okuma zahmetine girmeden sloganik cümlelerle kendilerini resmeden, tekfiri yalın olarak kullanmayan ve/fakat imalarıyla/söylemleriyle muhatapları kolaylıkla ötekileştiren, indi çıkarımlarıyla kardeşlik kriterlerini alabildiğine daraltan ve salt eleştiri ve de "üzüm yeme değil bağcıyı dövme" izlenimini hissettiren, kendi halini/cürmünü/kilosunu ve bedel ödeme iradesini hiç sorgulamaksızın "dik duruş/yiğitlik/ilkelilik" gibi kulağa hoş gelen söylemlerle muhataplara her daim ayar vermeyi önceleyen, İslam adına yapılan her ameli/yönelişi takdir-taltif-tasdik etmeden ve buna hiç tenezzül etmeden sadece eksiklikler/yanlışlar üzerinden okumaya şartlanmış olan, niyetleri halis olan ve/fakat söylemleriyle ehemleri mühimlere kurban/tercih ediyor görüntüsü veren Müslümanlardır.

    Bu son maddede özetlediğimiz ve içe dönük uyarı olarak anlaşılması gereken kesimin iyi niyetinden kuşku duymamakla beraber kimi yaralayıcı söylemlerini dile getirmek zorundayız, umulur ki kendilerini düzeltir ve daha kuşatıcı yönelişleri şiar edinirler.

   Örneğin; kimi yazar-çizerimiz; "İhvanın davası İslam değil demokrasidir ve ölenler demokrasi için ölmektedirler" diyerek kendilerinin ne kadar "uzlaşmasız/yiğitler" olduklarını zımmen dile getirdiler, "İhvan demokrasiyi istiyor/savunuyor" cümlesine şerh düşmeye tenezzül etmeyenler "200 kavramı on cilde" zor sığdıracak kadar -detayları pek tabi anlaşılsın için- yazıp çizenlerdir, bazı cümleler/tanımlamalar vardır ki söyleyenin yaklaşımını özetler. Bu yazar abilerimize; "teo demokrasi" diyen merhum Mevdudi'yi sorsak acaba onun için de "Mevdudi demokrasiyi istiyor/savunuyor" diyecek midir? Şerhi düşülmeyen, nedeni-nasılı-maksadı dikkate alınmadan İhvan'a yönelik bu yaklaşım hem İhvan'a bühtan olur hem de Müslüman ahalinin gözünde İhvan hiçe indirgenmiş olur. İşte bu nevi şabloncu yaklaşımlar Müslümanlara asla hayır getirmeyecektir..

    Kimileri de; "değil bir Esma bütün Esmalar öldürülse de bu ölümler üzerinden İhvanın davası meşrulaştırılamaz" vecizesiyle güya ilkelerini(!) koruduklarını deklare ettiler, İhvanın davası meşru değildir demek, meşru olmayan bir dava için ölenlerin beyhude öldüklerini ve sürgünlerin/mahpuslukların ve idamların da beyhude olacağını kabul etmek demektir, bu mudur İhvan'ın hatalarını dile getirme biçimi.. bu mudur Ümmetçi yaklaşım.. bu mudur yedi bin maktul/inşallah şehit Müslümanın arkasından doğruların dile getirilme biçimi.. Bu mudur iz'anla-vicdanla İhvan analizi..

    Kimileri de; "İhvanı nehrin üzerindeki bir yaprak misali edilgen/kullanılan zavallılardır" şeklinde resmederek kendilerinin ne kadar "dik duruş" sahibi olduklarını ifade ettiler, bütünüyle komplocu yaklaşımlardan mülhem emperyalistlerin İhvan'ı bilerek iktidara taşıdığını ve bununla İslam’ın önünü kesmek için İhvan'ı bir araç olarak kullandığını ve de zımnen İhvan'ın İslam’ı sattığını/ihanet ettiğini dile getirdiler..

   Kimileri de; "ihvanı/haması zillete düçar olmakla" suçladılar ve başlarına gelen/getirilen bütün zulümlerin müsebbibi olarak kendilerini gösterdiler, uzlaşma(!) içinde olduğu iddia edilen İhvan/Hamas sürekli bedel öderken, bu bühtanı pervasızca yapanların ve kendilerini uzlaşmasız(!) olarak resmedenlerin ne-nasıl bedel ödediklerini çok merak edenlerdenim.

   Ne hikmetse bütün bunları sayıp dökenlerin ayaklarına hiç diken batmamakta, memurluklarını/ticaretlerini/çalışmalarını sekteye uğratacak hiçbir engelle karşılaşmamakta, can'a kastedilme şöyle dursun, sürgün/hapis gibi cezalar ile yüzleşmemekte (tabi ki zulüm istenmez, ama söylediğimiz başka birşeydir), kısaca Türkiye'de herkes işinde/gücünde iken sürekli bedel ödeyen İhvan'ı-Müslimin’e yönelik bu nevi vicdansız/iz'an'sız yaklaşımları asla kabul etmediğimizi ve şiddetle eleştirdiğimizi söyleyeceğiz.

   İhvan ve Hamas gibi hareketleri "uzlaşma zilletiyle" suçlayanlara tavsiyemiz odur ki aynaya baksınlar, kendilerinin cürmünün ne olduğunu ve neye tekabul ettiğini sorgulasınlar.

   Özetle; haza insan teki olan Müslüman(lar)ın hataları olacaktır, İhvan'ın derdi/tasası Rabbi razı etmek ve İslami bir yönetimdir, bu uğurda seksen sekiz yıldır bedel ödeyen bir harekettir, bu özlemini gerçekleştirmek için cehd eden yiğit Müslümanlardır, özelde Mısır'ın şerefsizleri/zalimleri ve genelde küresel zalimlerin İhvan'a karşı duruşları yeterli delildir diye düşünmekteyim (hepimizde olabilen hataları unutmadan). Hatasıyla/doğrusuyla İhvan/Hamas ve muadilleri bizim kardeşlerimizdir, doğrularını tasdik/takdir ederiz ve hatalarını da kardeşlik duyarlılığıyla ve de usulünce dile getiririz, fakat ille de kardeşlerimiz olarak bağrımıza basarız.

   Muhammed Mursi'nin yargılandığı mahkemede yaptığı son konuşması ile bitirelim.

   'ALLAH BİZE YETER, O NE GÜZEL VEKİLDİR'

    "Onlar, Allah'tan gelen nimet ve keremin; Allah'ın, müminlerin ecrini zayi etmeyeceği müjdesinin sevinci içindedirler. Kendileri savaşta yara aldıktan sonra Allah ve Peygamberin çağrısına koşanlara, hele onlardan iyilik edip sakınanlara büyük ecir vardır. Bir kısım insanlar, müminlere: «Düşmanlarınız olan insanlar, size karşı asker topladılar; aman sakının onlardan!» dediklerinde bu, onların imanlarını bir kat daha arttırdı ve «Allah bize yeter. O ne güzel vekîldir!» dediler. Bunun üzerine, kendilerine hiçbir fenalık dokunmadan, Allah'ın nimet ve keremiyle geri geldiler. Böylece Allah'ın rızasına uymuş oldular. Allah büyük kerem sahibidir.İşte o şeytan, ancak kendi dostlarını korkutur. Şu halde, eğer iman etmiş kimseler iseniz onlardan korkmayın, benden korkun. (Al-i İmran Suresi 171 - 175.Ayetler)

   İşte bu, Allah'tan başkasından korkmamamız Allah'ın hepimize çağrısıdır. Allah'ın, asla yolumuzdan geri dönmememiz, O'na sarılmamız ve sığınmamız üzerine yaptığı bu çağrı hepimizedir. Bu çağrı, her zaman'Allah bize yeter. O ne güzel vekildir' deme çağrısıdır. Bu bize yeter. Allah, kuluna baktığı zaman kulunda emirlerine, sünnete ve ipine sımsıkı sarılmış bir hal ve davetçi bir şahsiyet görmek ister, bu Allah'ın hoşuna gider; bu nedenle Allah'ın ipine sımsıkı sarılın ve dağılmayın. Biz dünyaya barış ve selamet mesajıyla geldik. Biz savaş ya da düşmanlık değil ancak insanların hayrını istiyoruz ve bu hayır İnşaallah gerçekleşecek."

   Sözün sonu; Rabbimiz kendi rızası için mücadele edenleri bilmekte ve ecirlerini zayi etmeyeceğini haber vermektedir. Selam olsun İhvan'ın yiğitlerine, selam olsun Hamas'ın yürekli evlatlarına, selam olsun Müslümanları hısım ve zalimleri hasım bilenlere.


Yukarı Dön

Yorum yapyorum

Yorumlar

Muhammed Çopur
09.06.2015 12:44
Müslümanların analiz kaabiliyeti geliştirmeye ihtiaycı var...
Selamun aleykum,
1- Bu zamandaki islami mücadelenin fikri/ilmi/analist/sosyolojik temelli bir bakış açısı geliştirmeye ihyitaç var. Çünkü bu bakış açıları bir birikim yumağı olduğu zamanlarda olayları kişiselleştirmekten kurtarıp bir MÜCADELE USULÜ temeli atacaktır.
2- ihvan/hamas tenkidi yapanlar şuna dikkat etmeli ki; onarıcı/tedavi edici tavsiyeler kimseyi rahatsız etmez. köktenci siyah-beyaz bakan bakış açısı ise ötekileştirmekten başka birşeye yaramaz...
3- 80 küsür yıılk bir hareketi Mursi ve ya herhangi bir yetkilinin ağzından çıkan bir kaç cümle ile yargılamak en basit ifade ile insafsızlıktır. Allah(cc) mısırda şehid olan ve şehadeti bekleyen insanların şefaatine bizleri nail eylesin(bu insafsızlığa tepki olarak yazılan bir cümledir)...
4- Nedense bizim ülkemizde birisi hata yaptığı zaman hata yapanı uyaranlar uyarılıyor çoğu kez. Cumartesi yasağında balık avlayan nefisperestleri uyaran rabbani müslümanları uyarma gafletini gösteren zavallılar gibi...
5- Gönül ister ki mevcutu yorumlayanlar türkiyede mevcut bir muhalif hareketin inşaası için somut gayretlere yeltensinlr.Şuan Türkiyede:Rabbani tavizsiz, islam medeniyetini savunan, dünya Allah'ındır Allahın dediği olmalı diyen, tüm beşeri sistem ideoloji ve izmleri reddeden, referansı kuran-sünnet olan şumullü bir dil geliştiren, tüm dünyaya model olma gayreti içinde olan, medreseler zinciri projesi ile aydın ve alim vasfına aynı anda sahip yüzbinler yetiştiren bir harekete ihtiyaç, suya olan ihtiyaç gibidir.
SELAMETLE
İlyas Metin
22.05.2015 23:30
Selamun Aleykum
Kemal abim yorumumun sonunu ıskalamışsın
Kemal Songür
22.05.2015 23:22
ilyas kardeşime -2-

Bahse konu olan ağabeyimiz ve benzer düşünenler toptancılığı/genellemeciliği pek sevmektedirler, örneğin; ''yardım kuruluşlarının HİÇBİRİNİN islami davet kaygısı yoktur'' demesi, ''resmi din görevlilerini genelleyerek HAHAM/PAPAZ benzetmesi yapması'' (oysa onun da benim de tanıdığım birçok müslüman dindersi öğretmenliği yapmaktadır) ''her oy vereni genelleyerek ''DEMOKRASİYE KULLUK VE VATANDAŞLIK İBADETİ'' yapıyorlar olarak ifade etmesi vesaire daha birçok toptancılık örnekleri mevcuttur. Bu toptancı dilin hayır getirmeyeceğini ve bilakis zararı/ziyanı/yanlızlaşmayı artıracağını ve dahası davetimizin doğru anlaşılmasına gölge düşüreceğini düşünüyorum.
Bu toptancı/genellemeci ve dahi indirgemeci kardeşler; İhvanı seküler temeli de kabul eden tipik demokrattır ve bu haliyle ilahi olanı reddedenlerden farkı yoktur diyorlarsa, o vakit hiç detaya girmeden tekfir edip rahat etsinler, yok eğer farkları varsa bu farkı dile getirme tenezzülünde bulunarak İhvan'ı usulünce/kardeşce eleştirsinler. (Demokrasi küfürdür kabulünden sonra bir müslümana ve dahi İhvana -şerh düşmeden- demokrasiyi savunuyor/istiyor cümlesinin nereye gideceği düşünülmelidir.) Bir de her tercihi/içtihadı/yaklaşımı/çözümlemeyi ve buradan kaynaklanan yanılgıları itikadi alana habire taşımaktan vazgeçsinler ve sakın biz bunu yapmıyoruz savunusuna girmesinler. Yok eğer biz buna devam edeceğiz derlerse ben de eleştiriye devam edeceğim.
selam ve dua ile İlyas kardeşim.
Kemal Songür
22.05.2015 23:18
ilyas kardeşime -1-
Sevgili İlyas kardeşim/dostum; cevabımın kısa olmasını istiyorsun, o halde bu sitede yayınlanan ''İhvanın mücadelesi demokrasiye indirgenebilir mi'' başlıklı yazımı okursan meramımı anlarsın diye düşünmekteyim.
"200 kavramı on cilde" zor sığdıracak kadar -detayları pek tabi anlaşılsın için- yazıp çizenlerdir," bu ifade hiç şık olmadı diye düşünüyorum'' demektesin, oysa benim ifademde ne hakaret ne de istihza söz konusu, demem o ki bir meseleyi detaylara inerek anlatabilen bir kişi ''İhvan demokrasiyi istiyor/savunuyor'' ifadesiyle yetinmeyip bunu açması gerekir diye hatırlatmaktayım ve bu hatırlatmayı Venhardaki yazısının ''İhvan başta olmak üzere Müslümanlar, demokrasiyi savunuyor, Sisi taraftarları demokrasiye karşı. Kime şehid denecek, kime ölü; tam net değil'' cümlesine yönelik yaptığım yorumda dile getirdim, fakat tenezzül edip cevap yazmamıştı. Yani Sisi ile ihvan/Mursi taraflarının ölülerine ne diyeceği hususunda netliği yok kardeşimizin, ben ne diyeyim artık.. İhvanın ölüleri hakkında netleşmeyenlerin arkalarından rahmet duaları okumalarının tutarsızlık olacağı tartışmadan varestedir ve hele gıyabi cenaze namazlarını kılmaları olacak şey değildir.
İlyas Metin
22.05.2015 19:57
Selamun Aleykum
Kemal'e ermiş abim "200 kavramı on cilde" zor sığdıracak kadar -detayları pek tabi anlaşılsın için- yazıp çizenlerdir," bu ifade hiç şık olmadı diye düşünüyorum.

Kemal abi aramızdaki muhabbet ve samimiyete dayanarak şöyle bir soru sorasım geliyor sahi bizler Erbakanın Selametini, Refahını, Saadetini neden desteklemedik.

Aman abim cevabı kısa tut :)
Yakup Döğer
22.05.2015 00:13
Selam ile
Allah razı olsun Kemal abi. önemli bir konuda uyarılarda bulunmuşsun.

Müslümanların en büyük eksikliği günümüzde sanırım öz eleştiriden uzak, ben merkezci düşünce içerisinde olmalarıdır. Bu gün yanlışları düzeltmek adına kırılıp dökülmeyen ne kalp kaldı, ne beden. Evet birbirimizin yanlışını mutlaka düzelteceğiz, söyleyeceğiz, ama öteileştirmeden, sizinde dediğiniz gibi indirgeci bir mantığı referans almadan.

İnşaallah gün gelir bunu da aşarız, birbirimize ümmeti kuşatacak şekilde uhuvvetle yaklaşır, ebedi saadet yurduna ulaşırız.
Yorum yapyorum

 

Yazarın Diğer Yazıları



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat