Korona Günleri


Kemal SONGÜR, Korona Günleri

Kemal SONGÜR


A+ | Normal | A-


Korona virüsü "bilinen ve örtülen" acı gerçeği açık etti... Yeryüzünde yaşanan zulümlere ve katliamlara karşı üç maymunu oynayan insanlığın kahir ekseriyeti ve bunları sürü gibi güden abd-batı başta olmak üzere zenginler-alçaklar kulübü ve dahi kalemşörleri olan medya ayağa kalktı. Zira KORONA virüsü zengin fakir, siyah beyaz, sömürgeci kuzey ve sömürülen güney ayırımı yapmadan olanca "adaletiyle" hareket etmekte ve her yerde kendini göstermektedir. Aşağılık mahlûkların zulümleriyle mazlum coğrafyalarda her gün yüzlerce kat insan öldürülmesine rağmen kör-sağır-dilsiz kesilen insanlık/insan müsveddesi medyanın eliyle Koronaya kilitlenildi.

"Küfre sapanların misali, bağırıp-çağırmadan başka bir şeyi duymadan haykıranın misali gibidir. Onlar sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler, akıl erdirmezler." (2-Bakara 171)


Ölüm korkusu hariç bütün korkular öğrenilmişdir. Ölüm korkusu ise fıtridir-tabiidir, ölüm sonrasına iman edenler ve hesap günü için kaygılananlar için bu korku ölmekten daha çok huzura nasıl bir yüzle çıkılacağı endişesidir. Korona pandemisi kahir ekseriyetle insanlığa kaçınılamaz olan ölümü yakin etti/hatırlattı velâkin bu hatırla(t)ma ölümün kendisi idi, maalesef ölüm sonrasına yönelik kaygılardan bahsedilemeyeceği yaşanan/sorumsuzca devam eden hayatlardan-toplumlardan gözlenmektedir.

HAYAT İMTİHANDIR: Dünya hayatı her aşamasıyla-a(la)nıyla-yönüyle sınanmadan ibarettir (67/2) Bolluk da, darlık da, sıkıntı da, ferahlık da, hastalık da, sağlık da,

HEPSİ SINANMADIR... "Allah bir şehri misal verdi. (Halkı) güven ve huzur içindeydi, rızkı da her yerden bol bol gelmekteydi. Fakat Allah'ın nimetlerine nankörlük etti de, Allah yaptıkları nedeniyle ona açlık ve korku elbisesini (giydirip, acısını) tattırdı." (16-Nahl 112)

"Onlara (indirdiğimiz) darlık-sıkıntı geldiği zaman yalvarmaları gerekmez miydi? Ama onların kalpleri katılaştı ve şeytan da onlara yapmakta olduklarını çekici-süslü gösterdi." (6-En'âm 43)

Şirk-küfür ve sebep olduğu-tetiklediği zulüm (31/13) en tehlikeli virüstür, sadece musallat olduğu bünyeyi mahvetmez, bu virüsü taşıyanlar dokunduğu insanlara da tabiata da hayvanlara da ifsadı-zulümü taşır, en önemlisi de ahiretlerinin hüsranıdır...

İLAHİ UYARILAR DEVAM ETMEKTEDİR: Virüs-salgın-pandemi, deprem, sel, fırtına, kasırga vs afetlere yönelik "Allah'ın azabıdır" gibi yüklemlerle acıların yaşandığı ortamlarda adeta "ölü-felaket seviciliğine" soyunarak İslama davet edil(e)mez. Tayyip-temiz-sağlam olana tedbir yönüyle yaklaşmamak ve umursamamak (30/41) insanları birçok olumsuzluklara sürükler ve bunların kendisi bile başlı başına ilahi uyarıdır. Buradan hareketle helak başka, uyarı bambaşka bir konudur. Ayrıca, virüs/salgın-deprem-sel gibi afetler müslümanlara da dokunduğu gibi bu afetlere düçar olan insanlara yardım götürmek için hangi dine mensup olduğu da sorul(a)maz.

"Ve sizlerden yalnızca zulmedenlere erişmekle kalmayan bir fitneden korkup-sakının. Bilin ki Allah, azabı (cezalandırması) pek şiddetli olandır." (8-Enfâl 25)

HER TÜRLÜ RİCSİN-PİSLİĞİN-MİKROBUN-VİRÜSÜN PANZEHİRİ TEMİZLİKTİR: Ennezafetü minel iman/Temizlik imandandır... Müslümanlar temizdir ve her yönüyle temiz kalmalıdırlar... Her türlü şirk virüsünden ve dahi "Korona" dahil bütün pisliklerden korunmalıyız...

TEVEKKÜL-TEDBİR: tevekkül'SÜZ tedbir, tedbir'SİZ tevekkül; vahyin gölgesinde aklını kullan(a)mayanların üzerine pisliğin yağacağı (10/100) hakikatini gözardı etmek demektir... Her iki durumda Allah'ın bahşettiği akıl nimetine nankörlüktür, bu nimete nankörlük edenler ise İFLAH olmaz...

ŞAFİ OLAN ALLAH'TIR, ŞİFANIN VESİLESİNE SARILMAYI DA EMREDEN O'DUR: Şifa Allah'tan., istemek, sığınmak ve ilahi reçeteye uymak kuldan.. "Ey insanlar. Rabbinizden size bir öğüt, sinelerde olana bir şifa ve mü'minler için bir hidayet ve rahmet gelmiştir." (10-Yunus 57)

SEBEPLERİN HAYRA TEBDİL EDİLMESİ: min kulli şey'in sebebe/her şeyden sebep, vesile -iledir- (18/84).. "Ey iman edenler, Allah'tan korkup-sakının ve O'na (O'nun rızasına yaklaşmaya) vesile arayın. O'nun yolunda cihad/cehd edin ki kurtuluşa eresiniz."(5/35) "İnsan başıboş bırakılacağını mı sanıyor?" (75/36)

Cevabı beklenen değil, cevabı belli olan bu soru ile sınanmaya tâbi tutulan bütün insanlığa hitap edilmektedir, başıboş bırakılma zannının bir hayalden ibaret olduğu insana hatırlatılmakta ve sınanmaya mebni hem hakikatin yolu hem de sapkınlığın sefaleti-zilleti gösterilmiş ve iradeleriyle seçilen yolun akıbeti de bildirilmiştir, yani, hem bu dünyada hem de ahirette başıboşluk yoktur, sadece başıboşluk zannıyla yaşayacaklara fırsat-mühlet verilmiş ve bu verilen mühlet dünya hayatı ile sınırlı tutulmuştur, ahirette de başıboşluk zannı ile hareket edenlerin başına elim azabların geçirileceği bildirilmiştir. Hiçbir yönelişin/amelin karşılıksız ve hesapsız bırakılmayacağı gerçeği hatırlatılarak Allah'a bağımlı olduğu hakikatine göre yaşayanlara ödül ve bağımsız olduğunu ZANNEDENLERE ceza yağacaktır.

İlahi davete-uyarıya BURUN KIVIRANLARIN BURNU SـÜRTـLECEKTİR: "Yakında biz onun hortumu (burnu) üzerine damga vuracağız." (68-Kalem 16)

İnsanlık tarihi boyunca İlahi davete karşı burun kıvıranlara, kaşlarını çatanlara, homurdananlara, yüz çevirerek nefret biriktirenlere, zulmü meslek edinmiş zalimlere mü'minlerin söylemi; "illede cehenneme girmek istiyorsanız o sizi bekliyor olacaktır" demekten ibarettir.

"Onlara "Rahman'a (çok merhametli olan Allah'a) secde edin" denildiği zaman "Rahman da neymiş? Biz senin bize emrettiğine mi secde edeceğiz?" derler ve (bu davet) onların nefretini arttırır." (25-Furkan 60)

EŞKİYALIK DEVAM EDİYOR: Eşkiyalar her durumda kendilerini göstermeye devam ediyorlar. Uluslararası hava limanlarında ve denizlerde Korona ile ilgili ilaç-maske-dezenfektan malzemesi vesaire taşınan uçak ve gemilere gücü yeten ülkeler el koymaya başlamışlar... Uluslararası hukuk mu? zaten hiiç olmadı ki.. İnsani değer mi? o zaten ancak Müslümanların kimliğidir...

YARDIMLAŞILMASI GEREKEN ZOR "KORONA" GÜNLERİ: Anadolu insanı zor günlerde bir şekilde kendi aralarında yardımlaşırlar. Korona ile ilgili sağlık bakanlığının bugüne kadar aldığı tedbirler ve sağlık çalışanlarının özverisi bu coğrafyada yaşayanların kahir ekseriyetinin takdirini toplamıştır.

Lakin devletin Korona ile ilgili halktan bağış toplamadan önce sırasıyla yapması gerekenler:

1- "itibardan" tasarruf etmek başta olmak üzere her türlü savurganlığın rafa kaldırılması (her daim-dönem olması gereken) ve buradan hasıl olanı dibine kadar mağdur-mahrum olanlara harcamasıdır.
2- Bu coğrafyada halkın ve devletin üzerinden ultra zenginleşenlere, fildişi kulelerinde yaşayanlara çok büyük faturaların kesilmesi ve zoraki de olsa adeta üzerlerine çökülmesi gerekmektedir.
3- Günü birlik çalışanlara, el emeği ile geçinenlere, küçük esnafa, sokakta yaşayanlara, yetimlere, dullara, kimsesiz yalnız olanlara, hakları gasbediliş garip gurabaya her elanda ve her türlü önceliğin verilerek toplanan-toplanacak her ne varsa ulaştırılması. Bütün bunları "sosyal devlet olunduğu iddiasına" bir göndermedir... Gayrıİslami her tür işleyişten beraatimizin ve yegâne çözümün İslami olana yönelinmesi gerektiği ise biz mü'minler için tartışmadan varestedir.

KORONA SELALARI VE HAYATA İNMEYEN EZANLAR: Allah da, Resulü de (biz müslimlerde) müşriklerden beridir... Ezanlar susmasın, arşa yükselsin ama arza inmesin öyle Mİ? Dünyanın neredeyse her yerinde okunan ve hele korona vesilesiyle Endülüs/İspanya dahil birçok yerde okunulmasında artışlar gözlenen velâkin içeriği kahir ekseriyetle gözardı edilen bir bildirimdir.

Ezan: İlan, bildirme, duyuru, çağrı demektir ve Kur'an'i bir ifade olarak (9/3) ayetinde olanca ihtişamıyla hakikati bildirmektedir. "Allah'tan ve Resulünden insanlara bir ilandır ki;  "Allah da, Resulü de müşriklerden beridir-uzaktır. Eğer tevbe ederseniz bu sizin için daha hayırlıdır. Yok eğer yüz çevirirseniz, bilin ki Allah'ı aciz bırakacak değilsiniz. Küfredenleri elim-acıklı bir azabla müjdele." (9-Tevbe 3)

Özelde kendilerini İslama nisbet eden toplumların(devletçiklerin) ve genelde insanlığın ezanın okunulmasından memnun oldukları ve rahatsızlık duymadıkları velâkin düşünsel-eylemsel durumlarıyla ezanın arşa yükselmesine evet ama arza inmesine/içeriğinin hayata taşınmasına burun kıvırarak hayır dedikleri gerçeği ortadadır. İşte bu gerçeklik istismarın ve çok yüzlülüğün dibidir. Ezanın/bildirimin arza inmesini/hayata taşınmasını istemeyenlerin/engel olanların huzuru ilahide mutlaka hadleri bildirilecektir.

KORONANIN KİMİ "HOCAEFENDİLER" TARAFINDAN YAPILAN TEFSİRİ: Kimi hocaefendiler! Koronaya ağız dolusu teşekkür ediyorlar. Sebep; meyhanelerin, nargillehanelerin vs kapandığı için'MİŞ... İnsanların meyhaneye gidememeleri içkiyi bırakıp tevbe ettikleri anlamına gelmediği gibi bu nevi yerlerin kapanma nedeni ahiretin dikkate alınmasından kaynaklı olmadığını da hatırlatmaya gerek yok. Hal bِöyle iken Koronaya sürekli teşekkür eden bu hocaefendiler(!) bu virüsün kendine, anasına babasına sevdiklerine ve dahi Müslümanlara bulaştığında ve bundan dolayı kıvranarak öldüklerinde aynı ağız dolusu teşekkürü yapacaklar mı? Hiç sanmıyorum, belki de o zaman virüse çemkirmeye başlayacaklardır... Bu kafa ile yapılan İslami davet kalplere dokunmadığı gibi, geri tepeceği ve İslama olan mesafeyi uzaklaştıracağı ortadadır...

KORONA MENKIBELERİ HAVADA UاUŞUYOR: Eskiden çiçeği böceği konuşturan şakirtler vardı, şimdilerde rüyada peygambere coronosavar karışımlar yaptıran sufiler-tasavvufçular, Koronayla masaya oturulup ne istediğinin sorulmasını ve anlaşma zeminine varılmasını ve çıkan sonucun hayata eksiksiz taşınmasını isteyen farklı cenahlardan okuma biçimleri oluştu. Oysa, hayat görün(mey)en musibetlerle sınanmaktan ibarettir (29/2,3,4) Hastalığın-sıkıntının-darlığın sınanma(6/43) konusu olduğunu kabul edip sağlığın-refahın(16/112) sınanma konusu olmadığını zannetmek., fakirliğin-güçsüzlüğün imtihan konusu olduğunu kabul edip zenginliğin/gücün/iktidarın imtihan konusu (27/19) olduğunu ıskalamak doğru okuma biçimi değildir.

KORONA ÜZERİNDEN HAYATA TAŞINAN HADSİZLİKLER: Korona hikayesinden dolayı yaşlı insanlarla dalga geçen, tiye alan ve buradan geyik muhabbeti üreten gençlerin betonlaşmış vicdanlarına tüküreyim, yaşamaya-yaşlanmaya bile ellerinde garantileri olmayan ruhsuz-terbiyesiz-ahlaksız gençlik budalası olan zibidiler güruhuna veyl olsun...

 "Allah sizi bir zaaftan (güçsüz ve muhtaç olarak) yarattı sonra zaafın ardından (sizde) bir güç-kuvvet kıldı sonra da bu güç-kuvvetin ardından (tekrar) bir zaaf ve yaşlılık verdi. (Allah) dilediğini (dilediği şekilde) yaratmaktadır. O Alim'dir (herşeyi hakkıyle bilendir), Kadir'dir (her şeye güç yetirendir)." (30-Rûm 54)

 "SON NEFES İMANI" KURTULUŞ MUDUR?: Yaşama fırsatı kalmayan-kalmamış ve tevbe edip gereğini yerine getirmeye yönelik ömür mühleti elinden alınmış kulların ateş paçayı sarınca/ölüm korkusu kendini çepe çevre kuşatınca iman ettim demelerinin indallahda kabul edilmeyeceği hakikati görülmelidir. Gelsene/şimdi Mİ "iman ettin"(10/91).

 "Artık kendisi de bir ayrılık olduğunu anlamıştır." (75/28) "(ölüm korkusuyla) ayaklar birbirine dolaşır." (75/29) "Biz İsrailoğullarını denizden geçirdik. Firavun ve askerleri de azgınlık ve düşmanlıkla peşlerine düştü. Sular onu (Firavun'u) boğacak düzeye erişince "İsrailoğullarının inandığından başka ilah olmadığına inandım ve ben de müslümanlardanım" dedi. şimdi mi (iman ettin)? Oysa sen ِnceleri hep isyan etmiş ve fesad çıkaranlardan olmuştun." (10-Yunus 90,91)

HÜLASA: "O senden dönüp-ayrılınca yeryüzünde fesat çıkarmaya, ekini ve nesli helak etmeye koşar. Allah ise fesadı (bozgunculuğu ve kışkırtıcılığı) sevmez." (2-Bakara 205)

Arzda fesad çıkaran, insanların bugününü ve yarınlarını çalan ve bütün kaosların başat nedeni olan gasıb-arsız-hırsız-doyumsuz-sınırsız-ahlaksız/kapitalist virüsüne/mikrobuna karşı topyekün farkındalık oluşturulmadan ve dahi fıtri-insani/İslami adalet-merhamet iklimine yönelinmeden insanlığın bu dünyada onurlu bir hayat yaşamalarının mümkün olamayacağı gibi ahiretlerinin de hüsran olacağı gerçeği görülmelidir.

Kör-sağır-dilsiz olunmaya devam edildikçe, zulmedenlerin eliyle-zulümlere rıza gösterenlerin susarak sundukları katkılarla ve mazlumların-yetim bırakılanların arşa yükselen feryatlarıyla daha çok "İnsanların kendi elleriyle kazandıklarından dolayı karada ve denizde fesad ortaya çıktı. (Allah) onlara yapmakta olduklarının bir kısmını taddırmaktadır ki (bunu anlayanlar pişman olup-hakka) dönerler" (30-Rûm 41) ilahi uyarısından hareketle acıların yaşanmasına devam edilecektir.

SÖZÜN SONU: En sevimsiz, en işe yaramaz, en korkunç kelime, KEŞKE...

"Der ki "Keşke (bu uhrevi) hayatım için (önceden -bu dünyada- iyi şeyler) takdim edebilseydim. Artık o gün hiç kimse O'nun azabı gibi (bir azabla) azablandıramaz. O'nun vuracağı bağı da hiç kimse vuramaz." (89-Fecr24,25,26)

Ölüm ensemizde.., nefesimizde… GELDİĞİNDE GERİYE DÖNÜŞ YOK... Her nefis inandığıyla, teslimiyetiyle, amelleriyle, yapması gerekirken yapmadıkları ve sakınması gerekirken sakınmadıkları ile hesaba çekilecektir, hesap görücü ve yegâne mâlik-mutlak adil olan Allah'tır.

Rabbimiz bizi bağışlasın ve müslimce vefat edenlerden eylesin duasıyla.


Yukarı Dön

Henüz yorum bulunmamaktadır!

Yorum yap yorum

 

Yazarın Diğer Yazıları



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat