"Gezi" meydan savaşları


Kemal SONGÜR,

Kemal SONGÜR


A+ |Normal |A-


Taksim'de sokağa dökülenlerin ve yurt genelinde destek olanların genel eğilimi ve de destekçileri ırkçı/ulusalcı, ergenokoncu/darbeci, kemalist/atatürkçü, sol/sosyalist, kısaca silme İslam/müslüman düşmanı çevrelerden oluşmaktadır, hatta bu düşmanlık paranoya derecesinde"içeriği boşaltılmış" dinin şekilsel görüntülerine dahi tahammülü olmayan hoyratça/pervasızca yaklaşımları barındırmaktadır. Bu"beyaz türkler" çevreler, dinin (toplumun genelinde oluşan algılar boyutuyla) görünür hali olan tesettür, namaz gibi görüntülere dahi feryad eden ruh halleriyle tepki veren ve bu nevi görüntülerden tiksinerek rahatsızlık duyan, aşağılayan ve varlıklarına dahi tahammül etmeyen/edemeyen güruhlardır.

Beyaz türklerin tarihçesine bakıldığında kendileri dışında kimler varsa (müslümanlar, kürtler ve statükoya aykırı davranan her kimse) zulüm, vahşet, sürgün, sömürü, mahpus ve dışlanmayla cezalandırılan arkaplanla karşılaşılmaktadır. Bugün de yaşanan ve varılmak istenen"hayaller" eskiye duyulan özlemin dışa vurumudur. Modernitenin putu olan demokraside arzularına istedikleri gibi hizmet edememekte ve sürekli hayalleri/özlemleri ellerinden kaymaktadır.

Bu çevreler, öteden beri sanatlarıyla, sinemalarıyla, tiyatrolarıyla, şiirleriyle, edebiyatlarıyla, eğitim doktrinleriyle, yaşam tarzlarıyla/dayatmalarıyla, ekonomik sömürüleriyle, yönetsel zulümleriyle, çok yüzlülükleriyle, halkı ve değerlerini aşağılayan yaklaşımlarıyla, kısaca toplum mühendislikleriyle ve hegemonik dürtüleriyle insana/hayata/topluma dizayn vermeye çalışan kemalist/sekülerist güruhlardır.

Bu çevreler hışımlarını Tayyib/AKP üzerinden (İslamı/müslümanları temsil etmemesine rağmen) müslümanların değerlerine karşı ağız dolusu hakaretleriyle kan kusmaktalar ve İslamın şekilselde olsa görünür haline bile asla tahammül etmemektedirler. Erbakan'ın yaşadığı dönemlerde /70-80 li yıllarda) tesettürlü ve ehl-i namaz olan muhataplara karşı takunyacı/Erbakancı gibi yaftalamaları hatırlayanlar ne söylemek istediğimizi daha iyi anlayacaklardır,"her gördüğün sakallıyı deden zannetme" misalinden hareketle gördükleri her müslüman prototipini AKP'li zannederek onun üzerinden hakaretlere devam etmektedirler. Yani mesele Tayyib'e/AKP'ye indirgenilerek bu çevrelerin düşmanlıkları tanımlanamaz. Hele İhsan eliaçık'ın önünü çektiği"anti kapitalist müslümanlar" jargonuyla kapitalizme karşı durayım derken solun/sosyalizmin kucağına düşülmesi ve hatta (internette dolaşan ifadeleri doğruysa)"gezi" meydan savaşlarını"cihada" ve bu savaşımı verenleri de"sahabilere" benzetmesi akla zarar yaklaşımlar zümresindendir.

Bir başka analizde şöyledir;"yıllar önce referandumda anayasayı sırf AKP sundu diye'Evet' diyen zihniyetle; şimdi Topçu Kışlası'nı sırf AKP önerdi diye başkaldıran zihniyet aslında özünde aynıdır" Yani, vesayet sisteminin geriletilmesi kastıyla referanduma evet diyenler ile (hangi niyet ile olursa olsun böylesi -gayri İslami olan sisteme destek sadedinde olan- yaklaşımları reddediyoruz)  vesayet sistemine tapınan silme İslam düşmanlarını aynı zihinlerdir indirgemesini/benzetmesini ve parçacı yaklaşımını da çok yanlış bulmaktayım. Elbette ve maalesef referanduma evet diyenlerin (ki bu kitlenin içindeki kahir ekseriyet ehl-i kıble olan ve hatta İslami mücadele içinde olanları da barındıran) tutumunu asla meşrulaştıramayız, fakat kendilerini islama nisbet eden ve hayatlarında da görünür kılmaya"kendilerince" çalışanlarla"salt akp'ye karşı durma ve tavır alma" adına iliklerine kadar islam düşmanları olan çevreleri aynileştirmek/benzeştirmek en hafif ifadesiyle insafsızlık olur kanaatindeyim.

Bizler, muhataplarımızı değerlendirirken"siyah/beyaz" kabulüyle değerlendiremeyiz, Kur'an'da böylesi değerlendirmeleri olumlamamaktadır, İslama/müslümanlara savaş açıp yurtlarından sürmek isteyenlerle bundan sakınanları tefrik etmektedir. Necaşi ile Ebu Cehil'i aynileştirmemeyi, silme islam düşmanlarıyla kendilerini İslama nisbet edenleri tefrik etmemizi salık vermektedir.

Bizler, AKP'nin islama aykırı olan yönelişlerinden de beriyiz, onu sıçrama tahtası yaparak islama kan kusan güruhların söylemlerinden de binkez beriyiz.

Bizler, vahye rağmen üretilen bütün çözümleme iddialarının çözümsüzlüğe mahkum olduğunu, bedeli ne olursa olsun nebevi yönelişlerin dışına çıkılmaması gerektiğini, firavunların koltuğuna oturarak firavunlarla mücadele edilemeyeceği gerçeğini, söylem ve eylemlerimizde tek kaygımızın Allah'ı razı etmek olan hedefimizi, canı verenin dışında kimselerden çekinmeyeceğimizi/korkmayacağımızı ve asla minneti O'nun dışında hiçbir kimseye/kimselere duymayacağımızı, haksızlık yapmayacağımızı ve haksızlığa da razı olmayacağımızı ilan edenleriz.

Bizler, şunu ilan ediyor ve haykırıyoruz ki; dünya hayatında adaletin/izzetin yegane adresi olan vahyin gölgesinde hayatın okunmasıyla/yaşanmasıyla gerçekleşeceğini ve ahiretin felahı da ancak ilahi öğretiyle okunan/yaşanan bir hayatla olabileceği hakikatidir. Bu hakikatin dışında kalan her yöneliş dünyada adaletsizliği, zelilliği, zulümü üretecek ve asıl olan ahiret hayatında da tarifi imkansız berbatlıklarla karşılaşılacağı gerçekliğidir.

Bizler, insan(lığ)ın hayrına/kurtuluşuna yönelik yegane yolu olan Allah'ın vaaz ettiği dine davet edenleriz ve bu davetimize karşı asla/kat'a dünyevi beklenti içinde olmayan bilakis bu daveti götürebilme adına malıyla-canıyla cehd etmeye çalışanlardanız.

Bizler, insanı/toplumu kendilerine değil, Allah'ın kitabı olan hayat pınarına/Kur'an'a çağıranlarız, kendilerine/fıtratlarına ve yaratılış gayelerine davet edenleriz. Bu davetin ibadi sorumluluk/yükümlülük olduğuna iman edenleriz.


Yukarı Dön

Yorum yapyorum

Yorumlar

Yahya Uslu
10.06.2013 21:41
Allah razı olsun
gayet yerinde tespitleriniz için teşekkür ederiz.bu konu hakkında naçizane yazdığım satırları paylaşmak istedim..selamlar

Yıllardır Laik-Kemalist diktanın topluma entegre ettiği geleneksel ılımlı islam algısının AKP ile perçinleştiği ve üstüne üstelik her ortamda hem AKP'nin hemde diğer ılımlı islam neferlerinin övündükleri en güzel islamı yaşayan ülke biziz gibi, söylemleri dillendirmesine, islami bir parti olmadığı, islami değerleri çokda fazla önemsemediğini vurgulamasına rağmen,

AKP'nin Başörtüsü serbestisi, alkol yasağı gibi dayatıp uygulamaya çalıştığı eylemleri, evet Laik-Kemalist diktanın topluma entegre ettiği bu geleneksel ılımlı islam algısını toplum o kadar içselleştirip benimsemiştir ki, maalesef AKP'nin getirdiği bu çarpık din anlayışını islamiyet sanan, bizim sorsan her birinin müslüman olduğunu iddia edeceği elemanların derdi aslında ne ağaç, ne meydan, nede AKP iktidarıdır; onların derdi dine olan, islama olan müslümanlığa olan, kinleri, nefretleri ve düşmanlıklarıdır Allahualem....

Laikler, Kemalistler, Koministler, Ilımlı Müslümanlar, Kandil Müslümanları, Ramazan Müslümanları, Takiyye yaptığını düşünerek yönetimi değiştireceğini sandığınız iktidardan bu kaygılanmalarınız boşuna nedenmi çünkü,

AKP laiktir laik kalacak....
İlyas Metin
08.06.2013 00:25
Selamun aleykum
Kemal abim Biz Müslümanlar gündem yapıp onlar bizi konuşmuyorlar bizler de onları gündem yapmayıp görmeyelim gündem de kalıp amacına ulaşamasınlar derim
yanlış mı düşünüyorum
Yakup Döğer
07.06.2013 23:13

Allah razı olsun Kemal abim,duruşumuzun olması gerektiği şeklini ifaden çok güzel.Muhataplarımızı sınıflamanın sınırlarınıda,karşı duruş ilkelerini belirlemeninde vahyi ölçülerini mutlaka dikkate almalıyız.Yeryüzünde nefes alan her insan muhatabımızdır.Bütün muhataplarımıza gücümüz nisbetinde inandığımız doğruları ulaştırmanın bir yolunu bulmalıyız.
Yorum yapyorum

 

Yazarın Diğer Yazıları



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat