Dünya kadınlar günü kutlu OLMASIN…


Kemal SONGÜR, Dünya kadınlar günü kutlu OLMASIN…

Kemal SONGÜR


A+ |Normal |A-


Dünya kadınlar günü kutlu OLMASIN…

Kadın; maalesef insanlık tarihi kadar eski olan ve yanlış/batıl yüklemenin ve tanımlamanın mağduru olmuştur. "Kadın" ikincil-üçüncül mahluklar olarak görülmüş ve kişiliği göz ardı edilip dişiliği ön plana çıkarılarak ezilmiştir-sömürülmüştür. 'Kadın" bir şahsiyet olarak sadece Allah'ın dini olan İslam'da onurunu/izzetini kuşanabilmiş ve rolünü hakkıyla icra edebilmiştir.

Modernist-bâtıl-batılı zihinler kadını ‘’özgürlük-eşitlik’’ etiketleriyle ve süslü-albenili makyajlar ile sürekli sömürmüş, kadının kişiliğini-onurunu-işlevini salt dişiliğine indirgemiş ve bunun üzerinden ‘adeta’ bir meta gibi pazara çıkarmıştır, bâtıl yaklaşımlar eskilerde kadını kaba saba alır satarken/kullanırken., modern zamanlarda dişiliğini reklam-imaj-tüketici ve tüketimi tetikleyen bir araca dönüştürerek ve bunu da ‘’kadın hakları’’ kılıfıyla yutturmuştur.

Ahlaksızlığın da erdemin de cinsiyeti yoktur. Rivayet sultacılarının, geleneği bütün tortularıyla süpürüp alanların, hadisleri vahye arz etmeye tenezzül etmeyenlerin ve erkek egemen zihinlerin ürettiği ve de Rasul'e iftira sadedinde "cehennemin çoğunluğu kadınlardan oluşmaktadır" şeklindeki ve benzeri kadını baştan olumsuzlayan (adeta imtihan maçına bir sıfır yenik başlatılan kadın cinsine yönelik) rivayetlerin tümü hem rasulullah'a, hem Allah'ın kulluk bazında eşit yarattığı kadın kuluna iftira ve ihanettir, Kur'an ile taban tabana zıddır.

Rivayet sultacılarının/hadisleri vahye arz etmeye tenezzül etmeyenlerin zihin dünyasını yansıtan (çok şey anlatan) bir karikatür paylaşayım; Suriye'de sırtına bomba şarapneli saplanan bir kadıncağız feryat ile "ey ümmet neredesiniz" diye haykırır, bu feryadı duyan suudlu kapı kulu ulemasından olan bir alim müsveddesi "sus ey kadın, kadın sesi haramdır" diye höykürmektedir, tabi aynı alimcik!! suudi hanedanına ve destek verdiği büyük şeytan ABD'nin ümmet coğrafyasında alçakça işlediği tecavüzlere yönelik lanet olası dilini yutmaktadır.

Erkek egemen zihinlerin ürettiği ve vahiyle taban tabana zıt düşen uydurma hadis/fıkıh ile inşa edilen kadın/erkek tasavvurundan ne adaletle kuşatılmış bir evlilik ne de huzurla/sevgiyle/saygıyla/paylaşımla/gönülle donatılmış bir izdivac inşa edilemez.

Modernist zihinlerin kadın tasavvuru ifrat ise, "erkek egemen" gelenekçiliğin kadın tasavvuru da tefrittir, biri koru(n)mayı rafa kaldırır, diğeri koru(n)ma içgüdüsüyle kadını hapseder. Oysa; vahiy kadından korunarak ve iffetini koruyarak hayata müdahil olmasını ister, her zaman olduğu gibi vasat/denge/ölçü vahyin gölgesindedir.

İslam’ın kadın tasavvuru

Kadın; candır, Rahman’ın bahşettiği sevdasıyla evladını içinde büyüten, acılarla doğuran ve sevgisiyle biriken anne sütünü şefkatle içiren, evladını tehlikelerden koruma noktasında yeryüzünün en vahşi(!) kuşu gibi kol kanat geren, insanın insana duyduğu sevginin zirvesini evladına yansıtan, evladı ağladığında ağlayan, titrediğinde üşüyen, acıktığında midesi burkulan, ateşlendiğinde göz yaşlarıyla soğutan, ölünceye kadar ilmek ilmek hayatı evladının hayrı için dokumaya çalışan, evladını-kuzusunu kendine tercih eden, ‘adeta’ yeryüzünün insan şekline bürünmüş denizidir-dağıdır ANNE…

Kadın; bir elmanın/bütünün yarısıdır, eştir, canandır, yardır, yarendir, sırdaştır, muhabbettir, cehdi-çabayı-paylaşımı-sakınmayı/takvayı-haneyi-acıyı-tatlıyı-sevinci-hüznü-hazzı-huzuru birlikte paylaştığın/yaşadığın/soluduğun hayat yoldaşıdır, kadın; Hanne’dir, Meryem’dir, Hacer’dir, Hatice’dir, Aişe’dir, Fatıma’dır, Sümeyye’dir, Sümeyra’dır.

Ciğerparelerimiz olan kızlarımızdır, sarıp sarmaladığınızda, öpüp kokladığınızda ve BABACIĞIM dediklerinde ‘adeta’ dünyanın durduğu-duraksadığı ve sevgi-şefkat-merhamet yağmurunun sağanak sağanak sizleri ıslattığı Rahman’ın ikramı-emaneti olan canlarımızdır KIZLARIMIZ…

Hülasa; hayatımızın her anını kuşatan kadınlar için yılın bir gününü ayırmak, kutlamak-kutluyor görünmek öncelikle kadınlara hakarettir, bu hakareti de ancak kadını kadınlıktan çıkaran bâtıl-batı-modernist-la dini olan güruhlar yapabilir, biz Müslümanlar bunu reddediyoruz ve kulluk bazında Allah’ın eşit yarattığı ve farklı meziyetlerle donattığı ve dahi bu farklı meziyetlerin üstünlük vesilesi ya da taslanılması için değil, bilakis birbirine katılarak, yardımlaşılarak, vahyin belirlediği ve rasulün örneklediği vazife bölümünün hayata taşındığı ve buradan izzetli-şerefli-onurlu evliliklerin/ailelerin inşa edildiği bir hayatı kurmak içindir.


Yukarı Dön

Henüz yorum bulunmamaktadır!

Yorum yapyorum

 

Yazarın Diğer Yazıları



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat