Atı Alan Üsküdar’ı Geçer-Geçti İken…


Kemal SONGÜR, Atı Alan Üsküdar’ı Geçer-Geçti İken…

Kemal SONGÜR


A+ |Normal |A-


Gelinen noktada maalesef ümmetin çoğunluğunun zihinsel kodları, vahyin üzerine kaba-kara örtülerle örtülmüş rivayet sultacılığı, mezhepci, kavmiyetci-uluscu, bireyci, mistik/tasavvufi yönelişler, kaderci-cebrici kabulleniş, şablonculuk, kavram fetişizmi, tekfiri meslek edinmiş tekfirci paranoyak savrulmalar, postmodern omurgasızlık, dünün fikirsel üretimine mahkum-taklitci, eşyanın fıtratını okumaktan uzak-yoksun-tembel ve bundan dolayı salt tüketici olan/kalan, her yönüyle başıboşluğun yaşandığı bir resmi ortaya koymaktadır.

Zihinsel problemler ve yamuk yaklaşımlar zilleti/hezimeti de beraberinde getirmektedir. Örneğin; sığınılan/güvenilen Rabbimiz bizlerden; "Onlara karşı gücünüzün yettiği kadar kuvvet ve besili atlat (Silahlar/Araç ve gereçler) hazırlayın" (Enfal 8/60) ilahi beyanıyla düşmanlarımızı korkutacak-caydıracak kuvvetlerle-silahlarla hazırlık yapmamızı istemekte ve dahi emretmektedir.

Rabbimizin bu emrine rağmen maalesef ümmetin çoğu ve onu yönlendirenler, eşyanın fıtratını okuma zahmetine girmeden ve "ilmi" de "dini ve maddi ilimler" olarak birbirinden koparırcasına ayırmış/parçalamış, hayatı-insanı, eşyayı, maddeyi, doğayı okuyup üretme noktasında çok geride kalmış, bu okumayı seküler zihinlere kaptırmış ve zillete/hezimete uğramıştır. Uğradığı hezimetin nedenlerini de, (kendisini vahiyle test etmesi gerek(irk)en bu ümmet) bu üretimi yapan seküler batı zihninin hayatın inşasına dönük batıl/sapkın çıkarımlarını da katarak ve önemseyerek hezimetten kurtulacağını zannetmiş ve daha büyük (ahiretini de berbat edebilecek) bir hezimete kapı aralamıştır.

Elin oğlu eşyanın fıtratını okuyarak ve de bunu güce devşirerek özelde Müslümanlara genelde bütün mazlum insanlara zulmetmekte, hem zihinleri hem de bedenleri sömürmektedir. Bunu şeytani kalkış noktalarıyla yapmakta ve ahlaksız güç edinimleriyle vahşetlerine devam etmektedirler.

Aslında, eşyanın fıtratını okumak/üretmek ve bunu da vahyin tanımladığı ahlakın ve adaletin gölgesinde güce dönüştürmek Müslümanların işi olmak zorundadır. Enfal 8/60 ilahi beyanı zulmedenler/düşmanlar karşısında kuvvet biriktirmenin ve İslami adalet sisteminin emrine amade kılacak caydırıcı-korkutucu bilgilere ve teknolojilere sahip olunması gerektiğini bildirmektedir.

Allah'ın emirlerini yerine getirmeden ve cehd/çaba ile (Necm 53/39) izzeti-erdemi kuşanmadan, "O'na sığındık/sığınıyoruz" psikolojisi ya da inancı imtihanı yok saymak demek olacaktır.

Herşeyi Allah'a havale ederek kula düşen cehdlerin gözardı edilmesi, aslında Allah'tan yardım istemek değil Allah'a iş buyurmak olacağı ve bununda zilleti beraberinde getireceği unutulmamalıdır.

Mazi ile şimdi arasında bağ kurulmadan, tecrübelerden/birikimlerden yararlanılmadan ve yanlışlardan ibret alınmadan yürünülmesi ve başarı sağlanabilmesi mümkün değildir.

Mistik, havaleci, kaderci-cebrici, şabloncu/şekilci, harici-tekfirci refleks, bireyci mantalite sahipleri, eşyanın mutlak sahipliğini Allah'a atfederken (ki bu imani bir zorunluluktur) velâkin eşyanın fıtratının okunması-tefekkür edilmesi ve üretilmesi emrini gözardı etmekteler. Dolayısıyla Allah'ın başka bir emrini yok sayarak ve yamuk bir bakışla gözardı etmekteydiler, etmektedirler. Bunun için "ilmi" dini ve maddi ilim diye parçalayıp ümmetin donuk, durağan ve üretkenlikten yoksun ve de olanca miskinliğiyle taklitçi ruh halinde kalmasının vebalini taşımaktadırlar. Tabi bu yamuk anlayışların peşinden gidenlerin vebali de kendilerine ait olacağı tartışmadan varestedir.

"Atı alan Üsküdar'ı geçer" iken, eşyanın fıtratını okuyup üreterek ve bu ürettiğini de sömürüye-zulme döndüren seküler ve dahi bütün İslam düşmanları yeryüzünde at oynatırken..,

Bu gerçekliği gör(e)meyen ve görmeye niyeti olmayan 'Müslüman'ların çoğunluğu; "tağutun okullarında okunmaz" "dünyevi ilimler dünyalıların-dünyaperestlerin olsun," "düzenin bütün kurumlarından azade olunarak hiçbir zeminde ve hatta en alt biriminde bile bulunulmamalıdır," "bizler kendi kabuğumuzda kendimizi koruyarak ancak Müslüman kalabiliriz," "münzevi-mistik ve 'insan-ı kamil' olmak ve 'en büyük cihad nefisle yapılan cihaddır' yüklemi şiarımız olmalıdır ve bütün işleri Allah'a havale etmeliyiz," "İslami yönetim hayalinden vazgeçmeli ve batıyı batı yapan değerlere(!) laisizme-demokrasiye yelken açmalıyız ki onların hışmından kurtulalım ve korunalım" gibi vesaire..,

Kimileri kimliğini yitirerek kimliksizleşen ve kimileri de ruhbanlığı seçerek dünyadan soyutlanılacağı vehmine kapılarak zilleti kanıksayan, kimileri de harici-tekfirci vadilerde yürüyerek yalnızlaşmayı ve kimi zamanda 'şiddet körü' rüzgarına kapılarak kendilerini yok etmeye-edilmeye neden olunmaktadır.

Hayata-insana-topluma-ekonomiye-siyasete-güç ahlakıyla birlikte güce dokunmayan ve müdahale etmeyen bir din Allah'ın dini olamaz. Zulmü meslek edinmiş zalimler/kafirler her fırsatta sömürülerine, vahşetlerine devam edecekler-etmek isteyecekler ve buna karşı Müslümanlarda Enfal 8/60 ilahi uyarısını dikkate alarak hayatın her alanında ve meşruiyeti/şer'i ölçüleri ıskalamadan yani, meşru alanların tümünü kullanarak; sanatıyla, edebiyatıyla, sinemasıyla, tiyatrosuyla, iletişimin bütün alanlarıyla, görsel ve yazılı medyasıyla, teknolojisiyle, akedemyasıyla, "bilgiye ulaşma ve taşıma yönüyle" öğrenci-öğretmen ve bilumum eğitim sahasıyla, yerel ve küresel ticaretiyle, yerelden başlayarak ve dünya ölçeğinde Müslümanlarla mümkünattan olan iletişim ve yardımlaşmaları ete kemiğe büründürülmesiyle, kısaca hayatın tümüne müdahil olan-olacak bir bilinç ve özgüvenle mücadele etmeliyiz.

Ayrıca, küfür tek millettir gerçeği üzerinden ortak paydalarda kendi aralarında yardımlaşırlarken.., Ümmet olma iddiasında olanların ortak paydalarda bırakın birleşmeyi ve yardımlaşmayı, kendi aralarında asla/köke taalluk etmeyen konular üzerinden birbirlerine çelme takmaları yaşanan olumsuzlukların bir başka nedeni olduğunu da bilmek zorundayız.

 Özetle; Dünyayı dünyaperestlere bırakarak ahiret kazanılamaz. Ekini ve nesli ifsat edenlere (Bakara 2/205) karşı Müslümanca bir mücadele sergilenmeden Allah'ın rızasına ulaşılamaz. 'Adeta' kafalar kuma gömülerek ya da kendi kabuklarında korunacağını zannederek zulümlerden kurtulunamaz.

Hülasa; iman ve cehdden/cihaddan ibaret olan kulluğumuzun yaşanılacağı yer bu dünya hayatıdır ve bu hayatın hakkını verenler dünyada izzete-onura ve ahirette de felaha ulaşacak kutlu Müslümanlar olacaktır.

İNŞAALLAH.


Yukarı Dön

Henüz yorum bulunmamaktadır!

Yorum yapyorum

 

Yazarın Diğer Yazıları



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat