Kardeş olmayı becerebilmek


Kardeş olmayı becerebilmek

A+ | Normal | A-

Son güncelleme: 05 Aralık 2013 Perşembe 18:11


Yitirilen değerlerimizin hatırlatıldığı, kaybettiğimiz İslam kardeşliğine vurguların yapıldığı yazar Hamza Er'in makalesini bizleri düşünmeye sevk etmesi amacıyla yeniden paylaşmak istiyoruz.

Küre Medya / Haber Merkezi


ENSAR OLABİLMEYİ BİLMEK


Önceleri hep kusursuz gözükürdü ilişkilerimiz. Ölçüsünü, Kur’an’dan hele Rasulullah (s.a.v.) ve ashabının canlı pratiğinden alındığı düşünüldüğünde öylede olması gerekirdi zaten.

Fakat zaman ve şartların gelişmesi, ayakların yere basmasını peşinden getiriyor.


Kardeşlik risalelerinden, kapitalist hayata geçiş Akdeniz sıcağından Kutupların soğuğuna geçmek kadar etkiliyor insanı.

Hep masal kalıyor, Ensarın Muhacirlere duyduğu sevgi; evindeki tek azığı kardeşine sunması hikaye gibi gelmiş meğer bizlere.

Sadece çaylarımızın yanında konuşulan bir anı olarak kalmış.

         
Beşeri ideolojilerin oluşturduğu kaos, kargaşa ve tüm çarpıklıkların arasında ezilmiş, çıkar çatışmalarının arasında güven duygusunu yitirmiş insanların,imrenerek bakacağı, arasına dahil olmayı arzulayacağı bir örneklik göstermemiz gerekirken, hırs ve benlik duygusunun tutsağı olarak birbirimizi kırmışız.

İçinde yaşadığımız köle düzeninde umut olacakken, para, şöhret, mevkii uğruna her türlü çirkin işleri yapan toplum fertlerinin huylarını almaya başlamışız.


Bu karamsar tabloyu oluşturan, inançları ile yaşantısı arasında net tercih yapamayan bizleriz.
 
İnancını, öğrendiklerini pratiğe geçiremeyen bizler bir müddet sonra yaşantımızı inanç haline getirdik.

Dünyevi olarak kazandıklarımızı kaybetmenin korkusuyla, içinde olduğumuz, pasif,monoton hayatı meşru zeminlere oturtmanın yollarını aradık.

Müslümanları üniversitelerden atan rektörün adını bile bilmiyorken, bir kardeşimize anlık hatasından dolayı kin duyduk.

Amerikanın Müslüman ülkelerde, israilin ilk kıblemiz olan Mescidi Aksanı’nda bulunduğu topraklarda, Rusların mazlum Çeçen halkına yaptıklarını haber bültenlerinden  savaş filmi gibi izlerken, borcunu ödeyemeyen “dostların” gıybetleri yapıldı arkalarından.
        

Evet, adil olan ALLAH (c.c.)’ın bizlerin eliyle kurtuluşu huzuru sağlayacağı ümidiyle kendimizi avutmayalım. Çünkü, "bir millet kendini değiştirmedikçe, onların durumlarını değiştirmeyeceğini" vaad ediyor Rabbimiz. (13/RAD 11) Ve,
"davalarından geri kaldıklarında, ALLAH (c.c.)’ın sevdiği. onların Onu sevdiği,mü’minlere karşı alçak gönüllü,inkarcılara karşı güçlü,ALLAH yolunda Cihad eden, kınayıcının kınamasından korkmayan yeni bir topluluk getireceğini bildiriyor" tek melikimiz.(5/MAİDE 54)       

Asrı saadetin coşkusuyla her türlü dünyevi hırs ve ihtiraslardan arınarak, bu davayı sahiplenmemiz gerektiğini,”birbirinizi sevmedikçe iman etmiş sayılmazsınız” düsturunu hatırlayarak hayatımızı yeniden gözden geçirelim. Birbirimize ticari değil Müslümanca yaklaşalım.

Evindeki tek hurmasını kardeşine veren Ensarın bu davranışı bir ütopya olmasın. Ensar ve muhacirlerin sayısı çoğalsın. İdealist olmaktan vazgeçmeyelim. Ne kadar darbe yersek yiyelim, umutsuzluğun bizi kuşattığı o anlarda doğrunun tek olduğunu, onu yaşayanların sayısı ne kadar az olursa olsun, doğrunun hükmünün değişmeyeceğini düşünerek kendimizi motive edelim.
         

Ben bugün Ensar olmaya karar verdim. Kucaklaşacağım Muhacir kardeşimi bulacağım. Siz de başlamaya ne dersiniz.

Hamza Er - 1998/Hasbihal Dergisi




Yukarı Dön

İlgili Videolar






Etiketler:

Henüz yorum bulunmamaktadır!

Yorum yap yorum

 

Kategoriye Ait Diğer Haberler



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat