Kadumi: İhtiyacım olan en çok şey dua


Kadumi: İhtiyacım olan en çok şey dua

A+ | Normal | A-

Son güncelleme: 25 Kasım 2013 Pazartesi 14:30


20 Ağustos 2012 tarihinde Suriye’nin Halep şehrinde Beşşar Esad askerleri tarafından kaçırılan El Hurra televizyonu muhabiri Bashar Fehmi Kadumi hakkında 463 gündür hala bir haber yok. Kadumi’nin kaçırılma sürecini en yakından takip eden ve bu konuda herkesle görüşen eşi Arzu Kadumi, yaşadıklarını anlattı...

Küre Medya / Haber Merkezi
Bashar Fehmi Kadumi’nin eşi Arzu Kadumi:  Halep’te Esad askerleri tarafından kaçırılan ve 463 gündür kendisinden haber alınamayan Filistin asıllı Bashar Kadumi’nin eşi Arzu Kadumi, yaşadığı mağduriyeti anlattı. Suriye’ye giden CHP heyetinin, Türk gazeteci Cüneyt Ünal’ı Türkiye’ye getirip, eşi Bashar Kadumi’yi getirmemesini eleştiren Arzu Kadumi; “Benim CHP heyetine sitemim ve isyanım var. Cüneyt Ünal’ın  getirilmesi sevindirici bir gelişmeydi ama kocamla ilgili bir şey yapmamış olmaları üzücüydü” dedi  

Suriye’de İstanbul Konsolosluğu’nun önünde de sürekli olarak eylem yapıyorsunuz...

- Her ayın 20. gününde saat. 19.30’da Nişantaşı’nda İstanbul Suriye Konsolosluğu önünde eylem yapıyoruz. Bu eylemin amacı Bashar Fehmi Kadumi’nin hâlâ Suriye’de olduğunu hatırlatmak, Suriye yönetiminin eşimi bize geri vermesi, hükümeti harekete geçirmek ve kendi adıma da bir şeyler yapmaktır.

Eşiniz hakkında bir de change.org  internet sitesinde bir imza kampanyası başlatıldı. Bu kampanya ile amaç nedir?

- Bu imza kampanyası Mısır’da tutulan Metin Turan ile eşim Bashar Fehmi Kadumi için başlatıldı. Bunu gerekli internet sitelerinden change.org adresinden Bashar Kadumi imza kampanyası topluyoruz. Daha önce de imza kampanyası başlatılmıştı. Fatih Camii avlusu ve Suriye İstanbul Konsolosluğu’nun önü gibi yerlerde imza toplamıştık. Şimdi de internet aracılığıyla böyle bir imza kampanyası başlatıldı. Herkesin bu imza kampanyasına katılmasını istiyorum.


20 Ağustos 2012 tarihinde Suriye’nin Halep şehrinde Beşşar Esad askerleri tarafından kaçırılan El Hurra televizyonu muhabiri Bashar Fehmi Kadumi hakkında 463 gündür hala bir haber yok. Kadumi’nin kaçırılma sürecini en yakından takip eden ve bu konuda herkesle görüşen eşi Arzu Kadumi, yaşadıklarını  anlattı...


Öncelikle bize eşiniz Bashar Fehmi Kadumi’den bahseder misiniz?

- Eşim Bashar Fehmi Kadumi, Filistin asıllı ve Kudüs doğumludur... Ürdün vatandaşlığı ve pasaportuna da sahiptir. 12 kardeştir ve ailesi Doğu Kudüs’te yaşıyor. Eşim üniversiteyi okumak için Kudüs’ten İstanbul’a gelmişti. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü’nde aynı sınıfta okuyorduk ve orada tanıştık. 1999 yılında evlendik. Eşim Türkiye’ye geldiğinden beri hem okuyup hem de çalışıyordu. Kudüs Press Haber Ajansı, Dubai ve Mısır televizyonları gibi çeşitli kurumlarda profesyonel olarak çalıştı. Başbakanlık Sarı Basın Kartı’na sahipti ve diplomasi muhabiriydi. 7 yıl önce ise Suriye’ye giderken çalışmakta olduğu El Hurra televizyonunda işe başladı. El Hurra’nın Türkiye’deki tek muhabiriydi. Suriye’ye giderken yanında götürdüğü Cüneyt Ünal ise İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabiriydi. El Hurra, İHA ile gerekli altyapı konusunda anlaşmalıydı.

Eşinizle en son ne zaman görüştünüz?

- Ramazan Bayramı’nın birinci günü 19 Ağustos 2012 tarihinde eşimle telefonda görüşmüştüm. Ben ve çocuklarım bayram ziyareti için Kudüs’e gitmiştik. Eşim de Suriye’nin Azez bölgesinde, “Bayram savaş ortamında nasıl yaşanıyor” konusuyla ilgili çekimlerini yaptıktan sonra bayramın 3. günü Kudüs’e gelecekti. Telefon görüşmemizde Mescid-i Aksa’da kılacağımız bayram namazı için dua istemişti. Bir gün sonra ise bana, “Halep’e gidiyorum, benim için çok dua edin” diye mesaj attı. Ben de, “Allah’a emanet ol” diye karşılık verdim. Bu mesaj bizim son irtibatımız oldu. Kudüs’teyken gece bize eşimin yaralandığı ve tutuklandığı haberi geldi. Hemen Türkiye Dışişleri bakanlığı’nı aradım. Bulduğumuz ilk uçakla da çocuklarımla beraber İstanbul’a döndük. Süreç böylece başlamış oldu.

Daha sonra süreç nasıl işledi?

- Birkaç gün sonra Cüneyt Ünal’ın videosu yayınlandı. Cüneyt Ünal, 90 gün sonra CHP heyetiyle beraber Türkiye’ye dönünce, eşimle ilgili bilgileri öğrenme imkânı bulduk. O zamana kadar bize hep afaki bilgiler geliyordu. Ünal, eşimin karın bölgesinden yaralandığını, ilk müdahaleyi kendisinin yaptığını, çıkan çatışmanın ardından bir yere saklandıklarını ve daha sonra Esad askerlerinin yanlarına gelip yerde yatan eşimle Arapça diyaloğa geçtiğini söyledi. Ünal, eşimin yaralandıktan sonra 20 dakika boyunca kendisiyle sohbet ettiğini ve bilincinin açık olduğunu belirtti. Ünal eşimin; “Buraya kadarmış. Allah’ım çocuklarım sana emanet” dediğini ifade etti. Daha sonra Cüneyt Ünal’ın başına tişörtünü geçirip, bir pick-upa bindirerek hapishaneye götürmüşler. Suriye yönetimi ise bu bilgileri teyit etmiyor ve “Hastanelerimiz ile cezaevlerimizde Bashar Fehmi Kadumi diye birisi yok” diyor.

CHP heyetinin, Cüneyt Ünal’ı getirmesi ama Bashar Fehmi Kadumi’yi getirmemesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

- Suriye’ye giden CHP heyetinin içinde ben de vardım. Suriye sınırına kadar beraber gittik. CHP heyetine eşlik eden ve bizzat Beşşar Esad’a götüren kişi, pasaportumun hazır olmasına rağmen beni Suriye’ye sokmayacaklarını söyledi. Bunun sebebini sorduğumda ise eşimin İsrail ile ilişkisi olduğunu kaydederek, eşimin sağ-salim dönmesini istiyorsam otele gitmem gerektiğini söyledi. Eşim Filistinli olduğu için böyle bir söz sarfetti. Sırf bu yüzden beni Suriye’ye sokmadılar.

Bu duruma CHP’liler tepki göstermedi mi?

- Açıkçası CHP’li milletvekilleri benim Suriye’ye gitmemi pek de istemiyorlardı. Cüneyt Ünal’ın videosu, fotoğrafı yayınlanmıştı ve hayatta olduğunu biliyorduk. Eşimin ise hiçbir video ya da fotoğrafı yoktu. O yüzden benim gitmem lazımdı. Mecbiren Hatay’daki otele döndükten sonra CHP heyetinden haber bekledim. 10 kişilik CHP heyeti içeri girdi ve sadece üç vekil Esad ile görüştü. Burada bir muamma söz konusu. Esad ile neler görüşüldü, eşim hakkında bir pazarlık mı yapıldı bilmiyoruz. Hatay’dan sürekli Şam’daki heyet ile görüştüm. Bana, Cüneyt Ünal’ı aldıklarını ve eşimin yerini tespit etmeye çalıştıklarını söylediler. Geldiklerinde ben sınır kapısında karşılamaya gittim. Cüneyt Ünal, milletvekilleri ile kol kola girmiş sınır kapısından içeri girmişti. Eşim maalesef yanlarında yoktu. CHP Milletvekilleri Refik Eryılmaz, Hasan Akgöl ve Mevlüt Dudu’ya, “Eşimi almadan niye döndünüz. Ben size vekâletimi vermiştim” dediğimde, “Suriye yönetimi Bashar Fehmi Kadumi bizim elimizde yok diyor. Neden yalan söylesinler” dediler. Benim sitemim ve isyanım var. Cüneyt Ünal’ın getirilmesi sevindirici bir gelişmeydi ama kocamla ilgili bir şey yapmamış olmaları üzücüydü.
‘İHTİYACIM OLAN EN ÇOK ŞEY DUA'

20 Ağustos 2012 tarihinden beri eşinizden haber alamamanız, hayatta olup olmadığını bilmemeniz, yani bir taraftan Araf’ta olmanız nasıl bir duygu?


- O günden beri bunu yaşıyoruz. Bu tarihten önce herkes gibi sıradan mazbut bir aileydik. Ben ve eşim çalışıyor, çocuklarımızı okula gönderiyor, hafta sonu herkes gibi beraber vakit geçiriyorduk. Bu olaydan sonra bizim her şeyimiz değişti. Ben tamamen bir anne olarak, eşimi aramaya yöneldim. Yatıyorum, kalkıyorum, eşimi bulabilmek için neler yapabileceğimizi düşünüyorum. Bu arada 12 yaşındaki oğlum ile 6 yaşımdaki kızımın da ümitlerini diri tutabilmek için çabalıyorum. Yani bizim her şeyimiz Bashar ile ilgilidir. Eski hayatımız artık yok ve eşimden bir haber alana kadar da maalesef böyle devam edecek. Gülüyorsunuz, yaşıyorsunuz, yiyorsunuz, içiyorsunuz ama o soru işareti hep var. Acaba yerin altında mı, yerin üstünde mi? Bununla yaşamak zorundasınız. Bu da bizim imtihanımız ama böyle benim söylediğim gibi kolay olmuyor...

Eşinize seslenme imkânınız olsaydı neler söylemek isterdiniz?

- Eşimi çocuklarımla beraber bekliyoruz, beklemeye de devam edeceğiz. Bundan sonra benim ve çocuklarımın hayatı ne yaparsam yapayım bu çemberin dışına çıkmayacak. Onu çok özledik ve iyi haberlerini almayı bekliyoruz. Çok ağlıyorum, üzülüyorum. Eşimin ailesi Kudüs’te onlar da perişan. Bu süreç içerisinde onun bir abisi vefat etti. Dönerse ondan haberi yok. Ölümler, doğumlar her şey oluyor. Çocukları büyüdü. Her şey değişti. Değişmeyen tek bir şey, bizim onu çok sevdiğimiz.

Eklemek istediğiniz bir şey var mı?

- Ben herkesten dua istiyorum. Bu süreç içerisinde ihtiyacım olan en çok şey dua. Şuna inanıyorum ki; Allah bir şeye “Ol” derse, o zaten olur. Ben o kadar koşturuyorum, mücadele ediyorum ama Rabbim bir şeye “Ol” derse ancak o zaman olur. Rabbim bunu bize imtihan olarak verdi, tabiî ki bunun sonucunu biliyor. İnşallah hayırla sonuçlandırır. İnsanlardan da bize dua etmelerini istiyorum. Duanın gücüne inanıyorum. Bizim durumumuz ne kadar ümitsiz görünse de, ben ümidimi kesmiyorum. Ümidimi kesmek imanımdan zayıflığa sebep olur. En karanlık bir zamanda da, aydınlık olur, güneş doğar...

‘BAŞBAKAN VE DAVUTOĞLU İLE GÖRÜŞTÜM

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile de eşinizin kaçırılmasını görüştünüz. Bu görüşmeler nasıl geçti?


- Ben ve çocuklarım Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyız. Eşim, 20 yıldır Türkiye’de yaşıyor. Kudüs’teki hakkını kaybetmemek için Türk vatandaşı olamıyor. Bir Filistinli için de bu hak çok önemli. Eğer bu hakkı kaybederse, bir daha ülkesine dönemeyebilir. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’ndan beklentilerim var. Başbakan ile geçtiğimiz sene görüştük. Dışişleri Bakanı Davutoğlu ile de... Türkiye’nin rolü burada çok önemli. Türkiye politikaları belirleyen bir ülke. İran ile Rusya’yı araya koyabilir, eşimi Suriye yönetiminin elinden kurtarabilirler.

Peki konuyla ilgili olarak el Hurra televizyonu yetkilileri ilgileniyor mu?

- El Hurra televizyonu, Amerikan kongresinin desteklediği bir kanal. Washington’dan yayın yapıyor. Mayıs ayında el Hurra yetkilileri ile görüştüm. Zaman zaman onlar da geldiler. Süreç hakkında fikir alışverişinde bulunduk. ‘Bu süreç içerisinde kocamla ilgili elinizde ne var, ne yaptınız?’ diye sorduğumda, Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü ile görüştüklerini ve bölgeye giden gazetecilerden Bashar hakkında haber getirmelerini söylediklerini ifade ettiler. Bu o kadar komik ki... Ben tek başıma bir kadın olarak, bunların hepsinden fazlasını yaptım. El Hurra hiçbir şey yapmadı, sadece eşimin maaşını bana yatırmaya devam etti. Maddi olarak bizi zor durumda bırakmadı. Hâlâ da eşimin maaşını yatırmaya devam ediyorlar ama eşimi oraya çelik yeleksiz, kasksız gönderdiler. Eşim savaş muhabiri değil, onun eğitimini vermediler, savaş sigortası yapmadılar ve ‘O bölgeye gitme’ demediler. Eşimin aranıp bulunması için hiçbir şey yapmadılar. Onların sorumluluğu var ve vebali büyük. Çalışan birisini güvensiz bir bölgeye bu şartlar altında gönderdiler ve şu an kendilerini bu durumdan sıyırmak istiyorlar.

Hüseyin Kulaoğlu/Akit

Yukarı Dön



Etiketler:

Henüz yorum bulunmamaktadır!

Yorum yap yorum

 

Kategoriye Ait Diğer Haberler



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat