İsrail’in özrüne karşı şartlarımız


Hamza ER, İsrail’in özrüne karşı şartlarımız

Hamza ER


A+ |Normal |A-


Mavi Marmara yardım gemisine saldırı düzenleyerek 9 kardeşimizi şehit eden ve onlarcasını yaralayan işgalci İsrail’in başbakanı Netenyahu’nun geçtiğimiz günlerde R.Tayyip Erdoğan’ı telefonla arayarak özür ifadelerinde bulunması bir anda kamuoyunun gündeminde ilk sırayı aldı.

Bu süreçte yapılan bütün değerlendirmeler gemideki yolcuların yola çıkış gayelerini görmezden gelen bir yaklaşımla geçekleşti. Tazminat konuları tartışılmaya başlandı, hatta kan bedelleri ortaya atıldı.

Maalesef, “Tazminat alınırsa davalar geri çekilmeli” beklentileri ve “tazminatınızı alıp konuyu kapatın” tarzındaki ifadelerle bu mesele de magazin konusu haline getirilmeye çalışılıyor.

Oysa Kudüs’ün İslami kimliğine değer veren yolcular bu mübarek topraklara sadakatlerini gösterebilme adına bu yolculuğa katılmışlardı. Bu seyahatle yolcular, yurtlarından zorla sürgün edilen 6 milyon Filistinli mülteciyle yüreklerinin bir attığını, temiz İslami direnişin destekçisi olduklarını, o İslami hareketle aidiyet bağı kurduklarını ilan etmeyi amaçlamışlardı.

Mavi Marmara yolcuları, İslami direnişin yalnızlaştırılmasını ve karşısında olmayı kabul etmeyerek, aynı zamanda onun Demokratik, liberal bir zemine çekilmesine de fırsat vermeme adına Gazze’de kardeşleriyle kucaklaşıp görüşebilmeyi hedeflemişlerdi.

Gemide can veren 9 Müslümanın kanını, israil’in son Gazze saldırısında şehit ettiği 1500 kişinin kanından bağımsız görmeyen yolcular, Filistin’in özgürlüğü mücadelesinde 1509 şehit verdik anlayışına sahip olmuş, ümmet bilinciyle bölgeye yaklaştıklarını ilan etmişlerdi.

Bu kadar hassas bir süreçte, yaralar daha tazeyken, bahsettiğimiz yüce ideallerin görmezden gelinip, konunun telefonda bir özür ve para konusuyla kapatılmaya çalışılmasının en çok şehit ailelerini ve gazileri yaraladığı maalesef görülemiyor.

Düşüncelerini dün bir basın toplantısıyla paylaşan yolcular, “Filistin topraklarının bir parçası olan Gazze’de abluka devam etmekte, kara, deniz ve hava koridorları rahatlıkla giriş ve çıkışların gerçekleşmesine imkân tanımayan bir kuşatmayla kapalı bulunmaktadır. Bölge insanlarının sağlık, barınma ve beslenme ihtiyaçlarını rahatlıkla karşılayacağı serbest dolaşım imkânları sağlanmadan, Gazze halkının Akdeniz’de balıkçılık faaliyetlerini kolaylıkla sürdürebildiği görülmeden, dışarıdan kara ve deniz yoluyla yardımların Gazze’ye ulaşımı açık hale gelmeden, yani abluka tamamıyla kalkmadan bizler tazminat konusunun masaya yatırılmasına taraftar olmadığımızı belirtmek istiyoruz.” diyerek kararlı tutumlarını ortaya koymuşlardı.

T.C. ulus devleti adına yola çıkmayan, onu temsil etmeyen yolcular açısından, İsrail’in özrünün T.C. başbakanı tarafından kabul edilmesi bir anlam ifade etmemektedir. Bu kurgu, ancak başbakanın siyasi itibarını arttıran, O’nu bölge politikaları için önemli bir aktör haline getiren hamleler olarak görülmektedir.

Ayrıca, bu özür sürecinde, elinde yüzbinlerin kanı bulunan, bölgedeki emperyal politikaların sahibi olan ABD başkanı Obama’nın arabulucu olarak devreye girmesi de mazlumlarla alay etmek gibidir. Sen önce git Afganistan’da, Irak’ta döktüğün kanların hesabını ver, özrünü dile, israil’in bölge karakolu olmasını sağlayan desteğini geri çek ondan sonra böyle arabuluculuk işlerine kalkış demezler mi insana…

Bütün bu tuhaf işleyen süreçte israil’in özrünün gerçekçi olup olmadığının anlaşılabilmesi için sunulabilecek bazı şartların da olduğunu kabul ediyor ve onları belirtmek istiyorum:

 -İsrail işgal ettiği toprakları aşama aşama terk etmeye başlayacak,

-Topraklarından sürgün edilen 6 milyon Filistinli çıkarıldıkları evlerine yerleştirilecek,

-Filistin halkının kendi inancına uygun yönetimini inşa etmesine fırsat verilecek,

-İsrail bu işgal sürecindeki yıkımlarının ve döktüğü kanların bedellerini Filistin’in meşru yönetimine teslim edecek,

-İsrailli katliamlara karışan komutan ve liderler uluslararası mahkemede yargılanacak,

-İsrail’in işgal yönetimi adına tüm Filistin halkından bugüne kadarki yaşananlardan dolayı açık bir özür dilenecek.

Bu belirttiğimiz şartlarda açıkça görüldüğü üzere, hiçbir organizasyon kendisini Filistin halkından ve onların haklı davalarından bağımsız görmemeli, mücadele zemininin kaydırılmasına müsaade edilmemelidir.

Operasyondan değil, sadece operasyon esnasında orantısız ve kontrolsüz şiddet ve sonuçlarından dolayı özür dileyen Netenyahu’nun özrü hiçbir anlam ifade etmemekte, bu özrün, bölgesel yeni işgal ve sömürü politikalarının bir aracı olarak kullanılacağı açıkça görülmelidir.

Tevhid ehli mü’minlerin kontrolünde olan bir Mescid-i Aksa’da omuz omuza rahatlıkla namaz kılmadan, siyonistler geldikleri yerlerine geri dönmeden, o toprakların gerçek sahipleri Filistinliler evlerine, arazilerine kavuşmadan bizde seferlerimizi bitirmemeli, varlığımızı Ahmed Yasinler, Rantisiler, Nizar Reyyan’lar gibi bu yolda feda etmenin duasıyla yaşamalıyız.


Yukarı Dön

Yorum yapyorum

Yorumlar

Erkan Çakmak
17.04.2013 13:15
SİYONİST İSRAİL
S.A Zulmune aralıksız devam eden ve adeta pençelerini kaldırmış,salyalarını akıtarak müslümanları hedef alan işgalci İSRAİL ,özür dileme bahanesiyle T.C devletini sindirmeye çalışmıştır.Bu kesinlikle İSRAİL'in bir oyunudur.İSRAİL'in 'Ya kusura bakmayın!Sizin 9 vatandaşınızı öldürdük ,müslümanların yardımlarını engelledik ÖZÜR DİLERİZ' gibi aldatıcı sözler üzerine Türkiye'nin laik,şirk devletide oltaya takılan yeme balıklama atlamıştır.Biz inanıyoruz ki inşaallah 9 kardeşimiz şehid olmuşlardır.Biz müslümanların yapması gereken insanları KUR'ANA DAVET ederek ,RABBİMİZ ALLAH'ın gösterdiği sıratı mustegıym'den ayrılmayarak müslüman toplumunun inşasında çok büyük katkımız olması gerekmektedir.Allaha emanet olun.
Fatma
15.04.2013 08:22
Muammer Bey'in,
...mavi Marmara gemisinin yola çıkmasına neden olan gerekçeler ortadan kalkmadığı ve olaylar bitmediği sürece özrün hiçbir anlamı olmayacaktır!.............

sözüne bir destek de benden,

Allah(c.c.) Kur'an'da;

"Fitne kalmayıncaya kadar onlarla savaşın" Buyuruyor!

"Özür dileyinceye, diletinceye kadar" değil. Bunun ilk adım, bir merhale olduğuna ise kimse kendini ikna çabasına girmemeli, çünkü batılla mücadele şekli ve metodu resullerin hayatlarından örnekllerle belli.

Özür, (sevinilesi umulan) bir pişmanlığın simgesiyse, arkasından bunca hesabın ortaya çıkması ne diye ve niye?

Müslümanların, duygusallıktan sıyrılarak, olup bitene daha basiretle ve ferasetle yaklaşabilmeleri lazımdır.
Muammer Savaş
14.04.2013 15:39
NEYİN ÖZRÜ
özür ne demektir önce ona bakmak lazım. özür yapılan bir hatanın yada kabahatin kabulü ve bunun bir daha gerçekleşmesine sebebiyet vermemekteki gayretse veya buna verilen söz ise değerini bulmuş olur. bence burada tartışılması gereken şey israilin özrünün ne anlama geldiğidir. Yani ne için özür dilediğidir.Kaldıki bu bile tek başına yetmez özürdeki kendi gizli hedefi de önemlidir. Bunu bile bir anlık unutup hiçbir gizli saklı bir amacının olmadığını kabul etsek dahi neyin özrünün dilendiği arada kaynayıp gitmektedir.İsrail filistende yaptıklarının özrünü mü dilemiştir ablukanın özrünü mü dilemiştir yani kısaca MAvi Marmara Gemisinin yolculuğa çıkmasına neden olan gerekçeler için mi özür dilemiştir ona bakmak lazım.Öyle olmadığını bile bile bu özre anlamlar yüklemek boş bir avuntu dan ibaret olacaktır.mavi marmara gemisin yola çıkmasına sebeb olan gerekçeler ortadan kalkmadığı olaylar bitmediği sürece özrün hiçbir anlamı olmayacaktır.hükümet adına özür dilettirmiş olmak bir anlam ifade ediyor gözüküyorsa da mavi marmara gemisini yola çıkaranlar bu organizasyonu yapanlar için bir anlamı olmamalı. Çünkü başlangıç noktasından henüz ilerlemiş bir durum gözükmüyor.Mavi Marmara yı seyahte çıkaran şartlar bugün de devam ettiğine göre özrün hiçbir anlamı bulunmamaktadır. Özür sadece baskının şekliyle yapılan eylemle alakalı olduğundan başkaca bir anlam yüklemenin aşırı bir iyi niyetten başka birşey olmadığı açıktır.
Abdikeçeli
13.04.2013 01:06
tebrikler
Yeni sitenizin/küre medyanın hayırlar getirmesini temenni ediyor yayın hayatınızda başarılar diliyorum selam ile
Mustafa Özoran
11.04.2013 16:35
NEYİ ÖZLÜYORUZ 2/2
Gemiye katılan yolculardan biri derneği adına şu açıklamayı yapmıştı: Neyi özlüyoruz? Konya hava sahasında Siyonist ordunun jetlerinin TSK’ya bağlı uçaklarla birlikte katıldıkları “Anadolu Kartalı" tatbikatlarını mı? Akdeniz’de Siyonist gemileriyle birlikte yapılan “Güvenilir Deniz Kızı” tatbikatlarını mı? 28 Şubat sürecinde Türkiye siyasetine, ordusuna, ekonomisine musallat olmuş “İsrailleşme” kirliliğini mi? Mossad’ın Türkiye’de cirit atmasını mı?

Sorun vicdanınıza! Siyonistlerle görüşmek, davetlerine katılmak ya da davet etmek zorunda kaldığınız günlerde içinizde bir burukluk yaşamıyor muydunuz? Ellerini sıkmak durumunda kaldığınız Siyonist çete şeflerinin ya da temsilcilerinin ardından acaba ellerinizi yıkama ihtiyacı hissetmiyor muydunuz? İnanıyoruz ki, sizler de bu katillerle karşılaşmaktan, temastan rahatsızlık duyuyor, sıkılıyordunuz!.

İsraille yapılacak barışın ilişkilerin kesilmesinden daha kötü değilmi? Sahi biz/siz neyi özlüyoruz/özlüyorsunuz?
Mustafa Özoran
11.04.2013 16:30
NEYİ ÖZLÜYORUZ? 2/1
Zalimin otoritesine başkaldırının müslümanların otoritesini inşa etmenin bir adımı olarak gördüğümüz ve bedel ödediğimiz mavi marmara nın yolculuğu özür diledik tamam mesele kapanmıştır şeklinde sonlanmamalı. Ümmet bilincini uyandıracak ve pekiştirecek , arzın islahı ve imarına vesile olabilecek adımları birlikte beraberce atmalı ve mavi marmara yolculuğunu misyonuna yakışır bir şekilde sonlandırmalıdır.

Mavi marmara baskınından sonra askerlerini tebrik eden netanyahunun özrü T.C için çok şey ifade etsede bizim için hiç bir anlamı ve değeri yok olamazda.Bu özür vicdani değil menfaat icabıdır. Kirli hesaplar üzerine yapılan özrün bizim için ne anlamı olabilirki?Özür nedeniyle tekrar oluşturulacak stratejik ortaklığın psikolojisiyle İsrail tekrar insanlık suçları işlemeye devam edecek ve biliyoruzki zalimle, müstekbirlerle yapılan barış kurtuluşa ulaşmaya engel olacaktır.

Mavi marmara her aklımıza geldiğinde direniş,gurur,izzet,şeref duygularını hissetmek istiyoruz. Mavi marmara denildiğinde utanç ve kabus tablosu istemiyoruz.Özür dilenerek dosyaları tamamen kapatıp gizli ajanda projesi olarak kullanılmasınıda istemiyoruz. Böyle bir tabloda ne şehitlerin nede ailelerinin ruhları huzur bulur. Vicdanı olan bütün insanlarında sadakat duyguları ağır yara alır.Bu dava geldiği nokta itibarıyla tüm sadıkların ve mustazafların aynı zamanda vicdanı,merhameti olan tüm insanlığın davası olmamışmıdır?

Gemiye katılan yolculardan biri derneği adına şu açıklamayı yapmıştı:
Kemal Songür
10.04.2013 22:07
Doğru yaklaşımlar...
İsrail'in varlığı/işgali kabul edilemez ve bu kabulü çağrıştıracak söylemlerden de uzak durulması gerekmektedir. Haniye'nin ifadesiyle İsrail'in bu topraklarda geleceği yoktur. İnşaallah...
Birileri güya!Tevhidi duyarlılık adına ya da harici/bedevi ruh halini dışa vuracak şekilde olanca insafsızlığıyla, vicdansızlığıyla oturdukları yerlerden ve mıhlandıkları klavyelerinden Mavi Marmara seferini komplolara kurban etmekte ve itibarsızlaştırmaktadır, maalesef bu nevi yaklaşımlar şehid ailelerinde derin yaralar açmaktadır. Ya hayra dair bir şeyler söyleyin/yapın ya da susun...
Birileri de, İsrail'in özrünü büyük! zafer telakki ederek yaygara kopartmakta, gemi yolcularını ve şehid ailelerini yok sayacak şekilde söylemler geliştirerek bu seferin amacını gözardı etmektedir.
Özür dilemek ve bu özrün gereğini yapmak onurlu insanların işidir, onur ise siyonistlerin lugatinde bulunmamaktadır, hem katledecek hem de özür ve parayla susturacak öyle mi?
Hamza kardeşimin öne sürdüğü ''asgari'' şartlara aynen katılıyorum ve bu şartların yumuşatılmasını da Mavi Marmara seferinin amacına ihanet olacağını düşünüyorum. selamlar.
Yorum yapyorum

 

Yazarın Diğer Yazıları



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat