İsmailağa Cemaati’nden hükümete sert eleştiri


İsmailağa Cemaati’nden hükümete sert eleştiri

A+ |Normal |A-

Son güncelleme: 04 Ocak 2016 Pazartesi 20:15


İsmailağa Cemaati'nde Mahmud Ustaosmanoğlu'na yakın isimlerden olan Muhammed Keskin, Marifet Dergisi'nde yayınlanan yazısında AKP'ye sert eleştiriler yöneltti.

Küre Medya / Haber Merkezi
İsmailağa Cemaati'ne ait Marifet Dergisinin başyazısında, "sapık akımlar"ın ülkede "cirit atar hale geldiği" belirtilirken, Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez'in de duruma neden ses çıkarmadığı soruldu. 


Cemaatin lideri Mahmut Ustaosmanoğlu'nun yakınındaki isimlerden Muhammet Keskin'in kaleme aldığı yazıda, "Mahmud Efendi Hazretlerinin hizmetkarları olan biz hocalar bu büyük mesuliyet muvacehesinde zaman zaman siyasileri, devlet büyüklerimizi ve halkımızı uyaran yazılar yazdık" denildi ve şöyle devam edildi: "Ehlisünnet (sünnilik) dışı sapık akımların vatanımızda cirit atar hale gelmesi, özellikle Şiilik ve Vehhabiliğin önünün alabildiğine açılmış olması, bizi devletimizin ve milletimizin geleceğine dair ciddi endişelere sevk etmektedir."


İsim vererek bazı ilahiyatçıları "halkın itikadını bozmak"la suçlayan Keskin, "Şiilik, Caferilik adı altında okul kitaplarına hak mezhep olarak yazılmıştır. Mustafa İslamoğlu, Abdülaziz Bayındır ve Mehmet Okuyan gibi bizi biz yapan bütün değerlerle kavgalı kimseler, kanal kanal dolaşıp programlara katılmak suretiyle halkımızın temiz itikadını bozmaya çalışmaktadırlar." ifadelerini kullandı ve bu isimleri kimin himaye ettiğini sordu.


Çözüm süreci ile ilgili de sert eleştirilerde bulunan Keskin, "Şia tesirindeki idarecilerin eline bırakılan çözüm sürecinde yapılan hataların ağır bedelini bugün başta askerimiz ve polisimiz olmak üzere hepimiz ödemiyor muyuz" dedi.


Yazıda şu ifadeler yer aldı:


"(...)Bunların etrafındaki bazı kimselerin belediye başkanı, milletvekili ve hatta bakan olmaları, bürokraside üst kademelere getirilmeleri, memleketimiz için tehlike çanlarının çaldığı anlamına gelmektedir. Bunların, sevdiğimiz, saygı duyduğumuz ve iftihar ettiğimiz büyüklerimize karşı takındıkları tavır can sıkıcı boyuttadır. Mevlana Hazretlerine bile hakaret edilebilmesi, durumun vahametini ve geldiği seviyeyi gözler önüne sermektedir.


Bunlar, bu cesareti nereden almaktadırlar? Yetkili ve etkili olanlar niçin susmaktadır? Kimler tarafından himaye ediliyorlar? Daha ne kadar değerlerimize ve kutsallarımıza saldırılmasına göz yumulacak? Bu işin sonu nereye varacaktır?


Caferilik kılıfıyla Şiiliği güzel göstererek şia sever bir toplum mu oluşturulmaya çalışılmaktadır? Selefilik süsü verilerek Vehhabiliğe meyleden kitleler mi oluşturulmak istenmektedir? Sözde ümmetçilik söylemiyle bu yanlışlara imza atmaya kalkmanın hem dinimize, hem vatanımıza hem de devletimize vereceği ölümcül zararların telafisi nasıl mümkün olacaktır? Dimyat’a pirince giderken eldeki bulgurdan olmak akıl kârı değildir...


Hiç kimse sevdiklerine laf ettirmezken, kimse bizden Rasûlüllah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in ashabına, ecdadımıza, en son Mevlana Hazretleriyle beraber bütün geçmiş büyüklerimize en ağır ve alçak hakaretleri edenleri kardeş görmemizi beklemesin.


Diyanet İşleri Başkanlığının suskunluğuna, ‘Bu millet Maturididir, Hanefidir.’ diyememesine ne demeli!!! Yoksa kurulduğu günden beri Maturidi-Hanefi mezhebi üzere hizmet veren bu güzide kurum da sapık fikirlerin işgaline mi maruz kalmıştır?


Anadolu’yu fethederek vatan yapan ve yüzyıllardır idare eden kahraman Türk milleti; amelde Hanefi, inanışta ise Maturididir. Ecdadımız Selçuklular ve Osmanlılar hak mezheb olarak bunları kabul etmişlerdir. (Doğudaki Kürt kardeşlerimizin bir kısmının yine hak mezheb olan Eş’arilik-Şafiilik üzere oldukları da unutulmamalıdır.)(...)


(...)Tarikatların ve sair cemaatlerin ileri gelen alimleri ve hocaları da hakkı haykırmalı ve bu sapık fikirlere korkusuzca reddiyeler yaparak halkımızı aydınlatmaları lazımdır. Hidayet üzere olmanın ve doğru bilginin şükrü ancak bu şekilde eda edilmiş olur. Haksızlık ve zulüm karşısında susanın; dilsiz şeytan olduğu herkesin malumudur.


Şia tesirindeki idarecilerin eline bırakılan çözüm sürecinde yapılan hataların ağır bedelini bugün başta askerimiz ve polisimiz olmak üzere hepimiz ödemiyor muyuz??? Binaenaleyh; insaf ve adaletin yurdu olan bu cennet vatanımızın idaresinde şia seviciler ve ışid kafalı vehhabiler yer almamalıdırlar. Bilakis memleket meselelerinde feraset sahibi gerçek alimlerle istişare edilmelidir.


Unutulmamalıdır ki;


Müsamaha ve hoşgörü sadece Ehlisünnet’in yani Sünniliğin özelliğidir. Bir arada yaşamanın, kendinden olmayanın da hukukuna riayet etmenin tek adresi Ehlisünnet’tir. Bin yıldır yönettiğimiz Anadolu’daki alevi vatandaşlarımızın varlığı bunun en güzel şahididir.(...)"

Rota Haber 

Yukarı Dön



Etiketler:

Henüz yorum bulunmamaktadır!

Yorum yapyorum

 

Kategoriye Ait Diğer Haberler



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat