İslami Uyanış ve İnşa Hareketi'nden Basın Bildirisi


İslami Uyanış ve İnşa Hareketi'nden Basın Bildirisi

A+ |Normal |A-

Son güncelleme: 24 Mayıs 2015 Pazar 12:12


İslami Uyanış ve İnşa Hareketi Mısır'daki idam kararlarına ilişkin basın bildirisi yayınladı.

Küre Medya / Haber Merkezi
MISIR’DAKİ İDAM KARARLARI İLE İLGİLİ BASIN BİLDİRİSİ

Dünyada ve bölgemizde gelişen olumsuzlukların dış sorumlusu küresel sistem adına ABD'dir. ABD, kurulduğundan bu güne dünyada ortalama iki yılda bir savaş çıkarttı. Girdiği hiç bir savaşı kazanamadı, dürüstçe bitirmedi.  

Müdahale ettiği her ülkede kaypakça ve kalleşçe hareket ederek içerden işbirlikçi taraftarlar buldu. Halkı mezhebi ya da etnik ayrımcılığa teşvik edip toplumu parçalarına ayırdı. İç barışın tekrar sağlanamayacağı şekilde çatışmacı taraftarlar üretti. İnsanların geleceğini kararttı.

‘Demokrasi ve özgürlük getiriyorum’ vaadi altında dünya sistemini yürürlükte tutmaya çalıştı. Dünyaya serbest pazar ekonomisini yerleştirdi. İnsanları dinlerin, kültürlerin, etnik yapıların, mezhebi farklılıkların ve geri kalmışlığın baskısından kurtarıyorum çağrısıyla bölgeleri ateş çukuruna dönüştürdü.

Kadınlara cinsiyet özgürlüğü verdi aileleri parçaladı. Kalkınma hayalleri kurdurup yerli ekonomileri batırdı. Kaynakları talan etti, sefalet ve yoksulluk üretti. Eğitim sistemine müdahale edip köle ruhlu, Batı hayranı insanlar yetiştirdi. Kendine muhtaç yapılar ve idareciler icat etti... Bunca başarıyı gittiği yerlerde bulduğu veya icat ettiği yerli işbirlikçileri sayesinde elde etti.

ABD, 11 Eylül 2001'den bu yana Müslüman coğrafyaya dadandı. Önceki devrelerde dünya sistemine bağlı olduğu için desteklediği tiranları değiştirmeye, iç dengeleri bozup yeniden kurmaya, toplumun var olan bütünlüğünü mezhebi ve etnik parçalarına ayırıp birbirine düşman etmeye başladı. Kendine bağlı yeni işbirlikçiler buldu. Afganistan, Irak, Libya, Fas, Tunus ve Suriye'den ve sonra Mısır'da da aynı projeyi devreye soktu.

Müslüman coğrafyaya yapılan operasyonların en kritik sebebi İslam'dan kurtulmaktı. Bu sebeple küresel kapitalist sistemi, serbest pazar ekonomisini ve sömürü düzenini ayakta tutan liberal demokratik siyasal siteme, potansiyel olarak tek rakip kalan Müslüman dünya görüşünü içerden değiştirmeye başladı.

ABD endeksli gelişen operasyonlarda harap olan yerler daima Müslüman halkların yaşadığı bölgeler olmuştur. Yıkılan ve yok edilen şehirler bizim şehirlerimizdir. Parçalanan toplumlar, yerinden yurdundan edilen, mülteci duruma düşürülüp geleceği karartılan insanlar bizim insanlarımızdır. Kaybolan nesiller ve psikolojisi bozulan çocuklar bizimdir. İşbirlikçilerin küçük çıkarları uğruna desteklediği iç savaşlarda bozulan bölge istikrarı bizim aleyhimize gerçekleşiyor. Eskiden bölgemiz bir “cennet” değildi ama yeni durumla varılan gibi “cehennem” de değildi.

Bu günlerde Mısır'da, Mursi ve arkadaşlarına verilen trajik idam cezaları, Ortadoğu’da ciddi potansiyele sahip ve özellikle Filistin direnişi için önemli bir kapı olan Mısır'ı içerden parçalamaya, iş birlikçiler eliyle ülkeyi Batıya muhtaç hale getirmeye dönüktür.

Bölge ülkelerinde yönetilen ahalinin Müslüman parçaları olarak aleyhimize cereyan eden gelişmeleri engelleyecek, yeter artık diyecek birliğe ve donanıma sahip değiliz. Elimiz, böylesine ermiyor. Gücümüz, böylesine yetmiyor. Dolayısıyla kötülüklere fiilen dur diyemiyoruz. Buna karşılık akıbetini başkalarının belirlediği operasyonlara “alet” olmayabilir, küresel oyuna gelmeyebiliriz. Buna elimiz erer, dilimiz döner. Bunu yapabiliriz.

Kardeşlerimiz Mısır zindanlarında esaret altında. Aileleri perişan ediliyor, destekçileri baskı altında tutuluyor. Şimdi de idam cezaları sıralanıyor. Onların başlarına getirilenler kendi şartlarında İslam'ı istedikleri içindir. Kahrolası işbirlikçiler yine kendi hesaplarına aldanıp halkı parçalanmaya zorluyor. Bizimse canımız yanıyor. Türkiye'de bu gelişmelere tepki veren, sokaklarda protesto gösterileriyle destek sunan kardeşlerimiz gelişmelere samimi şekilde itiraz ediyor. Sorumlular telin ediliyor.

Türkiye dâhil bölgenin tüm yöneticileri, iktidar sahipleri, emrinde devlet gücü ve otoritesi olan devlet başkanları ve kralları artık Müslüman ahalinin inancı, duyguları, amelleri, nesilleri ve geleceğiyle oynaşmayı terk etmelidirler. Bölge ahalisinden devşirdikleri emeği, hizmeti, vergileri, desteği,  sadakati ve gücü, küresel sitem lehinde kötüye kullanmanın pişmanlığını yaşayarak tövbeye yanaşmalıdırlar.

Ey idareciler, krallar, iktidar sahipleri; bizleri aldatmayın ve istismar etmeyin artık! Kendi iktidarlarınızın ve küçültülmüş hesaplarınızın devamı için bölgeye çizilmiş kadere rıza göstermeyin! Bizi birbirimize düşürüp düşman kamplara ayırmayın! Ülkelerimizi harabe yapmayın. Coğrafyamızı Batılılara peşkeş çekmeyin! Gidişatın size küçük yararlar getireceğini umarken yanan ateşin sizi de kavuracağını unutmayın! Tarihe bakınız, sizden öncekilerin kaderlerine bakınız ve ibret alınız.

Ey Yöneticiler; bu zulüm ve haksızlıkları kınama sözcükleri ile geçiştiren protokol hallerinizden vazgeçin. Umutları ve niyetleri sömürmeyin! Ellerinizin altında güç var. Devlet imkanı var. Bir araya gelip kötü gidişatı birlikte engelleme çabasını niçin göstermezsiniz?

Ey Müslümanlar, kardeşlerimiz! Sokalar da İsrail'i, Amerika'yı, Sisi gibi işbirlikçi simge isimleri telin etmenin yeterli olmadığını bilelim. ABD ve işbirlikçileri sokaklarda  enerjimizin tükenmesinden, içimizin boşalmasından memnun olacaktır. Demokrasilerde meydanlar, netice almaya değil çığlık atmaya ve tükenmeye ayarlıdır. Dolayısıyla bütüncül bir stratejinin parçası olmayan gösteriler, gerçeklerin örtülmesinden öte işe yaramazlar.

Bunun bilincinde olarak protestolarımızı öncelikle tercihimizle veya tercihimiz dışında bölgemizde iş başında olan idarecilere yöneltelim. Onları kınayalım. Yapmaları gerekenleri yapmadıkları, elleri altındaki potansiyeli kullanmadıkları için kınayalım.

Müslümanlar için doğru olan, İslam’ı istemek gibi haklı bir taleple, bütünsel bir stratejinin parçası olarak meydanlara çıkmaktır. Haklı taleplerimiz, haklı itirazlarla hak eden yerlere yönelmelidir. Taleplerimizi doğru işlerle desteklemeliyiz. Bunu yapabiliriz. Dilimiz buna döner.

Biz Müslümanlar olarak Mısır özelinde yeryüzündeki bütün din kardeşlerimizin, coğrafyamızdaki mazlumlaştırılan tüm insanlarımızın yanında olmalıyız elbet. Onların destekçileri olarak bu gün elimizden bir şey gelmeyebilir ama yeter artık diyeceğimiz işlerden başlamak en doğrusudur.  

Bu coğrafyanın kaderi, geleceği kendi insanına aittir. Bizim sorunlarımızı ancak bizler çözebiliriz. Yanılgılar ve aldatılmışlıklar, yabancılardan beklenen çözümler derdimize derman olamaz. İşbirlikçilerin miadı dolmalıdır. Acı tecrübeler ve dökülen kanlar bilincimizi artırmalıdır.  

Mısır’lı kardeşlerimiz: Sizleri tebrik ediyoruz. Masumca direndiğiniz, haklı davanıza haksızlık bulaştırmadığınız için. Sırf iktidarda kalmak uğruna iş savaşa meydan vermediğiniz için. Şahadet bilincini hayatın anlamı yaptığınız için. Umut ederiz ki başınıza gelenlerden siz dahil hepimiz gereken dersleri çıkartırız.

Alemlerin Rabbi Allah, her şeye şahit olarak yeter.

Yukarı Dön



Etiketler:

Henüz yorum bulunmamaktadır!

Yorum yapyorum

 

Kategoriye Ait Diğer Haberler



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat