İslami Hareket’ten STK’lığa!


İslami Hareket’ten STK’lığa!

A+ |Normal |A-

Son güncelleme: 08 Temmuz 2016 Cuma 14:05


Türkiye’de İslami hareketlerin artık bir sosyoloji hareketi olduğunu kabul etmeliyiz.

Küre Medya / Haber Merkezi
Medya Times'ten Hayati Sedef kaleme aldığı yazısında, İslami Hareketten STK'lığa dönüşen zihniyeti analiz ediyor.

Hayati Sedef / İslami Hareket'ten STK'lığa!

İslami hareketlerin, İslam ümmeti üzerinde gelişen olayları araştıran, analiz eden, çareler sunan (ama çarelerin içerisine kendini katmayan) bir araştırma kurumu haline geldiği inkar edilemeyecek bir gerçektir.

Bir yazarın deyimiyle ’İslami hareketi biz sadece kitaplardan öğrendik”

Henüz gerçek bir İslami Hareketi, askeri, siyasi, ekonomi olarak varlığına şahit olamadık, sadece adını, şeklini ve vasıflarını bile bildik diyebiliriz.

90’lı yıllarda en ateşli olduğumuz yıllar olarak bilinir. O dönemde gerçek bir İslami Hareketin belki henüz yeni filizlenmiş, tomurcuk haline gelmiş bir doğumunu yaşar gibiydik.

Ellerimizde Tevhid sancaklarıyla, Beyazıt, Sultan Ahmet Meydanlarında, “Kahrolsun Amerika” Kahrolsun İsrail” “Kahrolsun Emperyalizm” sloganlarıyla yeri titrettiğimiz o zamanlar bile, gerçek bir İslami Hareketin sadece kokusunu almış idik.

Zamanın geçmesi ve Müslümanların seküler bir hayat tercihi sonucunda değişen dengeler, büsbütün her şeyi değiştiriverdi.

Şüphesiz ki Türkiye’de evrim geçiren İslami Hareketlerin yerini alan STK yada daha başka modeli ile “İslami STKlar” kendi tabanına göre, kendine kırmızı çizgiler belirtmiş, bu çizgilerle bir takış şeyler gerçekleştirmiştir.

İslami camialarda bulunan medrese kültürü yerine dernek binası, hoca, seyda isimleri yerine dernek başkanı, İslami davet çalışmaların yerini de, hayır hizmetleri, sosyal çalışmalar olarak yerini aldı.

Grupların bir kısmı, başka ülkelerden destek alarak, kendini ezik görme psikolojisinden çıkarmaya çalıştı, bunda da başarılı oldu. Bu sayede kendine ait geniş STK temcilikleri, parti kurması, medya kuruluşlarının sahipleri oldu.

Bir kısmı, AK Parti hükümetinin gelmesiyle beraber, mevcut sistemin artık küfür rejimi olmadığını iddia etmesiyle, AKP yanlısı olarak sistem içinde yer edindiler.

Bir başka kesim ise, komünist PKK oyununa gelerek, ırkçılık propagandasına aldandı, “Davanın aslında Kürtlerin kimlik kazanma davasıdır” sloganları ile kendi nezdinde yeni yollar çizdi.

Diğer bir kısmı ise ki bu azımsanmayacak bir gruptur, bunlarda hem fikri, hem siyasi ve hem de islami karakterlerini bir kenara bırakarak, toplum içinde “avam” konuma geçmeyi tercih ettiler.

Velhasılı kelam, “İslami Camia”nın İslami durumu gitti sadece camia bölümü elde kaldı.

Şu bir muhakkaktır ki, bugün İslami hareketin yeniden canlanması, eskisinden daha zor bir hale gelmiştir.

Bir zamanlar İslami Hareketin önündeki en büyük engel Kemalist Rejim idi, maalesef bugün gelinen noktada, İslami Hareketin önünde en büyük engelin, bir zamanlar İslami Hareket olarak vasıflandırdığımız kitleler olmuştur.

Gerçek bir tevhidi anlayışının önünü tıkayan bu zihniyet, gün geçtikçe daha büyük bir sorun haline gelmiştir.

Bugün gerçek manada İslami Hareketi inşa eden Müslümanlara karşı en büyük darbeyi, ben müslümanım diyen cenahlar vurmaktadır.

Bir zamanlar Türkiyede cunta rejimi Müslümanlara değişik değişik etiketler vururken, bugün kendilerini “islamın kalesi” olarak tanımlayan kişiler tarafından, hunharca ve asice etiketler vuruluyor.

Maalesef bugün Müslümanlara Müslümanlar tarafından tekfirci, fitneci, terörist gibi yaftalamalar yapılmaktadır. Ve bunu yapanlar, zamanında Kemalistler nezdinde “yobaz”, “fundemantalist”, “gerici”, “mürteci” gibi itham edilenler yapıyor.

Son 10 yıldır İslam dünyasında gelişen olayların seyrine baktığımızda, kimlerin nasıl yön aldığını ve kimlerin, kimin safında kılıç kuşandığını ve kimlerin yaşanılan olaylara alkış çalıp sustuğunu görmekteyiz.

Suriye, Irak, Afganistan, Filistin gibi birçok ülkede, Siyonizme, ABD ve Emperyalizme karşı direniş gösteren Müslümanlara verilen desteklerden bunu anlamaktayız.

Bir zamanlar İslami ilke ve prensiplerle yol aldığı camialar, zamanla İslam STKlar olarak evrim geçirdi ve çok geçmeden İslami STKlar amaç ve gayelerini unutup sadece STK olarak kendini devam ettirir hale geldi.

Ben şahsen, İslami hareketlerin artık bir sosyoloji hareketi olduğunu kabul ediyorum

Selam ve dualarımla

Hayati Sedef

Medyatimes

Yukarı Dön



Etiketler:

Henüz yorum bulunmamaktadır!

Yorum yapyorum

 

Kategoriye Ait Diğer Haberler



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat