İran darbeye nasıl baktı?


İran darbeye nasıl baktı?

A+ |Normal |A-

Son güncelleme: 25 Temmuz 2016 Pazartesi 21:50


Darbe girişimini yakından takip eden ülkelerden birisi de İran oldu. Darbe saatlerinde hızlı bir şekilde Milli Güvenlik Konseyi toplantı ve durum değerlendirmesi yaptı. İlk uçuşları iptal eden ülke de yine İran oldu. Türkiye-İran sınırının kapatıldığı, sınırda geniş güvenlik önlemleri alındığı duyuruldu.

Küre Medya / Haber Merkezi
Darbe girişimini yakından takip eden ülkelerden birisi de İran oldu. Darbe saatlerinde hızlı bir şekilde Milli Güvenlik Konseyi toplantı ve durum değerlendirmesi yaptı. İlk uçuşları iptal eden ülke de yine İran oldu. Türkiye-İran sınırının kapatıldığı, sınırda geniş güvenlik önlemleri alındığı duyuruldu.

16 Temmuz sabahı darbe girişimi başarısız olunca, Cevad Zarif bir mesaj daha atma gereği duydu ve “Türk halkı kendi seçtiği hükümet ve demokrasisini cesaretle savundu. Darbenin bizim bölgemizde hiçbir yeri olmadığını kanıtladı.” ifadelerini kullandı. Bu kez açıklamalar daha netti ve açıklamasını suyun aktığı yöne çevirebildi, “ilk tepki veren ben oldum” diyerek de pekiştirdi.

Fatih Sabuncu'nun İran'ın darbe girişimine bakışını analiz ettiği makalesi:

Fatih Sabuncu / İran Darbeye Nasıl Baktı

Darbe girişimini yakından takip eden ülkelerden birisi de İran oldu. Darbe saatlerinde hızlı bir şekilde Milli Güvenlik Konseyi toplantı ve durum değerlendirmesi yaptı. Türkiye’deki İranlıların güvenliği ne olacak, darbenin başarılı olması durumunda ilişkiler ne olacak, eğer Türkiye karışırsa Ortadoğu’dan İran’a gelebilecek tehditler nasıl önlenecek başlıkların bazılarıydı.

İlk uçuşları iptal eden ülke de yine İran oldu. Türkiye-İran sınırının kapatıldığı, sınırda geniş güvenlik önlemleri alındığı duyuruldu.

Siyasiler ise ilk etapta tarafını çok da belli etmedi denilebilir. Zira Dışişleri Bakanı Cevad Zarif ilk açıklamasını darbe saatlerinde twitter üzerinden yaptı ve “istikrar ve Türk halkının geleceği hayati önem taşıyor. Bu hususta birlik ve sabır kaçınılmayacak kadar önemli” ifadelerini kullandı. İlk bakışta darbe kelimesinin dahi kullanılmadığı bu açıklama, olayların sonunda kim iktidarı ele alırsa onun desteklendiğini söylemek halinde bir sorun oluşturmazdı.

16 Temmuz sabahı darbe girişimi başarısız olunca, Cevad Zarif bir mesaj daha atma gereği duydu ve “Türk halkı kendi seçtiği hükümet ve demokrasisini cesaretle savundu. Darbenin bizim bölgemizde hiçbir yeri olmadığını kanıtladı.” ifadelerini kullandı. Bu kez açıklamalar daha netti ve açıklamasını suyun aktığı yöne çevirebildi, “ilk tepki veren ben oldum” diyerek de pekiştirdi. Daha sonra Meclis Başkanı Ali Laricani, Milli Güvenlik Konsey Sekreteri Ali Şamhani gibi isimlerden kınamalar geldi.

Peki, ülkenin siyasi yöneticisi neden iki gün sonra tepkisini gösterdi?

İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ise ABD ve Rusya’dan çok sonra tepki gösterdi. 17 Temmuz Pazar günü Kirmanşah bölgesinde halka hitap ederken “Halen bölgede birilerinin darbeyle iktidarları değiştirebileceklerini, tankla, topla, uçakla, helikopterle halk tarafından seçilmiş bir yönetimi alaşağı edebileceklerini zannediyorlar” ifadelerini kullandı. Bu gecikme siyasi bir soğukluğun göstergesi de olabilir, açıklama yapacak coşkuyu yakalayamadığından da gerçekleşmiş olabilir. Bu kısmın yorumunu okuyucularımızın takdirlerine bırakıyoruz

Ancak Cuma hutbesi hatibi Ayetullah Seyid Ahmed Hatemi’in açıklamaları siyasi söylemlerin dışında bir düşünceyi ortaya koyuyordu. Hatemi, yüz binlerce insanın dinlediği ve devlet televizyonundan canlı yayınlanan hutbesinde adeta Türkiye’deki darbe girişimine adeta “ohh” diye bir konuşma yaptı. Bu konuşma, yaşanan bu sıkıntıya hükümetin sebep olduğunu vurgulayan vahim bir konuşma olarak kayıtlara geçti

Hatemi, “Başından itibaren yetkililerimiz darbeyi kınadı. Ancak darbeyi kınamak hükümeti eleştirmeyeceğiz anlamına gelmiyor… IŞİD’e destek veren ve meydan veren tek ülke Türkiye idi. IŞİD’e ofis verdi, sınırda pazarlar kurdu, petrolünü taşıdı. Siz dökülen tüm kanlarda ortaksınız, bu canileri kışkırttınız. Ancak son günlerde bu yılanların Türk Devletini de ısırmasından dolayı pişmanlar. Ancak özür dilemeniz gerekiyor. Erdoğan dünyadaki tüm IŞİD kurbanlarından özür dilemeli” şeklinde konuştu.

Hatemi’nin konuşmasında Türkiye’deki darbe girişimini eleştirmek yerine hükümeti sert şekilde eleştirmesi, bazı kesimler tarafından gizli mutluluğun ifadesi olarak yorumlandı

Ancak anlaşılmayan şey şu ki; 1979 yılında bir halk devrimi ile iktidarı ele alan, Şah’a karşı halkın nasıl başkaldırdığını dillerinden düşürmeyen İranlılar, Türkiye’de meydanlarda bir grup teröristin halka ateş açmasından nasıl mutluluk duyabiliyor. Oysa din alimlerinden de beklenen, Türk halkının darbeye, kurşuna, tanka, topa karşı dik duruşuna bir kutlama idi.

Peki, İran’ın bu darbe girişimi karşısındaki tutumunu izleyenler, siyasetçilerin İran’da kullanılması yasak olan twitter aracılığı ile “darbeyi sert şekilde kınıyoruz” sözlerini mi ciddiye alacak, yoksa bütün devlet adamlarının bir arada olduğu Cuma namazında, yüzbinlerin dinlediği hutbede konuşan ve uzmanlar meclisi gibi büyük bir makamda olan Ayetullah'ın, Türk Hükümetine olan sert tepkisini mi?

Dünya Bülteni

Yukarı Dön



Etiketler:

Henüz yorum bulunmamaktadır!

Yorum yapyorum

 

Kategoriye Ait Diğer Haberler



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat