‘İnsan insanın yurdudur’


‘İnsan insanın yurdudur’

A+ |Normal |A-

Son güncelleme: 21 Ağustos 2018 Salı 23:34


İnsan, insanın kurdudur şeklinde ifade edilen yıkıcı ve dehşet nitelikteki davranış kalıbının tek doğal egemen gerçeklik biçimi olarak kabul edildiği dünyamızda, insanın insanlaşması mümkün değildir. İnsan, insanın yurdudur şeklinde ifade ettiğimiz prensip, aslında insanın insanı kurban etmeyeceğinin bir başka ifadesidir…

Küre Medya / Haber Merkezi
Bir merhamet ibadeti: Kurban

Bilal Sambur

İnsan, kontrol edilemeyen, yıkıcı güdülere sahip, şiddet, hakimiyet ve şehvet düşkünü bir varlıktır. İnsanın, şehvet, şiddet ve hakimiyet saplantısını kontrol  etmesi ve kendisini ehilleştirmesi, insanın önünde duran en çetin, zor ve sert bir meydan okumadır. Kurban ibadeti, aslında insanın kendisini terbiye etmesi ve olgunlaştırması için İslam’ın emrettiği bir kulluk faaliyetidir. Kurban, insanı ahlak ve hukukla donanmış, merhamet, akıl ve şefkatle işlevselleşmiş bir kişiliğe kavuşturmayı amaçlayan bir ibadettir.

İnsan, insana şefkat ve merhamet göstermelidir. İnsan, insanın kurdudur  şeklinde ifade edilen yıkıcı ve dehşet nitelikteki davranış kalıbının tek doğal egemen gerçeklik biçimi olarak kabul edildiği dünyamızda, insanın insanlaşması mümkün değildir. İnsanlığın birbiriyle kurtlar gibi servet, şehvet ve hakimiyet mücadelesi içinde olması, insanlığı vahşileştirmektedir. İnsan, insanın kurdudur prensibi, hayatın vahşet olarak yaşanmasının kaynağını oluşturmaktadır. Kurban ibadeti, insanın insana kurt olmasını engellemeye çalışan bir merhamet çabasıdır. Kurban ibadeti, insanın insan için bir huzur ve barış yurdu haline gelmesini amaçlamaktadır. İnsan, insanın yurdudur şeklinde ifade ettiğimiz prensip, aslında insanın insanı kurban etmeyeceğinin bir başka ifadesidir. Kurban ibadeti, insanın insanı kurban edemeyeceğini, insanı harcamaya yönelik her türlü tutum, davranış ve girişimin vahşetten ve azgınlıktan başka bir şey olmadığını insan bilincine yerleştirmeye çalışmaktadır.

Kurban ibadeti, basit ve hedonist nitelikte et tüketmeden ibaret bir gastronomi egzersizine indirgenemez. Kurban eti, vazgeçilmez bir gastronomi objesi olarak sunulmaktadır ve kurban gastronomisi olarak ifade edebileceğimiz bir terminoloji uydurularak Kurban bayramı ve ibadetine dair dar bir zihinsel çerçeve oluşturulmaktadır. Kurban ibadetinin amacı, et yemek değildir. Kurban ibadetinin asıl amacı, kişinin, insan kardeşinin bedenini, ruhunu ve hayatını tüketmek, sömürmek ve yemek gibi bir sapkınlığa düşmemesini sağlamaktır. İnsanın insanın etini yememesi bilincini, İslam kurban ibadetiyle yaşam tazımızın esası haline getirmeye çalışmaktadır. Kurban, gastronomik hedonomizim bir parçası değil, insanı salt gastronomiden ibaret bir nesneye dönüştürme şeklindeki cahiliye girişimlerine karşı bir duruşu ifade etmektedir.

Kurbanda imtihan edilen iman veya bilgi değildir. Kurban ibadetinde test edilen insanlığımızdır. İbrahim Peygamberin oğlu İsmail’i kurban etmesine Allah tarafından yapılan müdahale ile engel olunması, insanın insanı hiçbir şekilde kurban edemeyeceği bilincinin, duygusunun, düşüncesinin ve davranışının insanlığa kazandırılması içindir. İnsanın insanı kurban ettiği her türlü davranış, tutum ve eylem, Allah’a kulluğa, hukuka, ahlaka ve akla aykırı  nitelikte azgınlık anlamına gelmektedir.

Kesilen kurbanın maddi bedeni, eti veya derisi manevi bir niteliğe sahip değildir. Kurban edilen hayvanın bedeni, eti veya kanı, hiçbir şekilde Allah’a ulaşmamaktadır. Kurban ibadetini manevi ve makbul kılan unsur, bu ibadetin arkasındaki niyettir. Kişi, Allah’a kul olmak, daha ahlaklı bir insan olmak ve hukuku gözeten biri olmak niyetleriyle kurban ibadetini ifa ettiği zaman Allah, bu yapılan ibadete değer vermekte ve önemsemektedir. Kurban ibadetini erdemli yapan, hayvanın kendisi değil, kurban davranışının arkasındaki niyettir. Kurbanı bir takva, yani kulluk ameli getiren dinamik, niyetin sahih anlamda insani, ahlaki ve fıtri olmasıdır.

Kurban, insanın insana hizmet etmek ve Allah rızasını elde etmek için  gerçekleştirdiği bir ibadettir. Kurban ibadetiyle insan, insana, sürekli hizmet, dayanışma ve yardımlaşma ilişkileri içinde olacağının mesajını vermektedir. Başka bir ifade ile kurban ibadeti, insanın insana hizmetini temsil etmektedir. Allah, en şerefli olarak varlık olarak yarattığı insanların birbirleriyle hukuk ve ahlak içinde ilişkiler kurmasını, yakınlaşmasını ve yardımlaşmasını emretmektedir. Kurban, Allah’a kul olmak için insanların birbirleriyle yakınlaşmasını sağlayan bir merhamet ibadetidir.

Kurban ibadeti, bir şeyi kurban etmeyi, bir varlığı ise hiçbir şekilde kurban etmemeyi öğreten manevi ve fıtri bir ameldir. Kurban ibadeti kişiye asıl kesmesi ve kopması gerekenin karanlık tarafını oluşturan nefsimiz olduğunu  bize öğretmektedir. Varlığımızın şeytani boyutunu teşkil eden nefsimizin hegemonyasından kurtulmak için nefsimizi kurban etmeliyiz. Başka bir ifade ile sürekli kurban etmemiz gereken şey, içimizdeki Şeytandır. İçimizdeki Şeytan ile yüzleşmek, hesaplaşmak ve ondan kopmak suretiyle varoluşumuzu olgunlaştırmak, kurban ibadetinin bize öğretmeyi amaçladığı bir varoluş düzeyidir. İkinci olarak kurban ibadeti, insanın insanı kullanmasının, harcamasının ve istismar etmesinin hiçbir şekilde meşru ve haklı görülemeyeceğini bize öğretmektedir. Bütün şer ve şeytani işler, insanın insanı istismar etmesinden ve kullanmasından kaynaklanmaktadır. Kurban ibadeti, insanın insanı kullanmasının önünü kapatmak için yerine getirilmesi gerekli olan bir ibadettir. Kurban’ın insanlığımızı, Allah’a kul olma bilinci içinde keşfetmemize vesile olmasını niyaz ediyor, kurban bayramının insanlığa barış ve huzur getirmesini diliyorum.

MİLAT

Yukarı Dön



Etiketler:

Henüz yorum bulunmamaktadır!

Yorum yapyorum

 

Kategoriye Ait Diğer Haberler



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat