Allah'ın Rızası, O'nun Yolunda Çalışarak Kazanılır


İhsan Erkam BEKKİ, Allah'ın Rızası, O'nun Yolunda Çalışarak Kazanılır

İhsan Erkam BEKKİ


A+ |Normal |A-


Allah’a isyan eden kişilere itaat etmek, isyanlarına razı olmak ve buna karşı susmak Rabbimiz tarafından açık bir şekilde yasaklanmıştır. Şüphesiz ki bu yasağa bağlı kalmaya çalışmanın da ödenmesi zor bedelleri vardır. Bu bedeli ödemeyi göze alanlar için dayanak yüce Allah’ın rızasıdır.

Ebu Nuaym’ın Delailu’n Nübuvve adlı eserinde rivayet ettiğine göre, Rasulullah (s) şöyle buyurdu; “Şunu bilin ki, İslam’ın değirmeni dönüp durur. Siz de Kitap hangi tarafa dönerse onunla birlikte oraya dönün. Şunu da bilin ki Allah’ın kitabı ile sultan (yönetim) yakında ihtilaf edecektir. Siz Allah’ın kitabından ayrılmayın. Şunu bilin ki kendi lehlerine verdikleri hüküm gibi size hüküm vermeyen yöneticileriniz olacaktır.  Onlara itaat edecek olursanız, onlar sizi saptırırlar, onlara başkaldırırsanız sizi öldürürler.” Ashab, “peki ne yapalım ey Allah’ın Resulü?” deyince, Rasulullah (s) şöyle buyurdu:“İsa’nın ashabının yaptığı gibi yapın; Onlar ağaçlara asıldılar, testere ile biçildiler. Muhammed’in canı elinde olana yemin ederim ki, itaat uğrunda bir ölüm, şüphesiz Allah’a isyan ile kalınacak bir hayattan hayırlıdır.”  (Taberani,  el-Mu’cemu’l- Kebir,XX, 90, Ebu Nuaym, Hilyetu’l Evliya, V 165,166.)

Bizler zorba yöneticilere, dikta yönetimlerine, partilerin muhalefeti ve karşı çıkması gibi geçimin ve ekonominin idaresi düzeyinde karşı çıkmıyoruz. Aksine biz, onlar İslam dairesinde olmadıkları için uyarılarda bulunuyoruz. Allah’ın hükümlerini ve Resulü(s) işlerine, yönetimlerine karıştırmadıkları için tenkit ediyoruz. Bizim onlara başkaldırmamızın ve karşı çıkmamızın sebebi, dini tahrip etmeleri ve mü’minleri bırakıp İslam düşmanlarını -Amerika’yı ve Rusya’yı- dost edinmeleridir. Mesele, soyut bir siyasal muhalefetten daha derin, daha önemli ve daha açıktır ve kararlılık gerektirmektedir.

Allah’ın hükümlerini inkar eden, Tuğyan edip azgınlaşan, kendi hevasını ilahlaştıran, Allah’ın kitabına dayanmayan başka hükümlere müracaat eden bir kimse Tağutlaşır.  Allah’ın kullarına zulüm etmiş olur. Bu tarz da her otorite, mercii, kişi ve kurumlar “Küfr, zulüm ve Fısk” içerisinde bulunur.

“Bu din halka halka kopacaktır; ilk kopacak halka hâkimiyet, en son kopacak halka da namazdır.” (Ahmed b.Hanbel, Müsned, 4/232)

İşte bizler, insanımıza imani gereklilikleri anlatarak, toplumun İslami yönde dönüşümünün elzem olduğu konusunda ikna çabaları göstermeliyiz. Hakkı gasp edilmiş işçiye, geçimini asgari ücret ile ikame etmeye çalışanlara, zalim sermaye sahiplerinin sömürüp bitirmeye çalıştığı esnafa, hukuk sisteminden rahatsız olan mağdurlara yönetim sisteminin bozukluğundan bahsetmeliyiz.  Onları; kokuşmuş ve taraflı olan ve bu şekilde de imha içerikli olan şirk kanunlarından Allah’ın adaletine davet etmemiz gerekmektedir.

Bizlerin bu meseleye bakışı bir komünist, sosyalist muhaliften daha ısrarlı ve daha açıklayıcı olmalıdır. Tavrımız net ve delillerimizi dayandırdığımız Rabbimize güvencimiz onlarınkinden daha sağlam olmalıdır. Çünkü onlar ve onlar gibi olan diğer ideoloji mensupları çürük dallara tutunmuşlardır.

Bu sistemlerden beri olan bizler, Allah’ın hizbinden olduğumuzu ve onun gereklerinin farkında olduğumuzu söylüyorsak eğer, daha açık ve fedakârca davet yürütmeliyiz. Bizler rahat ve refah isteyen insanlığa rahatın ve felahın Allah’ın dininde olduğunu açıklamalıyız. Değişikliğe iten içgüdüleri bu şekilde harekete geçirmek dava eri olduğunu iddia eden herkesin vazifesidir.

Bizler daha ulvi ve daha kuşatıcı bir nizama iman ettiğimizi söylüyoruz. Bu nizamın hayatın her anına müdahil olmasını kabul ediyor ve bu şekilde olmasını insanlığa tebliğ etmeye çalışıyoruz.

Yeryüzünü hedef gösteren bir davanın takipçileri olarak önce evimizde, işimizde sonra hayatımızın her alanında bu fikri yapı ile kendimizi ve etrafımızı eğitmeye çalışmalıyız.  Rasulullah (s) da bu gaye ile gönderilmişti ve bizler Resullerin davasının takipçileriyiz.

“Andolsun ki biz, «Allah'a kulluk edin ve Tâğut'tan sakının» diye (emretmeleri için) her ümmete bir peygamber gönderdik. Allah, onlardan bir kısmını doğru yola iletti. Onlardan bir kısmı da sapıklığı hak ettiler. Yeryüzünde gezin de görün, inkâr edenlerin sonu nasıl olmuştur!” (16/Nahl, 36)

Ebu Cehiller de bu çağrıya şöyle itiraz ettiler:

“Onlardan ileri gelenler: Yürüyün, tanrılarınıza bağlılıkta direnin, sizden istenen şüphesiz budur. Son dinde de bunu işitmedik. Bu, ancak bir uydurmadır. Kur'an aramızdan ona mı indirildi? diyerek kalkıp yürüdüler. Hayır! Onlar kitabım hakkında şüphe içindedirler. Hayır! Azabımı henüz tatmadılar.” (38/Sad 6,7,8)

İşte Kur’an bize bu iki örneği de vermektedir. Ve bu savaş ilk peygamberden son güne kadar bu şekilde devam edecektir. Tevhid ve şirk, İman ile küfr daima birbiri ile savaşacak ve birbirlerine karşı üstünlük sağlamaya çalışacaktır. Tevhid insanlığa ahiret saadetini vaad edecek ve daima azınlık olarak görünecektir. Şirkte dünyayı verecek bu şekilde de çoğunluk olacaktır. Ancak Allah hakikatin ölçüsünün azlık çokluk olmadığını, aksine cehennemi çoğunlukla dolduracağını belirtmektedir.

Bizler işimizde sadece Allah’ın rızasını gözetmeli ve şu hadisi iyi tefekkür etmeliyiz;

 “Amellerin en üstünü Allah için sevmek ve Allah için buğz etmektir.”( Ebû Dâvûd, Sünen, c. 4, s. 198, Hd. 4599; Ahmed b. Hanbel, Müsned, c. 5, s. 146, Hd. 21341; Münzirî, Terğîb ve’t-Terhîb, c. 4, s. 14, Hd. 4593; Tebrizî, Mişkâtü’l-Mesâbîh, c. 1, s. 7, Hd. 32)

Rabbim bizleri kendi yolundan ayırmasın ve ayaklarımızı dini üzere sabit kılsın inşallah…


Yukarı Dön

Henüz yorum bulunmamaktadır!

Yorum yapyorum

 

Yazarın Diğer Yazıları



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat