İbni Battuta’da Maldiv Adaları’nın İslam'a girişi


İbni Battuta’da Maldiv Adaları’nın İslam'a girişi

A+ |Normal |A-

Son güncelleme: 04 Temmuz 2017 Salı 15:37


İbni Battuta, Ortaçağın en büyük seyyahı ve Rıhletü İbni Battûta diye bilinen seyahatnamenin sahibidir.

Küre Medya / Haber Merkezi
17 Recep 703/25 Şubat 1304'te Fas'ın Tanca şehrinde doğdu; 770/1368'de Tâmesna-Merrâkeş kadısı iken vefat etti. Ailesi, Berberî asıllı Levâte kabilesinden olup Berka'dan Tanca'ya göçenlerdendir. Edebiyat, fıkıh gibi dönemin popüler ilimlerinde sivrilmediği için sadece üç çağdaşı ondan bahseder. Ancak seyahatnamesi sayesinde dünya tarihinin en çok tanınan gezginlerinden olmuştur.

İbni Batuta’nın Başlıca hevesinin İnsanları, inançları ve gelenekleri tanımak olduğu anlaşılmaktadır.

O, Ortaçağ'daki Müslüman seyyahların en büyüğüdür; bir kısım şarkiyatçının da itiraf ettiği gibi eskiden Ortaçağ'ın en büyük seyyahı kabul edilen Marko Polo'nun bir numaralı rakibidir; hatta Kraçkovsky'nin ifadesiyle Marko Polo'dan çok daha geniş bir alanı gezmesi ve üç kıtada en önemli kültür merkezlerine ulaşması münasebetiyle onu geride bırakmıştır. Battuta için, neredeyse günün imkanları dahilinde, yeryüzünde ayak basmadığı yer kalmamıştır denebilir.

Maldivler, Hindistan'ın güneyinde ve Sri Lanka'nın yaklaşık 750 kilometre Güneybatısında yer alır. Yerleşim bulunan 305 adadan 200'inde Maldivliler yaşamakta, 105 ada ise günümüzde "otel ada" şeklinde kullanılmaktadır.Maldivler, resmi adıyla Maldiv Cumhuriyeti, Hint Okyanusu'nda 1.196 adadan oluşan bir devlettir. Kum adalar hesaba katıldığında bu rakam 2000 civarındadır. 20 adet Atol'den oluşmaktadır. Bu Atoller 90.000 km2lik bir alana yayılmıştır.

Maldiv Adaları’na kadar giden Battuta, yaklaşık sekiz yüz yıl öncesinden burada yaşayan insanlar hakkında da bizlere bilgi verir. Nasıl Müslüman olduklarına, gelenek ve göreneklerine değinir. Biz burada kısaca İbni Battuta’nın seyahatnamesinde yer alan Maldiv Adaları’na değindiği bölümden kısa bir alıntıyla tarihe ışık tutmaya çalışacağız.

İbni Battûta’nın Maldivlere, 1343 yılının Aralık ayının başlarında varmış olduğu tahmin edilmektedir.

Maldiv Adaları’nın İslam’a girişi

Maldiv halkından Yemenli fakih İsa, fakih Muallim Ali, Kadı Abdullah ve bir grup sözüne güvenilir adam bana şunları anlattı:

Adaların asıl halkı önceden kâfirmiş. Her ay gözlerine bir ifrit gözükürmüş, deniz tarafından gelen. Bu yaratık, kandillerle donanmış ışıklı bir gemiye benzermiş. Ahali o devi görünce töreleri gereği bakire bir kızı süsleyip sahildeki puthaneye götürürmüş. Puthanenin kemer şeklinde bir penceresi varmış, oradan görülürmüş içi. Kızı bir gece orada bırakırlar, sabahleyin geldiklerinde zavallıyı ölü bulurlarmış; hem de bekâreti bozuk hâlde! Her ay aralarında kura çekilir, kime rastlarsa onun kızı gönderilirmiş.

Gel zaman, git zaman; ülkeye Ebu'l-Berekât Berberî adında Fas kökenli bir hafız teşrif ediyor; Mehel adasında ihtiyar bir kadının evine misafir oluyor. Bir gün kadının yanına vardığında civardaki herkesin orada toplandığını ve ev halkının hüngür hüngür ağladığını görüyor, sebebini soruyor. Onlar dertlerini anlatamıyorlar. Hemen bir tercüman gelip o ayki kuranın bu eve isabet ettiğini, yaşlı kadının tek bir kızı olduğunu ve onun da cin tarafından öldürüleceğini anlatıyor. Ebu'l-Berekât kadına dönerek:

"Geceleyin, biricik kızının yerine ben gider kurban olurum!" diyor.

Ebu'l-Berekât köseymiş! O gece bizim Mağripliyi götürüp puthaneye bırakıyorlar. Abdestli olan Ebu'l-Berekât yavaş yavaş Kur'an okumaya başlıyor. Azgın cin pencereden şöyle bir göz attıysa da Ebu'l Berekât oralı bile olmuyor; hiç aldırış etmeden okumaya devam ediyor. İfrit, Hak kelâmını işitecek denli yaklaştıkça korkuyor, hemen denize dalıyor! Ebu'l-Berekât Kur'an okuya okuya günü ışıtıyor. İhtiyar kadın ve ailesi ada halkıyla beraber –âdetleri gereği– kurbanı çıkarıp yakmak için puthaneye geldiklerinde karşılarında Kur'an okuyan Mağripliyi buluyorlar; onu yanlarına alıp dönemin "Şenûrâza" adlı hükümdarına götürerek olayı anlatıyorlar. Hükümdarın o anda gözleri faltaşı gibi açılıyor, dili tutuluyor! Faslı Ebu'l-Berekât, Müslümanlık çağrısı yapınca şöyle diyor hükümdar:

"Gelecek aya kadar yanımızda kal! Bu yaptığını tekrarlayabilir ve ifritten yine kurtulursan İslamiyet’i kabul ederim!"

Ebu'l-Berekât Berberî böylece adalar halkının yanından ayrılmamış. Hak Teâlâ'nın inayetiyle hükümdar ay sonu gelmeden Müslüman olmuş, çoluk çocuğu ve devlet erkânı da İslam’a girerek yücelmişler. Yeni ay girdiğinde Ebu'l-Berekât puthaneye gelmiş fakat bu defa cin görünmemiş. Mağripli sabahlara kadar Kur'an okumaya devam etmiş. Hükümdar ve beraberindekiler puthaneye girdikleri zaman onu Allah kelâmıyla baş başa bulmuşlar. Putları bir bir kırıp put evini hâk ile yeksân etmişler. Ada halkı tümüyle İslamiyet’i kabul ettiği gibi diğer adalara elçiler göndererek onların da Müslümanlıkla şereflenmelerine vesile olmuşlar.

Faslı Ebu'l-Berekât Berberî, Maldiv'de saygın bir adam olarak geçirmiş günlerini. Ahali onun mezhebi olan Malikîliğe meyletmiş. Bugün bile Mağriplilere çok saygı göstermektedirler. Ebu'l- Berekât Berberî, kendi adıyla anılan bir mescit yaptırmış. Ben mescidin müezzin mahfelindeki ahşap levha üzerinde şu cümleyi gördüm:

"Sultan Ahmed Şenûrâza, Mağripli Ebu'l-Berekât Berberî aracılığıyla İslam’a girmiştir.


İbn Battuta Seyahatnamesi Çeviri, inceleme ve notlar: A. Sait Aykut sayfa 617

Yukarı Dön



Etiketler:

Henüz yorum bulunmamaktadır!

Yorum yapyorum

 

Kategoriye Ait Diğer Haberler



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat