Seyyid Kutub Yağması


Hüseyin PEHLİVAN, Seyyid Kutub Yağması

Hüseyin PEHLİVAN


A+ |Normal |A-


Seyyid Kutub Yağması

 

Çağımızda Müslümanlığın düşünsel manada temel eksenini belirgin bir şekilde ortaya koyan önemli şahsiyetlerden biri Seyyid Kutub’dur. Modernlik ideolojilerinin propagandası altında kalan mağlup Müslüman dünya hafife alınamaz tehditlerle karşı karşıya kalmıştır. Seyyid Kutub bu tehditlere karşı özgün İslami çizgiyi hem akide hem pratik sahada savunmanın ve Müslüman olarak var olmanın mücadelesini vermiş; kendi döneminde de kendinden sonraki dönemlerde de büyük bir etki oluşturmuştur.

Bu gün neredeyse var olan “İslamcı” hareketlerin büyük bir kesimi Seyyid Kutub ismine sahip çıkmakta ve ismi marka mahiyetinde kullanılmaktadır. Aslında Seyyid Kutub’un düşünce dünyası Hasan el-Benna ve daha sonra Müslüman Kardeşlere önderlik eden mürşitlerin düşünce dünyası ile de tam manasıyla uyuşmaz. Zaten Mısırdaki İslami muhalefet akabinde gittikçe ılımlı bir çizgiye oturmuş; Seyyid Kutub’un eserleriyle ve fiili duruşuyla oluşan etkisi düşünsel manada büyük ölçüde yok olmuştur. Bu gün Seyyid Kutub büyük ölçüde marka haline dönüşmüş olmakla beraber temsil ettiği ve kitaplarında ifade ettiği düşünceleri anlaşılıp özümsenmiş görülmemektedir.

Çağımızda İslamcılığın düşünsel planda bütüncül bir teorik çerçevesinin Seyyid kutup tarafından oluşturulduğu tespiti bu gün çoğu araştırmacı ve ilgili tarafından kabul edilmektedir. Hiç bir İslamcı düşünür hem kendi dönemi ve hem de kendisinden sonra gelen nesiller üzerinde Seyyid Kutub kadar etkili olamamış onun kadar benimsenmemiştir. Seyyid Kutub’un eserleri Arapça orijinalinden Türkçe, Farsça, Malayca, Urduca, İngilizce, Fransızca ve Almanca başta olmak üzere çok sayıda dile çevrilmiştir.

Bunun yanı sıra, çok sayıda internet sitesi ya da bloğu Kutub’un çalışmalarını ve bunlar üzerine yapılan değerlendirmeleri yayınlamaktadır. Böylece Kutub’un eserleri bütün dünya Müslümanlarına bir şekilde ulaşmaktadır.  Fakat aynı zamanda farklı yorumlamalar saptırmalar ve araçsallaştırmalarla Seyyid Kutub’un adı ve eserleri kullanılmaktadır.

Ayrıca birçok akademisyen son dönemde özellikle batıda Seyyid Kutub’un eserlerini inceleyerek oluşturabileceği etkinin boyutlarını ve bu düşünce tarzının potansiyelinin ne olacağını; tehdit veya fırsat bölümlerinin neler olabileceğini hassasiyetle araştırmaktadır. Bu araştırmalar güç sahipleri tarafından siyasi stratejilerin oluşturulmasında data seti olarak kullanılmaktadır.

Seyyid Kutub’un eserlerini militarist örgütler de fikri alt yapılarını oluşturmada kullanmakta kendi zihin yapılarını destekleyen hatta meşrulaştıran bir Seyyid Kutub yorumu ortaya çıkarmaktadırlar. “Mısır’ın Cemaat’ül İslamiye ve Cihad örgütleri 1980’lerin sonu ile 1990’ların başında yönetime karşı şiddet eylemlerinde bulunmuşlardır. Ve daha başka şiddet yanlısı yapılar da Seyyid Kutub’u sahiplenmektedirler.

11 Eylül 2001 saldırılarından sonra Batılı birçok yazar El Kaide’nin önde gelen isimleri ile Kutub’un adını yan yana zikretmişler, Kutub’un Usame Bin Ladin ve diğer El Kaide yöneticilerinin en önemli düşünce kaynağı olduğunu belirtmişlerdir.

“Mervan Hadid ve Suriyeli Müslüman Kardeşler, Kutub’un cihad hakkındaki düşüncelerinden etkilenerek “Alevi-Rafizi ağırlıklı Baas rejimi” ile mücadeleye giriştiler” şeklinde yorumlarla bu tarz girişimler Seyyid kutup ile bir şekilde ilişkilenmiştir.

Bununla birlikte, şiddet eylemlerini tasvip etmeyen “ılımlı” İslamcı hareketler de Tekfircilikle suçlananlar da diğer kesimler de Kutub’un mirasına sahip çıkmıştır.

Müslüman Kardeşler”in Tunus kolu olarak bilinen Nahda hareketinin lideri Raşid Gannuşi, Sünni Müslümanların yanı sıra Şii İran İslam Cumhuriyeti de Kutub’a özel bir önem vermişlerdir.

Muhafazakâr Tevhid ve Islah Partisinden Fas’lı siyasetçi Abdullah Benkirane Kutub’un Yoldaki İşaretler’inin kendi düşünce dünyasındaki etkisini şöyle ifade eder: “Onun sayesinde anlamaya başladım. Hayatımı tamamen değiştirdi.”

Moro İslami Kurtuluş Cephesinin lideri ve ideoloğu olan Şeyh Selamet Haşim, kendi anavatanları olan Bangsamora’da İslam devriminin tohumlarını atmak konusunda Kutub’dan ilham aldığını iddia etmektedir.

Cezayir İslami Kurtuluş Cephesinin önde gelen sözcülerinden Ali İbn Hac, Kutub’un görüşlerini ilahi yönetimin zorunluluğunu anlatmak için kullandığını söylemektedir.

Şiiler arasında da etkisini gösteren Kutub’un 1966 yargılamaları sırasında çekilmiş bir resmi, 1984 yılında İslam devrimine yaptığı katkılardan dolayı İran İslam Cumhuriyeti tarafından posta puluna basılmıştır.

Kutub’un fikirlerini temel alan bir Kutubcu akım da ortaya çıkmıştır. Kutubcu akımın en bilinir şahsiyeti Seyyid Kutub’un da kardeşi olan Prof. Dr. Muhammed Kutub’dur. Seyyid Kutub’un eserlerinin redaksiyonu ve çoğaltılması büyük ölçüde 1980 ve 1990’lı yıllarda Muhammed Kutub tarafından yapılmıştır. Çok sayıda kitabı bulunan ve İslam dünyasının tanınmış düşünürleri arasında sayılan Muhammed Kutub 4 Nisan 2014 tarihinde Suudi Arabistan’ın Cidde şehrinde vefat etmiştir.

Memleketimizde de çok parçalı halde olan İslamcılık neredeyse her parçası tarafından Seyyid kutup benimsenen mirasına sahip çıkılan bir önder olarak kabul edilir.

Aslında bu kadar birbirine zıt denebilecek anlayışların, bir birinin tarih boyunca muhalifi olan mezheplerin, siyasi mensubiyetlerin Seyyid Kutub’u benimsemesi nasıl değerlendirilmelidir? Muhtemeldir ki samimi olanlar mensubiyetleriyle benimsedikleri şahsiyetin görüşleri arasındaki çelişkiyi fark edemeyenlerdir. Moro’dan Fas’a kadar Müslüman coğrafyanın ana gövdesinin samimi olarak kucaklayıp bağrına bastığı Seyyid Kutub’un canı pahasına anlatmaya çabaladığı “la ilahe illallah” davasıdır. Fakat ortada görünene bakıldığında Seyyid kutup üzerinden kendine meşruiyet üretmeye çalışan militaristten ılımlıya, sosyal demokrattan Müslüman demokrata, hatta tekfircisine bir büyük kesimler karmaşasının eline düşmüş bir Seyyid kutup vakıası ortaya çıkmaktadır.

Olay sadece bundan ibaret de değildir. Ayrıca siyasal partiler, devletler, küresel güçler de bu Seyyid Kutup yağmasına katılmış görünmektedirler. Üniversitelerde yapılan akademik çalışmalarda Seyyid Kutup riskleri ve potansiyelini anlamak açısından hem analiz edilmek hem de küresel muktedirler için zararsız, “Ilımlı İslam”ın inşasında malzeme şeklinde yorumlanmaya çalışılmaktadır. Bir takım gurupların, tarafların karşılıklı birbirlerini ret ederek Seyyid Kutub’un nasıl anlaşılması gerektiği konusundaki çatışmaları çoğunlukla gerçekte kendi meşruiyetlerini Seyyid kutup üzerinden sağlama, sağlamlaştırma amacı taşımaktadır. “İslamcı” demokratik siyasetin Seyyid Kutub üzerinden kendi tarzını ve devleti meşrulaştırma girişimlerine de belli ki bundan böyle şahit olunmaya devam edilecektir.

Seyyid Kutub’u dünya çapında meşhur eden eseri 1964 yılında hapishaneden çıktıktan sonra yayımlattığı “Yoldaki İşaretler” kitabıdır. On üç bölümden oluşan eserin, dört bölümü Fi Zilal’il Kur’an’dan alınmış olup, Kur’an tefsiri için yazılmıştır.  1965 Ağustosunda Müslüman Kardeşlerin yeni bir komplosunu ortaya çıkardığını açıklayan Nasır yönetimi, Kutub’u örgüt yöneticisi olarak yeniden tutuklatır. Emniyet güçlerinin açıklamalarına göre, yapılan bütün baskın mekânlarında Yoldaki İşaretler kitabına rastlanmıştır. Nasır rejimine bağlı yayın ve basın arayıcılığıyla kitabın aleyhinde yayınlar yapılır; özellikle fetva komisyonu başkanı tarafından yayınlanan Seyyid Kutup ve Yoldaki İşaretler kitabı hakkında olumsuz yazılarda haricilere benzetilerek Mısır devrimine karşı olmakla suçlanmışlar sonunda da Şubat 1966’da Seyyid Kutub idam edilmiştir.

Memleketimizde müşahhas olarak gördüğümüz ılımlı İslam projeleriyle Seyyid Kutup asla ilişkilendirilemez. Sadece bu kitapçık bile bu gerçeği delillendirmeye kafidir.

O, mezhep taassubunu körükleyen anlayışları, katı “ehli sünnet”çilik veya mezhepsizlik anlayışlarını veya “telfik” anlayışını alameti farikası haline dönüştüren kesimlerin müntesibi veya sempatizanı yapılamaz.

Seyyid Kutub’u geleneğin sahih olmayan sofizmine, ülkemizde bilinen ifadesiyle tarikat yapılarına mahsus anlayışlara da bulaşmış olarak görmek mümkün değildir. O gelenekten gelen bu özürlülük hallerine dengeli ve mesafeli durmasıyla da örnek olmuştur.

Moderniteden etkilenerek pozitivizme kaymayı, varlık anlayışında determinizmi “oluş”u açıklamada lazım şart kabul etmeyi; dini, vahyi bilimsel bir nesne formuna indirgeyen modernist yaklaşımları ikaz eder; hem kendi onlardan beridir; hem de Müslüman muhataplarına ilgili uyarılarıyla kılavuzluk etmiştir.

Günümüzde modernitenin bir başka etkisiyle peygamberi yok sayan onun örnekliğini, vahyi pratik hayatta temsiliyetini, tümden tarihsel ve günümüzü ilgilendirmez kabul eden; yakışıksız da olsa kullanılan bir ifade ile “Kur’an’cı” anlayışların çarpıklıklarından da uzaktır.

Seyyid Kutup günümüzde en çok konu edilen yönüyle tabi ki Müslümanları kâfir sayan bir anlayışı dillendirmiş değildir; ama bu tehditten kalkarak Müslümanlığı günümüz cahiliyesine hiçbir tedirginlik duymaksızın dâhil oluşa da İslam yaftası vurulamayacağı üzerinde özellikle durmuştur.

O bir demokrat, laik, liberal, sosyalist, muhafazakâr olarak tanımlanabilir biri değildir. Bilakis sadece Yoldaki İşaretler kitapçığı Müslüman olmayı bu sayılanlardan olmamakla ilişkilendirdiğinin apaçık işaretidir.

Gerçekte Seyyid Kutub’u benimsemek insanlığın önderliğini kâfirlerin ele geçirdiği günümüz dünyasında modern hayata eklemlenmeye karşı duran bireysel sosyal siyasal manada “la ilahe illa Allah” düsturunu kaim kılma gayreti içinde bulunmak demektir.

Seyyid Kutub’u anmakla alakalı etkinlikler görünen o ki şimdiden sonra devletin resmi kurumları veya üniversiteleri aracılığıyla dâhil olarak Seyyid kutup yağmasına yol aradığı fırsatlar haline gelebilecektir. Tarihte muhakkak birçok salih, kalabalıklarca sevilen, örnek kabul edilen insan küfrün onun hatırasını devşirip deforme etmesiyle batılın meşruiyet kaynağı haline dönüştürülüp tüketilmiştir. Seyyid Kutub’un bunlardan biri haline getirilmemesine karşı uyanık olmak gereklidir. Burada söz konusu olan bir şahsın hatırasını korumaktan ziyade o şahıs dolayımından İslam’ın yanlış anlaşılmasını engellemek ve vebal altına girmemeye dair hassasiyettir.


Yukarı Dön

Henüz yorum bulunmamaktadır!

Yorum yapyorum

 

Yazarın Diğer Yazıları



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat