Heeey! Yukarıdaki Abiler


Hüseyin PEHLİVAN, Heeey! Yukarıdaki Abiler

Hüseyin PEHLİVAN


A+ |Normal |A-


           Doğudan bir bilge mealen: “Para, ticaret ile artar; Fikir, münazara ile kristalleşir; İdare, siyasetle mümkün olur” demiş. Bu sözle başlamamızdaki maksat “para” bölümüyle ilgili değil “ fikir” bölümüyle hiç değil; fikir bölümünde müslümanlığın modern hayatı idraki ve onu kuşatabilmesine dair bir kristallik maalesef yok; insanlığın önderliğini ele geçirmesine de çok fırın ekmek yemesi lazım.  Kendini idare, yönetim-önderlik bölümüyle ilgili konudan bahsediyoruz.

İşlettiğimiz, aklettiğimiz sürece “baş”ımız aklımız vazifesini yapar. Bu vazife neticesinde bir idare, yani siyasetimiz, yani bir stratejimiz var olur. Bunun için de kabaca durumumuzu, amaçlarımızı doğru ve gelecekteki yeni durumları dikkate alarak değerlendirmiş ve yolumuzu stratejimizi bu çerçevede tesis etmiş oluruz. Bu olmazsa hareketlerimizi, yolumuzu reflekslerimizle, dış etkilerle, provokasyonlara kurban ola ola belirleriz.

Müslümanlığın önündeki abilerin, önderlerin günümüzdeki durumu maalesef buna benziyor. Hareketlerini tepkilerini kendilerini veya cemiyetlerini provoke eden bir dizi olay veya kurum veya kişiler vasıtasıyla oluşturuyorlar.  Ve bazen bunlar müslümanlığın kendi içinden, samimi bağlılarından olarak farkında olmadan müslüman ana gövdeyi provoke edip yolunu şaşırtabiliyorlar.

Müslümanlık cephesinden yazarçizerlerin, okuma yazması olanların, bu yazma çizme piyasasında arz-ı endam eylerken, konuşurken gündemden, kendilerine ulaşan etkilerden, piyasadaki haber bombardımanından kalkarak yazılarını, konuşmalarını, hareketlerini ikame ederlerse farkında olmadan piyasanın sürüleri sürüklediği istikamete ilerleyip takipçilerinin de vebalini üstleniyorlar.  Hz. Peygamber as. buyurmuş ki:

“Her hutbe irad eden mesul olur, sorgulanır”.

Bilmeliyiz ki hakkı söylüyor olmak yetmez; sözünüzün sonuçlarının söylediğiniz doğrunun amacına hizmet edip etmediğine de dikkat etmeniz gerekir. Ülkemizdeki İslam’a samimi yönelişlerin koyun sürüleri gibi güdülüp kullanılmalarına sebep olanlar: sonuçlarını tafakkuh etmeden, derinlemesine düşünmeden hakkı söylüyor olmanın vazife yapma olduğunu zanneden bu dinin saf, samimi vefakar dostları olabiliyorlar!

Kıblemizi vahye, Hz peygambere döndürüp nefsimizin kıskanmalarını kontrol eder, tafakkuh ile istişare ederek yolumuzu rotamızı belirlersek Allah bizden elbet bu feraseti esirgemez. Yok böyle değil de akılsız başsız bedenler gibi etki tepki ilişkisiyle yol-iz ikameye devam edip; hak konuşuyoruz diye kendimizi avutursak, vah ki ne vah. Bu durumda islamcılığın memleket sathındaki her öbeğinin durumu sınırlarını, tepkilerini, rotasını geçmişte olduğu gibi gavurların çizmeye devam ettiği Anadolu muhafazakarlığına, merkez sağcılığa dönecek; duyduk duymadık demeyesiniz. 

 


Yukarı Dön

Yorum yapyorum

Yorumlar

Kemal Songür
04.05.2016 13:50
selam ile..
Kur'an güncele ve onun üzerinden bütün zamanlara hitap eden bir hitaptır.
Ebu lehep, Firavun gibi şahıs ve sıfatlar üzerinden hem güncele hem bunun üzerinden bütün zamana/muadillerine hitap eder ve konu edinir, nebiler üzerinden de aynısını yapar.
Kur'an'ın mü'mini kuş dili konuş(a)maz, konuşacağı konular hem güncele hem bütün zamanlara yönelik olmak zorundadır, şahsiyetiyle/ismiyle, sıfatıyla ve diliyle apaçık olmak durumundadır.
Yorum yapyorum

 

Yazarın Diğer Yazıları



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat