Biz Ne yapmaya Çalışıyoruz?


Hüseyin PEHLİVAN, Biz Ne yapmaya Çalışıyoruz?

Hüseyin PEHLİVAN


A+ |Normal |A-


Neler oluyor böyle?

                Çoğumuza göre karmakarışık bir dünya oluşmuş etrafımızda ya da öylesine kafa karışıklığı var ki olan biteni anlayamıyor her şeyi karışık görüyor çoğu. Genelin nezdinde her şey karma karışık. İslam'ın ne olduğu da karman çorman Müslümanın kim olduğu da. Habere bilgiye alabildiğine kolay ulaşılabilen bu ortamda nelerin olup bittiğini anlamak öylesine zorlaşmış ki! Bilgi bombardımanları altında kalarak kap karanlık cehaletler üretilebiliyor. Allah’ın kulları olan biteni fark edemez hale getirilmiş. Allah’a kul olmaya dair içgüdüsel istekleri olanların çoğuna da sapkınlıklar içinde, yaptıkları işler güzel gösteriliyor. Bu şeytani ortam sürüp gidiyor böylece. Amalimiz buna dur demeye dair değil mi?

                Müslümanlık sahih bilgi ve o bilgiyi pratik dünyasıyla ilişkilendirme konusunda özürlü; ayrıca da fikri derinlik bakımından da ürkütücü derecede sığ; ki geçmişin marjinal sapkınlıkları günümüzde neredeyse ana gövdenin temel hususiyetleri olabilmiş. Dinini, diyanetini çevrelemiş sapkınlıkları çoğu anlamaktan aciz; az buçuk anlayan da ne yapacağını bilmekten çok uzak, kaş yapayım derken göz oyuyor, yada bir yerlere kapanmış ısıracak kök arıyor. Müslümanlığın aptal dostları olarak düşmandan daha çok zarar verme durumundalar.

                Bütün bunlar yanında bir tarafta da nefisler var ki zapt edilememiş, disiplinsiz. Bizim nefislerimiz. Cahili dünyanın mamulatından olduklarını hiç hesaplamadan onların işaret ettiği istikamete hamleler yapılıp duruluyor. Abilikler, hocalıklar üretiliyor resimler uçuşturuluyor sanal âlemlerde. Şu protestoyu yaparken resimler, şu hayrı yaparken resimler, şu sureyi tefsir ederken resimler, yardım paketi alanın da paketin de resmi boy boy afiş yapılıp meydanlara asılıyor. Yardım kampanyaları, haksızlık protestoları, tefsir dersleri zımmında bu hocalık, abilik sıfatı altında azmış nefislerin, temayüz etmeye şehvetle kızışmış nefislerin solukları hissediliyor. Bu resim çekme çektirme ona buna yollama sapkınlığından vazgeçmeliyiz.

                Ey yoldaşlarımız, yoldaş olmaya heves edenler neler yapıyorsunuz böyle? Kendinizi bi tartın kaç okka geliyorsunuz. Kul kısmıyız kendinizde kemalat aramayın. Temayüz peşinde koşan çağdaş cahiliyeye uyup onun sapkınlıklarına İslam kılıfı giydirmeye uğraşmayın. Çalışmalarınız, faaliyetleriniz içinde “hoca”lar “abi”ler üretme-üreme riskine karşı uyanık olun. Aranızda faal, çabalayıp duranların nefislerini onlara hocam hocam deyip ve başka muamelelerle azdırıp onları kontrolünü kaybetmiş musibetler haline getirmeyin. Bizde bu olmaz demeyin bu topraklar ha bire böyle adamlar üretip durmuş bu manada mümbit; görmüyor musunuz?

                Cahiliye dini haline gelmiş Müslümanlığın büyük kısmı. Şeyhlik, mürşitlik, hocalık musibetiyle çökmüş durumda; nasıl oluyor da bu sorunu sanki yokmuş gibi minik guruplarınız içinde nefislerin temayüz etme şehvetlerine alan açıp duruyorsunuz. Gavur dünyanın kafası gibi çalışıyor kafanız; marka yaratmaya çabalıyorsunuz bu doğru değil. Mensubiyetinizi, kliğinizi marka yapmaya çalışıyorsunuz. Aklınızı başınıza alın peygambere iman ediş ne işe yarıyor hayatımızda bir düşünün. İman ettiğimiz peygamber kendinin marka olmasına rıza gösterir miydi?  

                Şura istişare demek talebeleri, tabileri mahiyetinde bir tutam adamı etrafına toplayıp onlarla yaptığı muhabbetleri de istişare saymak demek değildir. Nefsiniz sizi sağlam aldatmış siz de etrafınızı aldatıyor olmayasınız dikkat edin. Ortalıkta arz-ı endam eylemişsiniz bi kere; biraz kucaklayıcı olmanız gerek birbirinizle didişip durursanız nasıl olumlu bir pratiği örneklendireceksiniz? “Aliyle oturmam” “veliyle yola çıkmam” tripleriyle nereye kadar yol yürünecek ki? Bu nasıl bir ruh halidir?

 Birbiriyle didişip duruyor oluşun kişisel çekememezliklerden olduğunu göremeyip ona dini itikadi kılıflar uydurmaya çalışma!!! Ne bu böyle; Ahmet’inde de Mehmet’inde de aynı hastalığı görmekten bıktık, ama nefsi azdırılmış Ahmet’ler Mehmet’ler üretmeye devam ediyoruz; bu dinin emri “akletme” bizde ne işe yarıyor? Sadece Allah var diyebilmeye mi tekrarlanıp durdu sanıyorsunuz?

                İnsanlığa kâfirlerin önderlik ettiği bir dünyadasınız. Müslümanlığınızın ayarlarıyla oynanmış ve bu numaralarla kendi kârhanelerine skorlar üretip duruyorlar. Bu durum dünyada cana, kana, boşa giden enerjilere, cahiliyeye asker olan nesillere, yaşlılara, kadınlara, Cehennem’e yol alan insanlığa, yeryüzünün fesadına sebep oluyor. Görmüyor musunuz? Var olan yönetim itaat ilişkisinde önünüze konan iki-üç çanaktan birini seçme zorunda bırakılışınıza itiraz ile emrolunmuşken; o mu bize faydalı bu mu bize faydalı kavgası çıkarıp kamplara ayrılıyorsunuz. Helalin illeti ne zamandır sadece fayda?  Düşünmüyor musunuz? Farklı kanaatlerinizi neden nefsinizi temayüz ettirme vesilesi yaptığınızı fark etmiyorsunuz?

                Cahiliye reklam kampanyalarıyla yoğun propagandalarla destekleyerek önünüze size sempatik gelecek tipler, figürler, davranışlar çıkarıyor; fark etmiyor musunuz? Bunlardan birilerini seçime icbar ediliyorsunuz. Topla tüfekle ceza ile değil oluşturulmuş atmosferle sizi bu seçime zorluyor. Siz de “yok sistem içi” “yok sistem dışı” gibi mesnetsiz, bilgiden, muhakemeden nasipsiz kavramlaştırmalarla birbirinize düşüp önünüze konandan birini yemenize meşruiyet oldurmaya konuşup duruyorsunuz. Toplumları korkuyla, canınız, malınız, kimliğinizin yok sayılması korkularıyla “özgür”lüğünüzün elinizden kayıp gitmesi hayatınıza müdahale edilmesi korkutmalarıyla güdüp dururlarken yapmanız gereken birbirinizi ayıplamaya fırsatlar aramak mı olmalı?

                Müslümanlığın bilgi terekesi sapkınlığımıza ruhsat arama adresi haline gelmiş; “o ruhsat” “bu caiz” koşuşturmasıyla mı örnek olunacak? Bu dinin azimetleri nerede? Aklı erenler cemiyetin ne işine yarayacaklar? Kimin ruh sağlığı tehlikede, kim ofsayta düştü peşine koşup; İneği o mu bu mu sağacak derken kendileri savrulup duruyor olmasınlar. Gözünüzü açın fasit dindarlar kervanına katılıp ziyan etmeyesiniz. Kendinizi kaba saba söz davranışlarla yalnızlaştırıp sonrada bu yolun yolcusu bi biz kaldık arabeskine düşmeyin.     

  “Sakarya saf çocuğumasum Anadolu’nun / Divanesi ikimiz kaldık Allah yolunun” muhabbeti yani.

                Çok akıllı olmak zorundasınız çok. Etrafınızı çocuksu sembolik eylemler veya hareketlere çağırarak tüketmemelisiniz. Nefsi kabarıp kalkacak olanı yere çalacak mekanizmalarınızın işlevsel olmasını sağlamalısınız onları kendinize de işletmelisiniz. Gündelik hayata yenildiğinizi unutmayın. Önce fikre sonra ordulara yenildiğimiz doğrudur ama şimdi gündelik hayata yenilip durmadayız ve gündelik hayatı akaid kitaplarıyla, itikadi sloganlarla ihata edemezsiniz onu anlamalı, idrak etmeli, fikretmeli neresinden başlayıp neresini değiştirmek gerektiğini plan etmelisiniz. Sadece müslüman gibi yaşıyor olmaktan başka faaliyete mükellefiyetimiz yok. Yanınızda durmayı, gerekliliği sizden menkul taşınmaz mükellefiyetleri sırtlanmanın mecburiyeti haline getirmeyin. Kendi ve etrafınızdakilerin kaynaklarını doğru kullanmayı önemseyin. Çoğu saçma sapan olan aidiyet duygusu üretme uğruna etrafınızın imkânlarını zamanını hevesini tüketip heder edecek hal ve gidişten kaçınmaya özen gösterin. Var olmaya lazım olacak enerjiyi üretecek asabiyetin iki yüzü keskin hem rahmani hem şeytani yönleri olan bir olgu; Ey aklı erenler aklınızı hayırda kullanın; âkil olun. Bizden söylemesi.


Yukarı Dön

Yorum yapyorum

Yorumlar

İlyas Metin
08.01.2016 16:45
Selamun aleykum
Hüseyin kardeş yazınız bana bir numara büyük geldi :)
Yazı kısa fakat çok kapsamlı
Kime vurdun kimi dövdün, iğne kime çuvaldız kime pak kestiremedim
Yorum yapyorum

 

Yazarın Diğer Yazıları



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat