Algılar Olgular ve Propaganda


Hüseyin PEHLİVAN, Algılar Olgular ve Propaganda

Hüseyin PEHLİVAN


A+ |Normal |A-


Algılar Olgular ve Propaganda

Ülkemizde ve dünyada olanları gerçekte olduğu gibi anlamayı zorlaştıran en ciddi engel devletlerin, muktedirlerin propagandalarıdır. Toplumu sevk ve idarede ciddiye alınması gereken sayı ve nitelikte ekipleriyle devlet kurumları toplumu yönlendiren ve benzer etkileri koordine eden yegâne odaklardır. Bu gün toplumlardaki neredeyse her türlü eğilim sağcısıyla, solcusuyla, dindarıyla devletin-muktedirlerin istediği istikamette düşünüyor ve ona uygun istikamette mantık üreterek ideolojisini inancını ona göre yönlendirmek zorunda bırakılıyor. Ve ona göre hareket ederek bir manada devletlerin muktedirlerin çıkarlarına hizmet ediyor. Böylesine şartlandırılmış yönlendirilmelere maruz kalmış toplumun olanları objektif olarak değerlendirebilmesi gerçekten fevkalade zordur. Kafaların karışık oluşu bu manada bu tarz manipülasyonlara (Hileli yönlendirme) karşı koyabileceği kalkanları olmayışından kaynaklanmaktadır. Propaganda günümüz yönetim itaat ilişkilerinde yönetim kurumlarının ara vermeksizin toplumlarına uyguladıkları bir nevi zulüm yöntemi haline dönüşmüştür.

Propaganda hileden farklı olarak genellikle yönlendirip desteğini kazanmak bazen meşgul etmek, şaşırtmak, korkutmak vs. için kendi saflarını veya hedef kitleleri kandırmaktır. Eski dönemlerden çok bilinen bir örnek olarak Truva atı askeri bir hiledir rakibi yanıltmayı hedefleyen bir yöntemdir. Yakın tarihte Monarşik ve oligarşik rejimler şatafatlı resmi törenlerle ve kamusal mimariyle biçimlendirdikleri kentin meydanlarına koydukları anıtlar, saat kuleleri ve benzerleriyle mesaj verip güçlerini göstermeyi bir yöntem olarak kullanmışlardır. Geçmiş yönetim mekanizmaları günümüzle kıyaslandığında bu manada oldukça masum kalmaktadırlar. Demokratik çağdaş rejimler ortaya çıktıklarından beri propagandayı sistemli ve yoğun bir şekilde kullanmaktadırlar. Günümüzde bu durum kitlesel bir zulüm aracı haline dönüştürülmüştür. Dost, düşman, iyi, kötü, faydalı, zararlı vb. gibi seçişlerinde ve algılamalarında Âdemoğulları muktedirlerin vahşi propagandalarından yakalarını kurtaramamaktadır.

Yumuşak güç, algı yönetimi, psikolojik operasyon, kamu diplomasisi, halkla ilişkiler hatta pazarlama ve reklam farklı ifade şekilleri olsa da tümü propaganda olarak tanımlanabilir ikna, güdümleme yöntem ve araçlarıdır. Bilgi ve bilgilendirme üzerinden devam edip sürdürülen bu güç kavgalarının adı olan propaganda farklı isimlendirmelerle şirinleştirilmektedir. Bilgi ve bilgilendirme süreçlerini elinde tutma ve kendi lehine yönetebilme dünyada ve tabi ülkemizde muktedirlerin güç savaşının temel cephelerinden biri halindedir. Müslümanlığın önderleri bu cephede mevcudiyetinin neye tekabül ettiğini iyi tartmalı bilgi ve bilgilenme mekanizmaları üzerinden tarafını, düşmanını, karşıtını, faydalı veya zararlıyı belirleme saflığına düşmemelidir. Bu süreçlerin bir propaganda tuzağı olduğunu kesinlikle varsaymalıdır.

Avrupa’da din savaşları yaygınlaşırken, 1622 yılında Papa XV.Gregorius, Katolik inancını Protestanlık karşısında korumak ve yaymak amacıyla bir bakanlık, papazlar topluluğu kurmuştur. (Congregacio de Propagande Fide). «Propaganda» sözcüğünün kökeninin bu kurul olduğu söylenir.  Günümüzde artık farklı masum isimlendirmelerle de karşımıza çıkan kendi halkına ve düşmanlarına da devletlerin uyguladığı bu yöntemin farkında olmak, olanları doğru anlayabilmemiz açısından bir zorunluluktur. Modern toplum bizi önce yönlendirilebilir duruma getirmekte; ardından propaganda yöntemleriyle algılarımızı biçimlendirmektedir.

Çağımız toplumları kalabalıklar içinde bir nevi boğulmuş bireylerden meydana gelmektedir. Hepimiz kalabalıklar içinde birey halinde tutulmaya bu hale dönüştürülmeye sebep olan süreçlerin içindeyiz. Bu durumdan kurtulabilmemizin tek çaresi “cemaat” ama İslami cemaattir. İslami cemaat günümüzdeki olumsuz örneklerdeki gibi hoca abilerin, hoca efendilerin oluşturduğu kayıtsız şartsız itaat, biri birine kulluk vb. yanlış bilgilendirilmeleri sonucu ortaya çıkmış insan kalabalıkları değildir. Tabi bunun karşıtı mahiyetindeki STK durumundaki çağdaş öbekleşmeler de cemaat olarak söz konusu güdümlemelere karşı koruyucu bir katkı üretemez. Bilakis çoğu zaman bu STK ve geleneksel İslami yapılar yöneticileri tarafından güdümlemelerin aracı olarak kullanılmaktadır.

Bu gün toplumlar gösteri toplumu halinde modernitenin gösteri mekanizmalarının egemenliği altında güdülenmektedir. Terörizm, kitlesel ölümlere sebep olan şiddet, kurtuluş reçetelerine dair medya etkinlikleri ve neredeyse her türlü haber bu gösterinin parçası mahiyetindedir. Dünyadaki kurtuluş mücadeleleri de ihtilal girişimleri veya onları engellemeye dair özveriler de bu gösterinin ya bir parçası veya parçası haline dönüştürülmektedir. Maalesef günümüz Müslümanlığı bu propaganda bombardımanı altında algıları muktedirlerin istekleri doğrultusunda ayarlanır hale gelmiş bireyler durumuna düşmüştür. Önderleriyse bu konuda dikkatli görünmemekte organizasyonlarını bilinçli ya da bilinçsiz şu ya da bu sebeple muktedirlerin kullanımına terk ediyor görünümündedirler.

Kaba gösteri hileleri veya montajlarla veya sistemli bir şekilde sonradan art arda yayınlanıp duracak olan canlı yayın kayıtlarıyla yapılan propagandalara algılar yönlendirilmektedir. Muktedirlerin isteği doğrultusunda düşünme, olan biteni anlama, bu dolayımdan dostu düşmanı, zararlıyı zararsızı belirleme durumu sağlanmaktadır. Görüntünün servis edildiği durumlarda “live” veya “no coment” ibaresi masum ve olanı olduğu gibi gösteriyor iması taşısa da bu böyle değildir. Kaba bir kurguyu seyretme durumunda olmasak bile yanlı olarak bize aktarılan olayın bir yüzüne şahit olduğumuzu unutmamamız gerekir.

Müslümanlık günümüzde bilgi ve bilgilendirme araçlarını yönetip yönlendirmekten hayli uzaktır. Bu araçlar muktedirlerin-devletlerin kontrolündedir onlarsa Allah’a göre etki edip yönlendirme hevesinden hayli uzaktırlar. Dolayısıyla bu odaklardan bize ulaşan bilgi haber ve benzeri etkilerin ve algı bombardımanlarının tefekkürümüzde, sözlerimiz ve eylemlerimizde etkiler oluşturması durumunda dikkatli olmak; bu hususu sağlıklı bir şekilde analiz etmek ve bu etkileri bertaraf etmek mecburiyetindeyiz. Özellikle Müslümanlığın önündeki abilerin bu husustaki mükellefiyetlerini titizlikle yerine getirme çabası içinde olmaları gerekmektedir.  Safımızı, dost düşman algımızı, değerlerimizi, bize ait olanı veya ait olmayanı bu bilgi ve bilgilendirme mekanizmalarından aldığı sinyaller ve bunları yorumlamalarıyla belirlemeye başlamış bir Müslümanlık sıratı müstakimin hiçbir yerinde yer bulmayabilir. Günümüzde Müslümanlık birde bu sebepten rotası belirsiz, karmaşık, hatta birbirine zıt “ehli kıble”ler haline dönmüştür.  Olan bitene Müslümanca tavır koyuyoruz derken dikkatli olalım. “kaş yapalım derken kör mü olunuyor ne”


Yukarı Dön

Yorum yapyorum

Yorumlar

Huseyin Şaşmaz
18.09.2016 12:42
Cemaat
Çağımız toplumları kalabalıklar içinde bir nevi boğulmuş bireylerden meydana gelmektedir. Hepimiz kalabalıklar içinde birey halinde tutulmaya bu hale dönüştürülmeye sebep olan süreçlerin içindeyiz. Bu durumdan kurtulabilmemizin tek çaresi “cemaat” ama İslami cemaattir. İslami cemaat günümüzdeki olumsuz örneklerdeki gibi hoca abilerin, hoca efendilerin oluşturduğu kayıtsız şartsız itaat, biri birine kulluk vb. yanlış bilgilendirilmeleri sonucu ortaya çıkmış insan kalabalıkları değildir.
Yorum yapyorum

 

Yazarın Diğer Yazıları



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat