Asya Baharı


Hüseyin KULAOĞLU, Asya Baharı

Hüseyin KULAOĞLU


A+ |Normal |A-


Özbekistan

Özbekistan’da Müslümanlar, özgürce dinlerini yaşayamıyor. Ülkede, cemaat oluşturma, Camii yapılması, 18 yaşından küçüklerin camiye gitmesi, Ramazan ayında oruç tutulması, sakal bırakılması, Kur’an öğrenilmesi, Hacca gidilmesi, başörtülü olarak sokaklarda gezilmesi dahi yasaktır.


Tunus, Mısır ve Libya gibi ülkelerde yaşanan Arap Baharı, şu anda Suriye’de kendisini oldukça sert bir şekilde hissettiriyor. Diğer Arap ülkeleri ve körfez ülkelerinin ayaklanmayı Suriye’de durdurmak istemesi üzerine Arap Baharı şu anda Suriye’de tıkanmış durumdadır.

Suriye halkı eğer bütün bu engellemelere rağmen diktatör Beşşar Esed’i devirebilirse, Suudi Arabistan, Ürdün, Katar ve Kuveyt gibi ülkelerde tekrar bir hareketlenme olabilir. Arap Baharı hatta kendi ismini de aşarak, Asya ülkelerine sıçrayabilir. Çünkü Asya ülkelerinde halkların özgürlüğü söz konusu değildir. Arap ülkelerinde olduğu gibi diktatörler söz konusudur. Özellikle Özbekistan’da zalim diktatör İslam Kerimov’un zulmü altında inleyen Müslümanlar, korku duvarlarını aşarak, diktatörü devirmeyi hedefliyor.

Özbekistan’ı özellikle vurgulamamızın sebebi diktatörün zulmü altında inleyen bir halkın durumunu gözler önüne sermektir… Şimdi Özbekistan’daki Müslümanların durumlarından bahsederek, devrimin ne kadar ihtiyaç olduğunu ortaya koyabiliriz…

Kerimov, hileli seçimle devlet başkanı oldu

Özbekistan, Rusya'da 1917 yılında gerçekleşen Bolşevik devriminin ardından Sovyetler Birliği’nin yönetimi altına girdi. Mihail Sergeyeviç Gorbaçov'un "Yeniden Oluşum ve Açılım" politikası sonucunda, Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla birlikte bağımsızlığını kazandı. Sovyetler Birliği döneminde Özbekistan’ın lideri olan Komünist Partisi Başkanı İslam Kerimov, birliğin dağılmasının ardından partisinin ismini Özbekistan Halk Demokratik Partisi olarak değiştirdi. Özbekistan’da 1991 yılında ilk ve son defa çok adaylı başkanlık seçimi gerçekleşti. Özbekistan Halk Demokratik Partisi Başkanı İslam Kerimov ile Erk Partisi Başkanı Muhammed Salih seçimlerde karşı karşıya geldi. Kerimov o sırada hala Özbekistan devlet başkanı olduğu için seçimlere hile karıştırdı ve seçimleri kazandığını öne sürdü. Bugüne kadar da Özbekistan’da bir daha çok adaylı bir seçim olmadı ve Kerimov, 22 yıldır devlet başkanlığı görevini halen yürütüyor.

Muhalefeti baskı ve zulümlerle bastırdı

Kerimov, Özbekistan’ın bağımsızlığını kazanmasına rağmen, komünist ideolojiye bağlı kalmayı tercih etti. Bundan dolayı seçimlerin ardından, Ordu, Savcılık, Mahkemeler ve Emniyet gibi ülkenin önemli kuruluşlarının başına kendi adamlarını geçirdi ve muhalefete baskı ile zulüm yapmaya başladı. Muhalefetin en organizeli partisi olan Erk başta olmak üzere birçok muhalif siyasi oluşumu kapattırdı. Siyasi partilerin; mallarına, mülklerine ve işyerlerine el koydu. Bu olaylar sırasında birçok kişi, öldürüldü, tutuklandı ve sürgün edildi. Muhalif lider Muhammed Salih de, sürgün edilen kişiler arasında bulunuyor.

Özgür basın yok

Özgür basına da çok büyük darbeler vuruldu. Muhalif siyasi oluşumların kendilerini anlattığı gazeteleri kapatıldı. Örneğin, 100 bin tirajı olan Erk gazetesinin yayın hayatına son verildi. Özbekistan’da fikir ve basın özgürlüğü söz konusu değildir. Televizyon, gazete ve radyoların hepsi Kerimov’a bağlı ve rejim için hizmet ediyor. Özbekistan’da, Daniel Kislov isimli genç ülkedeki ekonomik sıkıntılardan dolayı iş bulamaması nedeniyle Rusya’nın başkenti Moskova’ya yerleşmiş. Burada çalışarak, geçinmeye çalışan Kislov, Özbekistan’da yaşanan zulümleri internet sitesi ile de olsa dünyaya duyurmak için fergananews.com isimli bir site kurmuş. Kerimov, TV, gazete ve radyo değil internet sitesine bile tahammül edememiş ve Özbekistan’da siteye girilmesini yasaklamış. Kislov ile yaptığım görüşme sırasında muhabirlerinin çok dikkatli çalıştığını söyledi ve yetkililer muhabirlerini darp ettiklerini belirtti.

Müslümanlar özgürce dinlerini yaşayamıyor

Kerimov’un komünist ideolojiyi devam ettirme politikası yüzünden Müslümanlar, özgürce dinlerini yaşayamıyor. Ülkede, cemaat oluşturma, Camii yapılması, 18 yaşından küçüklerin camiye gitmesi, Ramazan ayında oruç tutulması, sakal bırakılması, Kur’an öğrenilmesi, Hacca gidilmesi, başörtülü olarak sokaklarda gezilmesi dahi yasaktır. Örneğin; Matematik öğretmeni Ekrem Yoldaşev, 1992 yılında yazdığı, “İmana Giden Yol” isimli kitabı nedeniyle tutuklandı ve 17 yıl hapis cezasına mahkûm oldu.

İnsanlar, kaynar sularda öldürülüyor

Özbekistan’da 10 bin Müslüman’ın sırf inançlarından dolayı tutuklu olduğu düşünülüyor. Rejim; Müslümanların, dini veya siyasi nedenlerden dolayı tutuklandığını ve idam edildiğini gizlemeye çalışıyor. Bu kapsamda, Müslümanların itibarını düşürmek için hırsızlık ve taciz gibi konularla suçlayarak, tutukluyor veya idam ediyor. Özbekistan hapishanelerinde gerçekleşen işkenceler ise Amerika’nın Guantanamo’da yaptığı işkencelerden daha beterdir… İnsanlar, darp ediliyor, kaynar sularda haşlanıyor, vücutları yakılıyor, erkeklere bile tecavüz ediliyor ve öldürülüyor.

Taşkent patlamaları

Kerimov, yaptığı bu zalimliği ise dış dünyaya veya müttefiklerine terörle mücadele adı altında gerçekleştirdiğini söylüyor. Bu konuda ülkesinde terör faaliyeti olduğunu ispat etmesi gerektiğini düşünen Kerimov, Taşkent’te patlamaların meydana geldiğini dünyaya duyuruyordu. İngiltere Özbekistan eski Büyükelçisi Craig Murray ise bu patlamalara görev yaptığı sırada denk gelmiş. Murray ile yaptığım görüşmede, bombaların patlama olayının tam bir senaryo olduğunu ve böyle bir olayın gerçekleşmediğini söyledi. Murray; “Taşkent’te patlamalar olduğu söylendi. Patlamaların olduğu yere çok kısa bir süre içerisinde vardım. Bir evin avlusundaki ağacın dibinde bomba patladığı söyleniyordu ve evlerin camı kırılmamıştı hatta o ağaçtan bir yaprak dahi düşmemişti. Başka bir yerde bir arabanın içerisinde bombanın patlatıldığı söylenmişti. Arabayı da gördüm. Arabanın üzerine benzin dökerek, yakmışlar. Patlama ile uzaktan yakından bir ilgisi yoktu” dedi.

Kerimov’un kızı, ülkenin en zenginidir

Özbekistan’daki ekonomi ise tam anlamıyla bir problem olarak görülüyor. Ülkedeki ekonomiye tamamıyla Kerimov’un ailesi ve yakınları yön veriyor. İslam Kerimov’un kızları Gülnara ve Lale’nin birçok Avrupa ülkesinde 500 bin dolar civarında evleri bulunurken, Özbekistan’daki bir aile ise ayda 40 dolar kazanarak, geçinmeye çalışıyor. Ülkede bir işyeri kurmak, ticarete atılmak ve işadamı olmak konusunda insanların önüne bin bir türlü engeller çıkartılıyor. İşyeri kurduğunuzda ise Kerimov tarafından güç ve kuvvet kullanarak, işyerlerine el konuluyor, gasp ediliyor veya kapatılıyor. Özbekistan’daki ekonomik durumu anlatmak bakımından örneğin, son olarak ülkede, “kart sistemi” getirildi. Hükümet, maaşların bankaya yatırılmasını zorunlu kıldı. İşçiler ise bankadan maaşlarını nakit olarak çekemiyorlar. Bankanın verdiği kart ile alışveriş yapmak zorundalar. Bu banka kartı ise sadece Gülnara Kerimov’un sahibi olduğu marketlerde geçerlidir. İşçiler, mecburi olarak maaşlarını kullanabilmek için marketteki ürünleri, pazarda satılan fiyattan iki, üç kat daha fazla vererek, marketten alıyorlar.

Yabancı yatırımcıya da aynı şekilde davranılıyor

Ülkedeki yabancı yatırımcıya da aynı şekilde davranılıyor. İngiliz altın şirketi Oxus, Özbekistan’da altın madeni işletmek amacıyla 60 milyon dolarlık yatırım yaptı. Özbekistan rejiminden bütün lisansları alarak, işlerine başladı, altını işledi ve ihracat yapmak üzere Taşkent Havaalanı’na getirildiğinde rejim tarafından, dış ülkeye ihracat yapabilmesi için gerekli olan lisansın olmaması nedeniyle mallarına el konuldu. Firma yetkilileri, bütün lisansları aldıklarını söylemelerine rağmen, rejimin muhafızları tarafından önceki gün yeni bir yasanın çıktığını ve bu yasa kapsamında lisans almaları gerektiği söylendi. Bu lisansı da firmanın yüzde 49’unun Gülnara Kerimov’a verilmesi ile çıkartılabileceği belirtildi. Şu anda ise bu firmanın yüzde 100’üne Gülnara Kerimov sahip ve firma yurtdışında ihracat yapabiliyor. Özbekistan’da otel, süpermarket ve tekstil atölyeleri kuran Türk şirketleri de mağdur oldu. Yaklaşık 4 yıl önce Özbekistan rejimi, Türk şirketlerinin yöneticilerini ülkesinden kovdu ve mallarına el koydu. Sebebi ise Türk şirketlerinin ofislerinde makineli silah bulunduğu ve bununla Özbekistan rejimini yıkacakları yalanıydı.

Andican katliamı

Özbekistan rejimi, tamamıyla halka korku psikolojisi vererek, ayakta kalabiliyor. Özbekistan halkı ise 2005 yılında korku duvarlarını aşarak, bir eylem düzenledi. Eylemin başlama sebebi ise rejimin, Andican bölgesindeki işletmelerin bir kısmını kapatması idi. Bu duruma tepki gösteren girişimciler, protesto gösterisi yapmaya başladı. İmkansızlıktan, maaş düşüklüğünden ve işsizlikten sıkılan, bunalan, memnuniyetsiz olan insanlarda bu protestoya destek vermeye başladı. 13 Mayıs’ta Andican Valiliği’nin önünde yaklaşık 20 bin kişi toplandı. Rejimin ise barışçıl bir protesto gösterisine cevabı çok sert oldu. İnsanların üzerine makineli silahlarla ateş açıldı. Birçok kişi sokak aralarına kaçarak, canını kurtarmaya çalışırken, askerler ise meydanda yaralanan insanların kafalarına ateş ederek, insanları öldürdü. Andican olayında kaç kişinin öldüğü bugüne kadar henüz Uluslararası kuruluşlar tarafından bir çalışma yapılmadığı için belli değil. Özbekistan rejimi 700 kişinin öldüğünü iddia ederken, muhalifler ise 3 bin kişinin öldüğünü söylüyor.

Amerika ve Batı’nın desteği çok büyük

Amerika ve Batı’nın Özbekistan’a desteği çok büyüktür. Amerika, “Terörle Mücadele” adı altında Özbekistan’ın Müslümanlara karşı gerçekleştirdiği katliamlarını destekliyor. Diğer Batı ülkeleri de müttefikleri Amerika’nın çıkarı ile hareket ediyor. Amerika ayrıca Afganistan’daki askerlerinin lojistik desteğini ve her türlü ihtiyacını Özbekistan üzerinden karşılıyor. Amerika istihbarat birimi CIA’nın özel değişim programı kapsamında, farklı ülke vatandaşları Polonya’dan uçakla Taşkent’e getirilip, gizli hapishanelerde işkence maruz kalıyor. Amerika’nın Özbekistan ile olan bu ilişkileri nedeniyle bugüne kadar ne Andican katliamı, ne de ülkedeki birçok sorun gün yüzüne çıkartılmıyor. Birleşmiş Milletler (BM) ve Uluslararası Örgütler bu konuda herhangi bir çalışma yapmıyor veya yapamıyor.

Özbekistan muhalefeti örgütleniyor!

Özbekistan diktatörü Kerimov’un zulmünden kaçarak, canını kurtaran Özbekistan diasporası ise örgütlenerek, ayaklanma yapma çalışması içerisindedir. Almanya’nın Berlin şehrinde bir araya gelen Erk Partisi, Dayanışma Hareketi, Özbekistan İnsan Hakları Cemiyeti, Özbekistan Demokrasi Forumu, Bağımsızlar ve Bağımsız Gençler, Özbekistan Halk Hareketi'ni oluşturdu. Hareket başta Türkiye olmak üzere Norveç, İsveç ve Rusya gibi ülkelerde örgütlenmeye başladı. Özbekistan’ın içerisinde de örgütlenme çalışması yapan hareket, halkın korku duvarlarını aşmasını bekliyor!


Yukarı Dön

Henüz yorum bulunmamaktadır!

Yorum yapyorum

 

Yazarın Diğer Yazıları



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat