HES geleceğimizi kurutuyor


HES geleceğimizi kurutuyor

A+ | Normal | A-

Son güncelleme: 14 Şubat 2014 Cuma 15:34


HES projeleri ekini ve nesli tahrib ediyor. HES Nedir? neleri değiştirdi? neler amaçlandı?

Küre Medya / Haber Merkezi
İstanbul'da düzenlenen Baraj ve HES Fuarı'nı protesto eden göstericilere polis biber gazı ile müdahale etti. Orman ve Su İşleri Bakanı Veysi Eroğlu'nun da katıldığı fuarda protestolar şiddet içermemesine rağmen polis tarafından sert müdahalelerle sonlandırılmak istendi.

Ülkedeki tüm akarsular üzerindeki hidro-elektrik potansiyelini kullanmayı planlayan HES projelerini savunan Bakan Eroğlu protestoları anlamakta zorlandığını ifade etti.

Peki gerçekten HES'ler tüm dünyadaki "yenilenebilir enerji" kaynakları arasında bu kadar masum bir yer tutuyor mu? Bir süredir ülke gündeminde olan HES projelerinin çevreci gruplar tarafından sıkça eleştirildiği bilinse de hükümet tarafından toplum tabanında "enerji yatırımı" olarak görüldüğü ve kabullendildiği de ifade ediliyor. Ancak HES'lere olan tepkileri diğer projelere karşı olan çevreci tepkilerden ayıran çok önemli bir fark olduğunu unutmamak lazım. Neredeyse her HES projesi uygulandığı bölgelerde yerel halk tarafından tepkiyle karşılandığı gibi, ruhsat için gereken Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) raporlarının da titizlikle yapılmadığı iddia ediliyor. Tüm bu tepkiler doğal olarak HES konusunu yeniden düşünmeyi ve HES'in meşruluğunu gözden geçirmeyi hedefliyor.

Nedir HES?
HES'ler su gücünden faydalanarak enerji elde etmeyi hedefleyen enerji santralleridir. Ancak Türkiye'de sıkça tartışılan HES'ler çoğunlukla büyük baraj ve su kaynaklarından öte, yerel daha küçük çaplı dere ve akarsular üzerine kurulan küçük çaplı enerji yatırımlarını ifade ediyor.

HES'ler geri dönüştürülebilir enerji kaynaklarından biri olsa ve ülke ekonomisine katkı sağlasa da aslında orta ve uzun vadede bölgesel etkilerinin çok iyi planlanması gereken projelerdir.

HES Gerçekten Türkiye'nin Enerji İhtiyacını Karşılıyor mu?
HES ile ilgili yapılan araştırmalar Türkiye'deki tüm akarsularda bu tür projeler gerçekleştirilse bile üreteceği elektrik gücünün ülkedeki tüketim için çok büyük bir anlam ifade etmeyeceği gerçeğini ortaya koyuyor. Türkiye'deki HES projeleri elektrik tüketiminin ortalama %5'ini karşılayabilecek bir boyutta iken oluşturacağı çevresel zararlar geri dönüşü imkansız sonuçlar doğurabiliyor.

Doğal Su Kaynakları Şirketlere Satılabilir mi?
HES'le ilgili bir diğer ciddi iddia ise su kaynaklarının çeşitli şirketlere satılmasının meşruiyeti üzerine. Özellikle Hindistan'daki HES projeleri üzerinden başlayan bu tartışma, toplumun tümüne ait ve herkesin faydalanma hakkına sahip olduğu doğal akarsu kaynaklarının çeşitli şirketlere satışını da tartışmaya açıyor.
Bölge halkının onayını almayan, Çevresel Etki Değerlendirmesi gibi ekolojik etkileri gözetmeyen HES'ler bu nedenle bölge halklarının da tepkisini çekmeye devam ediyor. Üretilen enerjinin yüksek karlılıkla enerji piyasasına sunulmasını sağlayan HES'ler bu açıdan sermaye sahiplerinin zenginliklerini artırırken bölge halkının doğal kaynakları kullanım hakkını kısıtlıyor veya çoğu zaman tamamen engelliyor.

ES İtirazları: Fırtına ve Alakır Vadileri
HES ile ilgili itirazlar özellikle somut örnekler üzerinden incelendiğinde çok daha net anlaşılabiliyor. Örneğin dünyaca ünlü korunması gereken 200 ekolojik alandan biri olarak ilan edilen Fırtına Vadisi HES tartışmalarının toplum tarafından duyulmasını da sağladı. Şimdilik yürütme durdurulsa da kısa zaman önce Karadeniz Kalkınma Ajansı tarafından onaylanan HES projeleri ile Fırtına Vadisi dereleri kurutulma pahasına hidro-enerji santrallerince kullanılması öngörülüyordu. Bölgedeki ekolojik dengenin gözetilmediği proje ile tüm dünyada bilinen Fırtına Vadisi kaybedilmeyle karşı karşıya kalmıştı.

Fırtına Vadisi kadar şanslı olmayan bir diğer HES projesi ise Antalya'daki Alakır Vadisi'nde inşa halinde. Bu proje yaşı çok eski bu yüzdende çok değerli ormanlık alanların yok edilmesi ve su kaynaklarının kurutulması pahasına sürdürülmesine rağmen tepki ve itirazlar çoğu kez dikkate alınmıyor.

Başta Karadeniz bölgesi olmak üzere birçok noktada HES inşaatları bölgenin yaban hayatını tehdit ettiği gibi bölgenin akciğeri konumundaki ormanlık arazilerin de yavaş yavaş kaybedilmesi sonucunu doğuruyor.


Sessiz Sedasız Geçen Yeni Bir Yasa: HES Artık Milli Parklarda da Yapılabilecek
2010 yılında kabul edilen yeni bir yasa ile HES'in artık Milli Parklarda da uygulanmasının önü açıldı. Şimdiden binlerce projelendirilmiş HES girişimi ile karşı karşıya kalan bu özel alanlarda HES projeleri sonrasında doğal hayatı geri döndürülemez biçimde etkileyecek sonuçlarla yüzleşmek zorunda kalacak.

HES Sermayenin Açgözlülüğüne Ekini ve Nesli Feda Etmek Demektir
HES projelerinin şimdiden büyük yıkımlara neden olduğu bilinen bir gerçek. Bölge halkının talep ve itirazları dikkate alınmadan gerçekleştirilen bu projeler, ülke ekonomisi için çok küçük katkılarına rağmen bulunduğu coğrafyanın doğal yaşamını ve dolayısıyla toplum sağlığını derinden etkiliyor. Herkese ait olması gereken doğal akarsular sermaye sahiplerinin zenginliğini artırmaları için satılıyor, uzun dönemler kiralanıyor.

Üstelik HES'ler bölgedeki doğal yaşamı ve hayvanları tehdit ederken, santral çevresindeki inşaatlarla orman kayıplarını artırıyor. Bölge halkının sulama amaçlı kullandığı dereler durağanlaşıyor ve böylece bölgedeki sağlık sorunları görece artıyor.

Küre Medya

Yukarı Dön

İlgili Videolar


Anadolu'nun İsyanı from Anadoluyu Vermeyecegiz on Vimeo.



İlgili Fotoğraflar





Etiketler:

Henüz yorum bulunmamaktadır!

Yorum yap yorum

 

Kategoriye Ait Diğer Haberler



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat