Ramazan Ayı Bize Neler Hatırlatıyor?


Hamza ER, Ramazan Ayı Bize Neler Hatırlatıyor?

Hamza ER


A+ |Normal |A-


İnsanlık tarihi kendisine pek çok önem atfedilen gün ve gecelerle doludur. Farklı inanç ve kültürler kendi üretilmiş değerler sistemine göre istisna günler belirlemiş, o zaman dilimleriyle ilgili özel ayin ve törenler icat etmişlerdir.

Müslümanlar, dinlerinin kıtalar aşıp farklı kültür ve inanç sahipleriyle buluşması sonucunda bu kültürlerle etkileşim göstermiş, Kur’an’dan kopuşun getirdiği zaaflarla da bu inanç sahiplerinin günleriyle yarışır özel günler icat ederek İslami kılıflarla kutlamalar belirlemişlerdir.

Oysa temiz, hiç bir lekesi olmayan, bütün eksiklik ve kusurlardan münezzeh olan, herhangi bir eksikliği kabul etmeyen anlamına gelen Kuddüs isminin sahibi Allah(c) gün ve geceleri,
ayları, mekânları özel ve mübarek kılma yetkisine de mutlak sahiptir. Bu konuda eksik bir alan bırakmamış olan Rabbimiz, Kitabında bizlere önemli zaman dilimleriyle ilgili gerekli mesajı da bildirmiştir.

İçerisinde bulunduğumuz Ramazan ayı,  Kur’an’la sabit olan Hz. Muhammed’in(s)’in de önemini perçinleyen uygulamalarıyla mü’minlere işaret edilmiş böyle mübarek bir aydır. Biz mü’minler, vahiyle değeri bildirilmiş bu zaman dilimlerinden gereği gibi istifade etmeye çalışmalı, bunun nasıl olması gerektiğiyle ilgili de yine Kur’an’a ve Peygamberin(s) açık sünnetine başvurmalıyız.

Maalesef günümüzde birçok ibadette olduğu gibi Ramazan algısında da önemli sapmalar görülmekte, yüzyıllar süren kaynaktan kopuş ve bozulma süreci sonunda Ramazan ve Kadir gecesi içi boşaltılarak yüceltilmektedir. Anlam –mesaj- tüketilmiş,  sonucunda içeriksiz formlar yüceltilmeye başlanmıştır. Kur'an'ın hayat dışına çıkarılmasıyla pek çok bid'at ve hurafe Kur'an'ın getirdiği dinin yerine ikame edilip kutsallaştırılmıştır. Böylece Ramazan ayı ile Kadir Gecesi, vahiyden soyutlanmış bir kutsallıkla ihya edilmeye başlanmıştır.

Oysa Ramazan ayının önemini bizlere bildiren Kur’an ayeti, bu ayın hangi özelliklerinin olduğunu açıkça akıl sahiplerine sunmuştur. Yani Rabbimiz hiçbir uydurmaya ve tahribata fırsat vermeyen mesajlarla sunulmuş ayetlerle bizleri karşı karşıya bırakmıştır.

"Ey iman edenler, sizden öncekilere yazıldığı gibi, oruç, size de yazıldı (farz kılındı). Umulur ki sakınırsınız. " (2/Bakara, 183)

"Ramazan ayı, insanlara yol gösteren, hidâyeti, doğruyu ve yanlışı ayırt edip açıklayan Kur'an'ın indirildiği aydır, içinizden kim o aya yetişirse oruç tutsun..." (2/Bakara, 185)

“Apaçık Kitaba andolsun; gerçekten Biz onu mübarek bir gecede indirdik, gerçekten biz uyaranlarız.” (44/Duhan 2,3)

Konuyla ilgili ayetlere baktığımızda Ramazan ayının mübarek kılındığını, bu ayı değerli, kılan temel özelliğin de Kur’an olduğunu görürüz. Yani Kur'an'ın bu ayda indirilmeye başlanması, Allah'ın oruç ibadetini bu aya has kılması nedeniyle Ramazan bizler için önemlidir.

Ramazan, muhasebe, cömertlik, tezkiye, tefekkür duygularının yoğunlaşması gereken, kişiye sorumluluklarını gözden geçirmesini sağlayan, öz eleştiri fırsatı sunan bir aydır.

Ramazan, ıslah ve arınma ayıdır:

Ramazan ayı içerisinde farz kılınan oruç, ayette belirtildiği üzere haramlardan, fahşadan, münkerden sakınmanın, muttaki olmanın aracıdır.

Oruç; yemek, içmek, cinsellik vb. nefsi arzularımıza, temel ve vazgeçilmez ihtiyaçlarımıza karşı, Allah'a teslimiyetimizin bir gereği olarak ve sadece O'nun emri sebebiyle, kendi irademizle mukavemet etme eylemidir.

Allah için feda etmenin, yemeyi içmeyi ve meşru da olsa bazı ihtiyaçlarımızdan belli bir süreliğine O'nun için vazgeçmenin ispatıdır.

Oruç zaaflardan arınmanın, Rabbimiz için mahrumiyetleri ve güçlükleri göğüsleyebilmenin ve zorluklara mukavemet gösterebilmenin eğitimini verir. Bu hassasiyet Tevhidi bilincin kökleşmesine katkılar sağlar. Kendimizi olduğundan daha üstün ve değerli zannetmemize yol açan, şirk ve zulüm bataklığına düşüren istiğna kirlerinden kişiyi arındırır. Kalplerde uyanış meydana getirerek sadece Allah’a itaati ve O’nun rızasını merkeze alan bir bilince ulaşmayı hedef edinir.

Oruç Takva’ya ulaştırır. Allah’ın haramlarından her daim sakınabilme duyarlılığı olan Takva bilinci Oruç ile zirve yapar. Çünkü mü’minler Oruçlu iken değil haramlardan, meşru olan bir takım ihtiyaçlarından bile yalnız Allah istediği için belli bir vakit aralığında uzak dururlar. Sadece o istediği için bu meşakkatli ibadete sarılırlar. Yeryüzünde hiçbir kanun ve kolluk gücünün başaramayacağı disiplin ve itaati ortaya koyarlar. Allah görüyor, biliyor, O her şeyden haberdar algısı, Ramazan dışındaki dönemler için de kişide haramlardan sakınma melekesini güçlendirir. Kişinin Takva bilincini arttırır.

Görüldüğü gibi Allah'ın, ibadetlerimize, orucumuza ihtiyacı yoktur. Tüm bunlara gerçekten ihtiyacı olan sürekli kirlenmeye açık olan nefsimiz ve arınmaya muhtaç olan ruhumuzdur.

Ramazan, tefekkür ve itikâf ayıdır:

Ramazan ayı, nefsi arındırma, iradeyi güçlendirme, öze yönelik bir sorgulama ve vahiyle kendine yeniden çeki düzen verme, kişinin kendisini bilme ve yenileme çabasına zemin hazırlama vesilesi kılınmalı, ümmetin ve insanlığın sorunları, ıstırapları konusunda duyarlılıkları artıran, yardımlaşma, dayanışma eğilimlerini besleyen bir fonksiyon ifa etmelidir.

Peygamberimiz(s) ömrü boyunca Ramazan ayının son on gününü daima itikâfla geçirmiş, bu dönemi bir eğitim ve değerlendirme fırsatına dönüştürmüştür.

İtikâf asla bir uzlete çekilme ve toplumdan soyutlanma ameli değil, aksine sahada olması gereken İslam davetçilerinin, dava adamlarının şarj olduğu, yenilendiği, daha güçlü ve arınmış bir şekilde insanların arasına dönüş yapmasını sağlayan bilinçlenme ibadetidir.

Ramazan muhasebe ayıdır:

Ramazan, ömrün son bir yılının değerlendirilmesinin yapıldığı bir milattır, işarettir. Eylemlerimizi, amellerimizi sorguya tabii kılmamızı sağlayan bir vesiledir. Yaptıklarımızın doğruluğu ve yanlışlığının, eksikliği ve fazlalığının öz eleştirisinin yapılması gereken bir aydır.

Kişi bu ayda kendisini sanık sandalyesine oturtup kendisine hesap sorabilmelidir. Evet, mü’min kişi bu mübarek ay içerisinde kendisini yargılayabilmelidir. Kendisini, ailesini, yakınlarını ciddi, samimi bir değerlendirmeye tabii tutmalıdır.

Bu noktada yeni bir soru karşımıza çıkmaktadır. Muhasebe, yargılama hangi ölçüye gerçekleşecektir?

Ramazan ve Oruç ile ilgili ayetler bu soruya açıklık getirmekte, insanları doğru yola, hidayete ulaştıran, hak ile batılı birbirinden ayırt etmemizi sağlayan kaynağın, yani Kur’an’ın temel ölçü olduğunu vurgulamaktadır.

Allah(c), doğru ile yanlışı, Hâk ile bâtılı birbirinden ayırt eden, Furkan olan Kitab’ın’ı, adeta, “işte size ölçü, doğrularınız ve yanlışlarınızı buna göre değerlendirin” vurgusuyla işaret etmektedir. Bizler de bu kaynağa göre kendimizi teraziye koymalıyız. Terazinin bir yanına Kur’an’ın emir ve yasaklarını, diğer tarafına kendi halimizi ve tercihlerimizi koyarak muhasebemizi gerçekleştirmeliyiz.

Mü’minler Ramazan ayı içerisinde, piyasa şartlarına, lâik yasalara, ideolojik yönlendirmelere, örf ve geleneklere, AB kriterlerine, Moskova, Washington ölçülerine göre değil, Furkan olan Kur’an’a göre hayatlarının her anını değerlendirmeye tabi tutmalı, ölüm gelmeden önce bu ilahi ölçüye göre yeniden şahsiyet, tasavvur ve amel inşasına başlayabilmelidir.

Görüldüğü üzere, Ramazan ayını bizlere önemli kılan ayette Kur'an'ın üç önemli özelliğine işaret edilmekte, insanlara yol göstermesi/hadi, hidayeti açıklaması/beyyinat ve doğruyu yanlıştan ayırt eden olması/Furkan vasfı vurgulanmaktadır.

Kur’an’ı nimet olarak kabul ediyorsak, bir nimete şükrünü göstermenin en iyi yolunun, o nimetin emrediliş amacını yerine getirmek olduğunu bilmeliyiz. Kur’an nimetine şükür, buyruklarına kulak verip tabi olmak, fark ettiğimiz hakikatleri başkalarına tebliğ etmek şeklinde olmalıdır. Haram-helal, hayır-şer, doğru-yanlış, güzel-çirkin, temiz-pis, faydalı-zararlı ayrımını Kur'an'a göre yaptığımız taktirde artık Kur’an bizim için bir “Furkan” olmuş demektir.

Bu ay içerisinde başlatılan mukabele geleneği ıslah edilmeli, Kur’an’ın şuursuzca metninden okunup geçilecek bir kitab olmadığı, üzerinde düşünülen, içerisindeki hakikatlerin kavranması gerektiği gerçeği gündeme getirilmelidir.

“(Bu Kur'an,) Ayetlerini, iyiden iyiye düşünsünler ve temiz akıl sahipleri öğüt alsınlar diye sana indirdiğimiz mübarek bir kitaptır." (38/Sâd 29)

Ramazan algısında görülen zaaflar:

Görüldüğü gibi Oruç; ibadet, itikâf, arınma ve infakı da içine alan önemli bir ibadet, Ramazan ayı ise kişinin kendisini onarabilmesi için fırsatlar sunan bir aydır. Ancak uzun zamandan beri bu ibadetlerin ana işlevi unutulmuş, Ramazan, siyasi, ticari şov ve reklam aracı haline getirilmiştir.

Fakir ve muhtaçlar yerine, otellerde kalburüstü tabakaya verilen iftarlar güç ve gövde gösterisine dönüşmüştür. İftar çadırları da çoğu kez bir politik istismar ve siyasi propaganda vesilesi kılınmaktadır. Ramazan ayında kurulan sergiler, çadırlarda icra edilen eğlence programları, havai fişek gösterileri ve müzik programları gibi pek çok, oyun ve eğlence ağırlıklı etkinlikler, Ramazan'ı giderek temel ekseninden daha fazla uzaklaştırmaktadır.

Tüm bu tahribata karşı direnç göstermesi gereken Müslümanlar, Ramazan’ın geçmiş kirlerden arınma ve gelecek on bir ayı Ramazan kılmaya hazırlık olduğunu bilerek ameller ortaya koymalı, Ramazanı toplumda yaşanan ahlaki, siyasi, ekonomik, sosyal sapmaların rayına oturtulması için bir fırsat bilmelidir.

Unutmayalım ki Ramazan; tüketim, eğlence, günah çıkartma ayı değil, rutinleşmiş, sıradanlaşmış ibadetlerimize yeniden ruh kazandıracağımız, kulluğumuzun bilinçli yansımaları hâline getireceğimiz bir aydır.

Rabbim gereği gibi istifade edebilmeyi nasib etsin…


Yukarı Dön

Yorum yapyorum

Yorumlar

İlyas Metin
20.06.2015 03:36
Selamun aleykum
Bizim orucumuz onların kültüründen ayıran oruçtur inşallah
Yorum yapyorum

 

Yazarın Diğer Yazıları



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat