Türkiyenin Somali’de ne işi var? Cephetul Nusra ve PYD savaşı


Hakan AKSU, Türkiyenin Somali’de ne işi var? Cephetul Nusra ve PYD savaşı

Hakan AKSU


A+ |Normal |A-


Türkiye’de müslümanların son yıllarda geldiği durum bardağı taşıran noktaya geldi. Kavramlara yüklenen anlamlar, Türkiye ve dünyada gelişen olaylara bakış açıları ve taraf oluşları asla İslamın ölçülerine uygun değildir. Müslüman bireyin ve toplumun hayatının her alanına hükmedecek olan alemlerin Rabbi olan Allah (c) olması gerekirken,  son on senedir bu ülkede Müslümanlar en yumuşatılmış ifedeyle ölçülerini aklından ve maslahatından almaya başlamışlardır. Kendini İslama nisbet eden yapıların Akp iktidarıyla birlikte hedef, talep ve taraf oluşlarında müthiş bir değişim yaşadıklarını gözlemliyor, dün kendi ağızlarından çıkan sözler  ve kitaplarında yazdıkları doğruları  bugün inkar ettiklerini hayretler içinde takip ediyoruz.
 
Rabbimizin hüküm sahibi olmasına muhalif beşeri hayat tekliflerine yaklaşımları, beşeri şirk ve küfür hayat tasavvuru olan laik, demokrat bir yönetim altında yaşamaya karşı söylemleri, Diyanet’e, camilerin işleyişine, cami imamlarına, cuma ve hilal meselelerine, cihada ve İslam dünyasını işgal eden zalim-kafirlere karşı mücadele eden müslümanlara bakış açılarına kadar onlarca meseleye yaklaşımları hayal kırıklığınıda aştı, kızgınlık ve mide bulantısına dönüştü.  

27 Temmuz günü Somali’de ki Türk büyükelçiliğine yapılan saldırının ardında oluşan ortam Müslümanların bakış açılarında ki büyük yanlışlıkları görmemiz açısından en yeni ve taze örnekliklerden birini daha gündemimize getirmiştir. İslami TV kanalları ve internet sayfalarının olayı verişi, yapılan ve yazılan yorumlar, sanal alemde ki Müslümanların ifadeleri, bir kere daha “nereye bu gidiş” sorusunu bizlere sordurmaktadır. 

Somali’de, Müslümanların yaşadığı diğer ülkeler gibi emperyalist batılıların sömürmek için işgal ettiği bir Afrika ülkesidir. Eş-Şebab hareketi ise Somali’nin ekonomik ve kültürel olarak sömürülmesine karşı çıkan, hayatlarını ve yönetimlerini Rabblerinin hükmüne uygun yaşamaya talip, izzetli müslümanların mücadelesinin adıdır. 
Batı ve ABD Somali’de kendi askerleriyle savaşmanın nasıl acı sonuçlar doğurduğunu yaşayarak gördü. Emperyalist batı, Batı Afrika Ülkeleri Birliği (ECOWAS), Etiyopya ve Kenya askerlerini destekleyerek Şebab’a  karşı savaştırttı. Okyanusun kıyısına sıkıştırılmış mücahid kardeşlerimizin şanlı direnişinleriyle onlara da paylarına düşen zilleti yaşattı. 

TÜRKİYENİN SOMALİDE NE İŞİ VAR?

Somali’de Müslümanları uçakları, tankları, füzeleri ile yenemeyen sömürgeciler, Şebab’ın haklı mücadelesine ve  halkın onlara artan desteğini azaltabilmek adına, işgal edilen ve sömürülmek istenen birçok coğrafyamızda olduğu gibi Somali’de de kendilerine kuklalık, onlar adına sömürünün uzantısı olarak uşaklık edecek bir iktidar oluşturuldu. Bu kukla iktidarlar, Çeçenistan’da Rus parasıyla şeytani planları uygulayan Kadirov kuklasına benzemektedir.

AKP iktidarı Somali’de, Afganistan’da olduğu gibi cihad eden Müslümanlara karşı askeri olarak zalimlerin safında savaşmasa da, şeytani bu projenin gönüllü destekçisi olarak bu coğrafyamızda kafirlerin ve zalimlerin safında yer almaktadır.

AKP iktidarı bu plan dahilinde Kızılay ve İstanbul Büyükşehir Belediyesine bağlı yardım kuruluşları gibi yapıları Somali’ye gönderdi. Türkiye’den Somali’ye giden kuruluşlar özellikle başkent Mogadişu’da yollar yapıyor, parklar inşa ediyor, sokaklar temizleniyor, yardım faaliyetleri yapıyor. Uluslararası alanda tertiplenen toplantılara öncülük ediyor.

İlk bakışta Somali halkının menfaatine gibi görünen bu faaliyetler, dünyanın diğer bölgeleri ile mukayese edilip gözlemlendiğinde,  bu hizmetlerin emperyalistler tarafından sahneye konan  yeni şeytani planın bir parçası olduğunu görmemiz  ve ifade etmemiz  asla kötü bir zan değildir.

Maalesef bu, kendilerine karşı mücadele eden Müslümanları halkın gözünde huzuru bozan insanlar konumuna düşürmek, izzetlerini menfaatlerine tercih eden halklar oluşturmanın gayretinden başka bir şey değildir.

Afganistan ve Somali’de Mücahitler ABD ve diğer ülkelerin leşlerini uçaklar dolusu tabutlarla ülkelerine gönderirken, Türkiye emperyalist batının saflarında olmasına rağmen, ne Afganistan’da ne de yaşanan son elçilik saldırısına kadar Somali’de Türk asker ve diplomatlarına yönelik, her hangi bir saldırıda bulunmaması altı çizilmesi gereken bir durumdur.

Sözü tekrar Somali’ye getirirsek son patlamadan sonra gerek hükümet yetkililerinin, gerekte aklını, duygularını, yorumlarını ve taraf oluşlarını iktidara endekslemiş olan Müslümanlar, eş-Şebab’a saldırma yarışına gireceklerine, bu şeytani tuzağı görerek şu soruyu en yüksek sesle sormalılardır “Türkiyenin Somali’de ne işi var ve kimlerin menfaatlerine hizmet etmektedirler”. 

Rabbimin Türkiyeli Müslümanlara tekrardan bütün doğruları, haklıları, mazlumları Kuran ve Sünnet ölçüleriyle tesbit etmeyi, kafir ve zalimlerin değil, Rablerini razı etmek için cihad eden müminlerin safında yer almayı nasib etsin.

***

CEPHETÜL NUSRA VE PYD SAVAŞI

Suriyede muhaliflerin yaklaşık üç sene önce mevcut  kafir-zalim Nusayri yönetimine karşı başlattığı mücadele Esad’ın dışında çok sayıda yan aktörün devreye girmesini beraberinde getirdi. Rusya, Çin ve İran’ın açık desteğine rağmen sürekli kaybeden, kaybederken katleden bu zalim yönetimin saflarında varlığını inkar ederek savaşan sözde Hizbullah örgütünün aleni savaşa dahil olmasını da hayal kırıklıklarıyla takip ediyoruz. Zahiri bu kadar güçlü ve geniş yelpazeli düşmana karşı mücadele eden mücahit kardeşlerimiz Rabbimizin vaadinin tecellisiyle zafer kazanmaya devam etmektedir. 
 
Suriye, Turkiye ve Irak sınırında varlıklarını sürdüren PKK’nın Suriye uzantısı olan PYD muhaliflere ihanetlerinin en kapsamlısını yaparak Müslümanları arkadan vurmaya devam etmektedirler. Resulayn’da devam eden mücadelenin detaylarından ve PYD’nin önceki ihanetlerinden bahsetmek yerine PYD, PKK ve BDP’nin müslümanlara yapılan savaşı çekmek istedikleri zemin altı çizilmesi gereken önemli bir çok noktayı  içinde bulundurmaktadır.

Özellikle BDP yöneticileri açıklamaları ve sınırda yaptıkları gösterilerinde bir çok yalan ifadelerle kamuoyunu ve özellikle kürt kardeşlerimizi yanlış yönlendirmeye gayret etmektedirler.

a) Bu savaşın  PYD ile Cephetül Nusra arasında bir mücadele olduğu yalanları!

Bu kesinlikle doğru bir tesbit değildir. Şu an  Suriye cihadı ırk ve ülke ayrışması olmadan bütün grupların birlikte hareket ettiği bir mücadeledir. Cephetül Nusra, Ahraruş-Şam, ÖSO ve özellikle kürt kardeşlerimizin ağırlıkta olduğu Selahattin tugayları gibi daha bir çok direniş grubu ortak hareket etmektedirler. Kendileriyle yapılan her anlaşmaya ihanet eden ve mücahid kardeşlerimizin  Esad’ın stratejik  noktalarına saldırı yapmaya hazırlandığı her zaman onları arkadan vurarak Esad’ı rahatlatmaya çalışan bu uşakların kökü İnşallah kardeşlerimizin eliyle kurutulacaktır.

b) Mücadelenin Kürtlere ile  Araplar arasında bir savaş olmasıdır!

Irak’ı işgal eden abd önderliğinde ki kafir-zalim güçlerin savaş sahnesinde en son teknolojik silahlarına rağmen elde hiçbir başarı elde edememiştir. Savaş meydanlarında kazanamayacağına anlayan bu zalimler  toplumun hassas sinir uçlarından biri olan mezheb kavgasını devreye sokarak, kendileri çekip gitselerde uzun süre çözülemeyecek fitne tohumlarını Irak topraklarına ektiklerini üzülerek gözlemlemeye devam ediyoruz.  Şimdi ABD ve İsrail’in uzaktan kumandalı piyonu olan, kendilerini kürtlerin hakları için mücadele etmek gibi bir yalanla anlamdırsa da asla  kürt kardeşlerimizin mağduriyetlerinin umurunda bile olmadığını PKK-PYD gibi oluşumlar Suriyede ki bu haklı mücadeleyi hem kamuoyunun gözünden düşürmek, hem de gücü zayıflatmak için böyle çirkin bir propagandanın gayreti içindelerdir. 

Suriyede  cihadı yönlendiren büyük  grupların hepsi  içerisinde arap, kürt, türk, çeçen başta olmak üzere dünyanın farklı bölgelerinden müslümanların kardeşçe ve omuz omuza verdiği bir mücadeledir. Bu fitnenin çirkin bir yalandan ibaret olduğunun bir göstergesidir. Diğer bir göstergede PYD’de karşı mücadele veren Kürt kardeşlerimizin çoğunlukta olduğu ketibelerdir. Kürt mücahid kardeşlerimizin çoğunlukta olduğu Selahaddin Eyyubi grubu başta olmak üzere diğer  6-7 Kürt mücahid grubu Resulayn da PKK-PYD terör örgütlerine karşı savaşmaktadır. Bu kardeşlerimiz kendileri kürt olmakla birlikte asla diğer kardeşlerimizinde olduğu gibi kürtlüğün, araplığın, türklüğün mücadelesini değil, Allahın sözünün yükselmesi,dininin hakim olması adına, zalim ve kafirlere karşı cihad etmektedirler.    

c) Muhaliflerin masum kürt sivillerini öldürdüğü iddiası!

PKK,PYD VE BDP ittifakı Suriye topraklarında kendi ırktaşları başta olmak üzere tüm Suriye halkına karşı yaptıkları ihanetleri gizlemek ve kendilerini nasıl Esed zalimine sattıklarını örtbas etmek için son derece basit ve seviyesiz bir dezenformasyon ile gündemi değiştirmeye gayret etmektedirler. Hiçbir şeyin gizli kalmadığı iletişim çağında kendini rezil etme pahasına utanmadan yalan haber ve resimler paylaşan BDP Milletvkili Sırrı Süreyya Önder bu tablonun en güzel göstergesidir. Mayıs ayı içerisinde destekledikleri Esed rejiminin Banyas da kadın ve çocuk demeden yaptığı korkunç katliamın resimlerini muhalifler kürtleri katlediyor diye sanal alemde paylaşmak,  ayrıca BDP’nin sınırda yaptığı yürüyüşte kortejin önünde bir depremde çekilmiş ve ödül almış resmi Suriyede Kürtlerin katledildiği resim olarak taşımak, bu adamın ve içinde bulunduğu kadroların yalanlarını, gerçek yüzlerini ve seviyelerini göstermek için yeterlidir.

PKK, BDP, PYD ortaklığının kamuoyunu bu yanlışlarla yönlendirmeye çalışmak istemesinin tek nedeni, mücadelenin kürtler ve diğerleri noktasına getirerek inançlı inançsız tüm kürtleri kendi saflarında savaşmaya ikna etmektir. Müslüman kürt kardeşlerimizin sağlam imanlarına ve ferasetlerine güvenerek inanıyoruz ki bu şeytani tuzak inşaallah tutmayacaktır. 

Son söz; şu çok iyi bilinmelidir ki Resulayn da verilen mücadele asla kürtler ve diğerlerinin mücadelesi değildir. Bu mücadele hak ile batılın, izzetliler ile satılmışların mücadelesidir. Hamdolsun kardeşlerimiz hiçbir ırk taassubuna düşmeden  esed zalimine karşı aynı safta, omuz omuza Rabbimizin rızası için yaklaşık otuz aydır mücadele vermektedirler. Bugünde Resulayn da aynı vahdet ile zalimin, batılın yanında saf tutanlara karşı bu mücadele devam etmektedir. 

Elbette ki bizler hakkettiğimiz sürece Rabbimizin vaadi ve yardımı gerçekleşecek, düşman kim olursa, gücü ne olursa olsun zafer müslümanların olacaktır.


Yukarı Dön

Yorum yapyorum

Yorumlar

Yakup Döğer
11.08.2013 20:36
Detay: Kur'an merkezli düşünme
Türkiye'nin Somali'de ne işi var?Evet ciddi bir soru, gerçekten demokratik laik, ulusalcı, Kemalist, nato,bm üyesi Türkiye'nin Somali gibi batı ve abd tarafından sömürülen bir ülkede ne işi var?

İslam Coğrafyasında yaşanan bütün zulümlere ortak olan, hiç bir ciddi karşı tavrı olmayan, emperyalist zalimlerle sürekli ticari ve siyasi ilişkilerini geliştiren, sözden öte hiç bir somut adım atmayan, sürekli vitrine oynayan bir Türkiye Somali'de ne yapar?

Anlamak çok zor değil,Türkiye İsraili ilk tanıyan ülkeydi, neden tanıdı, ne işi vardı İslam Coğrafyasına kurulan terörist bir devletle? Bir zamanlar Kore'ye natoya yaranmak için asker gönderdi hem de gönüllü, ne işi vardı Türkiye'nin Kore'de, hem de bağımsızlığı için emperyalistlere karşı savaşan bir halka karşı

Abd Afganistan'ı işgal etti, gönüllü asker gönderdi Türkiye, hem de kendisine kurtuluş savaşında kollarındaki bilezikleri çıkarıp gönderen bir halka karşı, küresel emperyalizme destek olarak fiilen zalimlerin yanında yer aldı.Vefa borcunu böyle ödüyor Türkiye

Unutmayalım ki,Devlet ayrı bişeydir,hükümet ayrıdır, devlet aynı devlet,değişen hükümetlerdir. Devletin politikası bellidir, hükümetler ona tabi olur.

Şunu da unutmayalım ki,Somali' li kardeşlerimiz küresel emperyalizmin zulmünden kurtulmak ve bağımsızlıkları için canları pahasına mücadele ediyor.Bizim Müslüman olarak tavrımız, emperyalistlerle bir hareket edenlerin yanında değil, emperyalistlere karşı mücadele eden Müslümanların yanında yer almak olmalıdır
Kerem
11.08.2013 13:50
DETAY
Yorumlarınızın çoğuna katılıyorum. Ancak Türkiye'nin ne işi vard Somali'de sorunuzun altını doldurmanız gerek.Tatmin edici cevaplarınız olması lazım.Yani yardım amaçlı değilde küfür düzenini tesis etmeye gidiyorsa bunu net somut verilerler desteklemek lazım.
Yorum yapyorum

 

Yazarın Diğer Yazıları



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat