Genç Birikim Dergisi’nin Temmuz Sayısı Çıktı


Genç Birikim Dergisi’nin Temmuz Sayısı Çıktı

A+ |Normal |A-

Son güncelleme: 22 Temmuz 2017 Cumartesi 19:18


Gündemdeki konuları İslami bakış açısıyla değerlendiren ve olayları derinlemesine analiz eden Genç Birikim Dergisinin Temmuz 2017 sayısı çıktı.

Küre Medya / Haber Merkezi
Genç Birikim Dergisinin aynı zamanda Genel Yayın Yönetmenliğini de yapan Araştırmacı-Yazar Ali Kaçar, “15 Temmuz Darbesi ve ABD” başlıklı yazısında; ABD ile Türkiye arasındaki ilişkilerin 70 küsur sene öncesine dayandığını, ancak bu süre içerisinde ABD’nin Türkiye’yi kendisine eş/denk değerde bir ülke, karşılıklı menfaatleri olan bir müttefik olarak asla görmediğini, daima kullanılan, aldatılan, sömürülen, SSCB’ye karşı ileri karakol görevi yüklenilen, gerektiğinde kendi menfaatleri için -Kore’de olduğu gibi- savaşa sokulan bir ülke olarak görüldüğünü, Türkiye’yi yönetenlerin de çoğunlukla bu ilişki tarzına ses çıkarmadıklarını, itiraz etmişlerse de, bu itirazlarını, ilişkileri gözden geçirecek tarzda ciddi bir şekilde gündeme getirmediklerini, zaten ABD’nin de buna fırsat vermediğini, Türkiye’de, ABD’nin teşvik ve desteği olmadan bir darbenin gerçekleştirilmesinin mümkün olmadığını, 15 Temmuz Darbe girişiminde ABD’nin rolünü, özellikle neoconların başını çektiği birçok asker, akademisyen ve yorumcunun bir darbe ortamının oluşması için yaptıkları çalışmaların sonucunda basına yansıyan raporlardan anlamanın mümkün olduğunu, AKP Hükümetinin, yönetime geldiği ilk günlerden itibaren Millî Görüş geleneğinden geliyor olması nedeniyle içeride Kemalist laik ve batıcılar, dışarıda ise özellikle Siyonist neoconlar tarafından istenmediğini, bir taraftan laiklik tartışmaları yapılırken, diğer taraftan da darbe teşebbüslerinin yeniden gündeme gelmeye başladığını, saldırıların, suikastların birbirini izlediğini, ülkede tam anlamıyla bir kaotik ortamın oluşturulmaya çalışıldığını, dışarıda da özellikle de ABD’de darbe ortamının hazırlanması için yoğun çalışmalar yapıldığını ve gerek Gülen ekibi ile gerekse Kemalist ve ulusalcı komutanlarla görüşmelerin sıklaştırıldığını,

ABD basınının etkili isimlerinden Washington Post yazarı David Ignatius’un, “15 Temmuz darbe girişimi öncesi Suriye PKK’sı ile FETÖ’cü generallerin İncirlik Üssü’nde buluştuğunu” yazdığını, ABD’nin mayıs ayında organize ettiği görüşmede PKK’nın Suriye kolu PYD’yi temsilen bir heyetin, İncirlik’te görevli bazı Türk generallerle görüştüğünü,

Nijerya merkezli United Bank of Africa’nın, 6 aylık para trafiğinin üssü olduğunu, Nijerya’dan Türkiye’ye para transferinin, CIA tarafından oluşturulan bir ekip tarafından yürütüldüğünü, CIA’nin oluşturduğu özel ekip üyelerince çekilen paranın, cuntacılara elden teslim edildiğini, Doğu ve Güneydoğu’da bazı tanınmış isimlerin bu faaliyette etkin görev aldığını, iç ve batı Anadolu’da ise Gülenci çete mensuplarının bu faaliyette kullanıldığını” ifade etmiş.

M. Ali TUNÇER “27 Mayıs Darbesi ve ABD” başlıklı yazısında; “ABD başta olmak üzere, uluslararası kuruluşların, devrin süper güçlerinin, Türkiye’nin sanayileşmesini istemediklerini, bu nedenle, her vesileyle yatırımların durdurulmasını, büyüme hızının düşürülmesini dayattıklarını, Menderes hükümetinin ise ülkeyi kalkındırmak, bu amaçla da sanayileşmek istediğini ancak, Türkiye’nin imkânlarının bunun için yeterli olmadığını, Menderes hükümetinin mali destek için başvuruda bulunduğu her Batılı devletin menfi cevap vermesinin yanında sanayileşmeye gerek olmadığını söylediklerini, Menderes hükümetinin, istediği kredileri Batı’dan alamayınca Sovyetler Birliği’ne yönelmek zorunda kaldığını, ABD’nin ise bundan hiç hoşlanmadığını, ayrıca iktidarının ilk yıllarından itibaren başta CHP olmak üzere diğer laik ve Kemalist güçlerin menfaatlerine aykırı davrandığını, Menderes Hükümeti’ne yardım etmeyen ABD’nin ise, darbecilere kesenin ağzını açtığını ve cömertçe yardımda bulunduğunu” vurgulamış.

 Muhammed Emin İSLAM “12 Mart Darbesi ve ABD!..” başlıklı yazısında; “Batının Türkiye’nin sanayileşmesini istemediğini, ABD ve Batı Türkiye’nin bazı yatırımlar için ihtiyacı olan maddi yardım konusunda isteksiz hatta tamamen duyarsız davranınca, Türkiye’nin ister istemez başka ülkelerle ve özellikle de Sovyetler Birliği ile görüşmelere başladığını ve müspet bir karşılık da gördüğünü, ancak Türkiye ile SSCB arasındaki ilişkilerin 12 Mart darbesinden sonra durduğunu ve yeni gelişmelerin olmadığını, yani darbenin gerçek nedeninin Türkiye’nin sanayileşme ve genel olarak kalkınma girişimlerinde önemli atılımlar yapması, SSCB ile diplomatik alanda yine iyi ilişkiler kurulmaya başlanması, özellikle Ortadoğu’da Türkiye’nin, ABD’nin her isteğini hemen yerine getiren bir ülke olmak durumundan çıkması olduğunu, 12 Mart darbesinden sonraki uygulamaların ABD çıkarları ile tam bir uyum içinde olduğunu, üstelik, toplumsal ve siyasal tepkilere set çekebilecek güçte partiler üstü bir hükümet kurulmakla da kalınmadığını, sıkıyönetim ilan edilerek ülkenin bir cendere içine sokulduğunu” belirtmiş.

 İdris KERİMOĞLU “Müslümanın Tatil Anlayışı” başlıklı yazısında; “Toplumun büyük bir kesiminin, cahili çevre kültürünün tesirinde kalarak, tatili hayatın bir vazgeçilmezi, olmazsa olmazı saydığını; senede en az bir kere ve bilhassa yaz aylarında tadılması gereken bir haz olarak algıladığını, hayatın asli bir rüknü kabul ettiğini, oysa tatil anlayışının, bizim medeniyetimize tamamen yabancı ve aykırı bir kavram ve olgu olduğunu, tatil kelimesinin kök olarak “atâlet“ten geldiğini ve boşluk, hareketsizlik anlamını ifade ettiğini, modern zihniyet ve çağdaş dünya düzeninin; üretimi ve tüketimi çoğaltmak histerisine kapıldığını ve bu alanda da reklam sihirbazını kullanan modern zihinli kişilerin “maksimum tatil”, “sınırsız eğlence...” gibi söylemlerle, insanları ve ne acı ki biraz da Müslümanları avlayarak, kendilerine ait yaşam biçimini onlara da aşılamaya çalıştıklarını,

 Oysa iman adamının her zaman bir işte olduğunu, zira onun gerçek anlamda istirahat edeceği yerin Cennet olduğunu, bu dünyanın onun için bir sınav yeri olduğunu, sınavda ise boş durmanın ve gaflet içerisinde olmanın uygun düşmediğini, çünkü tatile giden birçok insanın tatile yüklediği anlamdan ötürü rehavete kapılıp günlerini gaflet içerisinde geçirebildiğini, bu yüzden bizlere düşen görevin; mümin kardeşlerimize ilahi görev ve sorumluluklarını hatırlatmak ve dini yaşantımıza olan hassasiyetimizle örnek teşkil edebilmek olduğunu” ifade etmiş.

 Fatih PALA’nın “Kitaplar Olmasaydı Acaba Bizler Ne Yapardık?”, Yakup DÖĞER’in “Tefrika”, Muhammed İMAMOĞLU’nun “Mekrûh Vakti Olmayan İbâdet: Zikir – VI”, Selâhaddin ACAR’ın “Umre Notları”, M. Cihat BATMAZ’ın “Kader” ve Halil ALANOĞLU’nun “Dünyanın Mazlum ve Masum Çocuklarına” başlıklı yazıları okunmaya değer diğer çalışmalar olarak dergide yerini almış.

Biz de sizlere en yakın bayiden bir Genç Birikim Dergisi alarak okumanızı tavsiye ediyor, Genç Birikim Dergisine yayın hayatında başarılar diliyoruz.

 İletişim:

İlkiz Sok. No: 22 Sıhhiye/Ankara

Tel: 229 67 18-19

www.gencbirikim.net

Yukarı Dön



Etiketler:

Henüz yorum bulunmamaktadır!

Yorum yapyorum

 

Kategoriye Ait Diğer Haberler



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat