Genç Birikim Dergisi’nin 2016/Kasım Sayısı Çıktı


Genç Birikim Dergisi’nin 2016/Kasım Sayısı Çıktı

A+ |Normal |A-

Son güncelleme: 24 Kasım 2016 Perşembe 00:03


Gündemdeki konuları ve olayları derinlemesine analiz eden ve İslami bakış açısıyla okuyucularına sunan Genç Birikim Dergisinin Kasım 2016 sayısı çıktı.

Küre Medya / Haber Merkezi
Gündemdeki konuları ve olayları derinlemesine analiz eden ve İslami bakış açısıyla okuyucularına sunan Genç Birikim Dergisinin Kasım 2016 sayısı çıktı. 

 Genç Birikim Dergisinin aynı zamanda Genel Yayın Yönetmenliğini de yapan Araştırmacı Yazar Ali Kaçar, Musul’dan El-Bab’a başlıklı yazısında; “Ne zaman Ortadoğu’da, özellikle de Irak’ta bir karışıklık çıksa Türkiye’de bazı çevrelerin aklına hemen “Irak’a girelim, Musul’u, Kerkük’ü alalım, çünkü buralarda bizim tarihten kaynaklanan haklarımız vardır” düşüncesinin geldiğini, oysa buraları nasıl kaybettiğimizin, bu kaybedişte kimlerin sorumlu olduğunun, buralarda gerçekten hakkımızın olup olmadığının kimsenin aklına gelmediğini, hâlbuki bu konu üzerinde biraz düşünülse, buralarda bir hakkımızın kalmadığının, bütün haklarımızın 1926 Ankara Antlaşması ile 25 yıllığına petrol gelirinin %10’u karşılığında İngiltere’nin egemenliğine bırakıldığının açıkça görüleceğini, Suriye’nin kuzeyi (PYD’nin etkin olduğu yerler) ile Musul, Kerkük, Süleymaniye ve burnumuzun dibindeki adaların, Kemalist iradenin, batılılaşma/modernleşme uğruna emperyal işgalci güçlere masada terk ettiği yerler olmasına rağmen, sanki böyle değilmiş gibi bir takım yalanlarla üzeri örtülmeye çalışıldığını, bugün gerek ülke içerisinde ve gerekse ülke dışında sınırlarda meydana gelen sıkıntıların, o dönemin yöneticilerinin basiretsiz/öngörüsüz davranmalarından kaynaklandığını, çünkü bu sayılan yerlerin dönemin emperyal güçlerine (Fransa ve İngiltere’ye) adeta altın tepsi içerisinde sunulmamış olsaydı, Suriye ve Irak dolayısıyla bugün bu kadar sıkıntı yaşanmayacağını, bu gün ise bölgemizin yeniden dizayn edilmek istendiğini, bölgede Türkiye dâhil 22 ülkenin sınırlarının değiştirilmesi için iç karışıklıklar nedeniyle bölünme aşamasına getirildiğini, Türkiye’yi de bu projeye uygun hale getirmek için içeride PKK ve Fethullah Gülen ekibi, dışarıda ise PYD ve mezhepçi Şii örgütler kullanılmak suretiyle iç savaşın eşiğine getirildiğini, buna bir de içeride ve özellikle de Suriye sınırında IŞİD saldırıları ilave edilince, olayın vahametinin daha iyi anlaşılacağını, ABD ve İran, dolayısıyla da Irak yönetiminin, Türkiye’nin Musul operasyonuna katılmasını istemediğini, oysa Türkiye’nin, bu operasyona katılma hakkının hem tarihten, hem de komşu olmaktan kaynaklandığını her ortamda dile getirdiğini ayrıca Türkiye’nin bu operasyona katılmasının haklı gerekçeleri de bulunduğunu”, belirttikten sonra bu gerekçeleri yazısında bir bir açıklamış.

 Mustafa GÜLDAĞI Küresel Din "Deizim" Tuzağı başlıklı yazısında; “Yaklaşık 150 yıldan beri kendi kavramlarımızla düşünemediğimizi, Batılı ideolojiler ve kavramların hem hayatımızı hem topraklarımızı hem de zihnimizi ve fikir dünyamızı işgal ettiğini, Batının kendi sorunlarına bile çözüm bulamayan bu ideolojileri ile bizim kendi sorunlarımızı çözmeye çalıştığımızı, bu ideolojileri ve zihin bulandıran felsefi akımları geldiği yere postalamanın vaktinin çoktan geldiğini, bunlardan birinin de "Deizm" olduğunu, 

Deizmin özellikle aydınlanma döneminde kiliseyi eleştirerek akıl dinini savunanların öğretisi olduğunu, dinsel kavramlar hüküm sürerken, deizmin çok kere ateizmin üstünkörü bir biçimi ve dini kökünden sökmek için "materyalistlerin" uygun bir aracı olduğunu,  yani Tanrıyı inkâr eden 

materyalistler ve ateistlerin tanrıtanımazlığın bir tıkanıklık olduğunu fark edince bu sorunu gidermek için deizme tutunmayı çare olarak bulduklarını, çünkü her şeyin bir yaratıcısı olduğunun aşikâr ve reel bir gerçeklik olduğunu, yaratan bir tanrının olduğunun inkâr edilmeyecek kadar mantıklı olduğunu, ateistlerin de yaratıcı veya Allah yoktur demekle mantıksızlık içine girdiklerini fark edince "Bari tanrı var diyelim fakat ne bir din ne bir peygamber ne bir düzen ne de bir vahiy indirmemiştir diyelim” dediklerini, Allah sadece yarattı dediklerini, böylece kafalarına göre istediklerini yapıp istedikleri düzeni, yasayı oluşturabilmek istediklerini, Deizmin onlar için gerçekten bir çıkış yolu olduğunu, aslında yaptıklarının ateizme takla attırmak olduğunu, var dedikleri Tanrı’nın da vahyin bildirdiği değil de kendi akıllarıyla üretip özelliklerini ve sıfatlarını kendilerinin belirlediği bir Tanrı olduğunu, yani şekillendirmesi kolay, ateistlerin isteklerini, görüşlerini onaylayan, “Hududullah sıfatı” olmayan bir Tanrı anlayışı olduğunu, özellikle günümüzde "deizm"i küreselleşme projesinin gereği küresel bir din olarak insanların kabul etmesi için uğraştıklarını” ifade ettikten sonra, deizmle dünyada ve İslam âleminde amaçlanan konuları açığa çıkarmış.

 Araştırmacı Yazar Ali Kaçar, “Musul Elden Nasıl Çıkarıldı?” başlıklı bir diğer yazısında; “Musul’un, İngiliz diplomasisinin ayak oyunları ve Türkiye heyetinin aymazlığı ile önce Lozan görüşmelerinin dışında bırakıldığını, daha sonra da Cemiyet-i Akvam (Milletler Cemiyeti)’da yapılan görüşmelerin neticesinde ise tamamen kaybedildiğini, Mim Kemal Öke ve Mustafa Budak gibi bazı yazarların, İngiliz diplomatların bu başarısını haklı olarak diplomatik bir başarı olarak değerlendirdiklerini, çünkü İngilizler’in, Musul’un Lozan görüşmelerinin dışında bırakılmasının ve özellikle de Milletler Cemiyeti’nde görüşülmesinin kabulü halinde Musul’un kendi hâkimiyet alanlarına gireceğini bildiklerini, işin ilginç yanının bunu, Mustafa Kemal, İsmet İnönü ve hatta Meclis’teki milletvekillerinin de bildiklerini” vurguladıktan sonra Musul’un nasıl elden çıkarıldığının tarihi arka planını ve bilinmeyen bazı gerçekleri dile getirmiş.


Ayrıca İdris KERİMOĞLU’nun “Gençlere 100 Tavsiye”, Fatih PALA’nın “Sınırları Olmayan Bir İbadettir Tefekkür”, Muhammed İMAMOĞLU’nun “Ölüm ve Ötesi”, İsmail CEYLAN’ın “Zaman Bilinci”, Uğur AYDIN’ın, “Kur’an’da Ümmet Kavramı ve Ümmet Bilinci”, M. Cihat BATMAZ’ın “Eğitim ve Pratik”, Abdullatif ACAR’ın “Niçin ve Nasıl Okumalı”, Hilal SARIDOĞAN’ın “Davası Ailesi Olanlara Selam Olsun”, Taha Oğuzhan KILAVUZ’un “Dertli Olmalı İnsan” başlıklı yazıları, Uğur AYDIN’ın “El-Fecr” başlıklı şiiri ile İsmail Ceylan’ın “Ramallah’ta Sıradan Bir Gün” ve Salahaddin ACAR’ın “Mısır Bölgenin Parlak Bir Ülkesi Değildir ve Bu Gülünecek Bir Şey de Değildir; Sara KHORSID” başlıklı çevirileri de okunması gereken diğer çalışmalar olarak dergide yer bulmuş.

Genç Birikim Dergisinin kaçırılmamasını ve okunmasını tavsiye ediyor, yayın hayatında başarılar diliyoruz.

www.gencbirikim.net

Genç Birikim Dergisi

İlkiz Sok. 22 Sıhhiye/Ankara

Tel: 0312.229 67 18

Yukarı Dön



Etiketler:

Henüz yorum bulunmamaktadır!

Yorum yapyorum

 

Kategoriye Ait Diğer Haberler



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat