Gayri meşru ilişkiler toplum sağlığımıza yapılan tecavüzlerdir


Gayri meşru ilişkiler toplum sağlığımıza yapılan tecavüzlerdir

A+ |Normal |A-

Son güncelleme: 22 Ağustos 2017 Salı 14:43


Doç. Dr. Zeki BAYRAKTAR, sosyal sorumluluğu gereği ve daha büyük günahları önlemek maksadıyla -muhtemel tepkileri de hesaba katarak böyle bir konuyu işlemeyi önemli gördüğünü beyan ediyor.

Küre Medya / Haber Merkezi
Malum olduğu üzere biz Ürologların uğraş alanlarından biri de ‘cinsel fonksiyon bozuklukları’ ve ‘cinsel yolla bulaşan hastalıklar’dır. Bu yüzden, tedavi ettiğimiz hastalar sayesinde -mecburen- toplumun cinsel yaşamı hakkında da bilgi sahibi oluruz. Gözlemlerim, yirmi yılı aşkın bir süredir Üroloji hekimliği yaptığım bu toplumun, cinsel sağlık açısından büyük bir tehdit altında olduğunu gösteriyor. Çünkü;
.
Evlilik dışı ilişkilerde –ve buna bağlı olarak da- cinsel yolla bulaşan hastalıklarda çok ciddi bir artış var. Bu ilişkilerin çoğu gizli olduğu için, kapılan hastalıklar, -maalesef- temiz eşlere de bulaştırılıyor. Bazı –insaflı!?- hastalar, ‘Hastalığımı bulaştırmamak için eşimle ne kadar süre ilişki kurmayayım?’ sorusunu sorarak, yani eşi ile karı-koca ilişkisini keserek –güya- onu mağdur etmekten kurtarmış oluyor! 

Ya da o öyle düşünüyor. Yani her halükarda bir dram var!
.
Evlilik öncesi ilişkiler ise zaten neredeyse rutin hale gelmiş durumda! Üstelik bunların çoğu da poligam (çok partnerli). Ama bunu –hasta beyanı nedeniyle- sadece biz biliyoruz. Çünkü her partner kendisini tek/özel eş zannediyor. Oysa kendisi de partneri de çok eşli! Yani multipoligamik bir durum var, ama kimsenin haberi yok! Partner sayısı/poligami arttıkça cinsel yolla bulaşan hastalık riski de artıyor… Ve bu hastalıkların bir bölümü korunma ile de önlenemiyor… Ama bunu eğitimliler bile bilmiyor. 
.
‘Evli değilim ama cinsel hayatım var’ diyen hasta sayısında çok ciddi bir artış var. Eskiden bu beyanı daha çok erkeklerden duyardım. Ama artık bayan hastalarımdan da duyuyorum… 
Bayanlar, -ürogenital anatomileri nedeniyle- erkeklere oranla daha sık sistit olurlar. Özellikle de cinsel hayata başlanılan evliliğin ilk dönemlerinde. Ama son yıllarda evli olmayan bayanlarda da çok ciddi bir sistit olgusu var. Bu sadece cinsel hayata bağlı değil tabi. Çünkü bayanların çoğu artık mens olmadıkları günlerde bile günlük ped kullanıyor. Pamuklu çamaşırlar yerine naylon/polyester çamaşırları tercih ediyorlar. Ve de muhtelif genital kozmetik ürün kullanıyorlar. Ve tabi tüm bunlar da genital hijyeni bozarak enfeksiyon için çok uygun bir ortam hazırlıyor. Bunlara bir de evlilik öncesi cinsellik eklenince, hele de kendisi veya partneri poligam (çok eşli) bir ilişki yaşıyorsa (ki çoğu öyle), cinsel yolla bulaşan hastalıklarda dramatik bir artış görülüyor. 
.
Bu tarz –gayri meşru- ilişkiler, yıllar içinde, onlarca, yüzlerce, binlerce kişiye hastalık taşıma potansiyeli taşıdığından, toplum sağlığımız için büyük bir tehdittir.

Yani MEŞRU OLMAYAN HER İLİŞKİ, TOPLUM SAĞLIĞIMIZA YAPILMIŞ BİR TECAVÜZDÜR. 

Ama nedense bu toplu tecavüzlere karşı toplum sessiz! Neden? Çünkü ‘cinsel hayat özeldir ve özel hayata dokunulamaz’ mottosu öyle bir kabul görmüş, öyle bir kanıksanmış ki, bu duruma itiraz edeni anında linç edecekleri için kimse sesini çıkaramıyor.

.Evet, -iki kişi arasında yaşanan- özel hayata dokunulamaz. Günahları boyunlarına!

Ama özel hayat iki kişi arasında yaşanır ve başkasını etkilemez. Yüzlerce/binlerce kişiyi tehdit eden bu tür ilişkiler ise artık özel hayat olmaktan çıkmış, kamusal hayat haline gelmiştir.  

Böyle bir hayatın ürettiği mayınların yıllar içinde hangi masumları vuracağı belli değildir.  

Devlet, toplumun göbeğine yerleştirilmiş bu türden serseri mayınlara izin vermemelidir! 

En azından böyle bir hayatın pervasızca propaganda edilmesine dur denilmelidir. Ama her gün/akşam TV ekranlarında adeta böyle bir hayat tarzı reklam ediliyor. Hatta empoze ediliyor. Nerede ise'bunun aksi düşünülemez' mesajı veriliyor! İş çığırından çıktı...
.
Meslek hayatımda, cinsel yolla bulaşan hastalıklar nedeniyle müracaat eden her hasta, bende, ‘bari masum/temiz biri ile evlenmese de hastalığı ona da bulaştırmasa!’ hissini uyandırıyor. Tabi ki evli olan da eşine... Çünkü bunların tümünü tam olarak tedavi edemiyoruz... 
.
Sonra da kurban olduğum Rabbimin şu ayeti aklıma geliyor; 
.
Zina eden erkek ancak zina eden bir kadınla veya müşrikle, zina eden kadın da ancak zina eden bir erkekle veya müşrikle evlenebilir. Bunlar müminlere haram kılınmıştır’ (Nur 24/3). 
.
Yani Rabbimiz diyor ki, temiz eş isteyen kendisi de temiz olsun... Eğer temiz değilse -masum bir temizin başını yakmasın- kendisi gibi temiz olmayan biri ile evlensin... 
.
Ey millet! Ey devlet! Toplumda bu konuda büyük bir kirlenme var... Bu işi tetikleyen-artıran faktörler var... Allah aşkına birileri bu işe bir el atsın…

Eğitimci, pedagog, psikolog, sosyolog, ürolog... her kim el atacaksa!

Millet, devlet, medya, üniversiteler, STK'lar... Lütfen herkes üzerine düşeni yapsın…

Yoksa toplumumuz, geleceğimiz, neslimiz... elden gidecek, gidiyor...

Ey ulular! Ey yöneticiler!

Lütfen bu işe bir el atın…  Çünkü neslimiz ve geleceğimiz büyük bir tehdit altındadır!

Doç. Dr. Zeki BAYRAKTAR

MİRAT HABER


Yukarı Dön



Etiketler:

Henüz yorum bulunmamaktadır!

Yorum yapyorum

 

Kategoriye Ait Diğer Haberler



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat