"Garp cephesinde değişen bir şey yok"


"Garp cephesinde değişen bir şey yok"

A+ | Normal | A-

Son güncelleme: 07 Mayıs 2015 Perşembe 11:40


Amerika Birleşik Devletlerinin (ABD) bağımsız ülkelere 2000 doğrudan askeri saldırı yaptığını, 402 barış antlaşmasını ihlâl ettiğini, beş kıtada 50 milyon insanın katlettiğini de... Kaldı ki, soykırımdan söz etmek için illâ sayının belirli bir rakamı aşması gerekmez.

Küre Medya / Haber Merkezi
Başlık, Alman yazar Eric Maria Remarque'ın 1929 yılında yayınlanan ve 1933 de Naziler tarafından yakılan kitabının adı. O başlık, ilerleyen dönemde şeylerin, olayların ve süreçlerin sürekliliğini ima eden bir deyim haline geldi. Afrika'dan Avrupa'ya geçmeye çalışırken, Akdeniz'de boğulup ölen yoksullarla ilgili haberler ve görüntüler, bana o romanı hatırlattı. Nitekim sadece geçtiğimiz hafta içinde 1100 göçmenin sulara gömüldüğü bildiriliyordu. 2014 yılında Akdeniz'i geçmeye çalışan 170 bin göçmenin 3 300'ü boğulup öldü. Uluslararası Göçmen Ofisi, o maceraya katılacak göçmen sayısının 2015 yılında 500 bine ulaşacağını bildiriyordu...

İnsanları o ölüm yolculuğuna çıkmaya zorlayan şey yoksulluk, savaş ve terör. Ve bu durumun sorumlusu da Batı Avrupa ve ABD, daha doğrusu kolonyalist, emperyalist, kapitalist ülkeler... O ölümlerin gerçek failleri beş yüz yıldır dünyanın geri kalanının yaşam kaynaklarını sömüren, yağmalayan, talan eden, halklara soykırım uygulayan "uygar dünya" denilip, yere göğe konulmayanlar! O kanlı ve karanlık tarih 1492'de Kristof Kolomb'un macerasıyla başladı.

Başlarda "Hristiyanlaştırıyoruz" (evangelisation) daha sonraları da " uygarlaştırıyoruz" dediler. İkinci emperyalist savaş (1939-1945) sonrasında sıra "kalkındırmaya" gelmişti. Şimdilerde, neoliberal küreselleşme çağında da yeryüzünün lanetlilerine "insan hakları ve demokrasi" taşımakla meşguller. Velhasıl durum tam da Eric Maria Remarque'ın dediği gibi: Garp Cephesinde Yeni bir Şey yok!

Katolik dünyanın ruhani lideri Papa François, geçtiğimiz ay XX. yüzyılın üç soykırımından (Ermeni, Yahudi, Stalin katliamları, Rwanda, Burundi ve Kamboç) söz etti. Elbette Papa'nın işlenen insanlık suçlarına dair duyarlılık yaratma niyeti olumlu bir şey ama zahmet edip geride kalan yaklaşık beş yüz yılda Katolik Kilisesinin de dahli, özendirmesi ve meşrulaştırması sonucu Hristiyan Avrupalılar tarafından yapılan yüzlerce soykırımı da hatırlatıp lânetlemesi gerekmiyor muydu? Mesela ABD'nin soykırım sicilini hatırlatması gerekmiyor muydu?


Yazının devamı için Tıklayınız

Yukarı Dön



Etiketler:

Henüz yorum bulunmamaktadır!

Yorum yap yorum

 

Kategoriye Ait Diğer Haberler



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat