Şehir halkı olarak doğal karşılaşma mekanlarına muhtacız!(II)


Fatma BARBAROSOĞLU, Şehir halkı olarak doğal karşılaşma mekanlarına muhtacız!(II)

Fatma BARBAROSOĞLU


A+ |Normal |A-


İnsanların doğal karşılaşma mekanlarına ihtiyacı vardır. Daha doğrusu tarih boyunca insanlar doğal olarak karşılaşmışlar, aynı mekanda ve aynı zamanda üretim odaklı vakit geçirmişlerdir.

Nasıl mı?

Köy hayatını birlikte gözden geçirelim.

Kadınların en tipik doğal karşılaşma mekanları fırınlar ve çamaşırhanelerdir. Erkekler kadınlara göre nispeten daha serbest zamanda, mesela köy odasında ya da köy kahvesinde bir araya gelebilirken; kadınlar sadece üretim odaklı, hizmet odaklı bir zaman anlayışı içinde birbirlerini görebilmekteydiler.

Tarlada-bahçede çalışırken, fırında ekmek pişirirken, çamaşırhanede çamaşır yıkarken çeşmeden bulaşık yıkarken, kapı önünde elindeki yünü bükmek için kirman eğirirken, birlikte dokudukları halıya/kilime kirkit sallarken, kışlık erzak için yardımlaşırken..

Bütün bu üretim mekanlarında kadınların yanında küçük çocukları vardır. Çocukların sosyalleşmesi nineleri, anneleri, ablaları ile birliktedir. Fakat çocukları oyalamak için özel bir çaba harcanmaz. Çocukların eline fırında bir parça hamur, çamaşırhanede bir tülbent, halı tezgahının başında da bir miktar ip verilir. Çocuk deneye deneye yapmayı öğrenir bu süreç içinde.

Şehir hayatı, ev merkezli üretim imkanlarını kısıtladığı için, doğal karşılaşma mekanları yerini örgütlü karşılaşma mekanlarına bırakır. “Bir maniniz yoksa annemler size gelecek” diyerek çocukla komşuya haber salınarak akşam oturmasına gidilir/di.

Mahallelerin çıkmaz sokaklardan oluştuğu ve otomobili olan hanenin sadece bir kaç tane olduğu hayatta, çocukların sosyalleşmesi sokakta gerçekleşirdi. Açık havada, koşma, zıplama yarışma odaklı oyunların oynandığı bir sokak hayatı. Televizyonun ancak akşam saatlerinde oldukça sıkıcı programlarla yayın yaptığını hatırlayacak olursak, çocukların bir tutku olarak çizgi romanları okumasını, Kemalettin Tuğcu kitaplarına uzun uzun gözyaşı dökmesini anlamamız zor olmayacaktır.

Müstakil evlerden apartmanlara, mahalle apartmanlarından sitelere, rezidanslara taşındıkça sosyal dokuda değişiklikler, zaman ve mekan örgütlenmesinde yeni unsurlar ortaya çıktı.

Modern hayatla birlikte tanıdıklarla değil, yabancılarla karşılaşma kültürü, mesire adabı üzerinden varlık kazanmış olup, AVM kültürüne doğru bir evrim geçiriyor.

Çarşamba günü yayınlamış olduğum yazıda AVM'ye dolaşmak için giden alt orta sınıf aileyi bekleyen sıkıntıları dile getirmiştim. Yazıya pek çok tepki aldım.

(Bu benim açımdan iyi bir şey. Okunduğunu ve toplumda bir karşılığının olduğunu gösteriyor çünkü.)

Yazının ruhunu hiç anlamayanlara örnek olması için şu twet'i paylaşayım:

“Hocam bugünkü yazınızı AVM'de kütüphane kafe zorunlu olsa, dar gelirli aile ile zengin aynı mekanda otursa ile bitireyim.”

Ben ne yazıyorum zatı muhterem ne anlıyor. AVM'de kitap kafe olsun diye sarf ediyorum bunca çabayı öyle ya!!!

Benim derdim insanları kitap almak,film seyretmek için AVM'ye mahkum eden zihniyete karşı durmak.

Bir başkası da hayata karşı kırgınlığını benim yazım üzerinden ifade ediyor. 140 karakter sıkıntısından 10 madde olarak yazmış sitemini:

Buyurun:

1) gerçekten merak ediyorum ve sabırla bekliyorum toplum arastırmalarınıza ve inceleme- lerinize...

2) haftada 150 lira harcayamayan babalar. Kumbaradaki bozuk paralar ile ekmek alan insanlar.....

3) ne zaman girecek bu insanlar sizin kale- minize. Suriyeli olup vatan toprağı nedir bilme- yip kaçanlar dan mi olmamiz lazim

4) ya da sizler gibi bütün medeniyet tasavurunu geliştirmek için bu cahil topluma kitap yazıp para kazanıp

5) tekrar farklı bir cahillik çıkartıp tekrar kitap yazıp tekrar para kazanmamız lazım ve dahi ondan sonra oligarkiniz dahil

6)........

7)........

8) Yazık bir gün sizin de hürriyet gazetesi uzaklığında topluma yazılar yazacağınız aklıma gelmezdi

9) belki bizim sizin gibi dertlerimizden boyun fıtığı yo ama gozyasimiza ve evladımız karşısındaki Caresizligimiz var şükür

10) kütüphane gezisi!! Oğluma tost alacak param olmadığı için unutturmak adına goturmustum kütüphaneye sizin dergiden önce!!!

Okudunuz. Yoruma gerek var mı?

Sosyal medya icad oldu anlayış, kavrayış imha oldu. Topluma uzak yazılar yazdığıma dair bir eleştiri alacağım hiç aklıma gelmezdi.

Kütüphane konusunda yazmaktan vaz mı geçeceğim? Elbette hayır.

Not: Yayınladığım mektuplarda imla ha- talarını düzeltmeye çalışırım. Kamuya açık bir yerde paylaşılmış olan yukarıdaki cümlelere hiç dokunmadan yayınlamanın daha doğru olacağını düşündüm.

Yeni Şafak


Yukarı Dön

Henüz yorum bulunmamaktadır!

Yorum yapyorum

 

Yazarın Diğer Yazıları



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat