Kimseyi temsil etmiyorum, kendimi bile...


Fatma BARBAROSOĞLU, Kimseyi temsil etmiyorum, kendimi bile...

Fatma BARBAROSOĞLU


A+ |Normal |A-


Bir kaç yıl önceydi, kurumsal bir iftar sonrası bir hanım yaklaştı yanıma. Adımı sordu. Söyledim. Hangi teşkilattan olduğumu sordu. Nereden geldiğimi sordu. Evimden diye cevap verdim.

Bunlar her zaman hepimizin başına gelebilecek durumlar. Bir fevkaladelik yok. O halde niye yazıyorum?
Yukarıdaki konuşmanın üzerinden yarım saat geçmemişti ki, Bakan Bey'in benimle konuştuğunu gören hanım, hemen adımı soyadımı allameye yazıp

Ay Fatma Hanım bizi çok güzel temsil ediyorsunuz sizi canı gönülden tebrik ederim diyerek sohbetin ortasına daldı, dalmakla kalmadı bir de baktım arkadaşının elindeki cep telefonuna elini omzuma atmış bir şekilde poz veriyor.
Bir fotoğraf çekilebilir miyiz diye izin almak bile yok. Eli omuzumda asker arkadaşı pozunu çoktan hazırlamış bile.
Fotoğraf çektirmek istemediğinizi söylediğinizde daha siz eve gelmeden sosyal medyada ne kadar zor ve kibirli insan olduğunuza dair söylentiler hızla yayılacaktır.

Neden, çünkü birileri sizi temsilci olarak görmek istemektedir.

Temsil?
Yarım saat önce bendenizi bilmiyordu. Bakan Bey gelip son yazıma atıfta bulunmasaydı hiç öğrenmeyecekti de. Ama baktı sağımda solumda iki vekil karşımda bir Bakan var. Kimmiş bu kadın? A köşe yazarı. Tamam. Hemen bir pozum olsun şöyle birlikte. Pozunu alırken, takdirini de hazırlamış bir güzel: Bizi çok güzel temsil ediyorsunuz. Bu güzel temsilinizden ötürü çok teşekkür ederim.

Hayır sizi temsil etmiyorum dedim. Başının örtülü olmasının dışında hiçbir ortak özelliğimiz söz konusu değil.
Pişkin pişkin “Ediyorsunuzzzz, ediyosunuzzz” diye cevap verdi.

İçinde yaşadığımız dönemde, bırakın başkalarını temsil etmeyi kendimizi bile temsil edemiyoruz aslında.
“Bizi başarı ile temsil ettiğiniz için teşekkür ederim” cümlesine nazik bir şekilde siz de teşekkür edersiniz büyük ihtimal. Ben etmem. Aldığım felsefe eğitiminden olsa gerek, halkla ilişkiler başarısı olarak nezaketi öncelemek yerine kaba görünme riskini taşısa da hakikati tercih ederim.

“Bizi başarı ile temsil ettiğiniz için teşekkür ederiz” diyen kadının iltifatını kabul etmek için gerektiğinde “Bizi niçin bu kadar kötü temsil ediyorsunuz” eleştirisini de aynı şekilde kabul etme noktasında olmanız gerekiyor.
Bir yazar, okuyucusu olmayan kişiler tarafından denetlenmeyi kabul ederse, düşünce hürriyetini yitirir.

En güzel romanı yazamamış adımızla anılacak bir sosyal teori geliştirememişken...

Gençlere yaşam enerjisi, öğrenme tutkusu aşılayamamışken...

Neyi, nasıl temsil edebilirim ki!

Kimseyi temsil edemiyorum bari kendimi temsil etseydim, lakin o da yok.

Yeni Şafak


Yukarı Dön

Henüz yorum bulunmamaktadır!

Yorum yapyorum

 

Yazarın Diğer Yazıları



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat