Kadınlar “ekmeğini” eline alınca...


Fatma BARBAROSOĞLU, Kadınlar “ekmeğini” eline alınca...

Fatma BARBAROSOĞLU


A+ |Normal |A-


Geçtiğimiz hafta Nihayet Dergi'nin beyefendi yazarlarından özür dileyerek kadın yazarlar buluşması yaptık. Yurt dışında ve şehir dışında olan yazarlarımız iftarımıza katılamadı. Nihayet'in kadrosu imzası ile bilinen fakat çehresi saklı yazarlardan oluştuğu için, kimse kimsenin yüzüne aşina değil. O sebepten ilk karşılaşma anı çok güzel ve duygusaldı: “A o siz misiniz? Ben de sizi çok merak ediyordum.”

En çok merak edilen yazarlardan birisi de Hatice Ateş müstearı ile yazan arkadaşımızdı. Hatice Ateş müstearını veren benim. Kendisi gerçek adıyla yazmak istemişti, ancak kalbim fetva vermediği için yazarına rağmen müstear konusunda kararlılık gösterdim. Şu sebepten: Hatice Ateş cezaevi vaizesi ve mesleğini tutku ile yapan bir din görevlisi. Bizimle hapishane atmosferini paylaşıyor, içerdeki dünyanın mütercimliğini yapıyor. Hapishanede malumunuz iftiraya uğrayanlar, bir anlık öfkesine yenik olarak suç işleyenler olduğu gibi, kişilik bozukluğu sebebiyle tekrar tekrar suça meyilli insanlar da var. Böyle bir ortamda yazarımızın tamamen özgür bir şekilde izlenimlerini yazabilmesi için müstear isim şarttı.

Orucumuzu Buket Sever Işık'ın ekşi maya ile hazırladığı Türkiye'nin dört bir tarafından topladığı karabuğday ekmeyi ile açtık. Buket Sever'in süt dilimi adlı bloğu var. Doğal peynir ve doğal ekmek konusunda çaba sarf ediyor. Ekmeklerinin kokusunu değil ama görüntüsünü ekmekdilimii adlı instagram hesabından paylaşıyor. Şu sıralar ekşi maya ile ekmek hazırlamak konusunda atölye çalışmaları yapıyor.

Buket Sever Işık'ın tadı çocukluk anılarımızda kaldı zannettiğimiz lezzetli ekmeğini yerken; Nihayet Dergi'nin eli ayağı gözü kulağı olan Serap Kabakçı'nın derdi depreşti. On gündür Serap perişan. Ne zaman ekmek, yemek bahsi açılsa fırınımız kapanıyor fırınımız kapanıyor diye bir ağıta başlıyor. Bu ağıta ilk defa şahit olanlar Serap'ın ailesinin bir fırını olduğunu maddi imkansızlıklardan dolayı fırının kapandığını zannedebilir. Serap'ın fırınımız dediği mahallenin fırını. Fırınımız diyor çünkü o fırının ekmekleri çok özel. Hamur, buzlu su ile yoğruluyor ve nohut mayası kullanılıyor. Fırının ekmeğini bir defa tadanlar bir daha başka ekmek yemiyor. İstanbul'un değişik ilçelerinden gelip bir haftalık ekmeklerini alıp gidiyor meraklıları. Diyeceksiniz ki bu kadar istekli müşteriye rağmen fırın niye kapanıyor? Çalıştıracak eleman bulamamaktan. Evet yanlış duymadınız. Resmi rakamlara göre İstanbul'da 2 milyon işsiz var. Ama fırıncılar çalıştıracak eleman bulmakta zorlanıyor. Köylüler çalıştıracak çoban, şehirliler çalıştıracak çırak bulamıyor. Diğer taraftan bir banka için güvenlik görevlisi alınacak olsa yada müstahdem alınacak olsa bir kişilik kadro için yüzlerce müracaat söz konusu oluyor.

Neden böyle? Belli ki iki yaşlı fırıncı ustasının pek de havalı olmayan mekanı işsizler üzerinde bir istikbal emniyeti uyandırmıyor. “Kurumsal emniyet” düşüncesi ile 100 kişinin alınacağı kadro için binlerce iş müracaatının yapılma sebebi bu.(Düz mantıkla bu insanlar da hem işsiz hem çalışmaya hiç gönülleri yok çıkarımı ne toplumsal ve de bireysel olarak bizi bir yere götürmez.)
Köylerde çalıştırılacak çoban bulunamamasının sebebi de aynı. Yaşlı insanlar çobanlık yapamaz. Genç insanlar da hayat merdiveninin ilk basamağına çobanlık kisvesi ile çıkmak istemiyorlar. Çünkü çobanlığın bir iş olarak istikbali yok. Köyler ancak emekli maaşının garantisine kavuşmuş olanlar için, o da yazdan yaza cazibe merkezi.
Zamanın değişen dokusunu anlamak için acele etmeden etrafımızdaki değişiklikleri sabırla kavramaya çalışmamız gerekiyor.

Eleman bulamadığı için kapanan fırın örneği ile yaptığı ekmekleri instagram hesabından paylaşarak, ekşi maya ile ekmek yapmanın püf noktalarını takipçilerine sunan Buket Sever Işık'ın hikayesini bir arada anma sebebim değişimin izini çok iyi verdiği için. İşletme mezunu Buket Sever Işık, tutkusunun peşinden gitmeyi seviyor. Bahçesine taş fırın yapma heyecanı içinde.
Şehirde “bazı” kadınlar kendi ekmeğini yapmaya çalışırken, diğer taraftan köylerde ekmek yapana rastlamak neredeyse imkansız hale geliyor.

Köylerde ekmeği kadınlar yapardı. Geçmiş zaman kipi kullandım çünkü artık köylere ekmek ilçelerden geliyor ve bakkalda satılıyor. Eksiden her mahallenin kendine ait bir fırını olurdu arife günlerinde sıra gelmezdi.

Köylerde fırınlar kapanıyor ama şehirlerde üniversite mezunu kadınlar “ekmeğini eline almak” için atölye çalışmalarına katılıyor.
Bir taraftan Aman ekmek yemeğin diyen doktorlar var ekranda, bir tarafta dost meclislerine kendi pişirdiği ekmeği hediye etmeyi seven hanımlar var.

Velhasıl zamanın değişen ruhunu kavramak için ekmek bahsi, ocak bahsi çok mühim.
Hem umutlanmak için hem kederlenmek için ah ne çok sebebimiz var.

Yeni Şafak


Yukarı Dön

Henüz yorum bulunmamaktadır!

Yorum yapyorum

 

Yazarın Diğer Yazıları



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat