Mezhep Gerçeği


Faruk BEŞER, Mezhep Gerçeği

Faruk BEŞER


A+ |Normal |A-


Bu ve müteakip bir iki yazımızda mezhep meselesi üzerinde duracağız. Bu konudaki ifratlar ve tefritlerden söz edeceğiz.

Böyle kavramlardan söz açanlar önce kök anlam üzerinde dururlar. Çünkü kavramların kök anlamlarıyla ilişkileri vardır.

Bizim kavram dediğimize Araplar 'ıstılah' (mustalah) derler.

Kelimeler biraz genişler ve soyut anlamlar kazanırlarsa kavram yani ıstılah olurlar.

Kavram, kavramaktan gelir. Sanki bir kelime pek çok anlamı birlikte kavrayınca kavramlaşır. Oysa ıstılah ya da mustalah, sulh'tandır. Yani insanlar bir kelimenin belli soyut manaları ifade ettiği üzerinde sulh eder, anlaşır ve ittifak ederlerse o kelime 'ıstılah' haline gelmiş olur.

Anlam çerçevesinde pek çok kavramı barındıran daha geniş kavramlar da vardır ve bunlar Arapça'da 'mefhum' diye isimlenir. 'Mefhum' 'ıstılah'tan daha geniştir. Bizde bunun karşılığı yok. 'Konsept' buna yakın bir kelime olabilir ama tam bu anlamda değil. Gerçi mefhum Türkçeleşen bir kelime olduğu için biz de bunu bu anlamda kullanabiliriz. Yani; 'Kelime › Kavram › Mefhum' diyebiliriz... Her ne ise...

Mezhep, kök anlamı ile gidilen yol demek. İnsan uygun gördüğü yöne doğru gittiği için, görüş ve kanaatlere de mezhep demişler. Ancak her hangi bir konudaki bir görüşe kavram anlamında mezhep denmez. Dini alandaki görüşler bütünü bir mezhep olabilir. Bu bakımdan mezhep imamları sistem filozoflarına benzer. Dinin görüş beyan edilmesi gereken her alanında bütüncül ve tutarlı bir görüşler ağına sahip olan müçtehitlerin görüşleri ancak mezhep diye anılabilir. Bu anlamda görüş içtihat demektir ve içtihat; ehlinden ve yerinde sadır olan görüştür.

Hiçbir müçtehit bir mezhep kurmak üzere yola çıkmaz. Diğer bir deyişle, mezhep kurma bir hedef olamaz. Olursa bu, bölme ve ayrıştırma anlamına gelir ki, din bunu yasaklamıştır. Onun için mezhep imamı/kurucusu sayılan müçtehitlerin görüşleri kendi zamanlarında mezhepleşmemiştir. Hatta onların hepsi şu anlamda sözler söylemişlerdir: 'Delilimi, yani neden öyle söylediğimi bilmeden kimse benim görüşümle amel etmesin'. Bu, Ebu Hanife'nin sözüdür. Ya da: 'Bir yerde sahih bir hadis görürseniz benim mezhebim odur'. Bunu da bütün mezhep imamları söylemiştir.

Hicri ikinci asır ile üçüncü asrın ilk yarısı fıkıh alanında en büyük müçtehitlerin ortaya çıktığı yüz elli yıllık verimli bir süredir. Bu dönemde yüzü aşkın müçtehit âlim yetişmiştir. Ama sadece dört büyük müçtehidin görüşleri, tabir yerinde ise okul haline gelmiş, öğrenciler yetiştirmiş ve içtihatları yetiştirdikleri öğrencileri tarafından yazılarak hayata geçirilmiştir.

Ama bu imamlar hayatta iken bir Hanefi Mezhebi ya da bir Şafii mezhebi yoktu. Bilahare adına 'kurucu' denecek bu imamlar vefat ettikten sonra onların öğrencileri, ya da sevenleri onların fikirlerini/içtihatlarını bir araya getirip benimsemiş ve mezhepleşmesini sağlamışlardır.

Onlar hayatta iken kimse sadece bir âlime soru sormuyordu. Bu gün Ebu Hanife'ye soru sorup müşkülünü halleden, yarın İmam Şafii'ye sorabiliyordu. Ama sonradan mezhepler oluşunca bağlıları, benim üstadım, senin üstadın rekabetine girerek mezhepleri birbirinden yalıtladılar.

Derken insanlar kendilerini doğuştan bir mezhebin bağlısı olarak buldular ve herkes artık paket program gibi bir mezhebi bütünüyle kabul eden, diğerlerini de bütünüyle reddeden bir konumda oldu.

Oysa bu işin sağlıklı süreci şöyle olmalıydı: Her asırda yeterince müçtehit âlimler yetişmeli, onlar bir yönden ümmetin yeni yeni ortaya çıkan meselelerini hallederken, bir yönden de önceki içtihatların halen iş görecek olanlarını ayıklayıp yeniden inşa etmeli idiler. Buna Kardawi 'intikaî içtihat' diyor. İçtihadı; inşaî ve intikaî diye ikiye ayırıyor. Yeniden içtihat ve ayıklama içtihadı demek.

'Avamın mezhebi olmaz, avamın mezhebi müftisinin mezhebidir' kuralı bu anlama gelir. Yani âlim olmayan insanlar güvendikleri âlimlere sorarlar, onlar da onun konumuna uygun içtihadı bulup müşkülünü hallederler.

Tabii ki bitmedi.


Yukarı Dön

Henüz yorum bulunmamaktadır!

Yorum yapyorum

 

Yazarın Diğer Yazıları



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat