Düğün ve Eğlence


Faruk BEŞER, Düğün ve Eğlence

Faruk BEŞER


A+ |Normal |A-


Cuma günü düğünün kültürle ilişkisine değinmiş, düğünlerimizin nasıl olması, ya da nasıl olmaması gerektiğini tartışmaya açmıştık. Bu gün buna devam edeceğiz ve sizin tekliflerinizi de bekleyeceğiz.

3. Düğünün temel iki öğesi müzik ve eğlencedir. Bunların bir amacı düğünün duyurulmasıdır.

Duyurmanın, ya da ilanın iki hedefi vardır: Birincisi, filanca ila falanca artık evlidirler, onlara talip olmayın ve onların beraberliklerini gayrimeşru sanmayın.

İkincisi, gelinle damadın adeta; biz artık evlendik, bütün ömrümüzü iffetli bir karı koca olarak geçireceğiz, ayrılmayacağız demiş olmaları.

Anadolu'da 'ölüde ağlanır, düğünde oynanır' derler. Bunun bir gerçekliği vardır.

Ne var ki, müzik olacaksa nefsi duyguları tahrik eden batılı dans müzikleri yerine, bedii duygulara ve ruhlara hitap eden bizim özgün müziklerimiz konmalıdır. Ama her ne olursa olsun, düğündeki müzik insanları rahatsız etmemeli, sadece fonda bir melodi olarak icra edilmelidir. Davul zurna ise, icra biçimlerine ve yerine göre helal olabilir.

4. Eğlenceye gelince, bunda da yerine ve zamanına göre farklı uygulamalar olabilir. Bölgelere göre, horon, bar, hora, halay, zeybek, cirit ve çeşitli yarışmalar, kılıç kalkan oyunları, atıcılık, güreş vb olabilir. Erkekler kendi aralarında, kadınlar kendi aralarında bu oyunları icra edebilirler. Sadece erkeklerin oynayacağı oyunları kadınların da izlemelerinde bir sakınca bulunmayabilir.

5. Düğünlerin Allah Rasulü Efendimiz tarafından vurguyla zikredilen özeliklerinden biri de yemek yedirmedir. Eskiden bu çok daha önemli idi. Birisine, gel sana yemek yedireyim, demek onur kırıcı olabileceği için, düğünler bunun bir bahanesi yapılıyordu. Bugün bu özellik eskisi kadar önemli görülmeyebilir. Çünkü hamdolsun bugün insanlar düğünleri karnını doyurma fırsatı olarak görmüyor. Ama böyle olan yerler yine de vardır. Bu sebeple, sünneti temsil eden sembolik değerini de hesaba katarak düğünlerde yemek verilmeye çalışılmalıdır. Ancak yemeklerde israfın önlenmesinin yolu mutlaka bulunmalıdır.

Ve unutulmamalıdır ki, yemeklerle ikram edilen kola türü gazlı içecekler önemli bir batı kültürü göstergesidir. Onların da alternatifleri sunulmalıdır.

6. Düğünde hazır bulunan zevatın birer dakikalık selamlama konuşmaları dışında uzun hitapların yapılması artık sıkıcı oluyor. Bunların yerine fıkralar anlatılabilir. İşin ehli olan insanlar fıkra anlatırken de dersler verebilir. Böylece fıkra dahi malayani olmaktan kurtarılabilir.

Karşılıklı şiir ya da yergi ve övgü doğaçlamaları ve atışmalar ile düğüne renk katılabilir.

7. Salon düğünlerinde insanların meşru ölçülerle bir araya gelip sohbet etme ve tanışma imkânı bulmaları bile düğünün başlı başına bir zevki ve meyvesi sayılır. Özellikle de davetliler arasında ilmi ve ahlakıyla tanınmış zevatı kiramın sohbetinde bulunmak güzel ve özel bir fırsattır.

8. Yüksek masalarda ve ayakta kokteyl havası içinde aperatif atıştırmalar bizim kültürümüzün ürünü değildir. Kokteyl ve aperatif kelimeleri bile tamamen içkiyi ve Batı kültürünü çağrıştıran kelimelerdir. Aslında salon düğünleri dahi bize yabancıdır, ancak düğüne münasip bir yer bulmak bir zorunluluktur. Bu sebeple özellikle şehirlerde salonlar artık kaçınılmaz düğün mekânlarıdır.

9. Gelinin düğünlerde herkesin dikkat nazarları altında süslenip püslenip bütün cazibesini ortaya koyması elbette caiz görülemez. Hatta gelinlik bile kültürümüz açısından tartışılabilir. Onu da İslamlaştırmak gerekir. Mesela gelinin yüzünün kırmızı bir duvakla kapatılması hem bölgesel hem dini kültürümüzde var olan bir uygulamadır.

Yerimiz bitti ama bu hikaye bitecek gibi değil.


Yukarı Dön

Henüz yorum bulunmamaktadır!

Yorum yapyorum

 

Yazarın Diğer Yazıları



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat