Erdemli İnsan


Erdemli İnsan

A+ |Normal |A-

Son güncelleme: 26 Mayıs 2016 Perşembe 17:16


Hikmet Ertük'ün kaleminden "Erdemli İnsan" üzerine okunası bir yazı.

Küre Medya / Haber Merkezi
İşe ilk önce erdemin tanımı ile başlamalı ama bu konuda oldukça fazla tanımlar yapılmış. Antik Çağ’da Sokrates, Platon, Aristoteles gibi felsefeciler etkinliklerinin önemli bir bölümünü erdem konusu üzerine kurgulamışlar. Sokrates ahlaksal eylemlerin amacının mutluluk olduğuna vurgu yaparken bunun bilgi ile mümkün olduğunu ileri sürmüştür. Dolayısı ile erdemli olmak bilgi ile yakından ilgilidir ve ben bu düşünceyi doğru kabul ediyorum. Sözlük anlamı olarak ise bu kavram Ahlakın övdüğü iyi olma, alçak gönüllülük, yiğitlik, doğruluk vb. niteliklerin genel adı olarak tanımlanmış.

Bu bağlamda erdem güvenilir olmak, fedakârlık, cesaret, adil olmak, insanın kendini tanımlayabilmesi, yapmaya çalıştığımız hedefler bağlamında kararlı davranışlar içerisinde olabilme gibi birçok manada kullanılabilir. Bu tanımlamaları dolaylı olarak farklı anlamlarda çoğaltmamızda mümkündür. Bu yüzden de felsefe ile ilgilen diğer yazarlarda bu kavrama birçok farklı manalar yüklemişler.

Friedrich HEGEL: Erdem, varlığın bilincidir demiş. GEULINCX ise: Erdem, Tanrı’nın düzenine boyun eğmektir demiş.

Joseph Butler ise: Kişinin kendi kendini yargılamasıdır demiş. Nietzsche ise: Erdemle alakalı olarak bir inancı sırf adettir/gelenektir diye kabullenmek namussuzluk, korkaklık, tembelliktir demiş.

Hz Ali (R.a) da bu konuda erdemin ilk adımının ilim olduğuna vurgu yapmış. Alında ilim ya da bilgi erdemli davranışın gerçektende ilk adımıdır. Ve müminler doğru bilgilere sahip olmadan erdemli olmayı asla başaramazlar. Hatta mümin olamazlar.

 Kur’an’da  ”Andolsun sizin ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim, topunuzu asacağım.” (Taha–71) diyen Firavun’un tehditleri karşısında dik duruşlarını muhafaza edip korkuya kapılmayan sihirbazların bu dik duruşları arkasındaki ilk adım sahip oldukları bilgi ile yakından ilgilidir. Asıl meslekleri sihir/büyücülük olan bu sihirbazlar Hz Musa’nın asasını atmasıyla oluşan sahnenin bir göz yanılması ya da sihir olmadığını sahip oldukları bilgi sayesinde fark ediyorlar. Ve bu kavrayış onlara Firavun karşısında erdemli olmayı öğretiyor. Firavun’un tüm ölüm tehditlerine karşı tek bir sözü haykırıyorlar. “Sen, yalnızca bu dünya hayatında hükmünü yürütebilirsin. Gerçekten biz Rabbimize iman ettik; günahlarımızı ve sihir dolayısıyla bizi kendisine karşı zorlayarak-sürüklediğin (suçumuzu) bağışlasın. Allah, daha hayırlıdır ve daha süreklidir.” (Taha–72–73)

 Ve onlar öteki dünyanın varlığından sahip oldukları bilgi sayesinde bütün kalpleri ile emindirler. Bu onlara erdemli bir duruş sergilemelerini sağlıyor. 

Dikkat ederseniz burada erdemli olmak bu duruşu sergilemek sonrasında bir eylemi ve ispatı gerekli kılıyor. Sarf edilmeyen yeri geldiğinde gösterilemeyen tavır gereksiz/anlamsız bir tavırdır. Ve bu kimseler bu halleri ile erdemli kimseler ya da davasının adamı olamazlar. Bu konuda zaten Kur’an’da da bir uyarı söz konusu.

 “Siz kendinizi unutarak diğer insanlara erdemli olmayı mı öğütlüyorsunuz hem de ilahî kelâmı okuyup durduğunuz halde? Siz hiç aklınızı kullanmaz mısınız? “ (Bakara–44)


YAZININ DEVAMI İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ>>>>


Yukarı Dön



Etiketler:

Henüz yorum bulunmamaktadır!

Yorum yapyorum

 

Kategoriye Ait Diğer Haberler



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat