Modernizm'e Mahkum Değiliz


Enes GÜNASLAN, Modernizm'e Mahkum Değiliz

Enes GÜNASLAN


A+ |Normal |A-


"Modernizm’e Mahkum Değiliz"

 Bu günün dünyası küresel ve kültürel zorbalığa teslim olmuş bir dünya. Küresel propaganda aygıtlarıyla Müslüman halkları propaganda terörüne maruz bırakmaya devam ediyorlar. Hayatın her alanındaki duyarlılıklar çok hızlı ve çok olumsuz bir şekilde aşındırılıyor. Tüm bu manzaralar karşısında Müslümanlar olarak renk vermeyen sessizlikler yaşıyoruz.

Türkiye'nin eşi benzeri olmayan çok bunaltıcı bir gerçeği mevcut. "Türkiye'de her durumda sadece devlet var, toplum yok. Bürokrasi var, siyaset yok. Türkiye'de siyasal gücün saygınlığından değil, devletin gücünün saygınlığından bahsedilebiliyor." (1) Yani var olan kamuoyu gerçeği etkili ve nitelikli bir kitleye karşılık gelmiyor. Başından söyleyelim. Yazının eleştirel çerçevesini "Müslümanlar" parantezinde oluşturduğumuzu ifade etmekte fayda var. Buradan hareketle, en hayati çaba/uğraş, İslami nitelikler/pratikler inşa etme çabası olmalıyken, şu anda görünen manzara Müslümanlar açısından bunun böyle olmadığını gösteriyor. İslami kimliğimiz varoluşumuzun kurucu unsurudur şüphesiz. İslami kimliğimizin şekillendirebileceği bir politik zemin ve siyaset üretimini gündem etmek zorundayız. Tarihe esaslı yanıtlar verebilmek için, reaksiyon değil, içerik üreten bir dili/söylemi yakalayabilmeliyiz.

"Para-güç-şöhret-iktidar-teknoloji-moda-tüketim-ticaret" gibi olgularla olan ilişki biçimlerimizi sorgulamak zorundayız. Modern dünyanın ahlaki bir saygınlığı yok. Modernleşme her toplumda olduğu gibi bizde de kuralsızlıklar olarak somutlaşıyor. Piyasaların her şeklide iktidar olduğu dönemler yaşıyoruz. Ve bu dönem tüm boyutlarıyla ahlaki/vicdani kayıtsızlar dönemi olarak yaşanıyor.

Üretilen bütün siyasi-sosyal-kültürel bataklıklara saplanıp kalabiliyoruz. Bilgi-teknoloji ve sosyal internet ağları ile genç dinamizm ve toplum istenilen ölçekte yönlendirilebiliyor. Kimliği olmayan, hafızası olmayan, sadece ulusal/milli/romantik refleksler gösterebilen, kayıtsız bir nesil yetişiyor.

Bugün Müslümanlar, İslam'ın kendisine ait bir gündemi, kendisine ait algıları ve sorunları olduğunu unutuyor. Modern zamanların gündemine mahkum olduğumuzu sanıyoruz. Yaşanan bütün küresel saldırılar ve sapkınlıklar karşısında ümmetle ilgili hassasiyetlerimizi yaşatmak ve ümmete ilişkin terimlerle konuşmamız/yazmamız/okumamız gerekirken bundan beriyiz.

"Modernizm ve Küreşelleşme, kavramsal olarak kendisini 'nötr' bir kavram olarak göstermeye çalışıyor. Bu kavramların her ne kadar ekonomik ve teknolojik bir süreç olduğu söylense de, bunlar bir kültür ve hayat biçimi olarak tahakküm ve yaygınlık kazanıyor. Bazılarına göre dünyanın Amerikanlaşması/McDonald'laşması olarak tanımlanıyor." (2)

Modern hayat Müslümanların kendi aralarındaki ilişki biçimlerini bir daha telafi edilemeyecek ölçüde dönüştürüyor. Hudutların geçirimsizliği, küresel toplum, küresel kültür, küresel siyaset ve bilhassa küresel ekonomi, çok uluslu küresel şirketlerin hamleleriyle şekilleniyor. Ekonomi kendisine yeni bir dini çerçeve oluşturuyor. 'Ahlaki Sınırlar' kavramı yerine 'Etik Sınırlar' kavramıyla istikametler veriliyor. Böylelikle "Modernizm'in son noktası, insanlığın sıfır noktası haline gelmiştir." (3) lakin İslam bütün haşmetiyle bu yapının karşısında durmaktadır. Küreselleşme sürekli kutsanan, müdahale edilmesi mümkün olmayan bir süreç değil. Bir kader değil. İnsanlığı sürekli küresel-yerel kategorilerine sıkıştırıp tahakküm üretiyor. Sirkülasyon üretiyor. "Yeni akıllı teknolojilerin yaygınlık kazanmasıyla bütün kültürler mahiyette kapsamlı bir dönüşüme uğruyor. Kültürlerin kendilerine ait anlam dünyaları, taşıdıkları alem tasavvuru dönüşerek yeni bir kültürel evren oluşuyor ve kültürler homojenleşiyor." (4)

Müslümanların küreselliğin öngördüğü üretim biçimleri karşısında alternatif üretebilmeleri, imkan olarak zor görünse de, yine küreselliğin öngördüğü tüketim biçimine karşı yaşayışlarıyla alternatif üretebilirler.

"Küreselliğin belirgin bir süreç ve düzen olduğu kadar, belirsizlik ve kırılganlık içerdiğini de unutmamamız gerekiyor." (5) Her şeye rağmen var olan İslami gerçekliğimizle yeni entelektüel imkanlar üretebiliriz.

"Ancak, Müslümanların zaaflarını yanında potansiyelleri de var, zaten düşünsel gelişimi sağlayan da bu potansiyel. Müslümanlar yaklaşık olarak bir asırdır düşünsel bir dinamizm süreci yaşamaktadırlar. Bunun elbette harici nedenleri de vardır. Fakat bu dinamizmi sağlayan şey harici olmaktan ziyade dahilidir. Bu dinamizmi sağlayan asli öğe ise, 'kaynağa yönelme' tavrıdır.

Buna 'Öze Dönüş'te diyebiliriz. Bu tabir bir gerçeklikten ziyade bir 'özlemi' yansıttığı için şu an için somut sonuçlar vermemiş olabilir. Ancak bu yönelimin olumlu yanı istikametin doğru olmasıdır."(6)

Durum böyle iken Batılı paradigmaların küresel/kültürel dayatmalar haricinde çöktüğü bu zaman diliminde, İslamcılık akımı ve Müslümanlar olarak var olan düşünsel dinamizmleri zaaflarından arındırıp potansiyelleri geliştirmek zorundayız. Yaşadığımız dönem -iletişim ve medya imkanları, mesajın kitlelere küçük maliyetlerle ulaştırılabilmesi gibi-pek çok imkanı da içinde barındıran bir dönem. "Bu noktada Müslümanlara düşen görev, orijinal İslami dile vukufiyeti sağlamak, ardından da bu dili, moderniteyi aşacak şekilde kullanabilmektir. " (7)

Bugün Batı'nı insanlığa sunabileceği yeni bir kavram veya model kalmamıştır. Bu söylem toplumsal bir karşılık bulabilirse, zaman ideolojik cazibe olarak Müslümanların lehine işleyebilir. Ama her şey bir yana; önerdiğimiz, ifade ettiğimiz tüm bu fikriyat/hissiyat/temenni hayatiyet bulacaksa ve İslami/insani saygınlığımızı yeniden kazanacaksak, bu kendi İslami tercihlerimiz doğrultusunda yaşanacak bir hayatla mümkün. Mevzunun asıl derin olan tarafı ise burası zaten.

KAYNAKÇA:

1-Varoluşsal Başlangıçlar Yapmak, Atasoy Müftüoğlu, İktibas Dergisi, Haziran 2007.

2-Küreselleşme-Kuşatma Altındaki Dünya, Abdurrahman Arslan, Köprü Dergisi, Sayı 77, 2002.

3-Şimdiyi Yaşayan Bilinç, Atasoy Müftüoğlu, www.nehirhaber.com, Eylül 2006.

4- Küreselleşme-Kuşatma Altındaki Dünya, Abdurrahman Arslan, Köprü Dergisi, Sayı 77, 2002.

5-Çağdaş Müslüman ve Siyasi Düşünce, M.Kürşat Atalar, İktibas Dergisi, Sayı 331, 2006.

6- Çağdaş Müslüman ve Siyasi Düşünce, M.Kürşat Atalar, İktibas Dergisi, Sayı 331, 2006.

7- Terör'ün ve Cihad'ın Retoriği (Felsefi ve Teolojik Değerlendirmeler), Caner Taslaman, İstanbul, 2011.

Venhar Haber


Yukarı Dön

Henüz yorum bulunmamaktadır!

Yorum yapyorum

 

Yazarın Diğer Yazıları



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat