Eğitim-Sen’in karın ağrısı: Laiklik ve Evrim Teorisi


Eğitim-Sen’in karın ağrısı: Laiklik ve Evrim Teorisi

A+ |Normal |A-

Son güncelleme: 18 Temmuz 2017 Salı 18:00


2017-2018 eğitim öğretim yılından itibaren uygulanacak olan yeni müfredat, bugün Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz tarafından yapılan basın açıklamasıyla kamuoyuna açıklandı.

Küre Medya / Haber Merkezi
Kamuoyuna açıklanan yeni müfredat, Eğitim Sen tarafından kemikleşmiş ideolojik ve seküler zihinle eleştirildi. Eğitim Sen’in karın ağrısının özellikle Darwin’in Evrim Teorisinin müfredattan çıkarılması, müfredat değişikliklerinin, bir anlamıyla “laik eğitim ve laik yaşama” karşı meydan okumanın somut bir yansıması olarak değerlendirildi.

Eğitim Sen müfredatın büyük ölçüde dini ve milli değerlere vurgu yaptığını da eleştirirken, bilime ve aydınlanma düşüncesine karşı da adeta bayrak açıldığını ifade etmekte. Kendilerinin maymundan geldiklerini kabul eden Eğitim Sen, herkesin de kendileri gibi maymundan geldiklerini kabul etmek zorunda oldukları mecburiyetiyle düşünmekte.

Eğitim Sen bu düşüncesini adeta dikte ettirircesine ifadeler kullanırken;  “Bilimin en temel gerçeklerinden birisi olan Evrim Teorisi’nin müfedattan çıkarılması başlı başına bir skandaldır. Evrim Teorisi sadece biyolojide değil, tüm doğa ve insan bilimlerinde, bilimi ve aklı yok sayan “yaradılışçı eğilimler”in akıl dışı safsatalarına karşı, bilimlerin kendilerini geliştirme ve ilerletmenin temel dayanak noktalarından birisi olan bir teoridir.” Demekte.

Eğitim Sen müfredattaki değişiklikleri değerlendiren bir açıklama yaptı.

Eğitim Sen’in açıklamasında ilgili bölüm:

Yeni Müfredat Bilimsel Eğitim Anlayışına Ciddi Bir Darbe Vuracaktır.

MEB tarafından açıklanan yeni müfredat program taslağı üzerinde bakanlığın iki yıldır süren çalışmalarının, iktidardan farklı düşünen akademisyenlerin, bilim insanlarının ve yandaş sendika dışındaki sendikaların görüşlerine neden başvurulmadığı anlaşılmıştır. Tüm ülkeyi ve gelecek nesilleri yakından ilgilendiren eğitim müfredatı gibi bir konuda, müfredatın siyasal ve ideolojik olarak iktidara yakın çevrelerin müdahalesiyle daha da geriye götürülmesi, bilime ve aydınlanma düşüncesine karşı adeta bayrak açılması söz konusudur. Ders kitaplarında bir süredir sürdürülen “sadeleştirme” ve “basitleştirme” uygulamalarının doğrudan bilim, felsefe, tarih ve sanat derslerini hedef alması, ünite ve kazanım sayılarının azaltılması, başta tarih dersleri olmak üzere, büyük ölçüde “dini” ve “milli” öğeler ve referanslarla donatılmış bir müfredat oluşturulmuştur.

MEB başından sonuna kadar müfredat hazırlıkları konusunda yeterince şeffaf ve açık bir tutum almamış, eğitim müfredatının bilimle, bilimsel bilgi ile gerçeklerle en somut bağlarını koparmış, eğitim sisteminde her türlü bilim dışı akım ve düşüncenin gelişmesi için geniş bir alan açmıştır. Bilimin en temel gerçeklerinden birisi olan Evrim Teorisi’nin müfedattan çıkarılması başlı başına bir skandaldır. Evrim Teorisi sadece biyolojide değil, tüm doğa ve insan bilimlerinde, bilimi ve aklı yok sayan “yaradılışçı eğilimler”in akıl dışı safsatalarına karşı, bilimlerin kendilerini geliştirme ve ilerletmenin temel dayanak noktalarından birisi olan bir teoridir. Evrim Teorisi, iktidarın özellikle 4+4+4 sonrasında hayata geçirdiği “dindar ve kindar nesil yetiştirme” projesine kurban edilmiştir. Türkiye bu hamlesiyle eğitimde bilimin evrensel değerlerine doğrudan cephe alarak, Suudi Arabistan ile aynı çizgiyi benimsediğini göstermektedir. Bu tehlikeli adımın arkasında, bütün okullarda okutulan eğitim müfredatını, imam hatip müfredatı ile bütünleştirme çabaları bulunmaktadır.

Müfredat değişiklikleri ile tarihin, darbeler ve cuntaların da tarih kitaplarında okutulacak olması,  dönem başında tüm okullarda bir hafta boyunca şiddet görüntüleri eşliğinde gelişme çağındaki ilkokul öğrencilerine sakıncalı olmasına rağmen zorla izlettirilen ve “15 Temmuz darbe girişimi”nin eğitim müfredatına girmesi, ulusal bayramlar arasında sayılması, hatta Felsefe dersi müfredatı içine yerleştirilerek anlatılmak istenmesinin eğitim bilimine ne kadar katkısı olacağı tartışmalıdır.

Özellikle Hayat Bilgisi ve Sosyal Bilgiler Derslerinde çok sayıda tartışmalı ve iktidarın siyasal-ideolojik söylemlerini çağrıştıran değişikliklerin yapılması, benzer bir şekilde geçtiğimiz yıl bütün okullarda kutlanması için resmi yazı yazılan “Irak Kut’ül Amare Zaferi” gibi bir olayın yer alması dikkat çekicidir.

Son dönemde laik/seküler eğitime yönelik olarak başlatılan düşmanca yaklaşımlar, Anayasanın ve toplumsal yaşamın temel ilkelerinden birisi olan laik eğitim ve laik yaşamı savunanların gözaltına alınması, tutuklanması ve hedef haline getirilmesine ilişkin tehlikeli yaklaşımları, yapılmak istenen müfredat değişikliklerinden ayrı ve bağımsız değerlendirmek mümkün değildir.

Türkiye’deki bütün eğitim kurumları, iktidarın ırkçı, mezhepçi, ayrımcı ve otoriter uygulamaları nedeniyle gerçek işlevlerinden hızla uzaklaştırılmıştır. İktidarın eğitim başta olmak üzere, toplumsal yaşamın bütün alanlarında uyguladığı baskı, şiddet ve dayatmacı uygulamalar, laik eğitime, eşit, özgür ve demokratik yaşama karşı açık bir meydan okumanın yaşandığını göstermektedir. Müfredat değişiklikleri, bir anlamıyla “laik eğitim ve laik yaşama” karşı meydan okumanın somut bir yansımadır.

Laik-bilimsel eğitim anlayışına açıkça meydan okuyan, din-toplum ilişkisini konu alan ve laikliği de içeren sekülerizmi “satanizm” ile aynı kefeye koyarak “sakıncalı düşünce” ilan eden çağ dışı zihniyete karşı eğitim ve bilim emekçilerinin örgütlü gücü Eğitim Sen olarak bütün imkanlarımızla mücadele edeceğimiz bilinmelidir.

Yukarı Dön



Etiketler:

Henüz yorum bulunmamaktadır!

Yorum yapyorum

 

Kategoriye Ait Diğer Haberler



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat