Edward Said-Entelektüel


Edward Said-Entelektüel

A+ |Normal |A-

Son güncelleme: 03 Temmuz 2017 Pazartesi 17:20


Bugünlerde ne okuyabilirim diye bir düşüncesi olanlara, eğer okumadılarsa, Edward Said’in “Entelektüel” adlı eserini tavsiye edebiliriz.

Küre Medya / Haber Merkezi
Edward Said. Karşılaştırmalı edebiyat profesörü ve aktivist, teorisyen. Amerikan vatandaşı Hıristiyan Filistinli bir baba ile Lübnanlı Hristiyan annenin Filistin'de dünyaya gelmiş iki çocuğundan biridir. 1935'te Kudüs'te doğan Said, Kudüs ve Kahire'de eğitim gördü. On beş yaşında ailesiyle birlikte ABD'ye göç etti. New York'ta yaşadı ve buradaki Columbia Üniversitesi'nde İngiliz Edebiyatı ve Karşılaştırmalı Edebiyat Bölümü'nde profesörlük yaptı. 2003 yılında New York’ta hayatını kaybetti.
Edward Said-Entelektüel-Kitap tanıtım

Yakup Döğer


Bugünlerde ne okuyabilirim diye bir düşüncesi olanlara, eğer okumadılarsa, Edward Said’in “Entelektüel” adlı eserini tavsiye edebiliriz.

Edward Said’in bir dizi konferansının sonunda kitaplaştırılmış olan eseri hacim olarak küçük olmasına rağmen, içerik olarak çok yoğun bir eser.

Said entelektüeli üç kelimeyle özetliyor bir bakıma: “Sürgün-Marjinal-Yabancı” Eser dikkatlice okunduğunda, İslami literatürdeki bağımsız İslam Ulemayı anlatıyor sanki. İktidardan, iktidar odaklarından, dünyevi çıkarlardan uzak, alınıp satılamayacak değerleri olan, değerlerini bütün dünyevi kazanımların üstünde gören bir kişiliğe vurgu yapıyor.

Said, entelektüeli, düzenin adamlarından ayırarak tanımlamakta. “Düzenin damları belli çıkarları gözetirler, oysa entelektüel şovenist milliyetçiliği, şirketleşmiş düşünce müsveddelerini, sınıf, ırk ve toplumsal cinsiyet imtiyazlarını sorgulayan kişiler olmalıdır” der.

Entelektüelin özelliğinden bahseden Said, hangi partiye yakınlıkduyarsa duysun, hangi ülkeden gelirse gelsin ve kendini aslen neye bağlı hissederse hissetsin, insanların çektiği acılar ve yaşadığı baskılar konusunda belli doğruluk standartlarından şaşmaması gerektiğini değinir.

Entelektüelin esas değerinin, bağımsızlığından, yalnızlığından, toplumdaki azlığından ve her türlü pazarlığa kapalı olan karakterinden kaynaklandığına değinen Said, Entelektüeli, sürgün, marjinal olarak, amatör olarak, iktidara karşı hakikati söylemeye çalışan bir dilin müellifi olarak niteler.

Said Entelektüelin yabancılığına vurgu yaparken, “bir şeyleri değiştirme imkânlarına set çeken olağanüstü güçlü toplumsal otoritelerin -medya, hükümetler, büyük şirketler vs.- oluşturduğu ağ karşısında kişinin kendisini genellikle ne denli güçsüz hissetmesidir” diyor.

DEĞİŞTİRME GÜCÜNE SAHİP OLAMAMAK

Edward Said bir entelektüelin, gülme özürlü, sürekli şikayet halinde insanlar olması falan gerekmediğini ifade ediyor. Eğer entelektüel, bir şeyi değiştirme gücüne sahip değilse, bu onun monoton bir hayat yaşadığı anlamına da gelmediğini belirtiyor.  

Değiştirme gücünün olmamasının, entelektüelin işlevinin sona erdiği anlamına gelmediğine değinen Said bu durumu şöyle izaha gayret ediyor:

“Kişinin değiştirme gücüne sahip olmadığı üzücü bir duruma tanıklık etmesi hiç de monoton, renksiz bir faaliyet değildir. Foucault'nun deyimiyle "amansız bir vukufu" alternatif kaynakların taranmasını, gömülmüş belgelerin gün ışığına çıkarılmasını, unutulmuş (ya da terk edilmiş) tarihlerin diriltilmesini gerektirir tanıklık etmek. Dramatiklikten ve isyankârlıktan nasibini almış olmayı, çok nadir ele geçen konuşma fırsatlarını çok iyi kullanıp dinleyicinin dikkatini çekebilmeyi, hasımlarından daha iyi espriler yapıp daha iyi tartışmayı içerir. Ne koruyacak makamları ne de başında nöbet tutup gücüne güç katacakları toprakları olan entelektüellerde bazılarını çok rahatsız eden bir şeyler vardır; kendini beğenenleri de yok değildir ama daha çok kendileriyle dalga geçerler mesela, lafı eveleyip gevelemektense dobra dobra konuşurlar. Ama şu gerçekten kaçış yoktur: kendilerini böyle gören entelektüellerin ne yüksek mevkilerde eş dostları, ne de resmi makamlarda itibarları olur.İnsan yalnız kalır, doğru; ama her zaman sürüye uyup mevcut duruma hoşgörü göstermekten iyidir yalnızlık.”

İKİ TÜR ENTELEKTÜEL

Edward Said Antonio Gramsci’nin toplumda entelektüel işlevi görenlerin ikiye ayırdığına değinir ve şöyle der: “Gramsci toplumda entelektüel işlevi görenlerin ikiye ayrılabileceğini göstermeye çalışır: bunlardan birincisi, nesilden nesile aynı şeyi yapmayı sürdüren öğretmenler, papazlar ve idareciler gibi geleneksel entelektüeller, ikincisi ise entelektüelleri çıkarlarını örgütlemek, daha fazla iktidar, daha fazla denetim gücü elde etmek için kullanan sınıflarla ya da kuruluşlarla doğrudan bağlantılı olduklarını düşündüğü organik entelektüellerdir.”

Organik entelektüel düzenle birlikte hareket edendir. Kapitalist girişimci kendisiyle birlikte sanayi teknisyenini, ekonomi politik uzmanını, yeni bir kültürün, yeni bir hukuk sisteminin oluşturucularını vb. yaratır. Bir deterjan ya da havayolu şirketinin pazardan daha fazla pay kapmasını sağlamak için teknikler geliştiren günümüz reklamcısı ya da halkla ilişkiler uzmanı, demokratik bir toplumda müşterilerin rızasını kazanmaya, tüketicinin ya da seçmenin düşüncelerini yönlendirmeye çalışan biri Gramsci'ye göre bir organik entelektüeldir.

BENİM KRALLIĞIM BU DÜNYANIN KRALLĞI DEĞİL

Edward Said gerçek entelektüele de vurgu yapar. Said’e göre, gerçek entelektüeller bir tür ruhban sınıfı oluştururlar, pek nadir bulunan yaratıklardır; çünkü bu dünyaya ait olmayan ebedi hakikat ve adalet standartlarının bayraktarlığını yaparlar. Bu insanlar için ruhban gibi dini bir terimin kullanılması, onlara her zaman bu sınıfa ait olmayan, yani maddi avantajlar edinme, kendini geliştirme ve mümkünse dünyevi güçlerle yakın ilişkiler kurma gibi dertleri olan sıradan insanlarınkine karşıt bir statü ve davranış tarzı atfedilmesinin nedeni budur. Gerçek entelektüeller, der "özünde pratik amaçlar gütmeyen faaliyetler yürüten," bir sanat ya da bir bilimle ya da metafizik spekülasyonla ilgilenmekten keyif alan, özetle manevi avantajlara sahip olan, yani bir bakıma şöyle diyen kişilerdir: "Benim krallığım bu dünyanın krallığı değil.”

OTORİTEYE MEYDAN OKUMAK

Said’in tespitleri çarpıcıdır ve şöyle devam eder: “Gerçek entelektüeller en çok, metafizik tutkunun, çıkar gözetmeyen adalet ve hakikat ilkelerinin etkisiyle yozlaşmayı mahkûm ettikleri, zayıfları savundukları, hatalı ya da baskıcı otoriteye meydan okudukları zaman kendileri olurlar.” Said’e göre bir bakıma bu dünyalıkların peşinden alabildiğine koşan kişilerden, hakkı ve hakikati haykırabilen entelektüeller olmaz.

Gerçek entelektüel

Entelektüellerin ihanetine değinen Said, Julien Benda’nın ifadelerine yer verir ve Benda’nın gerçek entelektüel için yaptığı tanımı aktarır.

Benda'nın tanımına göre gerçek entelektüeller kazığa bağlanıp yakılma, sürgüne gönderilme, çarmıha gerilme riskine girmek durumundadırlar. Başat özellikleri dünyevi kaygılarla aralarındaki gevşemez mesafe olan simgesel şahsiyetlerdir onlar. Bu yüzden de sayıları çok olamaz, gelişimleri belli rutinlere bağlı olamaz. Güçlü kişiliklere sahip, su katılmadık bireyler olmak zorundadırlar; her şeyden önce de statüko karşısında daimi bir muhalefet durumunda olmaları gerekir.

Entelektüelin toplumdaki yeri

Entelektüelin toplumdaki yerine değinen Said, “entelektüelin toplumda, sadece kimliksiz bir profesyonel, salt kendi işine bakan bir sınıfın yetenekli bir üyesi olmaya indirgenemeyecek özgül bir kamusal role sahip bir birey olduğunda ısrar etmek istiyorum” der. Said devamla şöyle ifadelerde bulunur: “Bence merkezi önem taşıyan olgu şudur: entelektüel belli bir kamu için ve o kamu adına bir mesajı, görüşü, tavrı, felsefeyi ya da kanıyı temsil etme, cisimleştirme, ifade etme yetisine sahip olan bireydir. Bu rolün özel, ayrıcalıklı bir boyutu vardır ve kamunun gündemine sıkıntı verici sorular getiren, ortodoksi ve dogma üretmektense bunlara karşı çıkan, kolay kolay hükümetlerin veya büyük şirketlerin adamı yapılamayan, devamlı unutulan ya da sumen altı edilen insanları ve meseleleri temsil etmek için var olan biri olma duygusu hissedilmeden oynanamaz.”

 Entelektüel bunu evrensel ilkeler temelinde yapar: Tüm insanların dünyevi güçlerden ve ülkelerden özgürlük ve adalet konusunda doğru dürüst davranış standartları beklemeye hakkı vardır; bu standartların kasti veya gayri ihtiyari ihlallerine tanıklık edilmeli ve cesaretle karşı konulmalıdır.

Neyi temsil ettiğim önemli

Entelektüelin temsil makamına değinen Edward Said, entelektüel için can alıcı sorunun neyi temsil ettiğini yanıtlaması olduğunu ifade eder. Said temsil ettiği değerleri ifade ederken; “Bir entelektüel olarak kaygılarımı bir dinleyici ya da izleyici kitlesi önünde sunarım; ama mesele sadece bu kaygıları nasıl ifade ettiğimde değil, aynı zamanda özgürlük ve adalet davasını savunmaya çalışan biri olarak benim neyi temsil ettiğimdedir. Bütün bunları söyler ya da yazarım, çünkü uzun uzun düşündükten sonra bunlara inanmışımdır, başkalarını da bu görüş doğrultusunda ikna etmek isterim.” Edward Said, inandığı ve savunduğu değerlerin sadece kendisinde saklı kalmasının doğru olmadığını, inandığı değerler başkalarını da ikna etmesi gerektiğine inanmıştır.

Entelektüelin mutlu etmesi söz konusu değildir

Said, entelektüelin karşısında konuştuğu insanlara tozpembe bir dünya sunamayacağını anlatır. Said’e göre entelektüelin yaptığı işin özünde, can sıkıcılık, keyif kaçırıcılık vardır.

Said bu konuda şunları ifade eder: “Bir yanda kendi tarihim, deneyimlerimin sonucu olan değerlerim, yazılarım ve tavır alışlarım vardır, bir yanda da tüm bunların insanların savaş, özgürlük ve adalet hakkında tartışıp kararlar verdikleri toplumsal dünyaya girme biçimleri. İnsan salt özel alanda kalarak entelektüel olamaz, zira sözcükleri kâğıda döküp yayımladığınız anda kamusal dünyaya girmişsiniz demektir. Salt kamusal alana ait, sadece bir hareket, dava ya da konumun sözcüsü veya simgesi olan bir entelektüel de olamaz. Şahsi tını, kişiye özgü duyarlılık diye bir şey vardır; söylenen ya da yazılan şeylere de bu anlam verir. Hele bir entelektüelin dinleyicilerini mutlu etmesi diye bir şey söz konusu olamaz; işin özü sıkıntı verici, aykırı, hatta keyif kaçırıcı olmaktır.”

Kanaatimizce bugün için kitap sevdalılarının okuyabileceği klasik denebilecek eserlerden biri Edward Said’in “Entelektüel” kitabıdır. Okuyanların bir daha, okumayanların ise hemen okumalarını tavsiye ederiz.

Allah okuduklarımızı anlamamızı ve kendi rızası doğrultusunda amel etmemizi nasip etsin, Allah zihin açıklığı versin

Küre Medya

Yukarı Dön



Etiketler:

Yorum yapyorum

Yorumlar

Mehmet Ali Başaran
04.07.2017 12:40
ders kitabı
Tanıtım ve hatırlatma için teşekkür ederiz.
Çok kıymetli bir kitap.
ders kitabı gibi okunmalı, bir araya gelinerek üzerinde değerlendirme yapılmayı hak eden bir kitap.
akla merhum Akif Emre'yi getirmedi değil.
Yorum yapyorum

 

Kategoriye Ait Diğer Haberler



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat