Doğu Guta direnişinin çarpıcı hikayesi-2.bölüm


Doğu Guta direnişinin çarpıcı hikayesi-2.bölüm

A+ |Normal |A-

Son güncelleme: 13 Ocak 2016 Çarşamba 16:23


Şam Orduları İslam Birliği resmi sözcüsü Vail Ulvan, Timetürk için röportaj yapan Muhammed İkbal Köseoğlu'na konuştu. 2. bölümünü ilginize sunuyoruz.

Küre Medya / Haber Merkezi
Şam Orduları İslam Birliği resmi sözcüsü Vail Ulvan, Timetürk için röportaj yapan Muhammed İkbal Köseoğlu'na konuştu. 2. bölümünü ilginize sunuyoruz.

“Uçaklar vurmaya başlayınca ben eşime ve çocuklarıma sarılıp öpüyordum ve ölümümüzü bekliyorduk.”


Timetürk: Tekrar Doğu Ğûta'ya dönecek olursak. Kuşatma altındasınız ve istisnasız her gün bombalanıyorsunuz. Kimyasal saldırıya uğradınız. Nasıl dayanıyorsunuz? Mantıken pek mümkün gözükmüyor. Somut örnekler verebilir misiniz?

Cevap: Doğu Ğûta'da 600 bin ile 800 bin arası kişi yaşıyor. Savaşçıların sayısı ise en iyi durumda 20 bini geçmez. Çok az bir sayı. Çok şiddetli bir kuşatma olduğu için savaşçıların silahları ve mermileri çok az ve sivillerin aç kaldığı gibi aç kalıyorlar. Doğu Ğûta, katil rejim tarafından havan, tanklar ve uçaklarla vuruluyor. Kimyasal silahlarla vurdular. 1500 kişi şehit oldu bir anda. Ben kimyasal silahla vurulan yere sadece 10 kilometre uzaktaydım. Küçük oğlum, kimyasal silahın etkisinden dolayı bugün hala rahat nefes alamayıp krizler geçiriyor ve oksijen maskesi takmak zorunda kalıyoruz. Büyük bir katliamdı.

 




Timetürk: Kimyasal silahın etkisiyle sorunlu doğan bebekler var mı?

Cevap: Nadir vakalarla karşılaştık fakat Doğu Ğûta'nın çocuklarının çoğu hala nefes alamayıp krizler geçiriyor. Astım ve bronşit vakaları ortaya çıktı. Tıbbi malzeme ve hizmetlerin yetersizliğinden dolayı kimyasal silahla yaralananların çoğu öldü. Ğûta, her gün bombalanıyor. Uçaklar vurmaya başlayınca ben eşime ve çocuklarıma sarılıp öpüyordum ve ölümümüzü bekliyorduk. Uçak roketi düşünce çevresindeki tüm binalar imha olur. Herkes ya ölür ya da yaralanır. Ğûta'nın insanları böyle yaşıyor; açlık, korku ve ölüm. Katil Esed rejimi bizimle Côbar, Irbîn, Harastâ ve Dûma'da savaşıyor. (Haritada gösteriyor.) Burada kampta ve burada Deyr-Selman ve el-Bilaliyye gibi yerlerde ya da rayda/demir yolunda. Burada ray var. Ray aramızdaki sınır. Bu taraf rejimin bu taraf da muhaliflerin kontrolünde. Söylediğim yerlerin tamamında rejim operasyon yapıyor ve kazanamıyor. Allah'ın izniyle biz yeniyoruz. Kazanamayınca intikamını Ğûta halkından; yaşlılardan, kadınlardan ve çocuklardan alıyor. Şehirleri vuruyor. Zibdin'i vuruyor, Duma'yı vuruyor, Kefer Batna'yı vuruyor.

Timetürk: Yani savaşçılara diş geçiremeyen Esed rejimi, intikamını sivillerden alıyor.

Cevap: Aynen öyle. Savaşçılarımızın durumuna gelecek olursak… Şimdi bahsettiğimiz 20 bin savaşçının en büyük kısmı Ceyşul-islam'a bağlı. Onlardan sonra biziz, yani el-İttihâdu'l-İslamî li Ecnâdi'ş-Şâm. Üçüncü sırada Feylaku'r-Rahman (1), dördüncü Ahraru'ş-Şâm, beşinci ise Cephetu'n-Nusra. Cephetu'n-Nusra'nın savaşçı sayısı beş yüz civarı. Ğûta kuşatma altında olduğu için aralarında hiç dışarıdan gelen savaşçı yok. Hepsi Suriyeli. Cephetu'n-Nusra'nın sayısı Ahraru'ş-Şâm'dan daha fazla.

Timetürk: Madem Cephetu'n-Nusra'nın Ğûta'daki savaşçı sayısı Ahraru'ş-Şam'dan fazla, neden onları beşinci sıraya koydunuz?

Cevap: O tertibi ben yaptım kardeşim, çünkü onları sevmiyorum. Maalesef Ğûta'daki Cephetu'n-Nusra mensupları diğer bölgelerdekiler gibi değil. Bazıları bize kâfir diyor. Işid değiller ama onların fikirlerinden etkilenmişler. Hepsi değil bazıları. Devrim bayrağımıza küfrederler. Cephetu'n-Nusra bizim Kur'an hafızı olan komutanlarımızdan bir tanesini (2) öldürmeye çalıştı ama ölmedi, Allah kurtardı. O gün onlar  "Biz bugün mürtetlerin ve kâfirlerin büyük başlarından birini öldürdük." diye bir tweet attılar.

 
(el-İttihâdu'l-İslamî li Ecnâdi'ş-Şâm'ın eski lideri Ebu Muhammed Fatih, Zehran Alluş'la birlikte Hatîb Ebû Naîm Ya'kûb'u ziyaret ederken)

Ama böyle durumlar çok yaygın değil Cephetun-Nusra'da. Sadece küçük bir kısmı Işid'den etkilenmişti. Neyse grupların sıralaması bu şekilde. Cephelere göre dağılımına gelirsek: Ceyşu'l-İslam; şuradan Dûma'ya yani şuraya kadar. (Haritada gösteriyor) Burası Adra. Adra rejimin elinde. Biz ise Bilaliyye ve Deyr Selman'da bulunmaktayız. Şurada ise Ceyşu'l-İslam, el-İttihâdu'l-İslamî li Ecnâdi'ş-Şâm, Feylaku'r-Rahman, Ahraru'r-Şam ve Cephetu'n-Nusra yani hepsi beraber varlar.

Timetürk: Irbîn kimin kontrolünde?

Cevap: Irbîn; Feylaku'r-Rahman, Ahraru'ş-Şam ve Cephetu'n-Nusra'nın kontrolünde. Ceyşu'l-İslâm ve el-İttihâdu'l-İslamî li Ecnâdi'ş-Şâm'ın Irbîn 'de sadece küçük bir merkezleri var. Harastâ, Medyara ve Harastâ'nın diğer tarafı, bütün buraların hepsi ise el-İttihâdu'l-İslamî li Ecnâdi'ş-Şâm'ın kontrolündedir. En önemli savaş Côbar'da yaşanıyor. Şurası, şurası ve şurası rejimin kontrolünde, burası da devrimcilerin. Bu yol kesik, arabalar geçemez. Biz kestik, şuradan şuraya. Rejim bizi Côbar'dan çıkarmaya çalışıyor çünkü Côbar Şam'ın içinde. Côbar'daki savaşçıların ağırlığı el-İttihadu'l-İslamî li Ecnadi'ş-Şam'a ve Feylaku'r-Rahman'a ait. Yani Feylaku'r-Rahman ve el-İttihâdu'l-İslamî li Ecnâdi'ş-Şâm Côbar'da en etkin gruplar. Rejim Côbar'a şuradan girmeye çalıştı ama başaramadı. (Haritada gösteriyor) Burayı da denedi olmadı, buradan da giremedi. Buradaki savaş iki seneden beri devam ediyor. Rejim diğer taraflardan yanaşamayınca şuranın etrafından dönerek burayı aldı. (Haritada bir yeri gösteriyor) Côbar çok tehlikelidir yani. Şuan Côbar'da çatışmalar burada sürüyor, burada ise fazla çatışma yok ama yere sürekli roket iniyor. Bak, buranın adı da Tayba bölgesi. Burası her gün çok yoğun çatışmaların yaşandığı bir yer. Rejim buradan girerek bölgeyi kuşatmak istiyor. Neden biliyor musun? Çünkü... Bak şimdi, Meliha devrimcilerin elindeydi. Rejim günlerce buradan girmeyi denedi ama başaramadı. Tanklar yoğun bir şekilde vurdu. Sonra BMP (personel taşıyıcı özelliği olan, zırhlı, hafif tank) getirdi ve askerleri indirdi. Askerler inince devrimciler siperlerden çıktılar ve çekilmeyip sonuna kadar savaştılar. Şurada, şurada ve şurada elli gün sürdü savaş. Çok şiddetli bir savaştı. Sonra rejim ne yaptı biliyor musun? Devrimcilerin Rpg, konkurs, kornet gibi antitank silahları olmadığı için buradaki binaların olduğu yerde savaşıyoruz. Binalar olduğu için de tanklar girip savaşamıyor. O yüzden biz yüz yüze çok savaştık. Biz şehir ya da sokak çatışmalarında çok iyiyiz. Rejim ise tankları olduğu için bazen çöl savaşlarında bizi yeniyor. Burada o kadar çok savaştık ki o yüzden şunu yaptı; şu taraftan geldi ve Meliha'yı aldı. Alması 135 gün sürdü. Bu savaş Suriye'deki en büyük çatışmaydı. Mücahitler 1000'e yakın kişi şehit verdi. Rejimin kaybı ise 5000 civarında. İçlerinde Iraklı, İranlı, Afganistanlı ve Hizbullah'tan şiiler vardı. “Kefil Zeynep”, “Esedillah el-Galib” ve “Ebul-Fadl el-Abbas” gibi büyük şii tugaylar geldiler. Savaşın sonunda o tugayların hepsi ya ölü ya da yaralı olarak döndüler Elhamdülillah. Meliha savaşı çok şiddetliydi. Rejim, başlangıçta çok güçlü gelmişti ama bu savaştan yorgun ve bitmiş bir halde çıktı. Eğer biz direnmeyip Meliha'dan çekilseydik rejim tüm Ğûta'yı alırdı. Ama rejimi o kadar çok yorduk ki sadece Meliha'yı alabildi. Bunlar Ğûta'nın savaşlarıydı. En önemli şey rejimle Şam'ın içinde savaşmaktır. Rejimle Şam'ın içinde savaşabilmek için Côbar'ı muhafaza etmen lazım. Côbar, savaşın kapısıdır. Hareketlerin bazıları Côbar'a önem vermiyor. Bu ihtilaf aramızda büyük bir sıkıntı çıkarttı. Ceyşu'l-İslam'a göre Côbar çok önemli değil. Feylaku'r-Rahman ve el-İttihâdu'l-İslamî li Ecnâdi'ş-Şâm ise asıl savaş Côbar'da diye düşünüyorlar. Côbar, Şam demektir. Orada savaşmak gerekiyor. O yüzden zorluk çekiyoruz. En büyük hareket olan Ceyşu'l-İslam, Côbar'a yeteri kadar önem vermemesine rağmen yine de bizimle beraber savaşıyor. Esed rejimi ile asıl savaşımız Şam'dadır ve daha önce belirttiğim gibi Şam çok stratejik bir yer ve bizim en önemli savaşımız burada olmalıdır. O yüzden imkânlarımızın çoğunu Côbar'a harcamalıyız.

Timetürk: Dediğiniz gibi Şam çok kritik ve diyelim ki bir şekilde Şam'ı düşürdünüz. Özellikle son zamanlarda kuzeyde Fetih Ordusu gibi bir takım yapılanmalar da var. Bunların da başarıya ulaştığını varsayalım. Dünya devletleri şöyle bir seçenekle karşınıza gelse: Lazkiye ve Tartus bölgesi Rusya ve İran için çok önemli. Lazkiye merkezli bir Nusayri devleti kurulsun. Kuzeyde Türkiye sınırında, Kürtlere ait de bir devlet olsun. Geriye kalan bölgelerde de Araplara ait Sünni bir devlet olsun. Suriye meselesi böyle bir noktaya geldiğinde; el-İttihâdu'l-İslamî li Ecnâdi'ş-Şâm olarak siz, böyle bir öneriyi kabul eder misiniz?

Cevap: Hayır, asla!

Timetürk: Neden? Akan kanın durmasını istemiyor musunuz?

Cevap: Mezhep temelli devletlerin oluşmasını zulüm olarak görüyoruz. Dünyada mezhep temelli çalışan sadece iki devlet var. Biri israil, diğeri ise İran'dır. Bu kesinlikle zulümdür. Suriye bütünüyle tek bir devlettir ve bu bizim temel fikirlerimizden biridir. Şuan düşmanlarımız Suriye'yi bölmek istiyorlar. Kürtler, Suriye halkının bir parçasıdır. Biz tabii ki Kürtlerin bir dili ve tarihi olmasına saygı duyuyoruz. Dini ya da ırkı farklı olsa da her bir unsurun Suriye'nin bir parçası olduğunu düşünüyoruz. Suriye'nin bölünmesini asla kabul etmeyiz. Alevilere gelince, onlar Selahattin Eyyubi'nin döneminde de vardılar. Yaşadıkları ayrı bölgeleri vardı. Bizim onlara zararımız dokunmaz. Onlar da Suriye'nin bir parçasıdır. Amerika ve bazı devletler Suriye'nin bölünmesini istiyor ama resmi olarak ilan etmiyor. Nasıl biliyor musun? Malum, burada Işid var. Rejim sahil bölgesinde varlığını sürdürürken bizim Işid'le yıllarca çatışmamızı istiyorlar. Bize göre Işid ve rejim birdir. Çünkü rejim Işid'in ortaya çıkmasına izin verdi. İran istihbaratıysa Işid'i oluşturdu. Devrimcilerin rejimi bırakıp Işid'le meşgul olmasını sağlamak amacındaydılar. Zalim rejim halkın ilk katilidir. Işid de halkın katledilmesinde rejime yardım etti. O yüzden ikisi de düşmanımızdır. Netice olarak Suriye tek bir devlettir ve bunun aksini asla kabul etmeyiz.

Timetürk: Batı diyor ki Suriye'de aşırılar, teröristler var. Ya da radikaller var. Farklı kelimeler kullanılabiliyor. Amerika, muhaliflerin içinden seçtiği birilerinin eğitilip, donatılmasına karar verdi ve bu programda Türkiye ile ortak hareket ediyor. el-İttihâdu'l-İslamî li Ecnâdi'ş-Şâm olarak siz, Amerika'nın ‘eğit-donat' programına aldığı gruplardan mısınız yoksa radikal, aşırılardan mı?

Cevap: el-İttihâdu'l-İslamî li Ecnâdi'ş-Şâm terörist değil. Amerika, Avrupa ve Türkiye bizi terörist olarak sınıflandırmıyor. Çünkü biz halkı temsil ediyor ve dar düşünmüyoruz. Ceyşu'l-İslâm da böyle. Ancak bu onların bizim hedefimizi te'yid edip destekledikleri anlamına gelmiyor. Amerika, Cephetu'n-Nusra'yı, hilafet isteyen, devrim bayrağına "yok" diyen ve verilen savaşı Suriye sınırları içinde saymayan bazı grupları radikal olarak sınıflandırıyor. Öte yandan Türkiye'nin askeri kamplarında eğitiliyor muyuz diye sorarsan “Hayır” derim. Kendimize ait eğitim kamplarımız var. Biz Ğûta'da kuşatma altında olduğumuz için Türkiye'de eğitilebilecek, sınıra yakın kuvvetlerimiz yok. Bu nedenle programa davet edilmedik. Türklerle iyi ilişkimiz var. Bizi terörist değil dost olarak görüyorlar.

Timetürk: Eğer mümkün olsaydı yani sınıra ulaşabilseydiniz böyle bir teklifi kabul eder miydiniz?

 Cevap: Eskiden, anlayışlarımızla ters düşen şartlar taşımaması şartıyla, düşmanımızla savaşmak için gelen her desteği kabul ederdik. Biz devrimiz; devrim halkın istekleridir. Halkın istekleri ise kırmızıçizgidir. Bir devlet, katil bir rejimle savaştığımız için destek verirse kabul ederiz fakat bir devlet gelip Işid'le savaşın ama rejime dokunmayın derse kabul etmeyiz. Hem Işid hem rejim ikisi de düşmanımızdır.

Timetürk: Şam'da rejimle muhalifler arasında oluşan denge uzun bir zamandır değişmiyor. Kuvvetli direniş gösterdiğiniz için rejim mesafe kat edemiyor. Peki, muhalifler neden ilerleyemiyor?

Cevap: Suriye rejimi, İran ve Irak tarafından sağlam destek almasına rağmen yine de zayıftır. Birçok yerde büyük kayıplar yaşaması bunun delilidir. Fakat bunun aksine devrimcilerin imkânları sınırlıdır. İdlib ve Hama gibi yerlerde Kuzeyin zaferleri iki sebeple gerçekleşti: Biri birlik olmaları, ikincisi ise desteklenmeleridir. Dengeleri değiştirecek savaşların yapılabilmesi için çok büyük desteğe ihtiyaç var. Yani devletler desteklemelidir.



1-Rahman Ordusu/Birliği

2-10 Kıraatte icâzetli Hâfız ve Hatîb Ebû Naîm Ya'kûb'u kastediyor.

RÖPORTAJIN 1.BÖLÜMÜ İÇİN TIKLAYINIZ >>>>>>

Kaynak: TİMETÜRK 

Yukarı Dön



Etiketler:

Henüz yorum bulunmamaktadır!

Yorum yapyorum

 

Kategoriye Ait Diğer Haberler



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat