Dinde Güncelleme Olur Mu?


Dinde Güncelleme Olur Mu?

A+ |Normal |A-

Son güncelleme: 18 Mart 2018 Pazar 17:16


Mehmet Alagaş kendisine "Dinde güncelleme olur mu" sorusunu cevaplıyor.

Küre Medya / Haber Merkezi
Mehmet Alagaş'a sorulan soru şöyle: "Mehmed hocam son günlerde Cumhurbaşkanı R. Tayyib Erdoğan'ın söylediği "Dinde güncelleme" sözü çok değişik ortamlarda tartışılıyor. Bu söze büyük bir tepkiyle yaklaşanların genel kanaati dinde güncellemenin olamayacağı yönünde. Sizin Cumhurbaşkanının söylediği bu söz hakkındaki görüşünüz nedir?"

 Mehmet Alağaş'ın soruya verdiği cevabı paylaşıyoruz:


Ve aleykümselam

Mesele din olduğu zaman şahıslar üzerinde değil söylenen söz üzerinde durmamız gerekir. Gerçi gönlüm isterdi ki, ifadesi yanlış fakat anlamı hak olan bu sözü bir cumhurbaşkanı değil ümmetin bu ciddi meselesiyle yakından ilgilenen bütün alimler icma ile söylesin. Ancak İslam alimliğini, geleneksel kaynaklardan nakilcilik olarak anlayan günümüzdeki alim(!) çoğunluk bu anlayıştan ne yazık ki çok uzaktır.

Bizim uzun yıllardır devamlı tekrarladığımız dinde değil fıkıhta güncelleme anlayışını dile getiren kişi, elbetteki bu söz ile ayetlerin veya hükümlerin değişmesini-güncelleşmesini kastetmemektedir. Çünkü kıyamete kadar zamanlar ve mekanlar üstü olan Kur'an-ı Kerim ayetleri evrensel olduğu gibi bazı hükümlerin zamana ve mekana göre değişmeyecek olan pratikleri de evrenseldir. Bu söz ile kastedilen evrensel olan ayetler ve pratikler değil, müslümanların yaşadığı konumu ve şartları dikkate alan bazı hükümlerin günümüzde pratiğe geçirilmesiyle ilgili asırlar öncesi yapılan ictihatler, verilen fetvalardır. İşte ayetler ve hükümler dikkate alınarak güncellenmesi gereken din değil bu fıkıhdır.

Gerçi cumhurbaşkanının "Güncelleme" derken ayetlerin asıllarını değil bunları kastettiğini, bu söze şiddetle karşı çıkanlar da bilmektedir. Çünkü güncellemeye "Dinde reform" diyerek karşı çıkan kimseler bu sözü doğru anlamında kabul ettikleri zaman sadece nakliyatçılıkla kazandıkları itibarları zayıflayacak ve bunun da ötesinde ayetler üzerinde çok ciddi araştırmalar yapmaları, yeni ve hak görüşler ortaya koymaları gerekecektir. Tabi ki kolaya alışmış geniş bir zümre için çok zor ve gereksiz bir iştir bu!. Nitekim günümüzde Muhammed ümmeti hükümlerden kaynaklanan muazzam ortak noktalarını bir kenara bırakıp, ictihad kaynaklı ayrılıklarını ön plana çıkararak büyük bir fitnenin içine girmişken, bu mezhepler içinde kendilerine fakih denilen böylesi hazırcı kimseler halktaki bu mezhep bağnazlığını gidermek bir yana, bu bağnazlığı daha da körükleyici yaklaşımlarda bulunmaktadırlar.

Kendilerine fıkıh despotu diyebileceğimiz bu kimselere göre asırlar önce ileri sürülen bütün mezhebi görüşlerin, bütün ictihadların, aynı şekilde günümüzde de yaşanması gerekmektedir. Bu mezhebi ictihadlara müdahale etmek veya bunları değiştirmeye çalışmak, dini değiştirmeye çalışmak gibi bağışlanmaz bir suçtur bu kimselere göre!. Çünkü bu kimseler mezhebi din kabul etmişler veya diğer bir deyişle yüce İslam dinini mezhebi sınırlara hapsetmişlerdir. Halbuki evrensellik vasfı, İslam'la ilgili bir vasıftır. İslam'ın evrensellik vasfını mezheplere vermek, mezhepleri ve bütün mezhebi görüşleri evrensel kabul etmek, mezhepleri putlaştırmak olup-günümüzdeki problemlerin belli başlı nedenlerindendir.

Oysa değil bu müctehidlerin ictihadlarına,
Efendimiz (s.a.v.)'in zaman, mekan ve muhatabı dikkate alarak yaptığı bazı ictihatleri, bazı tatbikatleri dahi evrensel kabul ederek, bu tatbikatlere şabloncu bir zihniyetle yaklaşamayız. İslam'ın en temel ve evrensel kaynağı olan Kur'an-ı Kerim, bazı hükümlerin nasıl ve ne şekilde pratiğe geçirileceğini müşahhas bir şekilde bildirmesine rağmen bazı hükümlerin tatbikatında Resulullah (s.a.v.)'in şahsında müslüman önderlere belli sınırlar dahilinde bir muhayyerlik vermiştir. Bu muhayyerliğin verilmesindeki hikmet, söz konusu hükümlerin pratiğe geçirilmesinde zaman, mekan ve muhatap gibi unsurların dikkate alınması gereğidir. Nitekim Resulullah (s.a.v.) bu hükümleri pratiğe geçirirken söz konusu unsurları dikkate almış ve bu hükümlerin en güzel pratiğini ortaya koymuştur.

İşte Sünnet-i Nebevinin önemli bir bölümünü oluşturan bu pratiklerde dünya müslümanlarının ve özellikle müslüman alimlerin örnek alması gereken husus, bu pratiğin şeklen kendisi değil, İlahi hükmün pratiğe geçirilmesinde Resulullah (s.a.v.)'in gösterdiği Nebevi usuldür. Efendimiz (s.a.v.) kendi zamanında ve şartlarında bir hükmü pratiğe geçirirken hangi maslahatları öncelemiş ve nelerden sakınmış ise günümüzdeki alimlerin de kendi şartlarında aynı Nebevi usulle bağlı kalarak yeni çözümlemeler getirmeleri gerekir. Çünkü bu gibi meselelerde sünnete bağlılık, pratik sünnete şablonik bir zihniyetle yaklaşmak değil, Efendimiz (s.a.v.)'in bu pratiklerdeki usulüne bağlılıktır.

Sünnete bağlılıkla ilgili olarak kısaca belirttiğimiz bu yaklaşım, hiç şüphesiz ki zaman, mekan ve muhataplara göre yapılan mezhebi ictihatlar için de geçerlidir. Sebeb ve illetlere göre değişebilecek mezhebi ictihatları evrensel kabul edenler, ne yazık ki mezhebi bağnazlık ile bu ictihatları tabulaştıran fıkıh despotlarıdır. Bunlara bakarak İslam'ın evrensel olmadığını ileri süren dış çevreler de genel olarak İslam ile mezhep vakıasını birbirine karıştıran art niyetli kimselerdir. Oysa evrensel olan İslam'dır, evrensel olan İlahi vahiydir. İlahi vahyin yaşanan çağa ve çağın ihtiyaçlarına göre yapılan tefsir ve yorumları, fetva ve ictihadleri sadece kendi zamanında geçerli olup evrensel değildir.

Evrensel olan Kur'an-ı Kerim'de, bu evrenselliğe gölge düşürecek hiçbir ayet, hiçbir hüküm yoktur. Çünkü Kur'an-ı Kerim zamana, mekana, konuma ve muhataba göre pratiği değişebilecek olan meselelerde somut pratikle ilgili olarak ya birden fazla hüküm vazederek, müslümanların önderine bu hükümler arasında tercih hakkı vermekte veya o konudaki genel hükmünü bildirip, bu hükmün pratiğe geçirilmesi hususunda yine müslümanların önderine görüş ve tercih hakkı bırakmaktadır. Nitekim Resulullah (s.a.v.) İlahi hükmün pratiğe geçirilmesiyle ilgili olarak muhayyer bırakıldığı bütün meselelerde, İlahi mesajın genel dünya görüşünü ve sınırlarını dikkate alarak, söz konusu hükümleri en güzel biçimde pratiğe geçirmiştir.

İşte mesele bu noktaya geldiği zaman günümüzdeki müslümanların ve özellikle müslüman önderlerin Efendimiz (s.a.v.)'den örnek almaları gereken husus, yukarıda da belirttiğimiz gibi Efendimiz (s.a.v.)'in bu pratiklerde kullandığı Nebevi usuldür. Çünkü hiç şüphesiz ki Efendimiz (s.a.v.)'in pratik düzlemde muhayyer bırakıldığı meselelere gelişi güzel bir yaklaşımı yoktu. O konudaki genel hükmü, hükmün hikmetini ve sınırlarını dikkate alarak gözettiği maslahatlar bulunmaktaydı. Resulullah (s.a.v.) bu gibi hükümleri pratiğe geçirirken maslahatların çatıştığı durumlarda, yaşanılan konumu dikkate alarak bazı maslahatlara öncelik verirken, bazı maslahatları da gözardı edebiliyordu. Bizler için açık örneklik olan Efendimiz (s.a.v.)'in İlahi hükümleri pratiğe geçirirken kullandığı bu Nebevi usulü kavramak, günümüz müslümanlarının pratik meselesindeki önemli sorunlarını çözümleyecektir. Tabi ki bunun sağlanması, Kur'an ve sünnetin aynı gerçeklikte mütalaa edilmesine ve Nebevi usülün Kur'an-ı Kerim ışığında tesbit edilmesine bağlıdır.

Sonuç olarak "Dinde güncelleme olur mu?" sorusunu "İslam fıkhında güncelleme olur mu?" şeklinde anlayarak bunun şart olduğunu kabul etmeli ve asırlardır tekrarlanan hazır fetvalarla İslam'ın düz yolunu yokuş haline getiren anlayışları bir kenara bırakarak bu güncellemeyi bir an önce yapmalıyız. Tabi ki bunu yaparken ne modernizimden, ne feminizimden, ne libaralizimden etkilenmeli, Nebevi usulü dikkate alarak hak hükümlerin günümüz şartlarındaki hak pratiğini açıkça ortaya koymalıyız.

Böyle bir yaklaşıma sadece bizler değil değişik mezheplere bölünmüş bütün bir Muhammed ümmeti de muhtaçdır. Çünkü dünya müslümanlarının umud edilen vahdetinin gerçekleşmesi, evrensel veya bütünleyici olmayan mezhebi düzlemlerde değil, İslam dininin kendisine özgü evrensel düzleminde mümkün olabilecektir.

Vahdet duası ile..
Kaynak: İnsandergisi.com

Yukarı Dön



Etiketler:

Henüz yorum bulunmamaktadır!

Yorum yapyorum

 

Kategoriye Ait Diğer Haberler



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat