Devlet aklı, İslamcıları AKP ile, kürtleri HDP ile dönüştürüyor


Devlet aklı, İslamcıları AKP ile, kürtleri HDP ile dönüştürüyor

A+ |Normal |A-

Son güncelleme: 14 Mayıs 2015 Perşembe 19:22


Milat Gazetesi yazarı Adem Çaylak, devlet aklının, kendi varlığına ve birliğine tehdit oluşturma potansiyeli taşıyan toplumsal ve siyasi hareketleri hadım etme potansiyeline sahip olduğunu belirttiği yazısında, sistemin iki muhalif unsuru olan İslamcıların ve Kürtlerin AKP ve HDP üzerinden dönüştürüldüğünü dile getirdi.

Küre Medya / Haber Merkezi
Milat Gazetesi yazarı Adem Çaylak'ın yazının tamamı şu şekilde:

Türkiye’de uluslararası güç odakları ile “bağlaşıklı” bir biçimde işleyen siyasal sistemin devlet aklı, kendi varlığına ve birliğine tehdit oluşturma potansiyeli taşıyan toplumsal ve siyasi hareketleri hadım etmek ve kendine benzetmek için her türden manevrayı devreye sokacak tarihsel birikim ve tecrübeye sahiptir. Bu çerçevede devlet aklı, “ur”lanan ve “pis”lenen bağırsaklarını yeni “kan” ile temizleyecek ve yeni bedenlerde kendini tahkim edecek stratejik siyaseti kurgulayacak bir yetkinlikle hareket etmektedir. Arap-İslam ve Türk-İslam imparatorlukları geleneği ve muhafazakâr bakiyesinin “seküler” tarzda diriltilmesinin bir ürünü olan Türkiye Cumhuriyeti devleti, Kemalizm’de olduğu gibi zaman zaman “zor”, “baskı” ve “darbe”lerle toplumsal mühendislik hamlelerine girişmişse de, siyasi sistemin devamlılığı adına “zararlı” gördüğü toplumsal kesimlerin desteğine mazhar olan siyasi hareketleri “rıza” ve “gönüllülük” üzerinden sisteme entegre etmeyi başarmıştır.

1980 darbesinden sonra Özal’la birlikte başlatılan küreselleşmeci neo-liberal ve kapitalist iktisadi politik arenada, geçmişin bastırılmış ve yok sayılmış birikimi ile iç ve dış gelişmelerin bir ürünü olarak, 1980’li ve 1990’lı yıllar Türkiyesi’nde dini ve etnik kimlik ve hak mücadelesi veren iki toplumsal ve siyasi hareket ortaya çıktı.  İslami ve Kürt hareketleri, sistemi zorlayacak bir biçimde ilki, “politik” ve ikincisi “şiddet/terör” eksenli siyasi hamleler içinde var olma ve gasp edilmiş haklarını sisteme kabul ettirme mücadelesi yürütmüştür. MNP, MSP ve RP geleneği ile “siyasi İslamcılığın” tipik örnekliğini veren İslami kesimin çoğunluğu, bu halleri ile kendilerine geçit verilmeyen siyasi arenada, Özal’lı Türkiye’nin açtığı neo-liberal, modernleşmeci ve kapitalist politikaların yarattığı iklimde var olmak ve yılların getirdiği “güce susamışlık” ve “sınıfsal açlıktan” kurtulmak adına, “muhafazakârlıkla” zehirlenerek AK Parti kanalıyla sisteme entegre edilmiş ve süreç içinde “devletleşen AK Parti”nin koltuklarında devlete “muti” ve “bekçi” hale getirilmiştir. Gasp edilen haklarını elde etmenin yanında “güç”lenmek ve sınıfsal açlıklarını gidermek isteyen Müslüman/muhafazakârlar, sistemin gerekleri doğrultusunda kendini dizayn eden “güçlü” ve “karizmatik” Tayyip Erdoğan liderliğinde süreç içinde “devletleşen AK Parti” ile tarihsel devlet aklı için “sakıncalı” unsur olmaktan çıkarılmıştır.

Tabir caizse “Türk” ve “İslamcıların” partisi olan ve içinde birbirinden farklı pek çok unsuru (Kürt ve seküler kesimler gibi) barındıran AK Parti’nin “Türk” ve “muhafazakar”larda halihazırda var olan potansiyeli kullanarak yarattığı değişime benzer biçimde ve güçlü Erdoğan liderliğine “oy”nayan ulusları sisteminin gerekleri doğrultusunda, daha çok Öcalan’ın hamlesi ile bir projenin ürünü olarak devreye sokulan HDP, “Kürtlerin AK Partisi” olma yolunda büyük bir hızla iler(leti)liyor ve Kürtleri dönüştürmeye ve sisteme “zararlı” ve “sakıncalı” olmaktan çıkarmaya yönelik hamleler içine sokulmaktadır. Özellikle son bir yıldır ve Selahattin Demirtaş’ın cumhurbaşkanlığı adaylığı sürecinden beri,  HDP’nin yüzde 10 barajını aşacağına dair algı güçlü bir biçimde oluşturulmaya çalışılmış ve adeta kamuoyu bu duruma hazır hale getirilmiştir. Uluslararası güç odakları ile denge ve stratejik işbirliği içinde, zaman zaman gerilim içinde olunsa ve aktörler değişse de, genelde “bağlaşıklı” bir ilişkiler ağı geliştiren devlet aklı ve onunla zihniyet ve iktidar gibi pek çok yönlerden uyuşan Erdoğan ve Öcalan, birbirinden bağımsız ve farklı saiklerle de olsa,  HDP’nin barajı aşma ya da aşmama durumuna göre ayrı stratejiler geliştirecek hamleler içindedir.

Erdoğan’ın yönlendirilmesi ya da bilinçli bir tercihinin ürünü mü bilinmez ama özellikle Doğu ve Güney Doğu’daki illerdeki Ak Parti ile HDP’nin adayları karşılaştırıldığında, her il için olmasa bile çoğunlukla pek çok ilde, “muhafazakâr” Kürt seçmenin Ak Parti’nin adaylarından daha çok HDP’nin adaylarına rağbet edeceği gözlemlenmektedir. HDP, bahsettiğim değişime paralel olarak, diğer Kürtlerin yanında, daha çok muhafazakâr Kürt seçmen tarafından rağbet görecek “dindar” ve daha “dürüst” adayları liste başı yaparken, Ak Parti, bölgedeki dindar ve muhafazakâr Kürt seçmenin tepkisini çeken, sevilmeyen ve bölgede tanınmayan kişileri liste başına koymuştur. Örnek olarak, “çözüm süreci”nin Ak Parti kanadının aydın ayağı olan ve bölgede sevilen Fazıl Hüsnü Erdem, Abdurrahman Kurt, Vahdettin İnce, Emin Ekmen ve Yılmaz Ensaroğlu gibi önemli şahsiyetler, muhafazakâr Kürt seçmeni tatmin etmeyen ve tepkisini çekecek bir şekilde listeye yerleştirilmiştir.

Listeler ve Türkiye’de esen rüzgâra bakıldığında, eğer seçim öncesi derinlerdeki farklı çıkarlara “hizmet” eden bir “hizmetkurt” operasyonu gerçekleşmediği taktirde, HDP’nin barajı aşacağı bir siyasi iklimin tohumları şimdiden atılmaktadır. Özellikle HDP’nin, kendi geldiği geleneğe ters biçimde, genel olarak Türkiye ve özelde Kürt Müslümanlar tarafından makes bulan ve farklı ideolojik eğilim ve kesimlerden kimi önemli isimleri liste başında aday yapması HDP’nin Kürtleri dönüştürme ve sisteme entegre etmek için her geçen gün, “Kürtlerin Ak Partisi” formatında bir dönüşüme imza attığının göstergesidir. Başka bir deyişle, Türkiye’de sistem ve devlet aklı, şartların olgunlaştığına inandığı süreç içinde, kutsal aklı için toplumsal bir tehdit olmaya başlayan siyasi hareketleri hadım etmenin ve bedenini yeni taze kanlarla temizlemenin “İslamcı”, “Kürt” ya da başka aparatlarını bir bir dönüştürmekte oldukça mahirdir. 

Yukarı Dön



Etiketler:

Henüz yorum bulunmamaktadır!

Yorum yapyorum

 

Kategoriye Ait Diğer Haberler



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat