"Demokratik sayıların başarısını alkışlayamayız"


"Demokratik sayıların başarısını alkışlayamayız"

A+ | Normal | A-

Son güncelleme: 11 Kasım 2015 Çarşamba 15:17


Atasoy Müftüoğlu: Atasoy Müftüoğlu, “Tarihe Sorular Sormak” başlıklı yeni yazısında; sayıların zaferiyle büyülenen Müslümanların, bizler bugün neden tarihin failleri değiliz konusunda tarihe sorular sorması gerektiğini belirtti.

Küre Medya / Haber Merkezi
Atasoy Müftüoğlu: Atasoy Müftüoğlu, "Tarihe Sorular Sormak" başlıklı yeni yazısında; sayıların zaferiyle büyülenen Müslümanların, bizler bugün neden tarihin failleri değiliz konusunda tarihe sorular sorması gerektiğini belirtti.

Atasoy Müftüoğlu/Tarihe sorular sormak


Günümüz küresel dünyasında zaman ve mekanın niteliğinde yapısal değişimler yaşanıyor. Bu değişimler hepimizin dünyaya bakış tarzlarımızı da etkiliyor. Bütün toplumlar müreffeh bir toplum olmak için seferberlik halindeler, bağımsız bir toplum için mücadele gündemde değil. Piyasa ekonomisi tarihin gelebileceği nihai nokta olarak görülüyor. Piyasa ekonomisi insanı insan yapan bütün ahlaki değerleri, vicdani değerleri yıkıma uğratıyor. Piyasa ekonomisi her şeyden önce adalet duygularını tahrip ediyor. Hepimiz, her yerde metaların saldırısı altında yaşıyoruz. Hepimiz maddileştiğimiz için, maddi kaygılar her şeyin önüne geçtiği için, çok güçlü, çok etkili kültürel inşa’lara ihtiyaç duymuyoruz.

Küreselleşme bir yanda tektipleşmeye neden olurken, bir diğer tarafta da bölünmelere neden oluyor. Küresel kültür iklimine dahil olanlarla, yerel kültürel iklime kapananlar arasında büyük bir iletişimsizlik var. Sürekli değişen bir dünyada hareketsizlik normal sayılamaz. Yerel sınırlar içerisinde kalmak bir tıkanma durumuna işaret eder. Sürekli olarak değişen/dönüşen bir dünyada geleneklere ve muhafazakarlıklara tutunarak hayatımızı sürdüremeyiz. Küresel etkiler karşısında yeni bir ufuk oluşturamayan yerel varoluşların geçmişe sığınmaktan başka yapabilecekleri bir şey yok. Yerel varoluşlar küresel tehditler karşısında romantizmi savunuyor. İslam’ın, karşı küreselleşme için her tür imkana, her tür ufka sahip olduğunu hatırlamak gerekiyor. İslami bütünlük bilincinin hayata geçirilmesi halinde, bütün güçlükler aşılabilir.

Küresel sistem, modern güçlerin ve modern aklın çıkarlarına ve ihtiraslarına hizmet ediyor. Anlam/değer/içerik/yorum üretme yeteneklerini kaybederek taşraya ve taşralılığa kapananlar, küreselleşen unsurların yorumlarına bağımlı hale geliyor.

Ulus-ötesi insan/sermaye/fikir/kültür/ideoloji/kaynak/meta akışları, ideolojik-politik-dini aidiyet ve bağlılık akışları bütün toplumların, kültürlerin, ulus devletlerin sahip olduğu değer sistemlerini, değer yapılarını, meşruiyet kaynaklarını zayıflatıyor, alt üst ediyor. Bir diğer yanda ve bağlamda da, küçük bir Batılı azınlık için sınırların hiçbir öneminin kalmadığını ve dünyanın gerçekten küçük bir köye dönüştüğünü, ancak, bu ayrıcalıklı azınlık dışında kalan büyük çoğunluklar-kitleler- halklar için dünyanın hala çok büyük, çok sorunlu, çok tehlikeli, çok kirli bir yer olduğunu, isteyenin, istediği zaman, istediği yere gidemediğini, fakir/mahrum toplumların mobilitelerinin müstekbirler tarafından istenildiğinde kısıtlandığını görmek, anlamak gerekiyor.

Mutlak bir değer sistemine sahip olmayan bir dünyada, her şey göreceli hale geliyor. Her şeyin göreceli hale geldiği, gelebildiği bir dünyada, her tür keyfilik, her tür bencillik, bugün yaşandığı üzere normalleşiyor. Özgürlük, insanların kendi bencillikleri ve çıkarları doğrultusunda kendi kendilerine yasa koymaları anlamına geliyor. Bu nedenledir ki bugün, bütünüyle yüzeyselleşmiş, yapay ve yalan hayatlar yaşıyoruz. İdeolojilerin, iktidarların, paranın ve cinselliğin putlaştırıldığı bir dünyada, çıkar ve ihtirasların putlaştırıldığı bir dünyada bütün anlamlar, içerikler belirsiz, muğlak hale geliyor.

Araçsal akılla, seküler akılla ancak, tahakküm araçları, tahakküm sistemleri kurulabiliyor, icat edilebiliyor. Sınırsız ilerleme teknolojisi, sınırsız ahlaki/insani sorunlara yol açıyor. Araçsal akılcılıkla, her tür akılsızlığa yol bulunabiliyor. Bizlerin, Müslümanlar olarak, soyut klişeleri, sloganları, cevapları aşarak, ısrarlı/kapsamlı ve derin sorgulamalar yaparak, kendi zamanımızın hayati sorunları etrafında, bugünü etkileyen, dönüştüren, biçimlendiren cevaplar üzerinde çalışmamız gerekiyor. Yeni sorunlarla ilgili olarak, yeni bir dil’e, hayatın içerisinde işlevi olan, vizyonu olan bir dil’e ihtiyacımız var. Gündelik hayattan kopmak, dünyevi hayata kayıtsız kalmak ne kadar yanlışsa, dünyevi hayatın büyüsüne kapılmak da bir o kadar yanlıştır. Bilmek ve anlamak gerekir ki, ahlaki ve kültürel duyarlılığı/bilinci/hassasiyeti/sorumluluğu ve kaygıları, ekonomik duyarlılık ve tercihlerin önüne geçirinceye kadar, hiçbir şey daha iyi olmayacak. İslamî ilkelerin, anlam ve amaçların çöküşü pahasına büyük sayıların, demokratik sayıların başarısını alkışlayamayız. Sayıların zaferiyle büyülenen Müslümanların, bizler bugün neden tarihin failleri değiliz konusunda tarihe sorular sormaları gerekir. Sayıların zaferiyle büyülenen Müslümanlar, sorgulama muafiyetine sahip, ideolojik dokunulmazlıklara ve ideolojik referanslara sahip modern-seküler-neoliberal bir dünya görüşünün, bütün referansları Yahudi-Hristiyan kültürden alınan bir dünya görüşünün sınırları içerisinde kalarak siyaset yaptıklarını hatırlayarak, İslamî bilinç, İslamî ontoloji temelinde büyük sorgulamalar yapabilme içtenliğini gösterebilmelidir.

Biz Müslümanlara dayatılan tüm seküler-liberal-kapitalist referansların, referans sistemlerinin tartışılabilir, reddedilebilir, ırkçı kurgular olduğunu gösteren nitelikli-yoğun-derinlikli çalışmalar yaparak, bu çalışmaları toplumsal/siyasal bilince dönüştürerek, maruz bırakıldığımız zihinsel/kültürel şiddet’ten bağımsızlaşabiliriz. Bizlere dayatılan düşünsel-kültürel-ekonomik-politik çerçeveleri reddedebilecek bir irade ortaya koymadıkça, özgün ve bağımsız bir gelecek tasavvuru üzerinde konuşamayız. Müslüman olmak, bütün ufuklara bir bütünlük içerisinde bakmayı, bütün ufukları görmeyi ve bütün ufuklardan görülebilir durumda olmayı gerektirir.  

İslami Analiz 


Yukarı Dön



Etiketler:

Henüz yorum bulunmamaktadır!

Yorum yap yorum

 

Kategoriye Ait Diğer Haberler



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat