Demokrasi tartışmalarına otorite-iktidar bağlamında katkı


Demokrasi tartışmalarına otorite-iktidar bağlamında katkı

A+ |Normal |A-

Son güncelleme: 17 Haziran 2016 Cuma 23:01


Demokrasi son dönemde müslümanların değişmeyen gündem konularından. Tunus'taki Nahda lideri Gannuşi'nin "siyasal islamcılıktan vazgeçiyorum" açıklaması, Londra'nın belediye başkanlığına seçilen "müslüman" bir politikacının "demokrasi" vizyonu gibi gelişmeler bu konunun gündemimizden çıkmasına izin vermiyor.

Küre Medya / Haber Merkezi
"Demokrasi son dönemde müslümanların değişmeyen gündem konularından. Tunus'taki Nahda lideri Gannuşi'nin "siyasal islamcılıktan vazgeçiyorum" açıklaması, Londra'nın belediye başkanlığına seçilen "müslüman" bir politikacının "demokrasi" vizyonu gibi gelişmeler bu konunun gündemimizden çıkmasına izin vermiyor. Üstelik ülke içinde müslümanlar ve iktidar arasındaki ilişkinin boyutu da sürekli olarak bu konuyu yakıcı bir gündem maddesi olarak tutmaya devam ediyor."

Murat Kurtuldu, güncel demokrasi tartışmalarına farklı bir bakış açısı getirerek kaleme aldı.

Murat Kurtuldu yazdı:  Demokrasi tartışmalarına otorite-iktidar bağlamında katkı

Demokrasi son dönemde müslümanların değişmeyen gündem konularından. Tunus'taki Nahda lideri Gannuşi'nin "siyasal islamcılıktan vazgeçiyorum" açıklaması, Londra'nın belediye başkanlığına seçilen "müslüman" bir politikacının "demokrasi" vizyonu gibi gelişmeler bu konunun gündemimizden çıkmasına izin vermiyor. Üstelik ülke içinde müslümanlar ve iktidar arasındaki ilişkinin boyutu da sürekli olarak bu konuyu yakıcı bir gündem maddesi olarak tutmaya devam ediyor. 

Uzun uzun demokrasi ile ilgili tartışmalara girişmek ve daha önce söylenmiş olanları yeniden söylemek niyetinde değilim. Fakat tartışmanın iki temel kriz noktasına -biraz da son gelişmelerle irtibatlı olduğunu düşünüerek - biraz farklı bir açıdan katkıda bulunmaya çalışacağım.

Herşeyden önce şunu ifade edeyim: Demokrasi tartışmalarını "tekrar tekrar yapılan amaçsız bir cedel" olarak görmüyorum. Aksine bu tartışmalar ve -bana kalırsa- demokrasi ile arasındaki mesafeyi iyiden iyiye daraltan müslümanların İslami hareketin kendi orjinine ve kendi öz değerlerinin "üçüncü bir yol" inşa edebileceğine duydukları inancın giderek zayıfladığının güçlü bir işareti olarak yorumlamak gerekir. Bu süreç sadece sisteme karşı müslümanca bir muhalefet üretme kabiliyetimizi yitirmemize de neden olmuyor. Aynı zamanda islami hareketin artık "reel-politiğe" rağmen kazanım elde edemeyeceğine iyiden iyiye kendimizi inandırıyoruz. Yani bir bakıma kendi geleneğimizden, değerler sistemimizden umudumuzu kesiyoruz. Belkide bu nedenle demokrasi tartışmalarının alevlendiği her dönemde demokrasiye ve demokrasi kültürünün ürettiği kavramlara dair itirazlar artık bir kısım kardeşlerimizce "eskilerin masalları" muamelesi görüyor.

Tartışmalara geri dönersek öncelikle "demokrasinin araçsallaştırılabilir olup olmadığı" konusunu meseleyi sağlıklı değerlendirmek açısından yeniden değerlendirmek gerektiğini düşünüyorum.

Birincisi -biz her nekadar bunu hakkıyla yapamasakta- her demokrasi eleştirisinin bütün bütün bir modern devlet eleştirisi olduğunu unutmamak gerekir. Siyasal yapıyı atomize edip demokrasiyi masum(!) bir araçsallaştırma girişimi modern devleti anlamamak demektir. Üstelik bu tesbiti sadece müslümanlar değil, müslümanlara göre demokrasinin tutarsızlığını ve iç dinamiklerindeki krizleri çok daha iyi çözmüş batılı kafalar da söylüyor.

Wallerstein, Foucault, Giddens gibi çağdaş düşünürlere kulak verelim mesela. Onlara göre de modern devlet tamamen kendine özgü (unique) bir yapıdır. Çünkü bu devletler, devletlarası bir sistemin "sözde egemen" devletleridir. Kapitalist olmayan sistemler ve bu sistemlerin tanımladığı devletlerin otorite-iktidar ilişkisi bütünüyle farklıdır, farklı olmak zorundadır. Oysa modern devlet onu inşa eden bütün kurumlarıyla birlikte kapitalist devletlerarası sistemin (yada adı konulmamış birliğin) açık bir parçasıdır. Şöyle diyor Wallerstein: "(modern devlet için) egemenlik, devletlerin bu iddiaların devletlerarası bir sistem karşılıklı olarak tanınmasına dayanır. Yani modern dünyada egemenlik karşılıklılık içeren bir kavramdır".


YAZININ TATAMI İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ >>>>

Yukarı Dön



Etiketler:

Henüz yorum bulunmamaktadır!

Yorum yapyorum

 

Kategoriye Ait Diğer Haberler



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat