Davutoğlu yol arkadaşlarına sitem etti


Davutoğlu yol arkadaşlarına sitem etti

A+ |Normal |A-

Son güncelleme: 05 Mayıs 2016 Perşembe 18:04


Davutoğlu, "'Er refik kable't tarîk', yoldan önce yol arkadaşı yani. Yola çıktığım arkadaşlarımızın benimle olup olmadığını bilmek isterim. Takip edilen yöntemi refik olmakla bağdaştıramadım. Bu anlamda hem refiklerin hem benim bir muhasebe yapması gerekiyordu" dedi.

Küre Medya / Haber Merkezi
Başbakan Davutoğlu, olağanüstü kongrede aday olmayacağını, milletvekili olarak partide kalmaya devam edeceğini açıkladı. Davutoğlu, "'Er refik kable't tarîk', yoldan önce yol arkadaşı yani. Yola çıktığım arkadaşlarımızın benimle olup olmadığını bilmek isterim. Son MKYK’da ilk imzayı ben attım ama takip edilen yöntemi refik olmakla bağdaştıramadım. Bu anlamda hem refiklerin hem benim bir muhasebe yapması gerekiyordu" dedi.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan-Başbakan Ahmet Davutoğlu görüşmesinden AK Parti'de olağanüstü kongreye gidilmesi sonucu çıkmasının ardından Davutoğlu ilk kez kameraların karşısına geçti. Davutoğlu'nun konuşmasından öne çıkanlar şöyle: 

"Son 25 yıldır en köklü değişikliklerden geçtiğimiz bir dönemdeyiz. Bir başbakan danışmanı, dışişleri bakanı ve başbakan olarak hizmet ettim. Bildiğiniz gibi 28 Ağustos 2014 tarihinde partimizin kongresinde kutsal bir emaneti devraldım. Orada yaptığım konuşmada söylediklerimi kendime şiar eyledim. Bugüne baktığımda bu şiarın dışına çıkmadığımı görüyorum. Canla başla çalıştım. Bunun şahidi aziz milletimizdir."

"Bugün geldiğimiz noktada gelecek persepektifini paylaşmak durumundayım. Bu 3 döneme ayrılabilir. 62. Hükümet dönemi. Kurucu genel başkandan sonra görevi devralma dönemi."

'Tek bir kardeş ihtilâfı yaşanmadı'

"O günden bu güne hamdolsun AK Parti’de tek bir kardeş ihtilâfı yaşanmamıştır. Bu önemli bir meydan okumaydı. ANAP'ı, Doğruyol’u bilenler bu başarıyı görür. 62. Hüükümet döneminde ülkeyi suhûletle seçime götürmekti. Daha başbakan olduğum andan itibaren Kobani meydan okuması vardı. Hem bu olayın üstesinden gelmek için planlarımızı hayata geçirdik. Sayın başbakanımızın döneminde başlatılan yatırımlara devam etmekti. Başında olduğum dönemde hiçbir yatırım aksamamıştır"

"2. dönemimiz en kritik dönemdi. Türk demokrasi tarihinin en kritik dönemi; 7 Haziran-1 Kasım arası… 7 Haziran’ı herkes hatırlar. Herkeste “Partimize ne olacak” kaygısı vardı. Bu binanın balkonunda şunu söyledim ve hedef olarak kendime belirledim; "Başınızı dik tutun. Gerçekten 7 Haziran ile birlikte iç muhasebeyi yaptık."

"7 Haziran’da başımızı öne eğecek hiçbir şey olmadı. Huzurunuzdayım. Herşey sizin huzurunuzda yaşandı. Hiçbir kararı almakta bir saniye bile tereddüt etmedik. Mecliste çoğunluğu olmayan bir hükümetin en zor kararı alması gerekiyordu. Suruç saldırısı ve sonrasındaki saldırılar ülkemize kapsamlı bir savaş ilanıydı."

"Madem ki Türkiye’ye savaş ilanı edilmiştir, ülkemizin bütün dağları, ovaları, köyleri, şehirleri terörle mücadeleye sahne oldu. İnşallah sonraki hükümetler de edecek."

"Sonrasında 1 Kasım seçimlerinde kimsenin beklemediği bir başarı elde ettik. Yeni bir dönem başlamıştı. 4 yıllık bir yönetim kurulmuştu. 'Madem ki millet bize güvendi vaadlerimizi 4 yıla yaymayacağız, 3 ayda yapacağız' dedik. Bir TC vatandaşı olarak artık bunu yerine getirdiğimi gururla söylüyorum.

'Her vaadi yerine getirdik'

"1 Kasım mücadelesinde 81 vilayeti dolaşarak verdiğimiz hiçbir vaadi yerine getirmemezlik etmedik."

"Diğeri atılan adımlar reformlardı. İnşallah hayata geçirilecek olan sivil ve demokratik anayasa da hayata geçirilecek. Ümit ederim bu da en kısa zamanda tamamlanacaktır.

"Terörle mücadele kapsamında kapsamlı operasyonlar hayata geçirdik. Bu mücadelede hayatını kaybeden şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum."

"Ekonomik sarsıntı yaşar denen Türkiye bugün her anlamda iyi durumda. Her konuda son derece parıltılı bir dönem yaşıyoruz ekonomik anlamda."

"Emanetçi olmadım"

Dış politikamızın temel sütunlarını inşa etmek ve korumak anlamında da adımlar attık. Mülteci sayısı son zamanlarda onlu rakamlara indi. Vatandaşlarımızın hakkı olan vize muafiyetinde önemli adımlar atılmıştır.

Dolayısıyla her cephede üzerimize düşeni yaptık. Amacım üzerimdeki bu ağır yükün hakkını vermekti. Cumhurbaşkanımız “Emanetçi bir başbakan istemiyorum” demişti. Son derece haklıydı. Emanetçi olmadım. Herhangi bir il ve ilçe teşkilatı atamasında şahsi bir tercihim olmamıştır.

Bu dönemde yapmaya çalıştığım önemli bir olayda 81 vilayete gittim. Bazı vilayetlerimiz Van gibi Şanlıurfa gibi 7,8,9 defa gittim Partimiz yeni bir dönem içindedir.

22 Mayıs 2016’da partimizin olağanüstü kongreye gitmesine karar verdim.

Haklı olarak sizlerin zihninde şöyle bir sual vardır; Peki bu 20 aylık çalışmaya rağmen seçimleri kaybedeb muhalefet koltuğunu korurken siz neden önümüzdeki kongrede aday olmuyorsunuz. Bu haklı bir sorudur. Anketlerde oyumuz yüzde 52’yi aşmıştır.

'Er refik kable't tarîk'

"Benim bu kararı almamda bir başarısızlık veya atılmış bir adımda pişmanlık yoktur. Hayat insana çok şey öğretiyor ama benim prensiplerim var. Doktora yaparken profesör olmak istedim ama haketmeden talep etmedi. Dışişleri, başbakanlık görevlerinin hiçbirini ben talep etmedim ve lobi yapmadım.

"Bugünde bir talebim olmadı. Her iki kongrede mutabakatla genel başkan seçildim. İkincisi hayatta en güçlü insan kendisiyle barışık insandır. Hayatta inanmadığım hiçbir şeyi savunmadım, inanmadığımdan da geri adım atmadım.

"Üçüncüsü 'Er refik kable't tarîk', yoldan önce yol arkadaşı yani. Yola çıktığım arkadaşlarımızın benimle olup olmadığını bilmek isterim. Son MKYK’da ilk imzayı ben attım ama takip edilen yöntemi refik olmakla bağdaştıramadım. Bu anlamda hem refiklerin hem benim bir muhasebe yapması gerekiyordu.

"Cumhurbaşkanım ile yaptığım görüşmede AK Parti’nin birliği için refik yerine genel başkanın değişmesinin doğru olacağına karar verdim. Onun içi aday olmayı düşünmüyorum."

'Cumhurbaşkanı ile vefa ilişkimi sürdüreceğim'

"Ben grup konuşmasında kendimi bağladım. Bu bağlılık çerçevesinde adımlarımı atacağım. Şu beş konuyu gözeteceğim:

Birincisi Cumhurbaşkanıyla şahsi kardeşlik hukukumuz var. Bu dostluğu her şeyden öne aldım. Başbakan Başdanışmanı olarak da Dışişleri Bakanı'yken de her zaman bu dost hukukunu ön planda tuttum. Cumhurbaşkanı ile son nefesime kadar vefa ilişkimi sürdüreceğim. Cumhurbaşkanımızın onuru benim onurumdur, ailesi benim ailemdir. Kimsenin bundan sonra yeni fitne kapıları açmamaları icap eder."

"Ben cumhurbaşkanımız ile son çeyrek asırda birçok defa omuz omuza durdum. Kimse benim ağzımdan cumhurbaşkanımızla ilgili tek bir kötü söz duyamayacak. Siyasete girme kararını ben AK Parti’nin kapatılma kararının gündemde olduğunu gün verdim. Bu şartlarda olağanüstü kongrede aday olmayacağım ama AK Parti’nin neferi olarak siyaset yapmaya devam edeceğim."

"İkinci koruyacağım hukuk partimin hukukudur. AK Parti sadece ülkemizin kaderi değildir. Bu bağlamda kim ki partimizde gedik açmaya kalkarsa onun karşısında ben dururum. Kimsenin şu veya bu gelişmeye, bir ayrışmaya izin vermemesini istiyorum. Bu anlamda teşkilatlarımıza da teşekkür ediyorum. Şimdi birlik vaktidir. Ve onlara diyorum ki bugüne kadar önünüzdeydim şimdi içinizdeyim."

'Benim tercihim değil'

"Üçüncü koruyacağım hukuk 1 Kasım’da bize oy veren seçmenlerdir. Sizin hukukunuzu korumak için atılması gereken adım neyse onu attık. 4 yıl sürmesini bekliyordum ama bunun böyle olmaması benim tercihim değil ortaya çıkan zarûretin neticesidir."

"Özel olarak teşekkür etmek istediğim Konya seçmeni... Konya’yı siyasette temsil etmek siyasette en yüce hususlardan biri. Konyalıların kimseye sitem duymamasını istiyorum. Allah’a tevekkül eder ve yolumuza devam ederiz."

"Gözeteceğim 4. Hukuk alanı ülkemin hukukudur. Hiçbir zaman taviz vermediğim husus ülkemin onurudur. Hiçbir yerde ülkemin hukukunun çiğnenmesine izin vermedim. Hiçbir yerde ülkemizin vakarının çiğnenmesine izin vermedim. Bize oy vermeyen seçmene de sesleniyorum ola ki kalbinizi kıracak bir söz ettiysek beni affedin. Siyasi görüşlerimiz farklı olabilir ama ülkemize sevgimiz birdir." 

"Beşincisi gönül coğrafyamızın hukukudur. Bos’dan Kaşgar’a kadar bütün coğrafya AK Parti’nin kaderini kendi kaderi saymaktadır."

"Bir Şamlı 'Biz de dualarımızla oy attık' dedi. İnanın bu oylar bizim vatandaşlarımız oyu kadar değerlidir. Eminim bundan sonra da AK Parti’nin en büyük hususlarından beri sadece milli yerli değil aynı zamanda evrensel bir parti olmasıdır."

'Gücün yozlaşması ihtimaline karşı...'

"AK Parti’nin gençlik kollarına özel bir mesajım var, partimizin ideallerinin, değerlerinin varlık sebebinin teminatı AK Parti gençlik kollarıdır. Gücün yozlaşması ihtimâline karşı hepimiz gayret gösterirken en fazla yatırım yapmamız gereken de AK Parti’nin gençlik kollarıdır. Geçtiğimiz ay yaptığım konuşmada da bu anlamda AK Parti’nin felsefesini ve bakışımı ifade etmiştim."

Salondan notlar

Ahmet Davutoğlu hem kongre kararını hem de kendisinin aday olmayacağını açıklayacağı basın toplantısı öncesinde MYK toplantısını gerçekleştirdi.

Sadece 38 dakika süren toplantıdan sonra basın toplantısı için gazeteciler salona alındı. Çok sayıda muhabir, foto muhabiri, gazete ve televizyonların Ankara temsilci ve köşe yazarının izlediği toplantıdaki basın mensupları arasında yabancı haber ajansları da vardı.

Gazeteciler salona geldiklerinde ön sıralarda Davutoğlu'na yakın isimler olarak bilinen doktoru ve milletvekili Celil Göçer, Konya Milletvekili Mustafa Baloğlu, danışmanı ve eski Konya Milletvekili Kerim Özkul gibi bazı isimleri salonda yerlerini almıştı.

Salona basın mensuplarının girmesinden bir süre sonra MYK üyesi olan genel başkan yardımcıları gelmeye başladı. Parti Genel Sekreteri Abdülhamit Gül ile birlikte MYK üyeleri yavaş yavaş salona girdi. Konya milletvekilleri ile birlikte başka illerden bazı milletvekilleri de Davutoğlu'na destek için Genel Merkez'e geldi. Salondaki kalabalık nedeniyle ekstra sandalyeler getirildi. Kritik yetki devrinin yaşandığı MKYK dilekçesini imzalayan 11 bakandan 10'u şehir dışı programlarını gerekçe göstererek salonda yer almadı. Salonda Davutoğlu'nun sağ kolu olarak anılan Başbakan Yardımcısı Lütfi Elvan vardı. MKYK dilekçesini imzalayan 12 genel başkan yardımcısının çoğu da Davutoğlu'nu dinlemek için salondaydı.

Oğlu Mehmet de babasını izledi

Ahmet Davutoğlu'nun konuşmasının yaklaştığı dakikalarda ise salona danışmanları geldi. Milletvekili danışmanları Taha Özhan ve Ertan Aydın ile Hatem Ete bunlardan bazılarıydı. Davutoğlu'nun oğlu Mehmet de babasının konuşmasını salonun arkalarında ayakta izledi.

Davutoğlu duygusal bir konuşma yaptı. Konuşması sırasında Kerim Özkul, Mustafa Baloğlu'nun ağladığı görüldü.

MKYK metnine imza atanlar da oradaydı

AK Parti’de 29 Nisan tarihinde gerçekleşen MKYK toplantısı ciddi bir kırılmaya neden oldu. MKYK (Merkez Karar ve Yönetim Kurulu) her büyük kongreden sonra teşkilâtlardan sorumlu genel başkan yardımcısına devrettiği il ve ilçe başkanlarını atama yetkisini geri aldı. Ancak bu aslında yetkinin Genel Başkan Davutoğlu’ndan alınması anlamına geliyordu. Bu yönüyle, 51 üyeli MKYK toplantısından önce 47 üyenin hazırladıkları bu dilekçe Davutoğlu’na muhtıra olarak yorumlandı. AK Parti MKYK üyelerinin büyük bir çoğunluğu partinin kurucu lideri Erdoğan’a yakın isimlerden oluşuyor.

Karara sadece Ahmet Davutoğlu, Mehmet Babaoğlu, Selçuk  Öztürk ve Cemil Çiçek imza atmadı.

Davutoğlu veda konuşmasında da MKYK belgesine imza atan üyelere şu sözlerle sitem etti:

"Üçüncüsü 'Er refik kable't tarîk', yoldan önce yol arkadaşı yani. Yola çıktığım arkadaşlarımızın benimle olup olmadığını bilmek isterim. Son MKYK’da ilk imzayı ben attım ama takip edilen yöntemi refik olmakla bağdaştıramadım. Bu anlamda hem refiklerin hem benim bir muhasebe yapması gerekiyordu."

Yukarı Dön



Etiketler:

Henüz yorum bulunmamaktadır!

Yorum yapyorum

 

Kategoriye Ait Diğer Haberler



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat