Cumayı Ayasofya’da mı kılalım fabrikada mı?


Cumayı Ayasofya’da mı kılalım fabrikada mı?

A+ |Normal |A-

Son güncelleme: 30 Mayıs 2015 Cumartesi 08:25


İslami Hareketin, pratikte karşılığı olmayan düşünce ve söylemlerle bir yere gidemeyeceğine değinen İsmail Kılıçarslan, hayata dokunan meselelerin ele alınmadığı taktirde her hangi bir lerlemenin de kaydedilemeyeceğine değindiği bu günjü yazısında, teori mühendislerine göndermede bulunuyor.

Küre Medya / Haber Merkezi
Aysofya'nın camii olarak yeniden ibadete açılması konusundaki tartışmaları kuşe-i uzletimden seyrediyorum bir süredir. 
Doğrusu bu ya, Ayasofya'nın camii olarak ibadete açılması hususunda kafam epey karışık... Bir yanım 'İstanbul fatihi Sultan Mehmet Han'ın kılıç hakkı olarak camiye çevirdiği Ayasofya elbette yeniden camiye dönüştürülmeli' diyor. Hatta 'Ayasofya'nın açılması bir egemenlik problemidir. Türkiye'nin tam bağımsız bir ülke olduğunun göstergesidir. Dolayısıyla camii olarak ibadete açılmasının siyasi anlamı büyüktür' cümlesini de ekliyorum bu yana. Diğer yanımsa 'Sultanahmet gibi muazzam bir mabede komşu olan Ayasofya'nın müze olarak yoluna devam etmesi belki de daha doğrudur' diyor. 

Dedim ya, kafam karışık. Ancak kafamın karışık olmadığı bir durum var. Dindar gençlerin Ayasofya'nın ibadete açılmasını isterken ortaya koydukları tutkuyu acı bir gülümseme ile fark ediyorum. 

Niçin tutku ve niçin acı bir gülümseme? 80'li ve 90'lı yıllar boyunca dindar gençlerin en büyük önermesi 'başörtüsüne özgürlük' sloganı idi. Bu slogan, o yılların İslamcılığının mücadeleci kararlılığını ortaya koyuyordu. O yıllarda başörtüsüne özgürlük için her türlü girişim gerçekleştiriliyordu. Bakmayın siz şimdilerde 'polisle mi çatışıyorduk, sokaklara zarar mı veriyorduk' diyenlere. Başörtüsü eylemlerinde polisle çatışırken yediğimiz coplar buradan Beyazıt Meydanı'na yol olur. 
Sonra ne oldu? Sonra başörtüsü sorunu AK Parti eliyle çözüldü. Pratikte bütün retoriğini bu mesele ile ortaya koyan İslamcılık yeni bir 'dava retoriği' ortaya koymadı/koyamadı. Bunun yerine mevcut iktidarla ya tam teslimiyet ya tam düşmanlık ilişkisi kurularak mesafe alınmaya çalışıldı. 

2015 yılına gelindiğinde görüldü ki, İslamcıların AK Parti ile kurdukları tam teslimiyet ve/veya tam düşmanlık ilişkisi Türkiye İslamcılığına gram fayda sağlamıyor. AK Parti ile mesafesini bir türlü ayarlayamayan İslamcılar ya 'bizim kıymetimizi bilmiyorlar' platonikliği ile ya da 'bunlar hain' düşmanlığı ile devam ediyorlar yollarına. 


Yazının tamamı için tıklayınız >>>>

Yukarı Dön



Etiketler:

Henüz yorum bulunmamaktadır!

Yorum yapyorum

 

Kategoriye Ait Diğer Haberler



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat