Çin Doğu Türkistan'da sessizce ve gizli soykırım yapıyor


Çin Doğu Türkistan'da sessizce ve gizli soykırım yapıyor

A+ | Normal | A-

Son güncelleme: 23 Kasım 2015 Pazartesi 21:44


Doğu Türkistan’ı dış dünya’ya çelik bir perde ile kapatan,çağımızın ileri haberleşme sistemleri olan telefon, internet ve diğer insan hayatını kolaylaştıran kitle iletişim araçlarının kullanımını yasaklayan İşgalcı Çin,ülkeye yabancı ve bağımsız medya’nın faaliyet yapmasına de izin vermiyor.

Küre Medya / Haber Merkezi
Çin’in işgalindeki Doğu Türkistan’da işgal yönetiminin bu ülkenin asıl sahip ve sakinleri olan Müslüman Uygur Türklerini baskı, zulum,işkence,etnik ayrımcılık, ekonomik assimilasyon ve ırki soykırım yöntemleri uygulayarak toptan yok etmeyi ve bu tarihi Türk İslam topraklarını sorunsuz bir şekilde tamamen etnik Çinlilerin yaşadığı bir Çin toprağı yapmak için sistemli bir politika izledikleri BM başta olmak üzere bağımsız hukuk ve insan hakları örgütlerinin roparları ile de kanıtlanmış  bir gerçek.

DOĞU TÜRKİSTAN'IN DIŞ DÜNYA İLE İLİŞKİSİ KESİLMİŞ DURUMDA

Doğu Türkistan’ı dış dünya’ya  çelik bir perde ile kapatan,çağımızın ileri haberleşme sistemleri olan telefon, internet ve diğer insan hayatını kolaylaştıran kitle iletişim araçlarının kullanımını yasaklayan İşgalcı Çin,ülkede yabancı ve bağımsız medya’nın faaliyet yapmasına de izin vermiyor. Ziyaret amacı ile gidenler de sürekli takip ve gözetildiğinden halkın yaşantısı ve genel ve gerçek durumu hakkında kanıtlı ve gerçek bilgi ve haberlere ulaşmak mümkün olmuyor.Bu nedenle bu ülke’de ne olup bittiği hakkında  gerçek anlamda bilgi ve haber alamak çok zor veya imkansız olmaktadır.

Son zamanlarda Doğu Türkistan ile Türkiye arasında direkt uçak seferlerinin başlaması,karşılıklı ziyaretleri beraberinde getirmiş ve bu iki fiziki olarak çok uzak,ancak manevi ve gönül bağı ile birbirlerine en çok yakın bu kardeş Türk-İslam coğrafyasında yüzyıldan fazla bir süredir kesilen ilişkilerin yeniden  kuruluması ve gelişimesini  sağlamıştır.Bunun yanında bilgi ve haber akışını de az ve sınırlı olsa da temin ve imkanı vermiştir. Çin’in tahakkümü ve zulmü altında yaşayan Kardeşelerimiz kendilerine reva görülen baskı, zulum ve soykırım uygulamalarının dış dünya’ya duyurulması bağlamında çok istekli ve arzulu olmalarına rağmen, oradaki günlük hayatlarını da sorunsuz sürdürebilmesi için çok ihtiyatlı davranmak ve hareket etmek zorunda kalıyorlar.

TÜRKİYE'YE GELEN UYGUR AİLE: "ÇİN BİZLERE SESSİZ VE GİZLİ SOYKIRIM UYGULUYOR"

Uygur Haber ve Araştırma Merkezi muhabirinin Doğu Türkistandan Türkiyeye gelen bir aile ile yaptığı görüşme, birçok şeyide açıkça ortaya koymakta.Muhabirin Doğu Türkistanlı aile ile yaptığı görüşme şöyle:

"Bir süre önce  bir dostumuzu bir Uygur Lokantasında hanımların de bulunduğu bir kaç kişi ile otururken,gördüm ve uzaktan selam verdim.Kendisi  yanıma geldi ve beni de yemeğe davet etti. Birlikte olduğu kişilerin Doğu Türkistan’dan yeni geldiklerini ve buraya yemekeğe getirdiğini söyöleyerek beni de davet etti.Ben teşekkür ettim ve dedim;”Sen bu Kardeşlerimizi ürkütmeden,korkutmadan yeni  uygulamalar ve meydana gelen olaylar hakkında ağızlarını ara ve bu bilgileri de bana iletirsen,haber yapalım.Bir hizmet olur.”ricasında bulundum. Bir kaç gün önce beni aradı ve bu ailenin bizzat benimle direkt tanışmak ve görüşmek istediğini  bilidirdi.

Bir akşamüzeri  kimsenin olmadığı ıssız bir  bir park’ta  görüşüp tanışmak ve  ayaküstü sohbet etme imkanımız oldu. Bana  aynen şunları anlattı,” biz bir İstanbul’a ziyarete amacı ile geldik.  İşgalcı Çin’in Ülkemizde  bize yaptıkları baskı, zulum,işkence ve soykırım uygulamaları  hakkında  bildiklerimizin bir bölümünü dahi olsa,buraya gelmişken birilerine anlatalım istedik.Sizin söylediklerinizi duyunca sizinle tanışmak ve İşgalcı Çin’in Uygur halkına ve bize yaptıkları baskı, zulum,işkence ve soykırımlarını anlatmak  istedik.Yalnız bunu bizim anlattığımızı kimse bilmesin.Bizim hayatımız kararı.Ancak, bizzat şahit olduklarımız ve bildiklerimizin bir bölümünü dahi olsa anlatmak, bizim için  insanı ve vicdanı bir borcumuzdur.Hiç olmazsa Çinlilerin yaptığını buraya gelmişken,hiç olmazsa biraz da olsa anlatalım istedik,dediler.  Bunları bunu bizlere anlatırken, bir yandan da  tedirgin ve çok endişeli idiler.Ben, kendilerine  teselli ve tatmin edici sözler söyledim ve konuşulanların  kesinlikle kendi aramızda kalacağını hakkında ayetler okuyarak  onlara güven vermeye çalıştım.Endişeli olmalarına rağmen,  anlatmaya da çok istekli idiler.Ben de kendilerine teşekkür ettim.Bir toprağın  bir topluma vatan olabilmesi için bu toprak uğurunda fedakarlık yapılmasını gerektiğini anlattım. Tibet’lilerden ve Filistin’llilerden örnekler verdim.

Bu Kardeşlerimizin anlattıklarını belgeler veya somut kanıtlar yoktu. Getirmeleri de mümkün değildi Ancak, bunları analatırlarken, ağlıyorlardı. Yüreklerinden fışkıran  kader,dert ve istıraplarını dışa vuran hıçkırıkları bu anlattıklarının en büyük delili idi.Sarasılarak hüngür hügür ağladılar ve içlerini de bize böylece boşaltmış oluyorlardı. Bu gözyaşları dert ıstırap ve elem dolu gözyaşları bence en büyük kanıttı. Bu anlatılanlara ve aşağıda yazdıklarımıza İnanmayan varsın, inanmasın. Ama ben  bu Kardeşlerimizin anlattıklarına yürekten inanıyorum."

DİNİ İÇERİKLİ MESAJA ÖMÜR BOYU HAPİS

"Bu arada aramızda geçen bir dialog’da onların bir ifadesi çok dikkatımı çekti.18 yaşındaki  Aksu’lu Ali Mahmut cep telefonundan arkadaşları ile  dini içerikli mesajlaştığı ve bin keresinde kendi aralarında toplantı yaptıkları için kendisi ömür boyu hapis cezasına 12 arkadaşı ise, 3,5- 15 yıl arasında çeşitli hapis cezalarına çarptırıldıklarını ve bunu de Özgür Asya radyosundan duyduğumu  anlattım. Hiç hayret etmediler ve aynın şöyle dedi ” Özgür Asya Radyosu bizim oralarda dinlenemez.Yasaktır.Dinleyenler  hapsedilirler. Ancak,bu anlattığınız olay,Doğu Türkistan’da her gün   karşılaştığımız olağan  olaylardır. Bu olay’da   hayret edilecek bir olağan üstülük de yoktur.”dediler.

İşgalcı Çin’in  Doğu Türkistan’da Müslüman Uygur Türklerine karşı uyguladığı insanlık dışı gizli soykırımlarını bize güven duyarak anlatan bu şerefli, cesur, haksever ve vatanseverve yürekleri dert,elem ve istırapla dolup taşan bu Kardeşlerimize teşekkür ederiz. Bize bu bilgileri aktaran Kardeşlerimizin  Can güvenliklerinin tehlikeye girmemesi için kimlikleri hakkında de ancak yazdıklarımız kadar bilgi verebiliyoruz.

 Gelen Ziyaretçiler En Önemli haber Kaynağı

İşgalcı Çin,Doğu Türkistan’da  bir mahallede olan bir olayı diğer bir mahalleye hatta aynı sokakta oturanların dahi bu konuda bilgi sahibi olmalarını önlemek için  aldıkları tedbirler ve yasaklar,  1930’lu yılları aksettiren Hitler Almanayasındaki uygulamaları yansıtan filimlerdeki sahneleri   çağırıştırıyor ve andırıyor.Hatta İşgalcı Çin’in uygulamaları  bazen Faşist Almanyasının Nazi yöntemlerini  de kat kat geçiyor.İnsanlar İşgalcı Çin yönetiminden çok korkuyorlar.Çünkü,Çin Komünist Yönetimi  insanı duygulardan yoksun,merhametsız ve  acımasız davranıyor  ve kendilerine karşı yapılan en küçük bir hatayı affetmiyor.İnsanların hayatını karartıyorlar.

Uygur Gençlerini tutuklayarak yok ediyorlar

Çinli işgalcilerin özellikle genç Uygurları sudan bahaneler,gerekçeler ve sebeplerle geceleri evlerinden alarak götürüyorlar.Aileleri sebep ve akibetelerini öğrenmek için gittiklerinde onları de “Terör Destekçisi” suçlaması ile hapsediyorlar.Tutuklanan gençlerin akıbetleri genellikle belli değil.Ya dirisi veya ölüsü hakkında hiç bilgi verilmiyor.Mahalle ve sokaklara çıktığınızda hiç genç insan göremiyorsunuz.Çünkü,hepsi hapiste veya öldürülmüşlerdir.

Kendisinin de 2 evladı bulunduğunu,birisinin yanında olduğunu,diğen oğlu’nun ise yok edilmesinden korktuğu için Merkezi Çin’e yolladığını ve o bölgesinin nüfusuna kayıtlı olduğunu ifade etti.Diğer bir yakınını ise,Türkiye’ye yanında getirdiğini ve yüksek tahsil yapması için burada bırakacağını de ifade etti.
Uygur Çocuklar İlaçlı  ve özel Süt içirilerek kısırlaştırılıyor

Son yıllarda İşgalcı Çin ilk Okul’dan itibaren Uygur çocuklarına  her gün  öğretmenlerin nezaretinde zorunlu olarak süt içiriyorlar. Ancak,bu süt Çinli Çocuklara hiçbir şekilde verilmiyor.Ana Okulundan itibaren karma öğretim yapılıyor.Uygur ve Çinli çocuklar birlikte öğrenim görüyor.NENGA adı verilen  bu süt sadece Uygur çocuklarına içiriliyor.Bu süt’ün ilaçlı olduğu ve Uygur çocuklarına bu  süt içirilmek suretiyle ve bu işlemi zamana yayarak kısırlaştırma amacı taşıdıklarını ifade ediyorlar. Doğu Türkistan’ın önemli bir şehrinde saygın bir meslek sahibi olan Sağlık sektöründe çalıştıklarını ifade eden bu Kişler,” Siz bun hiç inceleyip araştırmadığınız mı? ” yolundaki sorumuza,” Bu süt Çinli yöneticilerin nezaretinde ve sınıf öğretmenlerince çocuklara dağıtılıyor ve içmelerine de nezaret ediliyor.Bunu değil,incelemek analiz etmenin  düşünülmesi bile ağır bir  suçtur.”  İfadesini kullandı.

Yukarı Dön



Etiketler:

Henüz yorum bulunmamaktadır!

Yorum yap yorum

 

Kategoriye Ait Diğer Haberler



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat