Büyükler Ölüyor ama Küçükler Unutmuyor


Büyükler Ölüyor ama Küçükler Unutmuyor

A+ |Normal |A-

Son güncelleme: 25 Mayıs 2015 Pazartesi 09:55


“Büyükler ölür, küçükler de unutur” sözü Siyonist işgal rejimi Başbakanı Golda Meir’in 1948 yılında Filistinlilerin topraklarından sürülmesiyle ilgili söylediği bir sözdür.

Küre Medya / Haber Merkezi
“Büyükler ölür, küçükler de unutur” sözü Siyonist işgal rejimi Başbakanı Golda Meir’in 1948 yılında Filistinlilerin topraklarından sürülmesiyle ilgili söylediği bir sözdür. Siyonist lider bu sözleri söylemiş ama Batı Yaka ve başka yerlerde bulunan Filistinli mültecilerin lisanı hali bu sözün yarısının doğru, yarısının ise yanlış olduğunu gösteriyor. Büyükler ölüyor, ancak küçükler asla unutmuyor. Filistin’de meydana gelen Büyük Felaket'in üzerinden 67 yıl geçmesine rağmen, hayatta kalan yaşlı Filistinliler hâlâ yeni nesillere Nekbe’de gördüklerini anlatmakta, küçükler de bunu dinleye dinleye sürekli bilgilerini tazelemektedirler.

Günler, aylar ve yılların geçmesiyle Nekbe ismi unutulmuyor, aksine her gün yeniden gündeme geliyor ve Filistin halkının kendi toprağında ve dışarıda gördüğü baskı, zulüm, iltica, sürgün ve gurbetin üst başlığı haline geliyor.

Katliam ve tehcir

Siyasi Bilimler Profesörü Abdüssettar Kasım Nekbe (Büyük Felaket) hakkında konuşurken şöyle diyor:

“Bizzat mültecilerin anlattığına göre Nekbe'de yaşanan acı olaylar, Siyonist çeteler ve örgütler tarafından hemen hemen bütün Filistin topraklarında meydana gelmiştir. Bu süreçte onlarca katliam, insanlık dışı zulüm, gasp, talan yaşanmıştır. Filistinlilere karşı işlenen bu insanlık dışı zulümler sonucunda 500’den fazla Filistin köyü yıkılmış, büyük şehirler Siyonist şehirlere dönüştürülmüştür. En-Nakab’da yaşayan bedevi kabilelerin çoğu buradan zorla çıkarılmış, Filistin kimliği yok edilmek istenmiş, coğrafi isimler silinmiş ve İbrani isimlerle değiştirilmiştir.”

Belata Mülteci Kampı'ndan Filistinli mülteci Fatime Aziz 12 yaşındaki oğluna Siyonist çetelerin Yafa’da yaptıkları katliamları nasıl işledikleri ve kendi yaşadıklarını bir bir anlatıyor. Fatime, Siyonist çetelerin zulüm ve katliamları neticesinde bir çok ailenin ölüm korkusuyla portakal ve nar bahçeleriyle dede yadigârı evlerini, bağ ve bostanlarını nasıl terk etmek zorunda kaldıklarını anlatıyor.

Zaman aşımına uğramayan bir hak

Fatime, dönüş hakkından bahsederken şöyle diyor:

“Bu kutsal bir haktır ve asla zamanın geçmesiyle de düşmez. 1948 yılında ve daha sonraki yıllarda yurdundan edilenlerin, yurdunu terk etmek zorunda bırakılanların doğal bir hakkıdır bu. Bunlar 1948 veya başka bir tarihte terk etmek durumunda kaldıkları yurtlarına dönme hakkına sahiptirler. Kadın, erkek her Filistinli için geçerlidir bu. Aynı şekilde başka yerlerde bulunanların ve vefat edenlerin arkada bıraktıkları çocuklarının hakkıdır.”

Ramallah yakınlarındaki Kalandiya Mülteci Kampı'ndan olan Filistinli mülteci Mustafa Halil Nekbe’nin dönüş hakkıyla irtibatlı olduğunu belirterek, bu hakkın eskiden beri Filistin’de bulunan bu halkın tarihi varlıklarıyla da ilgili olduğunu söyledi ve kanaatlerini şöyle paylaştı:

“Siyonist çeteler El-Abbasiye köyünde bize saldırdılar. Köy ahalisinin kimi şehit olurken, kimi de göç etmek durumunda kaldı. Annelerimizden ocağı söndürmeye fırsat bulamadan tenceresini ateşin üzerinde bırakıp gidenler olduğu gibi, savaşın yakında biteceğini ve kısa süre içinde köyüne geri döneceğini düşünerek ziynetlerini geride bırakanlar da oldu. Ancak onların düşündükleri gibi olmadı. 67 yıl geçti. Bu felaketin ne zaman biteceğini de bilemiyoruz.”

Asla unutmayacağız

Lübnanlı tarihçi Konstantin Zureyk’a göre, 1948 yılındaki olayları anlatırken ilk kez Nekbe (Büyük Felaket) ismini kullanan kendisidir. Ağustos 1948 yılında yazdığı yazılarda konuya değinen Konstantin Nekbe’nin anlamını da şöyle açıklıyor:

“Nekbe, Filistinlilerin tehcir edilmeleri, siyasi, ekonomik ve medeniyet olarak kendilerine ait olanların çoğunun 1948 yılında yerle bir edilmesine verdikleri isimdir. Bu yıl, Filistin halkının evinden ve toprağından zorla çıkarıldığı yıldır. Bu yıl, vatanını Siyonist İsrail devletinin kurulması çıkarına vatanını kaybettiği yıldır.”

Tulkerem’deki Nur Şems Mülteci Kampı sakinlerinden Amir Nasır ise yaptığı değerlendirmede, babasının vefat etmeden önce vasiyet ettiği Telu'r-Rabi’ (Tel Aviv)’deki portakal bahçesini asla unutmayacağını söylüyor.

Filistin’deki istatistiki bilgiler, raporlar ve rakamlar 1948 yılı çatışmalarıyla savaşların 714 binden fazla Filistinlinin evinden göç etmesine neden olduğunu gösteriyor. Bu savaşlar Filistinlilerin içerde kurulan mülteci kamplarıyla, dışarıda kurulan kamplara dağılmalarına neden oldu. Bunlardan bir kısmı Filistin içinde başka yerlere göç ederken, bazıları Ürdün, Lübnan, Suriye ve Mısır gibi ülkelere göç etti.

Nekbe’yi hazırlayan 1947 yılında Birleşmiş Milletler'in Filistin topraklarının biri Yahudi biri Filistin olmak üzere iki devlete ayrılmasıyla ilgili aldığı tavsiye kararıdır. Siyonistler kararı memnuniyetle karşılarken Filistinliler hayal kırıklığı yaşadılar.

Yukarı Dön



Etiketler:

Henüz yorum bulunmamaktadır!

Yorum yapyorum

 

Kategoriye Ait Diğer Haberler



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat